«AFRİN HAREKÂTI»NA TARİH

ŞAİR : TÂLÎ (Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI) Küffâr ile dostluk yolu, ikbâl mi? Serâb! Bak şanlı, kadîm Endülüs’ün hâli harâb! “Birlik olarak tam sarılın Hak ipine! Ayrılmayın aslā!”* dedi Sünnet ve Kitab!.. Toprak kaparım zannederek makber açar, Bağrında ne âsîleri saklar şu türâb!.. Va‘din ne, şu tırlarla silâh karşılığı? İslâm kanı dökmek kime işret ve şarab? Ey kâfire dost, dostuna kör, […]

Continue reading »

DÜNDEN BUGÜNE HAÇLI

YAZAR : Mücahid BULUT mucahidbulut@yandex.com Sene 2001… ABD Başkanı George W. Bush, 11 Eylül saldırılarına ülkesinin vereceği karşılığı; «Crusade» Haçlı Seferi olarak adlandırdı. Afganistan gibi stratejik ve Irak gibi petrol zengini devletlerin işgaliyle neticelenecek bu hareketin, «Haçlı Seferi» olarak ifade edilmesi; çeşitli çevrelerden büyük tepki toplamıştı. Kimileri terörizmle mücadelenin dîni olmaz derken, kimileri Haçlı seferleri gibi «tamamen dînî(!)» sebeplerle çıkılan […]

Continue reading »

MEDENİYETLERİN TEŞEKKÜLÜNDEKİ ÂMİLLER

YAZAR : Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com Medeniyetlerin doğuş ve yükselişinde, insanların gayret ve çabası elbette inkâr edilemez. Ancak bir medeniyetin doğuşunda, insanların gayretlerinden daha mühim bir âmil daha vardır. O da dînî, siyâsî, içtimâî, iktisâdî vb. şartlardır. Bunlar tarihin bir safhasında, birbiriyle işbirliği etmişçesine tesânüd içinde öyle âhenkli akmaya başlar ki; kendilerince bir çaba ve gayret göstermekte olan fertleri […]

Continue reading »

«YARA»DAN «YÂR»E

YAZAR : Ali Rıza KAŞIKCI ali_rz_@hotmail.com Yâren! Yok mu senin de bir yâren? Şayet yoksa bir yaran, nasıl tanıyacaksın beni? Ben nasıl seçeceğim seni binlerce sûret içinden? Sağ omzunda bir karanfil büyüklüğünde yaran yoksa ben nasıl tanıyacağım seni? Ben yarasından tanırım dostlarımı yâren. Onun için çıktım ben bu yola. Yaran yoksa merhem olamam sana. Ya da sendeki yaradan merhem yapamam […]

Continue reading »

Şanlı Mâzimizden Seçme Nükteler – SIRLI MÜJDELER…

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Ebûbekir Muhammed bin Ali Muhyiddîn İbnü’l-Arabî, 7 Ağustos 1165’te Endülüs’te (İspanya) doğdu. Asil bir aileye mensuptu. İbnü’l-Arabî, ilk eğitimini ve dînî bilgileri burada almaya başladı. Sekiz yaşında ailesiyle birlikte İşbîliyye’ye (Sevilla) geldi. Burada tahsiline devam eden İbnü’l-Arabî, İbnü’l-Erisî isminde bir mutasavvıf gençle tanışarak arkadaş oldu. İbnü’l-Arabî; fıkıh, hadis, tefsir, kıraat gibi dînî ilimleri ve […]

Continue reading »

Tarihimize Şan Katan MUHABBET ÖLÇÜSÜ

YAZAR : M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Bedir’de 313 kişilik sahâbe ordusu, 1000 kişilik müşrik ordusuyla karşı karşıya gelmişti. Zâhiren müşrikler güçlü görünüyordu. Fakat asıl güçlü olan taraf, İslâm ordusuydu. Çünkü onların muhabbeti, îmanlarının ve kahramanlıklarının harcı olmuştu. Destânî bir bağlılıkla Hazret-i Peygamber’e şöyle dediler: Biz eyledik sana îman ki, yâ Rasûlâllah, Getirdiğin yüce Kur’ân’a hak dedik billâh! Kabul buyur […]

Continue reading »

İftihar Tablosu

ŞAİR : GÜNBEYLİ (Mahmut TOPBAŞLI)mahtopbasli@hotmail.com Mâzîye baktıkça göğsüm kabarır, İftihar tablosu ceddimiz bizim. Duygularım yıldızlara dek varır, İftihar tablosu ceddimiz bizim. Zalime kalkık kaş, mazluma yoldaş, Üçler yedilerle candan arkadaş, Hak yolunda nefse karşı bir savaş, İftihar tablosu ceddimiz bizim. Bedr’in aslanları bir nişan vermiş, «Kavm-i Necîb» diye üstün şan vermiş, Nizam-ı âleme onlar can vermiş, İftihar tablosu ceddimiz bizim. […]

Continue reading »

Şânlı Mazimizden Seçme Nükteler
NE NİYETLE GELİRSEN

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Emir Buhârî 1368 yılında Buhara’da doğdu. Asıl adı Şemseddin Muhammed’dir. Seyyid olduğu için «Emir» diye anıldı. Babası Seyyid Ali, Buhara’nın tanınmış mutasavvıflarındandı. On yedi yaşlarında iken babası vefat edince bir süre çömlekçilik yaptıktan sonra tanınmış mutasavvıflarla hacca gitmek üzere Buhara’dan ayrıldı. Birkaç yıl Medine’de kaldıktan sonra Bağdat’a oradan da Karaman, Niğde, Kütahya ve İnegöl […]

Continue reading »

Millî Birliğimizin Zirve Bir Timsâli:
ÇANAKKALE HARBİ

YAZAR : B. Cahit ÖZDEMİR bcahit@hotmail.com Oğuz Han Destanı’nda, birlik ve beraberliğin önemine dair şöyle bir örnek yer alır: “Oğuz Han, vefatına yakın altı oğlunu başına toplar. Onlardan aldığı bir ve iki oku eliyle, üç oku da dizinde kırar. Her birinden aldığı altı okun ise kırılamayacağını onlara göstererek; «Bundan ders alın; birbirinize destek olun.»” der. Yine devletin bekāsı için, Orhun […]

Continue reading »