KUR’ÂNÎ TÂLİMATLAR -22- İSLÂM’DA GÜZEL AHLÂK

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi SEVİLENLE BERABERLİK Rebîa bin Kâ‘b (Ebû Firâs) -radıyallâhu anh- adlı bir sahâbî anlatır: “Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yakınında geceler, ona abdest suyunu getirir ve diğer ihtiyaçlarını görürdüm. Bir gün Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bana; «–İste! (Vereyim.)» buyurdu. Ben de; «–Cennette Sen’inle beraber olmayı isterim.» dedim. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; «–Başka […]

Continue reading »

ÜMMET DERDİ

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi BİR HAMDELENİN PİŞMANLIĞI! Hak dostlarından Seriyy-i Sakatî -rahmetullâhi aleyh-, dersinde talebelerine şu hadîs-i şerîfi îzâh etmekteydi: “Mü’minlerin dertleriyle dertlenmeyen, onlardan (mü’minlerden) değildir.” (Hâkim, Müstedrek, IV, 352; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 87) O esnada bir talebesi heyecanla içeri girdi ve; “–Üstâdım! Bağdat çarşısı yandı, kül oldu. Yalnız sizin dükkân kurtuldu. Gözünüz aydın!” dedi. Seriyy-i Sakatî sevinç içinde […]

Continue reading »

KUR’ÂNÎ TÂLİMATLAR -21- İSLÂM’DA İHLÂS ve SAMİMİYET

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi İHLÂSIN MÜKÂFÂTI Horasan sultanı ve kahramanlarından Amr bin Leys öldükten sonra, sâlih bir zât onu rüyada gördü ve aralarında şu konuşma geçti: “–Allah sana ne muâmelede bulundu?” “–Allah beni affetti.” “–Allah seni ne sebeple affetti? Hayatında nasıl bir amel işledin ki affa mazhar oldun?” Bunun üzerine Amr bin Leys şöyle cevap verdi: “–Günlerden bir gün […]

Continue reading »

HAKKI TEVZÎ ve TAVSİYE

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi KEFÎLİN HAK OLURSA! Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh- naklediyor: Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şu kıssayı anlattı: “İsrâiloğulları’ndan bir kimse, arkadaşından bin dinar borç talep etti. O ise; «–Bana şâhitlerini getir, onların huzûrunda vereyim, şâhit olsunlar!» dedi. Borç isteyen kişi; «–(Fânîlerden şâhidim yok.) Şâhit olarak Allah yeter!» dedi. Borç verecek olan kimse de; «–Öyleyse buna kefil […]

Continue reading »

HAKK’A DOST, DÜŞMANINA DÜŞMAN…

Sami GÖKSÜN Ecdâdımız; «Kişi refîkından azar.» derdi. Yani; sevdiğin, muhabbet ettiğin, yanında durup râzı olduğun, rengine boyandığın insanların kimler olduğuna dikkat etmemiz gerektiğini belirtiyor ecdat. Bir insan; firavun ile yola revân olursa, onun âkıbeti Kızıldeniz’de boğulmak olur. Ebû Cehil ile yola çıkan birisi, hakikat güneşine gözlerini kapar da göremez olur. Nefsine tâbî olan zâlim ve câhillerle beraberlik; insanı, hüsrâna sürükler. […]

Continue reading »

BORÇ MESELESİ

Dr. Ahmet Hamdi YILDIRIM İnsanlar arasında borç alışverişi ve ödemesinde yaşanan birtakım problemler sıkça soruluyor. Kulaktan dolma bilgiler sebebiyle yanlış anlamalar ve yanlış uygulamalarla karşılaşıyoruz. Bu yüzden de borç meselesini enine boyuna ele alalım istiyoruz: İKİ TÜRLÜ Evvelâ borç iki türlü olur: Birincisi: Karz-ı hasen dediğimiz, ihtiyaç sahibine yardım kabîlinden verilen borçtur. Yani arada herhangi bir ticârî münasebet olmadığı hâlde; […]

Continue reading »

HÂLDEN HÂLE GEÇEN KALP

Doç. Dr. Mustafa CANLI canli20@hotmail.com BİR HADİS: عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَش۪يرٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ : « أَلَا وَإِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ، وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ، أَلَا وَهِيَ الْقَلْبُ » Nûmân bin Beşîr -radıyallâhu anhümâ-’dan rivâyet edildiğine göre Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve […]

Continue reading »

RASÛLULLAH -SALLÂLLÂHU ALEYHİ VE SELLEM-’İN HİCRETİ -1-

Âdem SARAÇ vardisarac@yahoo.com.tr Bütün tedbirleri alarak belli aralıklarla müslümanların tamamına yakını Medine’ye hicret etti. Habeşistan’da bulunan müslümanlara da haber verilmişti. Yıllardır gurbette muhâcir olarak kalan bu sahâbîlerin hiçbiri, önce Mekke’ye gelip gerekli bazı eşyalarını olsun alarak Medine’ye gidememişlerdi. Oradakilerin çoğu Habeş ülkesinden direkt Medine’ye hicret etmek zorunda kalmışlardı. Mekke’den Medine’ye yapılan bu büyük hicret ile Mekke müşrikleri yeni bir telâşa […]

Continue reading »

Mü’minlerin Annesi ZEYNEB BİNT-İ CAHŞ BİN RİÂB EL-ESEDİYYE -radıyallâhu anhâ-

Nüseybe AKSOY Zeyneb bint-i Cahş Vâlidemiz, hicretten yirmi sene önce Mekke’de doğdu. Asıl adı Berre idi. Allah Rasûlü, adını Zeyneb olarak değiştirdi. Babası Benî Es‘ad kabîlesinden Bürre’dir. Zeyneb bint-i Cahş Vâlidemiz anne tarafından Allah Rasûlü ile akrabadır. Annesi, Allah Rasûlü’nün öz halası Ümeyye bint-i Abdülmuttalib’dir. Sahâbeden Abdullah İbn-i Cahş -radıyallâhu anh-’ın kız kardeşidir. ALLAH RASÛLÜ’NÜN EVLÂTLIĞI ZEYD BİN HÂRİSE -radıyallâhu […]

Continue reading »

Nifak nümûnesi: MESCİD-İ DIRÂR

Z. Özlem ABAY o.abay@hotmail.com Sözlükte; «(tarla faresi) yuvasına girmek; (bir kimse) olduğundan başka türlü görünmek» anlamındaki «nifak» masdarından türemiş bir sıfat olan «münafık» kelimesi; «İnanmadığı hâlde kendisini mü’min gösteren kimse» demektir. (TDV) Tehlike ânında kolayca kaçabilmek için yuvasına birden fazla çıkış kapısı yapan fareler gibi münafıklar da, menfaatleri tehlikeye girdiğinde dînin bir kapısından girip diğer kapısından çıkmaktadır. Müslümanların başarısını ve […]

Continue reading »
1 2 3 121