KUR’ÂNÎ TÂLİMATLAR -11- İSLÂM’DA PEYGAMBERİMİZ’E İTTİBÂ

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi SÜNNET-İ SENİYYE, DÎNİN TEMELİDİR! Hazret-i Ömer ve Hazret-i Osman devirlerinde Basra halkının irşâdı için bu şehirde bulunan İmrân bin Husayn -radıyallâhu anh- bir mecliste Peygamber Efendimiz’in sünnetinden bahsediyordu. Orada bulunanlardan biri ona künyesiyle hitâb ederek şöyle dedi: “–Ey Ebâ Nüceyd! Siz bize hadisler rivâyet ediyorsunuz, biz onlar için Kur’ân’da asıl bulamıyoruz.” İmrân Hazretleri celâllenerek, ona […]

HÂLE RIZÂ

Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi EBU’L-VEFÂ HAZRETLERİ’NİN İRŞÂDI Fatih Sultan Mehmed Han, zamanındaki velî zâtları ziyaret etmekle büyük bir huzur bulurdu. Onların feyz ve rûhâniyetinden istifâde etmek isterdi. Bir gün, zamanın evliyâsından Şeyh Ebu’l-Vefâ Hazretleri’ni ziyaret etmek istedi. Erkânı ile birlikte tekkenin kapısına kadar gitti. Lâkin herkese açık olan kapı, maalesef kendisine kapatılmıştı. Sultan; bu reddin sebebini anlayamamış, mahzun olmuştu. İçeride […]

DUÂYA DAVET

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi Ey bayrak! Seni bayrak yapan uğrunda kurban olan şehâdet kanlarımızdır. Ey toprak! Seni vatan yapan ruh; dînimizdir, bayrağımızdır, ezanlarımızdır, ırzımızdır ve Allah için sana fedâ ettiğimiz canlarımızdır. Asırlarca İslâm âleminin bayraktarlığını yapmış şanlı bir ecdâdın mîrasçısıyız. Haçlı hücumlarını dâimâ mağlûp eden ve Avrupa’nın ortalarına kadar kovalayan, üç kıtada ve yedi denizde bütün müslümanların can ve […]

KUR’ÂNÎ TÂLİMATLAR -10- İSLÂM’DA KARDEŞLİK

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi “Mü’minler, ancak kardeştirler…” (el-Hucurât, 10) “Kendileri de muhtaç oldukları hâlde; yiyeceklerini, sırf Allâh’ın rızâsına nâil olabilmek için fakire, yetime ve esire ikrâm ederler ve (şöyle derler): «–Biz size bunu sırf Allah rızâsı için ikrâm ediyoruz. Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. (Bize karşı bir minnet altında kalmayın! Bizim böyle yapmaktaki bütün gerekçemiz […]

ARI DURU BİR TASAVVUF

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi Âhirzamanda, isimler ve müsemmâlar arasındaki âhenk bozuldu. Bu sebeple sormalı ve tahkik etmeli: GERÇEK TASAVVUF HANGİSİ? Arı duru, tertemiz, gerçek ve faydalı tasavvuf nedir? Diğer taraftan tasavvuf adı altında sergilenen ve taliplerini güya kendinden geçirse de, aslında İslâm’ın rûhundan uzak hâl ve hareketlere, tasavvuf veya tarîkat denilmesi doğru mudur? Elbette ki değildir. Tasavvuf, Rasûlullah Efendimiz’in […]

Hayra Anahtar Bir Şahsiyet HACI SELİM EFENDİ’NİN ARDINDAN…

Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi 1990’lı yıllar… Komünist Sovyet hegemonyasının iflâsından sonra, kardeş Azerbaycan istiklâline yeni kavuşmuştu. Kışın ortasında bağrı yanık bir insan geldi ve; “–İmdat, imdat!” diye feryâd etti. Diyordu ki: “–Biz öyle bir hâle geldik ki, babamızın mezarında bir Fâtiha okusak, bize; «Gel buraya! Ne yapıyorsun?!.» derler. Biz böyle bir cehâletin içinde kaldık. Bize dînimizi unutturdular, ne olur gelin […]

GÜVENİLEN İNSAN OLMAK

Sami GÖKSÜN Bir müslümanın en bariz özelliği, doğruluk ve dürüstlüktür. Peygamber Efendimiz’in hayatı incelendiği zaman, bu hususun ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. Peygamberlerde bulunması gerekli özelliklerden biri de «sıdk» doğruluk ve dürüstlüktür. Bu sıfat, peygamberlerin doğru sözlü ve dürüst olduklarını ifade eder. Çünkü peygamberler, Allah ile insanlar arasında elçilik yapan kimselerdir. Böyle olan kimseler, dürüst ve doğru sözlü olmak zorundadırlar. […]

Mübârek Bir Gün/Zaman Dilimi: CUMA GÜNÜ

Doç. Dr. Mustafa CANLI canli20@hotmail.com BİR HADİS: عَنْ أَب۪ى هُرَيْرَةَ أَنَّ النَّبِىَّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ : «خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ ف۪يهِ خُلِقَ آدَمُ ، وَف۪يهِ أُدْخِلَ الْجَنَّةَ ، وَف۪يهِ أُخْرِجَ مِنْهَا ، وَلاَ تَقُومُ السَّاعَةُ إِلاَّ ف۪ى يَوْمِ الْجُمُعَةِ» Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh-’tan rivâyet edildiğine göre Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur: […]

FAALİYET RAPORLARI

Âdem SARAÇ vardisarac@yahoo.com.tr Medine faaliyetleri Hazret-i Mus‘ab bin Umeyr’in oraya gidişi ile başlamıştı. Aynı şekilde müesseseleşme de, Dâru Es‘ad ile başlamıştı. Daha sonra Hazret-i Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evi Dâru Zeyd; Hazret-i Enes bin Mâlik’in evi Dâru Enes’ti. Diğer bazı evler de Dâru’l-İslâm ya da Dâru’l-Kur’ân şeklinde isimlendirilmişti. Bu şekilde çok çeşitli yerlerde çalışmalar yürütülüyordu. Şimdi de bunlara […]

KUR’ÂNÎ TÂLİMATLAR -9- İSLÂM’DA TEVÂZU ve HİÇLİK

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi İKİ TÜRLÜ «ENE / أنا» Ârif gönüllerden Hallâc-ı Mansur, mânevî sekr ve cezbe hâlinde; «Ene’l-Hak» demiş ve bu sebeple idam edilmişti. Kendisini mânâ âleminde seyredenlerden nakledildiğine göre; onu darağacında astıkları vakit İblis yanına gelmiş ve sormuş: “–Sen de; «Ene» dedin, ben de; «Ene» dedim. Nasıl oluyor da bu sözden dolayı, senin üzerine rahmet, benim üzerime […]

1 2 3 113