Şanlı Mâzîmizden Seçme Nükteler – Sahteyi Yüze Vurmadı

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Horasan sûfîlerinden Hâtim el-Esam -kuddîse sirruhû-, Belh’te doğdu. «Esam: Sağır» lakabını kendisiyle konuşurken istemeden uygunsuz bir ses çıkaran bir kadını mahcup etmemek için; “Duymuyorum, biraz yüksek sesle konuş!” diyerek sağır taklidi yaptıktan sonra aldığı rivâyet edilir. O kadın vefat ettikten sonra; “Artık kulaklarım işitiyor, benimle konuşurken bağırmanıza gerek yok!” dediği de rivâyetler arasındadır. Horasan’da […]

Aradığımı Buldum!

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR Hanbelî Mezhebi’nin kurucusu Ahmed bin Hanbel -rahmetullâhi aleyh-, 781’de Bağdat’ta doğdu. Yetim kalınca onu; annesi büyüttü, yetiştirdi, hâfız yaptı. Daha sonra Ahmed bin Hanbel, devrin hocalarından İslâmî ilimleri tahsil etti. Ciddiyeti, takvâsı, sabrı, metânet ve tahammülü ile akranı arasında daima öne çıktı. Basra, Kûfe, Mekke-i Mükerreme, Medîne-i Münevvere, Şam ve el-Cezîre’ye giderek hadis ilmini öğrendi. […]

HAK YOL İSLÂM’DIR!

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Hıristiyanlığa reddiye yazan ilahiyatçı mühtedî David Benjamin Keldânî, 1866’da İran/Urmiye’de doğdu. 1895’te Süryânî rahibi oldu. 1904’te İstanbul’a geldi. Şeyhülislâm Cemâleddin Efendi ve II. Abdülhamid Han’la görüştü. Daha sonra kelime-i şahâdet getirerek müslüman oldu ve «Abdülehad Dâvûd» adını aldı. Padişah tarafından Dâru’ş-Şafaka ve Dâru’l-Fünûn’da muallimliğe tayin edildi. Bilinen en meşhur kitabı İncil ve Salîbdir.* İstanbul’da […]

AZRÂİL’İN İŞARETİ

Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Mezheb imamımız Ebû Hanîfe Nu‘mân bin Sâbit Hazretleri, 699 yılında Kûfe’de doğdu. Hanefî Mezhebi’nin kurucusudur. «Ebû Hanîfe» veya «İmâm-ı Âzam» olarak bilinir. Onun öncülüğünde başlayan Irak fıkıh ekolü, imamın bu künyesine nisbetle «Hanefî Mezhebi» adını aldı. İçtihadları; hocası Hammâd, onun hocası Alkāme silsilesiyle, Hazret-i Ömer, Hazret-i Ali, Abdullah bin Mes‘ûd ve Abdullah bin Abbas -radıyallâhu anhüm-’den […]

SIFIRDAN BAŞLAMALI!..

YAZAR : Ömer Sami HIDIR samihidir@gmail.com Geçtiğimiz aylarda bilim nâmına önemli gelişmelere şahit olduk. ABD merkezli bir firma, Mars’a spor bir araba gönderdi. Üstelik fırlatma işleminde kullandığı roketlerden ikisini tekrar kullanmak üzere dünyaya geri indirdi. Araba Merih’i ıskalayacakmış ama yine de bilim nâmına büyük bir başarı… Lâkin bu hâdise her zaman olduğu gibi bizim ülkemizde farklı bir şekilde yankı buldu!.. […]

NE ÇABA GÖSTERDİN?

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Fudayl bin İyâz -kuddîse sirruhû-, 725’te Horasan’da doğdu. Fudayl, gençliğinde bir çete reisiydi. Âşık olduğu câriyenin evine girmek için duvara tırmandığı esnada içeride; “Îmân edenlerin Allâh’ı zikretme ve O’ndan inen Kur’ân sebebiyle kalplerinin ürperme zamanı hâlâ gelmedi mi?” (el-Hadîd, 16) meâlindeki âyet okunuyordu. Bunu duyunca çok tesirinde kaldı ve; “Evet yâ Rabbî, o an […]

UMAR MIYDIN?

YAZAR : Ömer Sami HIDIR   Bezm-i Âlem Vâlide Sultan Camii’nin 1948-1960 arasında Deniz Müzesi olarak işgal edildiğini biliyor muydunuz? Mâzîdeki Tahribattan Bir Manzara: Görünmez âşinâ bir çehre olsun rehgüzârında; Ne gurbettir çöken İslâm’a İslâm’ın diyârında? Umar mıydın ki: Mâbedler, ibâdetler yetîm olsun? Ezanlar arkasından ağlasın bir nesl-i me’yûsun? Umar mıydın: Cemâ‘at bekleyip durdukça minberler, Dikilmiş dört direk görsün, serilmiş […]

AZMEDECEĞİM!

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Nakşibendiyye tarîkatının kurucusu Bahâüddîn Muhammed Buhârî -rahmetullâhi aleyh-, 1318’de Buhara’nın Kasr-ı Hinduvân köyünde doğdu. Türkiye’de Şâh-ı Nakşibend unvânıyla tanınır. Maddî olarak Emîr Külâl’den, mânevî olarak ise Muhammed Baba Semmasî’den feyz aldı. Müridlik devresini tamamladıktan sonra; Kasr-ı Hinduvân’a dönerek halkı irşâd etmeye, mürid yetiştirmeye başladı. Bahâüddîn Şâh-ı Nakşibend, 1 Mart 1389’da vefat etti. Kabri, Kasr-ı […]

NE KADAR LÂZIMSA GÖNDERELİM

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Nakşibendî şeyhi Ubeydullah Ahrâr -kuddîse sirruhû-, 1404’te Taşkent’te doğdu. Nakşibendî geleneğinde «Hâce-i Ahrâr» diye tanınır. Çocukluğunda hem mektebe devam etti hem de ziraatla uğraşan babasına yardım etti. Yirmi iki yaşında ilim tahsil etmek için Semerkant’a gitti. 1431’de Nakşibendî şeyhi Yâkûb-i Çerhî -kuddîse sirruhû-’ya intisâb etti ve şeyhinden hilâfet alarak Herat’a döndü. “Tasavvuf, herkesin yükünü […]

II. ABDÜLHAMİD HÂN’IN YETİMİ KUDÜS

YAZAR : Mücahid BULUT mucahidbulut@yandex.com Hazret-i Ömer devrinde Bizans’a ait birçok şehir fethedilmiş; Suriye, Yermük zaferiyle Bizans’ın elinden alınmış ve sıra Filistin’in bütünüyle fethine gelmişti. Kudüs’ü kuşatan İslâm orduları başkumandanı Ebû Ubeyde bin Cerrâh -radıyallâhu anh-’tan aman dileyen hıristiyanlar, İslâm Devleti’nin Suriye şehirleriyle yaptıkları anlaşmalara benzer bir sulh anlaşmasının kendileriyle de yapılmasını istiyordu. Kudüs halkı, şehri bizzat Halîfe’ye teslim etmek […]

1 2 3 29