İbâdetlerimiz ve Amel-i Sâlihlerimizle ÎMANDAN İRFÂNA…

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com   Ey beşer, sonsuza bak, kurtuluş îmân iledir, Candan Allah dediren mertebe, irfân iledir.   Sen bu irfâna yücel; onda fikir, onda zikir, Bir ömür sâlih amel, çokça ibâdet gerekir.   Görünür en karışık sır, bu basîretle sana, İki dünyâyı çözersin, gidişat hangi yana! (Seyrî)   Hayatı dolduran nice problemler, sayısız çalkantılar; «Ne oldu, ne oluyor, ne olacak?» gibi […]

Okumaya Devam Edin...;

CENÂB-I HAK İLE DOSTLUK

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com İnsan hayatı.   Yığın yığın dostlarla dolu bir hayat.    Başka türlü yaşamak zaten mümkün olmaz.   Ancak;   Kim dost, kim düşman?   Bunu çözmek, mümkün olmasına rağmen imkânsız gibi müşkil.    Çünkü,   Nice dostluklar var:   Sadece aklı kendisine bend ediyor. Onu hârikalık vaatleriyle köreltiyor. Vazgeçilmez mantıklar üzerinde aklın elini-kolunu bağlıyor. Bunu da […]

Okumaya Devam Edin...;

Fazîlet Hâtıraları CİHANI AYDINLATAN NUR

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com   Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh- anlatıyor:   “Kendisinden başka ilâh bulunmayan Allâh’a yemin ederim ki; ben bazen açlıktan karnımı yere dayar, bazen de mideme taş bağlardım. Bir gün sahâbîlerin geçtikleri yol üzerine oturmuştum. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- benim yanımdan geçti ve beni görünce gülümsedi. Kalbimden geçeni yüzümden anladı ve;   –Ebû Hüreyre, dedi.   Ben;   –Buyurunuz, yâ Rasûlâllah, dedim.  […]

Okumaya Devam Edin...;

O’NUN İZİNDE OLABİLMEK!

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Her medeniyet kendi insan tipini inşâ eder. Gerçek fazîletler medeniyeti: O’NUN İZİNDE OLABİLMEK!   Ebediyyen sevecek cân O’nu, cânân olarak, Şart-ı peymân olarak, hüccet-i îmân olarak.   Âşık olan can, O’nu;   •Yegâne cânân olarak,   •Yemin şartı olarak ve   •Îmânın delili olarak ebediyyen sevecektir.   O -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;   Yaratılmışlar arasında seyyid-i beşer. […]

Okumaya Devam Edin...;

KUR’ÂN EDEP TÂLİMİDİR…

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Her dem insanoğlu için elzem olan edep gerçeği, içinde bulunduğumuz teknik çağda gittikçe ehemmiyetini yitirirken ulu orta hortlayan bir modern câhiliyye sebebiyle daha mühim bir hâle gelmiştir. Edebe olan ihtiyaç, artık bütün devirlerden daha fazla.    Dün;   Câhiliyyet devrini saâdet asrına dönüştüren İslâm, bu büyük muvaffakıyeti, hiç şüphesiz ki yüce bir ahlâk ve mükemmel bir edep dairesi içinde gerçekleştirmişti.  […]

Okumaya Devam Edin...;

DİN, VATAN, BAYRAK İÇİN…

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com   Bu başlık;   Kimileri için alışıldık bir hamâset gelebilir.   Ancak şöyle soralım:   Eğer bir kişi veya millet;   -Dinsiz,   -Vatansız,   -Bayraksız kalırsa,    Onun elinde insâniyeti açısından ne kalır?   Koca bir hiç!   Yalnız gerçekleri değil hayalleri itibarıyla da koca bir hiç!   Elbette;   Böylesinin elinde hiçbir şey kalmaz, sadece […]

Okumaya Devam Edin...;

GERÇEK TAHSİL NEDİR?

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Hayat; İnsanoğlunun hayal ve zihninde tasarladıklarına göre karşılaştığı bir macera ve oyun değil, bilâkis ilâhî programın müfredâtına göre sadece hakikatlerle karşılaştığı bir imtihan sahasıdır. Bu gerçek; İnsanı, her gün bir başka çileyle de karşılaştırır. Sayısız hastalıklarla da karşılaştırır. Dermanı olan veya olmayan nice dertlerle de karşılaştırır. Türlü mazhariyetlerle de her çeşit engellerle de karşılaştırır. En […]

Okumaya Devam Edin...;

Sulhü Olmayan Bir Cenk NEFİS TERBİYESİ

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com İnsanın yaratılışı sayısız hikmetlerle dolu. Hepsi birbirinden derin, mânâlı, yerli yerince ve ebediyete ışık tutan hakikatler. Temelde; Allâh’a kulluk gayesi var. O’nu idrâk ederek, irfân üzere bilerek, kudret ve azametini kavrayarak bir kulluk. Mârifetullah ve muhabbetullah içinde bir kulluk. İşte bu; Buna engel gibi görünen aslında daha kuvvetlendirici ve kıymetlendirici olan muhtelif imtihanlara bağlı. Çünkü […]

Okumaya Devam Edin...;

RÛHÂNÎ BİR RAMAZAN

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Üç ayların başından itibaren duâmız şu oldu: –Yâ Rabbî, bizi Ramazân’a ulaştır! Maksat; Hem ona kavuşmak aşkıydı, hem gönüllerimizi Ramazân’a güzelce hazırlamak şuuruydu, hem de her bakımdan onun rûhâniyetine bürünmekti. Çünkü Ramazân-ı şerîfin rûhâniyeti; Özde oruç vesilesiyle içimizi-dışımızı yıkayan, zâhirimizi ve bâtınımızı pırıl pırıl eden bir rahmet deryâsı. Allâh’ın ahlâkını yaşadığımız husûsî bir lütuf. Nasıl […]

Okumaya Devam Edin...;
1 2 3 56