SÜRGÜNDE…

ŞAİR : SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Biz bu âlemdeki gurbet çiçeği, Gafletin mahkûmu, solgun yüreği, Burda yok kimseye cennet direği! Hû denir aşk ile sürgünde neden? Duramaz can dili Allah demeden! Neyi verdik, neyi aldık, bakalım, Anlayıp gerçeği, sel sel akalım, Tüm karanlıklara kandil yakalım; Hû denir aşk ile sürgünde neden? Duramaz can dili Allah demeden! Bizde ten yoktu ki […]

GAZEL

ŞAİR : SEFERÎ (M. Nejat SEFERCİOĞLU) nejatsefercioglu@hotmail.com Cânan yanılıp hasreti ednâya bırakmaz. Âşık yorulup vuslatı ferdâya bırakmaz. Dîvâne gönül bir gülizar nârına yansa, Zâr etmemeyi bülbül-i şeydâya bırakmaz. Can vermeyi uğrunda şeref saysa da uşşak, Can vermeyi cânan dem-i Îsâ’ya bırakmaz. Âşıkların esrârına vâkıf olan elbet, Ol hikmeti âlim ile «dânâ»ya bırakmaz. Zindanları mesken edinir Hazret-i Yûsuf, Nâmûsunu gafletle Züleyhâ’ya […]

MUKADDES DÂVÂNIN SEVDALILARI

ŞAİR : Ali AĞIR aliagir70@gmail.com -Merhum Muhsin YAZICIOĞLU, Ömer HALİSDEMİR ve nicelerine…- Semâdaki «yıldız»ların peşinden, Fecri beklemeden yola çıktılar. Sıyrılıp dünyanın tüm telâşından, Hak yoluna tenlerini döktüler. Aldırmadan yağan yağmura, kara, Yol aldılar, kara kıştan bahara, Bataklıklar dönsün diye gülzâra; Gönüllere solmaz güller ektiler. Cesur bir millette yiğit biter mi? Yiğit olan esâreti ister mi? Bir aslana, beş-on çakal yeter […]

«VUSLAT» NEDİR, SORMA GÖNÜL!..

ŞAİR : Rıfat ARAZ rifat_araz@yahoo.com Nur deryâmız derin, duru; «Rahmet» nedir, sorma gönül!.. Zikre dalmış yaş ve kuru; «Kudret» nedir, sorma gönül!.. Yol al, Sen’de ilim, irfan; Sen’siz değil sırr-ı Sübhân!.. Oku, kul ol, cehd et, dayan; «Halvet» nedir, sorma gönül!.. Gör bir ömrü, etme ihmal; Nefse indi sorgu, suâl!.. Söyle: «Kime kaldı şu mal?» «Gaflet» nedir, sorma gönül!.. Tevekkül […]

HÜSN-İ HÂTİME

ŞAİR : CELİL (Halil GÖKKAYA) halilgokkaya@gmail.com Bu alış, bu veriş bir gün bitecek, Hayatın özeti var son nefeste… Ne yaparsak, o bizimle gidecek, Yapılan hayırlar kâr son nefeste… Ömür dediğimiz bir tek fasılmış, Umutlar hep yarınlara asılmış, Bu dünyanın püf noktası nasılmış, Dilerim cenneti gör son nefeste… Feryat etsek, bizi kimse duyar mı? Şeytan, şeytanlıktan bir kez cayar mı? Ölüm […]

GAZEL

ŞAİR : SEFERÎ (M. Nejat SEFERCİOĞLU) nejatsefercioglu@hotmail.com Gelesin her gece gam-hâneme sen şem‘ olasın, Sana âşık şu garib gönlüme hem-dem olasın. Ne zamandır bu gönül bağları yağmur diliyor, Neme hasret kuruyan güllere şebnem olasın. Sendedir derdimizin çâresi ey lebleri cân, Açtığın yâreye her dem yine merhem olasın. Vuslatın derdine düşmüş yine âşık perişan, Can veren âşık-ı bîçârene zemzem olasın. Seferî […]

SAÂDET ÇAĞI

ŞAİR : GÜNBEYLİ (Mahmut TOPBAŞLI) mahtopbasli@hotmail.com “Üslûb-ı beyan, aynıyla insan…” Kimi söz dikendir saplanır öze, Gönül sıcağından beyanın olsun… Kimi söz gül gibi görünür göze, İrfan ocağından beyanın olsun. Dostların dostlukla kalması için, Hayatın huzurla dolması için, Sözün hedefini bulması için; Aşkın kaynağından beyanın olsun. Söz bazen kılıçtır, düşürür başı, Bazen de bitirir nice savaşı, Gül renkli kelâmlar eritir taşı; […]

KUDÜS DİYE…

ŞAİR : İbrahim ŞAŞMA ibrahimsasma@hotmail.com Rasûl’ün gözünden yaşlar, Kudüs diye, Kudüs diye… Uçar gider göçmen kuşlar; Kudüs diye, Kudüs diye… İhlâs yurdum, îman yurdum, Vuslatın düşünü kurdum, İlk kıbleme baktım durdum; Kudüs diye, Kudüs diye… Dilimdeki iki hece, Akşam-sabah nice nice, Duâ ettim ben her gece; Kudüs diye, Kudüs diye… Gam yüklü Mescid-i Aksâ, Rasûl’ü mü bekler yoksa? Bahçesinde güller […]

ÇAĞLAYIP, DOLDUKÇA İRFÂNA DÖNDÜM!..

ŞAİR : Rıfat ARAZ rifat_araz@yahoo.com Gönül, safha safha yazılmış bahtım; Tefekkür ettikçe mîzâna döndüm!.. Uyan, Süleymân’a inmedi tahtım; Belkıs’ın seyrinde mestâna döndüm!.. Geceme ışık mı her secde, kıyam? Hakk’adır bu senâ, bu hamd, ihtirâm!.. Yanmış yüreğimi oyarken ilham; Hikmet kaynağında tuğyâna döndüm!.. Seyret, toprak tende ömrün izini; Şerh et her menzilde varın özünü!.. Gör iki âlemin, mânâ yüzünü; Oku, âyet […]

KIRMIZI KARANFİLİ ÖLÜMÜN!

ŞAİR : Servet YÜKSEL servety@t-online.de Yeni doğanların çığlıklarında, Kundakları en saf dili ölümün… Gizlenirmiş kalbin tık-tıklarında, Rüzgârında can kandili ölümün… Neşemize hüzün, acı katarken, «Yok» dediler hiç tatili ölümün… Hayat denizinde kulaç atarken, Ya nûrmuş ya nâr sahili ölümün… Ömrün baharında, kışında durur, Yakamızdan tutan eli ölümün… Bir taze mezarın başında durur, O kırmızı karanfili ölümün… İnsan ki ölmeye bahane […]

1 2 3 10