GÖNLÜNÜZÜ FERAH TUTUN HÜNKÂRIM

Handenur YÜKSEL Osmanlı şeyhülislâmı ve tarihçisi Sadettin Efendi 1536’da doğdu, iyi bir tahsil gördü. Devletin çeşitli medreselerinde hocalık yaptı. 1573’te Şehzade Murad’ın hocası olarak Manisa’ya gönderildi. Sultan III. Murad ve Sultan III. Mehmed zamanında «Hâce-i Sultanî» unvanını aldı. Haçova Zaferi ünü ve etkisini artırdı. 1598’de şeyhülislâmlığa getirildi, ancak bir buçuk yıl sonra, 2 Ekim 1599’da vefat etti. Kendisine ün kazandıran […]

Ramazan Medeniyetinden Bir Tablo

Dursun GÜRLEK Diş kirası olarak âdet hâline gelen hediye, îcabında padişaha bile veriliyordu. Şöyle ki: Bugün, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi olarak görev yapan tarihî binanın, eski adı, «Zeynep Hanım Konağı» idi. Zeynep Hanım, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın kızı, sadrazam Yusuf Kâmil Paşa’nın ise eşiydi. Bunlar hayırsever karı-koca olarak İstanbul’a birçok tarihî eser kazandırmışlardır. Meselâ Zeynep Kâmil Hastanesi, kendi […]

Cevrî Kalfa Sıbyan Mektebi

Can ALPGÜVENÇ 1927’den sonra, çeşme kitâbesinin kabartma yazılarından bir bölümü kazındı Cevrî Kalfa Sıbyan Mektebi 1792’den sonra giderek hızlanan ve Sultan III. Selim tarafından «devlet kurumlarının yeniden yapılanması» olarak vasıflandırılabilecek Nizam-ı Cedîd Hareketi ve bu alanlardaki reformlar, 1805’ten sonra gelişen tepki ve isyanlarla sarsılmaya başladı. 1807 yılı Mayıs ayına gelindiğinde sadaret kaymakamı Köse Musa Paşa ve Şeyhülislâm Atâullah Efendi’nin tertip […]

İslâmiyet’in Doğuşu BÖLÜM V

Ahmet MERAL HUNEYN SAVAŞI (630) Fetihle beraber Mekke müşriklerinin süngüleri düşmüş, Müslümanlar Arap Yarımadası’nın büyük bir kısmında askerî ve psikolojik üstünlüğü kesin olarak ele geçirmişlerdi. Ancak bazı bedevî Arap kabileleri yükselen bu yeni güce karşı dirençlerini sürdürmeye devam ediyordu. Nitekim Havâzin ve Sakif isimli putperest kabileler yanlarına Tâif ’lileri de alarak 20 bin kişilik bir kuvvetle Mekke’ye 10 km. mesafedeki […]

Sepetçioğlu’nun Gözüyle Edebiyatçılarımız -2

Mehmet Nuri YARDIM BİR GARİP İMTİHAN İşin keyifli tarafı asıl şimdi geliyor. Dört ünlü hoca Mustafa Necati’yi imtihan edecektir. Yazarımızın «dört dörtlük» olarak tanımladığı bu hocalara bakışı ilginçtir, bırakalım anlatmaya devam etsin: “Son sınıftaydık. Lise bitirme imtihanlarında edebiyat imtihanında bu dört hocanın dördü birden geldi. Dördü de ünlüydü, dördü de gerçekten biliyordu hocalığı, dört dörtlük hocaydılar. Nihal ATSIZ Bey Türkçüydü, […]

BİN ALTINI ÇOCUĞA VER!

Handenur YÜKSEL İslâm’da hukukî düşünce ve ictihad metodunda çığır açan, büyük müctehid, Hanefî Mezhebi’nin kurucusu İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe 699’da Kûfe’de doğdu. Ticaretle uğraşan varlıklı bir ailenin çocuğudur. İlim öğrenmeye başlamadan önce kumaş ticareti yaptı. Önce akaid, sonra da fıkıh ilmine yöneldi. 100’e yakın tabiîn âlimiyle görüştüğü ve birçok kimseden hadis dinlediği rivâyet edilir. Son Emevî halîfesi II. Mervan’ın teklif […]

Suyun Aldığı Cami: Ayazma

Can ALPGÜVENÇ Sultan III. Mustafa: «Üç cami yaptırdım, üçüne de başkaları sahip çıktı!» diyordu. Suyun Aldığı Cami: Ayazma 30 Ekim 1757’de, eski Londra elçilerimizden Koca Ragıp Paşa’nın sadrazamlık döneminde tahta çıkan Sultan III. Mustafa, annesi Mihrişah Sultan’la kardeşi Şehzade Süleyman adına bir cami yaptırmak istedi. Bu cami için Üsküdar’da, hem Kız Kulesi’ne, hem de Marmara ve Boğaz girişine hâkim bir […]

İslâmiyet’in Doğuşu BÖLÜM IV

Ahmet MERAL HAYBER’İN ALINIŞI (629) Hudeybiye Barışı’ndan sonra Hazret-i Peygamber kısa bir hazırlık yaptırdı ve içinde yaralıların bakımıyla ilgilenecek 20 gönüllü hemşire kadının da bulunduğu, 1400’ü yaya, 200’ü atlı Müslüman’dan oluşan bir orduyla Hayber üzerine yürüdü. Hayber, Medine- ’ye 150 km. mesafede, Suriye yolu üzerinde, Yahudilerin yaşadığı, stratejik öneme sahip bereketli topraklardan oluşmuş bir vahaydı. İçinde 7 kale bulunan bu […]

HER AN O’NUN HUZURUNDA

Handenur YÜKSEL Hattat Aziz Efendi, 1872 yılında Trabzon’un Maçka Kasabası’nda doğdu. Babası, ailesiyle birlikte 93 Harbi esnasında İstanbul’a yerleşti. Daha sıbyan mektebinde iken güzel yazıya olan istidâdı sebebiyle sülüs ve nesih yazılarını öğrenmeye başladı. Hat sanatında, kısa zamanda «serîü’l-kalem» nâmıyla şöhret buldu. 1896’da Meşihat’taki görevine başladı. Ahlâkı ve yazısının güzelliğine mükâfat olarak gümüş madalya ile taltif edildi. 1901’de asıl vazifesine […]

Gülbaba’nın Sarı-kırmızı Gülleri

Dursun GÜRLEK İstanbul’da her semtin ayrı ve ilgi çekici bir hikâyesi var. Ama bunların büyük bir bölümünü hiçbirimiz bilmiyoruz. Diğer bir ifadeyle yaşadığımız şehri tanımıyoruz. İşin daha da garibi, tarihî ve kültürel eserlerimize turistler kadar bile ilgi duymuyoruz. Şair: O mâhîler ki deryâ içredir, deryâyı bilmezler diyor. Yani balık suda yüzer, fakat suyun kıymetini bilmez. Bu şehrin sâkinleri olarak bizim […]

1 42 43 44 45