CEMÂLİNİ GÖSTER

LEYLÎ (Şükran IŞIK) Kimse bilmez sen nerdesin? Özündesin sözlerimin, Ne göktesin, ne yerdesin, İçindesin gözlerimin. Celâlinle kırık-dökük, Kalbim senden şifa ister. Hilâl oldum boynu bükük, Cemâlini artık göster. Can evinde gamlı bülbül, Kan ağlıyor vuslat için, Cemâlinle mest olmuş gül, Şükrediyor için için. Rahim ismin kalbî zikrim, Rahmet elin hep başımda, Sensin aklım, sensin fikrim, Umman sanki gözyaşımda. Toprak altına […]

Continue reading »

Sitem Gazeli

(EDÎBÎ) Recep YILDIZ Aşkolsun efendim, beni yaktın da kavurdun; Aldın beni aşk aşkına yerden yere vurdun… Aşkolsun efendim, bana kıydın bu yaşımda, Kıydın da sebepsiz yere tenhâya savurdun… Aşkolsun efendim, kanım aksın, yere düşsün; Ammâ nasıl ettin beni nârınla doyurdun… Aşkolsun efendim, ne dedim ben, neler ettim? Hem neydi günâhım, niye düşman gibi durdun? Aşkolsun efendim, beni hapsetme cihâna, Sen […]

Continue reading »

Bir Vecdin Sonunda

Rıfat ARAZ Kim anlar, kim açar can esrârını? Kim duyar, bu aşkın intizârını?.. Okuyup bir ömrün, son karârını; Yol aldım bir sonsuz bahara böyle!. Ölmeden ölmeyen bu sırrı bilmez; Hilkatin elinde öz söze gelmez!.. Bir gönül yapmadan, bir gönül olmaz; Ben nasıl giderim, bir yâra böyle?.. Mârifet, hakikat bir özge hâldir; Bildiğin bilmemek züldür, vebâldir!.. Emanet, sırtımda çözmek muhâldir!.. Yüklendim […]

Continue reading »

Hüdâyî

Olcay YAZICI Evvel ilham, âhir sözdüm, Kabukta kilitli özdüm; Oluş şifresini çözdüm: Dîvan kuruldu Hüdâyî… Sular duruldu Hüdâyî… Hikmeti düğümlü dildim, Eşyanın sırrını bildim, Bütün eldeleri sildim: Yeğnildi yüküm Hüdâyî, Kaygım, «son hüküm» Hüdâyî! Korkularım, melâlim var, Yıllar yılı gönlüm hep dar, Bir ‘kapı’ oldu Üsküdar: Alevdim, söndüm Hüdâyî, Hüdâ’ya döndüm Hüdâyî! Kırk yıl ne geçti elime? Cemre düşürdün çölüme… […]

Continue reading »

Merhum Es’ad Erbilî -kuddise sirruh- Hazretleri’nin gazeline tahmîsimdir. Ârızın Şevkıyle

Nuri BAŞ Vuslatın aşkıyla kalbim nûr olur, şâdân olur, Sen’siz âlem âdetâ nîrân olur, zindân olur, Şüphesiz hüsnün görenler, feyz alıp, rindân olur; Ârızın şevkıyle gönlüm gül gibi handân olur. Gözlerin gördükçe gözler, şâd iken giryân olur. Durmadan yaş dökse âşık, olsa yâhut pür-safâ, Sızlayan rûhuyla her an görse bir cevr u cefâ, Yeğ tutar cânânı candan, gösterip elbet vefâ; […]

Continue reading »

Mevlânâ’dan Kıtalar

Muhammed YETİM Ne bilirdim ki bu sevdâ beni mecnûn edecek, Bu garip gönlü cehennem, gözü Ceyhûn edecek! Ne bilirdim ki, bu sel böyle apansız vuracak, Beni bir sal gibi kan bahrine sürgün edecek! Vezni: feilâtün / feilâtün / feilâtün / feilün Denildi: «Altı yönde nûru parlamakta Hâlık’ın.» Avâm-ı halk bağrışır: «Ya nerdedir o nur, bakın!» Yabancı ham bakışlılar ha sağ […]

Continue reading »

Vur Kendini Dağlara

GÜNBEYLİ (Mahmut TOPBAŞLI) Buz tutan yüreğime yağmur katresi düştü, Sanki hülyâ içinde yârin cemresi düştü. Umutlarım gül pembe, yeşil bende saklıydı, Öpülmemiş bir gonca, cennet çırası düştü. Göz kırptım yarınlara, köprü kurdum öteyle, Zamanın kıskacından sevda yâresi düştü. Sonra bir fırtınayla târumar oldu dünyam, Savruldu yapraklarım hüznün mirası düştü. Haykırdım seher vakti bir martı çığlığıyla, Feryâdım bestelendi, tel tel pâresi […]

Continue reading »

Niyaz

MÜRİD (Mustafa TAHRALI) Susmasın gülşen-i can bülbülü, feryâd etsin Can veren nağmesi bî-canlara imdâd etsin Ne olur gülleri terk etmesin ağyar sesine Yâd edip derdini âşıkları dilşâd etsin Vezni: feilâtün / feilâtün / feilâtün / feilün (fâilâtün) (fa’lün)  

Continue reading »

Gazel

SEFERÎ (M. Nejat SEFERCİOĞLU) Bir sevgili buldum, seri, sevdâya düşürdü! Dağlar delisiyken dili, deryâya düşürdü! Yalnızlığa katlanmağa hicrâna alışmış, Sâkin yaşayan miskini hülyâya düşürdü! Yıllar yılı gündüz gece hiç uykuyu bilmez, Hasretle açık gözleri rûyâya düşürdü! Bilmez idi Mecnûn ile Ferhat ne çekerler! «Öğren!» diye Şîrîn ile Leylâ’ya düşürdü! Kuşlar gibi sonsuzluğa düşkün Seferî’yi, Kandırdı da mecnun diye sahrâya düşürdü! […]

Continue reading »

Namazın Güzellikleri

Mustafa Necati BURSALI Hakk’a îmandan sonra kulluğun başı namaz, Cevherlere çevirir toprağı, taşı namaz! Allâh’ın ve Nebî’nin rızâsı var namazda, A zamanın Yûsuf’u, kâr takvâ, kâr namazda! Namaz göklerin nûru, namaz ki câna ışık, Her rükû ve her secde, derde, hicrâna ışık! Tıpkı bedenlerdeki baş gibi dinde namaz, Allâh’ın en sevdiği, kılmak vaktinde namaz! Câhil, namaz deyince zanneder ki zahmet […]

Continue reading »
1 335 336 337 338 339 366