Kutlu Muştu

Bestami YAZGAN Buyruk gelmiş Mehmed Han’dan erlere: Surların içine sızmalı bugün! Yağ dökülsün, ter dökülsün yerlere, Gemiler, karadan yüzmeli bugün! Beyaz at üstünde ışıktan dehâ, Karşısında zehir saçan ejderha, O asil küheylan kalkarak şaha, Yılanın başını ezmeli bugün! Bin defa ölmeye değer bir haber: «İstanbul’u alan ne güzel asker!» Gazilerle, şehitlerle beraber O kutlu muştuyu sezmeli bugün! Yalın kılıç ser […]

Çaresiziz!

Ahmet ARSLAN Kimse beni anlamıyor! Anlayıp da dinlemiyor! İçimi yakıp kavuran, Derdimin hikâyesi zor! Çaresiziz, düştük dara, Bir zindan ki hep kapkara! Feryâdımız yürek dağlar İnletir bizi bu yara! Fitne-fesat zuhur eder, Sîneleri yakıp gider. İnsanlık azap içinde Yeter döktüğü kan yeter! Bir duman sardı her yeri, Sararttı nurlu yüzleri. Taş kalbin dünyayı yıkar, İnsaf eyle artık eri! Hep pusuya […]

Aşk-ı Mustafâ

Tâlî (Mustafa KÜÇÜKAŞCI) Yaratıldı dürr-i yektâ, yedi kat semâdan evvel, Ve gelince asr-ı rahmet, uzanır şifâlı bir el! Yüce nûru en mücellâ, bedeniyle en mükemmel. Ne nasipli bir bahardır, o güzel Rebîulevvel! O son elçisiydi Arş’ın, okuyordu Arz’a ferman, Dili bal akan bir ümmî, okunurdu O’nda Kur’ân! Alıyor bu şânı elbet, O’nu gönderen makamdan, O’nu seçti çünkü Allâh, O’nu sevdi […]

Gönül Coğrafyası

Yusuf DURSUN Her muradın verildiği bir anda, Şeyh Şâmil’in düşlerini dilesem. Kartal gagasıyla süslü zamanda, Kafkasların kılıcını bilesem. Duysam gök atların soylu sesini, Demir dağın delindiği yerlerden. Alsam ecdâdımın hür hevesini, Ötüken içinde kitâbelerden. Bir Manasçı olsam yol kenarında, Anlatsam ezelî hikâyemizi. Çekik gözleriyle göl kenarında, Kırgız güzelleri beklese bizi. Bir sabah, tan vakti varsam Gence’ye; Âzerî gözümle görsem dünyayı. […]

NA’T-I NEBEVÎ

SEFERÎ (M. Nejat SEFERCİOĞLU) Bütün âlem yüzünün nûruna hasret dediler Yolu sapmışlara her dem sözün ibret dediler Daha evvel yok idin sen kara zindandı cihân Gönderildin seni âlemlere rahmet dediler Sonu hüsrân idi elbet beşerin şaştığı gün Geldiğin devrin için Asr-ı saâdet dediler Dolaşır dillerimiz yardımın olmazsa eğer Seni mahşer günü görmek bize servet dediler Dayanır sanma sakın hasrete ey […]

Gel Ey Aşk!

Servet YÜKSEL Pervaneler kanat vursun gel ey aşk! Devran dönsün, zaman dursun gel ey aşk! Lâl olmuş dilleri söyletir misin? Yalın ayak gezdirirsin cihanı, Gönüllere koyup hüznü, hicranı… Bir kuru kamışı inletir misin? Sevdiğinde fânî olan o erler. Bir bakışa canı kurban ederler. Sır dolu sükûtu dinletir misin? Sen gelince akıl olur esirin. Ferhat’ın bahtına düşünce Şirin. Dağların bağrını sızlatır […]

Bir Sevgili Efsun

EDÎBÎ (Recep YILDIZ) Bir sevgili yağmur yağıyor, sen yağıyorsun; Hülyâma doğan bir sevgili akşam gibi hürsün. Yağmur yağıyor, penceremin her yanı efsun; Efsun ki, yağıp gönlüme, yıllar yılı sürsün… Ömrümce bu efsunla hayat buldu her Eylül, Her yağmuru gördükçe hayâlinle buluştum. Bahçemde öter gül ve solar sevgili bülbül; Ben her gece bir gül gibi sevdâna uçuştum… Gönlüm beni yağmur gibi […]

RAVZA-İ MUTAHHARA

Mustafa Necati BURSALI Hâtemü’l-Enbiyâ -aleyhissalâtü vesselâm- buyuruyorlar ki: “Evimle minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir. Minberim havuzumun üzerindedir.” Ben ararım has yürek, ben ararım aşka söz. Bunu tasvir edemez, başka kelâm, başka söz! Bir şey değil şahların, sarayı da, evi de, Sen gel, saadeti gör, Mescid-i Nebevî’de! Hayalimde ne Leylâ, ne Züleyhâ var benim, Gece-gündüz, her nefes, iştiyakım Yâr benim! […]

ATEŞ

Nuri BAŞ Merhum Es’ad Erbilî –kuddise sirruh- Hazretleri’nin bir gazellerine tahmîsimdir. Tesellî bulmuyor gönlüm, gecem âteş, nehâr âteş. Seherler, nurlu yıldızlar, esen rüzgâr, bahar âteş. İlâhî nûra gark olmuş ufuklar hem diyâr âteş. Tecellâ-yı cemâlinden habîbim, nevbahâr âteş. Gül âteş, bülbül âteş, sümbül âteş, hâk ü hâr âteş. Tutuşturmuş Sen’in aşkın, bu âlemlerle eflâki Bütün hicrânlı feryâdlar, yakar enfüsle âfâkı […]

Gazel

MÜRİD (Mustafa TAHRALI) Gül yüzün gizlese yâr, hem ser ü hem pâ sürünür Açsa vechin, nice bin âşık-ı şeydâ sürünür Düştü sevdâ evinin habsine dil, çâresi yok Etse şekvâ sürünür, etmese şekvâ sürünür Gurbetin yolcusu hasret dolu çöllerde gezer Pâ-be-pâ sâye-i yâr olmasa hempâ, sürünür Ayrılık derdine yandıkça gönül, ismin anar Bu vücut nakşını aşk etmese ifnâ, sürünür Ansızın Kaf […]

1 327 328 329 330 331 350