Ölüm Bir Hayat; Vuslat İse Hayat…

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Şu ölümden gece gündüz niye herkes ürker? Oysa dünyâda ölüm, belki de en tatlı kader… Can yakan ayrı nefesler bitiyor, gün bitiyor, Ey gönül, böylece gurbetteki sürgün bitiyor. Mârifet; ten kafesinden uçuvermek, yalınız, Eskiyen elbiseden kurtulacak ruhlarımız. Bize fânîde ölüm, vuslata rehber hediye, Can verenden yana hiç sorma niçin öldü diye. Yaşamak sırrı ölümdür, ölümün sırrı […]

Hiçbir Şey!

TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI) Ne üfler kalbe pis şeytan? Hevâdan başka hiçbir şey! Nedir dünyâ, konuş insan? Cefâdan başka hiçbir şey! Ömür takvim, uçar yelde, Emekler kaybolur selde, Nedir bâkî kalan elde? Fenâdan başka hiçbir şey! Nefis tatmîn olur sanma, Peşinden koşturup yanma, Doyurmaz nefsi, aldanma, Bekādan başka hiçbir şey! Çekenler dert, tabîb ister, Yanan âşık, habîb ister, Şu yoldaşsız garîb, […]

Can Çiçeği

Yusuf DURSUN Sen benim canımda açan çiçeğim, Renginle, kokunla rûhumu sardın. Biricik hayalim, bir tek gerçeğim, Tâ ezelden kaderimde sen vardın; Bana «aşk» adında bir dünya verdin. Aşkımı elimden içti gözlerin, Doldu can evime demet demet gül. Aşkın kapısını açtı gözlerin, Önümde semâlar açıldı tül tül; Aşk önünde ey gök, eğil ve bükül! Sen Leylâ değilsin, Şirin değilsin, Leylâ’dan Leylâ’sın, […]

Bir Mezar Taşı Kitâbesi

Tâhiru’l-Mevlevî Doğum esnasında bir anne, ikizleri ile beraber vefat eder. Mesnevî şârihi Tâhiru’l-Mevlevî, bu hâdiseden çok duygulanır. Ölen kadının akrabalarını araştırır, bulur: “–Ben bu üç mevtâya tâziye olarak bir kabir taşı yazdırmak istiyorum!” der ve annenin dilinden şu dörtlüğü yazar: Bir Kitâbe-i Seng-i Mezar (Bir Mezar Taşı Kitâbesi) Dünyâda der-âğûşa ecel vermedi imkân, Etti beni hem-makber iki yavrucuğumla. Artık tutarak […]

Zeynep

Şükran IŞIK Dikenler gül açtı sevgimle gülüm, İpek ellerinle derilmek ister. Seninle doludur seninle gönlüm, Varlığım yoluna serilmek ister. Öl, dese Zeynep’in dudağındayım. Ben olsam o gülün yanağındayım. Leylî’yim, gözünün tuzağındayım, Yıldızlı saçların örülmek ister.

Gazel

SEFERÎ (M. Nejat SEFERCİOĞLU) Derlerdi ki gül bülbüle bülbül güle muhtâç Gördüm ki bugün gerçeği gül bülbüle muhtâç Her gönlü çelen sahte güzellikleri gördüm Yüzlerdeki çirkinliği örten tüle muhtâç Bitmez sanılan zevk u safâ bezmini seyret Sâkîleri yok sâgarı sınmış müle muhtâç Güller kurumuş lâlesi yok bülbülü susmuş Artık bu gönül bahçesi bir sümbüle muhtâç Uşşâkı neden anlamıyor sevgili çözdüm […]

Kış, Ölümün Şiiri

Olcay Yazıcı Gurbet içinde gurbet Sırrolur hikmet-i cân Kış, ölümün şiiri Âteş dolu buz-fincan Saçaklardan sarkan su Hüznün keskin kılıcı İlkyazlar tez tükenir Karakış hep kalıcı Gönlü kırık kardelen Tabutumu taşıyor Kefenlenmiş gül gibi Zaman ölü yaşıyor Âşk sürgünü bir akşam Camlarda kan buharı Hangi söz, hangi duâ Geri verir baharı? Göğün saydam çağrısı Elif olur, lâm olur Kara yazılan […]

Sultânım Benim

Nuri BAŞ Mahmud Sâmi RAMAZANOĞLU -kuddise sirruh- Hazretleri’nin irtihalleri münasebetiyle yazılan bir mersiyyedir. Ey velîler mülkünün sultânı cânânım benim! Firkatin nârıyla diller, yandı ey cânım benim! Bîkarar oldum perîşân gözlerimden yaş döküp, Zâten efzûndu bu dilde derd-i hicrânım benim. Rıhletin nârıyla kalbim, rûz u şeb yanmaktadır. Bir hüzünler mülkü oldum, arttı hicrânım benim. Eksik olmaz gözlerimden nur hayâlin dâimâ, Bahtımın […]

Gazel

MÜRİD (Mustafa TAHRALI) -Muhterem Sâmiha AYVERDİ’ye- Düştü can mülkü şükür, bir nice sultân eline Ne olur vermesin artık onu devrân eline Gam, keder, dert, tasa çekmişse gönül bunca zaman Gün gelir, yol açılır bir gece cânân eline Söylemiş sırrı, ezelden deli dîvânelere Vermeden vuslata yol, salmadı hicrân eline Koca dünyâ bağı vermişse cefâ meyvası hep Gonca güller verir artık o […]

Kâbe-i muazzama

Mustafa Necati BURSALI Aleyhissalâtu vesselâm Efendimiz buyuruyorlar ki: “Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz, yüz bin namaza bedeldir.” (Kütüb-i Sitte 12/519) Âşıklarda nice bin iştiyak var Kâbe’ye, Çünkü rahmetle nazar etmede Yâr Kâbe’ye! Öyle kudsî mekân ki dillere sığmaz şânı, Cihanda misâl olmaz hiçbir diyar Kâbe’ye! Böyle sevdâ gördün mü, ey Süleymân’ın kuşu? Zaman boyu koşuyor, genç-ihtiyar Kâbe’ye! Âdem’den, İbrâhim’den, Ahmed’den […]

1 329 330 331 332 333 348