HIRSIZ MARTI

YAZAR : Dr. Halis Ç. DEMİRCAN cetindemircan2@hotmail.com.tr İstanbul’da Eyüp Dayının ziyaretine gittiğimiz günlerden biriydi. Aslında babamın dayısı olur kendisi, onun hüzünlü hikâyesini de bir başka sefere anlatırım inşâallah. Allah rahmet eylesin. Onunla topu topu birkaç kere karşılaşmak nasip olmasına rağmen, anlattıkları hâlâ aklımdadır. Vâkıa, Eyüp Dayının çocukluğunda geçer. O dönem babaannemler Üsküdar’da oturuyorlarmış. Eyüp Dayı, kız kardeşi olan babaannem, anneleri […]

Continue reading »

ŞEMSİ PAŞA CÂMİİ’NE GAZEL

Harun ÖĞMÜŞ Leb-i deryâda yapılmış, leb-i deryâda kalır, Nasıl ecdâd onu yapmış ise ahfâda kalır. Üsküdar halkına sâhilde hoş endâmı ile, Bir güzel manzara sunmak için âmâde kalır. Yaptıran, ustası, mîmârı ve sâir herkes, Onu hep sâde düşünmüş, yine hep sâde kalır. Ders olur kadrini bilmezlere, bigânelere, Aldırış etmez, asırlar boyu âzâde kalır. Hasretinden yanıyor hayli zamandır Hârûn, Yine hicrânını […]

Continue reading »

Merhum Memduh Cumhur’un ETSİN ARDINCA ÜSKÜDAR EFGAN!..

ŞAİR : Harun ÖĞMÜŞ Biri; «Gerçek değil!» desin, ne olur! Geldi Memduh Bey’in ölüm haberi: Vâkıâ şom haber bu, tez duyulur; Yayılıp doldurur semâyı, yeri. Bu hazin kaybı kaldırır mı acep, Bugün onsuz kalan arûz otağı? Rahmet etsin Cenâb-ı Hak ona hep, Cennet olsun müebbeden durağı! İşi dâim, ilim ve irfandı; Almak isterdi bulsa bir hikmet… Tavrı, üslûbu hoş bir […]

Continue reading »

Şânlı Mazimizden Seçme Nükteler – BİR KÜFE İNCİR…

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Selmân-ı Fârisî -radıyallâhu anh-, Selmân el-Hayr, Selmân-ı Pâk veya Selmân el-Hakîm diye de anıldı. Zengin ve itibarlı bir aileye mensuptu. Babası Mecûsî idi. İçindeki mânevî boşluğu doldurmak için yeni bir din arayışına girdi. Hıristiyan bir papazla tanıştı. O kimse kendisine Arap Yarımadası’nda İbrahim Peygamber’in Hanif dîni üzere gönderilecek son peygamberin geleceğini haber verdi. Bir […]

Continue reading »

KİTABIN DİLİ OLSA

YAZAR : Dr. Halis Ç. DEMİRCAN demircan@istanbul.edu.tr Güzel bir ilkbahar sabahı; yaptığım araştırma için, Üsküdar’daki Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’ne gitmiştim. Havanın güneşli olmasına rağmen, hoş bir loşlukta olan kütüphanede iki kişi vardı. Selâmlaştık. Kütüphanedekilerden biri; sonradan öğrendiğime göre, emekli deniz albayı olan Senai Bey idi. Uzun zamandır üzerinde çalıştığı, eski haritalarla ilgili araştırması için buraya gelirmiş. Daha sonra kendisi ile […]

Continue reading »

Şanlı Mâzimizden Seçme Nükteler – DERGÂH DERGÂH GEZEN HEDİYE

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Hacı Bektâş-ı Velî, Nişâbur’da doğdu. Asıl adı Bektaş’tır. Mutasavvıf Lokmân-ı Perende tarafından yetiştirildi. Daha sonra Ahmed Yesevî’ye intisâb etti ve 13. asırda Horasan’dan Anadolu’ya geldi. Kırşehir civarında bugünkü adı Hacı Bektaş olan Sulucakarahöyük’e yerleşti. Burada bir dergâh kurup irşad faaliyetlerini yürüttü. “Şerîatta bu senindir, bu benim. Tarîkatta hem senindir hem benim. Hakikatte ne senindir, […]

Continue reading »

Unutulmaz Günleri Hatırlatan Şehir: İŞKODRA

ŞAİR : SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Özünde onca asır, Üsküdar gibiydi bu yer, Gönül eserleri aynıydı, zirvedeydi hüner, Haset edip de gâvurlar, harâbe etti bağı, Ne çekti gül gibi İşkodra, ağlatır çileler!.. Şükür ki çağladı gökler, yarıştı ehl-i kerem, Tuş oldu zorba virüsler, yenildi türlü verem; Minârelerle elif çekti kubbeler yeniden, «Ve eşhed’enne Muhammed» okundu, işte alem! Ne etseler dışa […]

Continue reading »

SEVDA KONAĞIM

ŞAİR : GÜNBEYLİ (Mahmut TOPBAŞLI) mahtopbasli@hotmail.com Bin bir sırrı gizleyen efsunlu bir şehirsin, Asırlar ötesinden akan berrak nehirsin… Medeniyet burcuna konan dersaâdetsin, Gül kokulu iklimden gelen kutlu âdetsin. Taşırsın yüreğinde çağ ötesi fermanı, Nice onulmaz derdin sende gizli dermanı. Yedi tepe, beş vakit, yankılanır ezanlar, Seni yaşamak diye seni yazar ozanlar… Sende mehtaba çıkmak, yıldızlara ulaşmak, Bir nihâvend şarkıyla gül […]

Continue reading »

ABDÜLEHAD NÛRİ EFENDİ

YAZAR : Can ALPGÜVENÇ alpguvenc@gmail.com «Dünya, aşk-ı ilâhîye mübtelâ olanlar için zindan hükmündedir!» ABDÜLEHAD NÛRİ EFENDİ Abdülehad Nûri Efendi; gözü mâsivâyı görmeyen âşık ile, sevgisini Allah’tan başkasına da tahsis edebilen zâhid arasında fark olduğunu söyler. Âşık; gayesi uğruna, aşkın zorluk ve meşakkatlerinden, mâşûka giden yolun dikenlerinden zevk duyar. Ona aşkın bâdesi lezzet verirken, zâhid ondan acı tadar. İşte bu yönüyle, […]

Continue reading »