GEL HALVET ET, YAKLAŞ O’NA!..

Rıfat ARAZ rifat_araz@yahoo.com   Dedim: «Hak’tır» tek İlâh’ım; Gel gayret et, yaklaş O’na!.. «O’nu» söyler her îzâhım; Gel haşyet et, yaklaş O’na!.. Boyan bir aşk edebini; Gör, hilkatin sebebini!.. Duy, bu «tevhid» talebini; Gel hicret et, yaklaş O’na!.. Gönül yol al, şirkten sakın; Can seyrinde, Hakk’a sığın!.. O’dur, sana senden yakın; Gel rahmet et, yaklaş O’na!.. Sök, at «ben»lik gururunu; […]

KUR’ÂN MEVSİMİ…

CELİL (Halil GÖKKAYA) halilgokkaya@gmail.com Allâh’ım bu nasıl bir kelâm böyle, Nasıl bir kısmettir Kur’ân mevsimi? Bizleri emrine âmâde eyle, Ne kutlu hizmettir Kur’ân mevsimi… Nice hâfızların güzel sesinde, Âlimlerin sarığında, fesinde, Her harfi bir inci mesâbesinde; Her âyet hikmettir Kur’ân mevsimi… Ne güzel bir çağrı, ne güzel hitap, Seni bulamayan olacak harap! Rabbimiz’in gönderdiği son kitap; Âleme rahmettir Kur’ân mevsimi… […]

170. Sayı Takdim

Kıymetli Okuyucularımız, “Bir sevdânın büyüklüğü, sevilen uğrunda yapılan fedâkârlıkla ölçülür.” Tahammül, fedâkârlık ve sabır gerektiren her güçlük ve zorluk; aslında sevdâ imtihanının cilvesi. Her zorluk, âşıkların kendini gösterebilme vesilesi. Her yokuş, sâdıkların arasına karışabilecek tabansızları ayıklama çaresi. Tabiatın mesajı da aynı: Bahara kavuşmak, kışa sabretmeden mümkün değil. Güle olan sevdâ, dikenlere tahammülü şart koşmakta: Muhammed Es‘ad Erbilî Hazretleri, ne güzel […]

Şanlı Mâzîmizden Seçme Nükteler-NEDEN CÂİZ DEĞİL?

Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Câfer-i Sâdık -rahmetullâhi aleyh- 702 yılında Medine’de doğdu. Soyu; baba tarafından Hazret-i Ali’ye, anne tarafından Hazret-i Ebûbekir’e dayanır. İlk tahsilini babası Muhammed Bâkır’dan aldı. Medine’de ilimle meşgul oldu, kendisini ilme vakfetti. Tefsir, akāid, hadis, fıkıh gibi İslâmî ilimlerin yanında fen ilimlerini de öğrendi. Kimyanın atası Câbir ve Hanefî Mezhebi’nin kurucusu İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe, talebelerinden en […]

YER KABUĞUNDAN ÇIKAN HİKMET İNCİLERİ

Ömer Sami HIDIR samihidir@gmail.com Âyet-i kerîmede buyurulur: “Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.” (en-Nahl, 15) Çok katı bir zemin üzerinde yürüdüğümüzü düşünürüz. Gerçekten de yeryüzü onlarca kilometre kalınlığı ile dünyanın en kuvvetli yapısı. Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri bunu dönemin Sultanı’na yazdığı bir mektupta şöyle ifade eder: “Allah Teâlâ; insan […]

GÜLLERİ SEYREDERKEN

Hayrettin DURMUŞ hayrettindurmus@gmail.com Bir seher vakti… Öyle bir rüzgâr esiyor ki tarif edilemez. Burcu burcu koku geliyor insanın burnuna. İçin ferahlıyor, sanki büyük bir umman oluyor kalbin. Nazlı yârdan haber mi getiriyor, ona hâlimizi mi bildiriyor? Seherin bu kutlu vaktinde telâşı neden acep? Anlatılamaz bir yel bu, ama atalar güzel bir ad bulmuşlar bu rüzgâra; «Rahmet Yeli.» Gerçekten de rahmet […]

Şanlı Mâzîmizden Seçme Nükteler-YÜCELTEN AMELLER…

Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Bişr-i Hâfî Hazretleri, 769 yılında Merv’de doğdu. Yolda giderken üzerinde «Besmele» yazılı bir kâğıdı îtinâ ile temizleyip kaldırdı. O gece rüyasında, bu hareketine karşılık âhirette güzel bir makam verileceği kendisine müjdelendi. O da eski hatalarına tevbe edip, ömrünün geri kalan kısmında Allâh’ın emir ve yasaklarına titiz bir şekilde riâyet etti. Bişr Hazretleri’nin «el-Hâfî» yani yalınayak lakabını […]

168. Sayı Takdim

Kıymetli Okuyucularımız, Bir zamanlar kapağımızdaki gibiydi iki medeniyetin farkı: Bizim Medeniyetimiz; HİDÂYET esaslıydı. Bizim medeniyetimiz; Kur’ân, Sünnet ve insanlık medeniyetidir. ŞEFKAT temeli üzerine kuruluydu. Bizim medeniyetimiz, rahmet medeniyetidir. ZARÂFET telkin ederdi. Mimarî zarâfetimiz her şeyiyle ayakta… Gönül fethiyle kurulmuş, vakıf medeniyetiyle tezyin edilmiş muazzam bir medeniyet… Bunun karşısında; Vahşetin çirkin yüzünü seyrettiren batı âlemi vardı. Adına medeniyet denemeyecek derecede canavarlık. […]

Şanlı Mâzîmizden Seçme Nükteler – DOKUNAN GIDÂ

Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Mahmud Sâmi RAMAZAN­OĞLU -kuddîse sirruhû- 1892’de Adana’nın Tepebağ mahallesinde doğdu. Nesebi, Hâlid bin Velid -radıyallâhu anh- Hazretleri’ne dayanır. İlk ve orta tahsilini Adana’da tamamlayıp yüksek tahsil için İstanbul’a gitti. Dâru’l-Fünûn Hukuk Fakültesi’ni birincilikle bitirmesine rağmen; «Farkında olmadan kul hakkına girerim.» endişesiyle mesleğini icrâ etmeyip bir ticarethânenin muhasebesini tuttu. Karşılaştığı bir zât kendisine zâhirî ilimlerin yanında bâtınî […]

167. Sayı Takdim

Kıymetli Okuyucularımız, YOLCULUK NEREYE? Yolculuğun nereye olduğunu bilmek için yolu görmek lâzım. Yolu, fakat yolun sonunu da. Uzun bir yolun sonunu nasıl görebiliriz ki? Görmek mecâzî… Mevlânâ Hazretleri; “Yolun sonunu gör!” diyor. “Aynadaki son nakşa bak!” “Sen, ey ilkbahar güzelliğine karşı dudak ısıran, hayran olan kimse! Bir de sonbaharın sararmış hâline ve soğukluğuna bak!” Yol da mecaz… Mevsim de… Asıl […]

1 2 3 4 121