176. Sayı TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız, KARDEŞİN KİMDİR? Bu ay gönlümüze suâlimiz… İçinde yaşadığımız bencil dünya; öyle egoist, öyle ferdiyetçi, öyle keyif ve rahat düşkünü bir hâle büründü ki, öz kardeşleri bile insana tekrar hatırlatmak gerekiyor. Çünkü, Mehmed Âkif’in; Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta, Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi… diye tarif ettiği câhiliyye yeniden zuhûr etti!.. Kardeşlerimiz kim suâline âyet-i kerîme; “Mü’minler!” diye […]

KARDEŞİN KİMDİR?

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Kur’ân-ı Kerîm’in gündeminden hiç düşmez: •Yoksullar, muhtaçlar… •Garipler, kimsesizler, yetimler… •Yakınlar… •Yolda kalmışlar… •Mazlumlar, mahrumlar, mağdurlar… Döne döne onlardan bahseder ve onlara infâk etmeyi emreder Hazret-i Allah. Çünkü onlarla aramızda infâk edişimize bağlı olarak muhteşem bir kardeşlik tesis etmiştir. Maksat; topyekûn, güzel bir kardeşliğin yaşanarak Allâh’ın rızâsının kazanılması. Bu keyfiyet, rastgele bir keyfe göre değil […]

DOĞRUL EY YOLCU!

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Her gönül tenceredir, dert dolu harman kaynar, Derdi Allâh olanın mutfağı, derman kaynar. Kim kedersizse aman, çöl gibidir ondaki can, «Hû!» çekip bağrı yanan kimsede umman kaynar! Gamsızın her şeyi çiğ, kalbi de boştur her dem Allah aşkıyla pişen sînede îman kaynar! Baksa mantıksız akıl, görmez akılsız mantık, Vah bu fânîde cehâlet küpü, uzman kaynar! Merhametten […]

MÜŞFİK OL!..

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Vicdan ol yetîme, cân ol öksüze, Ulaştır yamaçta kalanı düze, Yokluk çöllerinde kavrulan yüze, Varlığınla ılgıt ılgıt meltem ol! Dünya bir âlem ki, bîçâre dolu, Kimisinin ne çulu var, ne pulu, Şunun ayağı yok, şunun da kolu, Müşfik ol ey gönül, cömert âdem ol!..

SAKLAR

TÂLÎ (Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI) Yetmişlere yalnız yetmiş kokana, Söylemez kimseye, saklar yaşını… Ciğerpâresini verir de ana; Göstermez ellere, saklar yaşını… Kim sarsa hayatın dik yokuşuna, Talih kuşu konar yiğit başına… Kimi bedbaht, döner deve kuşuna, Gömülür kumlara, saklar başını… Bir ağaç milyarla tohum saçarken, Cömertler, âleme sofra açarken, Cimri, nefse bile der: Daha erken… Köpekler misali saklar aşını… Kâbusu insanın, […]

GÖNÜL

Zahit GENÇ zahitgenc80@gmail.com İlme sarıl, Hakk’a dayan, Her meclise girme gönül! İflâh olmaz şerre kayan, Şerre kanat germe gönül! Mü’minin vasfı merhamet, Mü’min mü’mine emânet, Allah içindir muhabbet; Kulda hata görme gönül! Zâlim sürer zevk ü sefâ, Mazlum çeker cevr ü cefâ, Böyle midir ahde vefâ? Dostu dosta yerme gönül! İncitme sen insanını! Heder etme zamanını! Kanatır bak vicdanını, Kul […]

DÖKÜLÜR ÖMRÜMÜN GÜZ YAPRAKLARI!

SÜKÛTÎ (Hızır İrfan ÖNDER) onderirfan@gmail.com Bahara erişip tam sevinmişken, Dökülür ömrümün güz yaprakları! Yârin gülşeninde yer edinmişken, Dökülür ömrümün güz yaprakları! Karanlık atınca girift düğümü, Bulutlar sarınca yüce dağımı, Fırtına vurunca gençlik bağımı; Dökülür ömrümün güz yaprakları! Sükûtî’nin bahtı gülmedi gitti, Ömür sermayesi çarçabuk bitti, Ümit, yeşermeden sînemde yitti; Dökülür ömrümün güz yaprakları!

BİR BİLEN VAR MI?

SEFERÎ (M. Nejat SEFERCİOĞLU) nejatsefercioglu@hotmail.com   Bahara erişir bütün hazanlar, Ömür hazânının baharı var mı? Gelecektir sanma geçen zamanlar; Yaşanan bu ömrün kararı var mı? Sevda aynalarda soluk bir resim, Su üstünde birkaç hece, bir isim, Sanma sakın bahar olur her mevsim; Aşkın saatinin ayarı var mı? Seferî her zaman şaşkın dolaşır, Dolaşır da hep çıkmaza ulaşır, Her belâya gaflet […]

BEŞİKTEN DÜŞTÜM…

Servet YÜKSEL servety@t-online.de Her gece rüyalar beni görürdü, Zaman sallanırken beşikten düştüm… Gönlüm kuşlar gibi hafifti, hürdü, Ayağım takıldı, eşikten düştüm… Nice seferlerden döndüm zafersiz, Kulaklarım duymaz, gözlerim fersiz, Lâbirente döner yollar rehbersiz; Ah pîrim defter-i uşşaktan düştüm… Sürgünü olmuşum verdiğim sözün, Hani ya rüzgârı küllenen közün, Bir avuç gözyaşı, bir demet hüzün; Daha gök ekindim başaktan düştüm… Her zerrem […]

KIVILCIM KÜÇÜK AMA!..

Sâmî گدا ضعيف ايسه ده غافل اولمه آهندن صـاقين وجـود حـقير شـراره آلدانمـا Gedâ zaîf ise de gāfil olma âhından, Sakın vücûd-ı hakîr-i şerâre aldanma! vezni: mefâilün / feilâtün / mefâilün / fa’lün gedâ : Dilenci, yoksul, fakir. hakir : Değersiz, küçük. şerâre : Kıvılcım. vücud : Varlık, var oluş.

1 2 3 228