BİZDEN DEĞİLDİR!

Sami GÖKSÜN Cenâb-ı Hak; insanlık âlemi içinde başta peygamberler olmak üzere mü’minlere muhtaç oldukları yeme-içme, giyim-kuşam ve barınma gibi ihtiyaçlarını helâl ve temiz yollardan kazanmalarını emretmiş ve; “Ey peygamberler! Temiz ve güzel olan şeylerden yiyin ve (insanlar için) yararlı işler yapın; çünkü Ben yaptıklarınızı bilmekteyim.” (el-Mü’minûn, 51) buyurmuştur. Hakikî bir mü’min için, âyette emredilen; «güzel ve temiz olan kazanç» ile […]

Continue reading »

KOMŞU

Sami GÖKSÜN “Her kim Allâh’a ve âhiret gününe îmân ediyorsa komşusuna eziyet etmesin.” (Müslim, İlim, 75) “…Komşusunun kendisinden bir kötülük gelmeyeceğine emin olmadığı kimse cennete giremez.” (Ahmed, III, 199) Değerli okuyucularımız, şu nebevî îkazların dehşetine bakınız!.. Komşuya eziyet etmemek, îmânın bir gereği ve neticesi olarak takdim edilmekte. Yüce Rabbimiz de Nisâ Sûresi’nin 36. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır: “Allâh’a kulluk edin, […]

Continue reading »

ÇAĞIRAYIM MEVLÂ’M SEN’İ!

Sami GÖKSÜN Duâ; Allâh’ın yüceliği karşısında, kulun aczini îtiraf etmesidir. Duâ, kulun yüce yaratıcıdan lütuf ve yardım dilemesidir. Duâ, kulun bütün varlığı ile Allâh’a yönelerek O’ndan istek ve dilekte bulunmasıdır. Kulun bu şekildeki yönelişini Cenâb-ı Hak karşılıksız bırakmamaktadır. Yüce Rabbimiz bu konuda Mü’min Sûresi’nin 60. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır: “Bana duâ edin duânıza icâbet edeyim.” Yine Bakara Sûresi’nin 152. âyet-i […]

Continue reading »

ŞEB-İ ARÛS

Sami GÖKSÜN Âlimlerin tespitlerine göre, Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın üçte biri âhiret îkazıdır. İnsan; dünyanın aldatıcı efsunları sebebiyle, ölüm hakikatinden gafil yaşar. Ecel gelince çok geç olacağı için insana daima ölümü ve ötesini hatırlatmak gereklidir. Biz de bu hatırlatma vazifesini yerine getirmeye, âyet-i kerîmeler ile başlayalım: “Nihayet onlardan birine ölüm gelince; «Rabbim! Beni dünyaya geri döndür de, bıraktığım dünyada, sâlih bir amel […]

Continue reading »

İlâhî Mes’ûliyetler Karşısında DÖRT GRUP İNSAN

YAZAR : Sami GÖKSÜN İnsan aslî yaratılışı itibarıyla; fiillerini, huylarını olumlu yönde geliştirmek, doğru olanı yanlış olandan ayırt etmek yahut da bunları fesâda uğratmak, fıtrat ve kabiliyeti üzerine yaratılmıştır. İnsanlar içerisinde iyi huylara yahut da bunun zıddı olan kötü huylara, daha çok meyledenler bulunsa da aslında insan, hayır veyahut şer yoluna gitme imkân ve istîdâdına sahip bulunmaktadır. Bu hususlardan her […]

Continue reading »