RÂBİA’DAN İBRETLER

YAZAR : Ömer Sami HIDIR samihidir@gmail.com “Dîne savaş açılmıştır, Râbia Meydanı buna şahittir! Bir hoca kılıklı asker camileri kapatıyor, müftü bozuntusu ise namaz kılanların öldürülmesine fetvâ veriyor. Bir diğeri ise; dansözlerin mukaddes bir iş yaptıklarından dem vuruyor. Maalesef ortaya çıkan sonuç; Alçakların el üstünde tutulduğu, âlimlerin zindanlara atıldığı, gençlerin yakıldığı, mertliğin yok olduğu, ülkenin tüm varlığıyla çalındığı, vahşî bir katilin […]

Continue reading »

Şânlı Mazimizden Seçme Nükteler – BİR KÜFE İNCİR…

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Selmân-ı Fârisî -radıyallâhu anh-, Selmân el-Hayr, Selmân-ı Pâk veya Selmân el-Hakîm diye de anıldı. Zengin ve itibarlı bir aileye mensuptu. Babası Mecûsî idi. İçindeki mânevî boşluğu doldurmak için yeni bir din arayışına girdi. Hıristiyan bir papazla tanıştı. O kimse kendisine Arap Yarımadası’nda İbrahim Peygamber’in Hanif dîni üzere gönderilecek son peygamberin geleceğini haber verdi. Bir […]

Continue reading »

Şânlı Mazimizden Seçme Nükteler – BİN BİR KULAĞIM OLSA!..

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Şâfiî Mezhebi’nin kurucusu, büyük âlim ve müctehid İmam Şâfiî; 767 yılında Gazze’de doğdu. Baba tarafından soyu Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in büyük dedesi Abdimenâf ile birleşir. Yetim büyüdü. İlk tahsilini; ibtidâî imkânlarla, etraftan topladığı kemikleri kalem yaparak ve bir devlet dairesinin atık kâğıtlarını kullanarak tamamladı. Dokuz yaşında hâfız oldu. On üç yaşında Mescid-i […]

Continue reading »

Kur’ân’ın Gölgesinde; SEYYİD KUTUB

YAZAR : Ömer Sami HIDIR samihidir@gmail.com Sen olsan da zindanda mahkûm esir, Güvercin kadar hürsün ey kardeşim! Kelepçeyle, zincirle susmaz fikir; İnancın kadar hürsün ey kardeşim… Seyyid KUTUB (Nazmen tercüme: Tâlî) Osmanlı’nın gerilemesi ve tarih sahnesinden çekilmesiyle; İslâm dünyasındaki birlik sona ermiş, parça parça olan İslâm ülkeleri başsız, istikrarsız bir şekilde emperyalizmin oyuncağı olmuştu… Mısır… Tâ Hazret-i Ömer devrinde fethedilip […]

Continue reading »

Şanlı Mâzimizden Seçme Nükteler – DERGÂH DERGÂH GEZEN HEDİYE

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Hacı Bektâş-ı Velî, Nişâbur’da doğdu. Asıl adı Bektaş’tır. Mutasavvıf Lokmân-ı Perende tarafından yetiştirildi. Daha sonra Ahmed Yesevî’ye intisâb etti ve 13. asırda Horasan’dan Anadolu’ya geldi. Kırşehir civarında bugünkü adı Hacı Bektaş olan Sulucakarahöyük’e yerleşti. Burada bir dergâh kurup irşad faaliyetlerini yürüttü. “Şerîatta bu senindir, bu benim. Tarîkatta hem senindir hem benim. Hakikatte ne senindir, […]

Continue reading »

RAHMETE DÖNÜŞTÜRMEK

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi ASIRLAR ÖNCE MISIR’DA Hazret-i Yûsuf kuyudan saraya yükselen hikmetlerle dolu hayat hikâyesinin sonunda, anne-babasını ve kardeşlerini Mısır’a getirmişti. Yakub -aleyhisselâm-’ın evlâtları burada yerleşip bir kavim oluşturdular. Asırlar içerisinde, Mısır’da hükümdar olan firavunlar; ülkelerinde iğreti gördükleri İsrailoğullarına, yani Yakup -aleyhisselâm-’ın torunlarına zulmetmeye başladılar. Mısırlılara «Kıptî»; İsrailoğullarına ise, torun mânâsına «Sıptî» deniliyordu. Cenâb-ı Hak, İsrailoğullarının içinden […]

Continue reading »

Şânlı Mazimizden Seçme Nükteler
ZAMANI GELMEDİ Mİ?

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com   Fudayl bin İyaz -kuddise sirruh-, 725’te Horasan’da doğdu. Aslen Kûfeli bir ailenin evlâdıdır. Kuşeyrî’nin verdiği bilgiye göre Fudayl gençliğinde Merv ile Ebiverd arasında eşkıyâlık yapan bir çete reisiydi. Buna rağmen basit şeylere tenezzül etmeyen mert bir şahsiyete sahipti. Âşık olduğu câriyenin evine girmek için duvara tırmandığı sırada içeride Kur’ân okunuyordu. Bu arada duyduğu; […]

Continue reading »

OSMANLI MEDRESELERİ

YAZAR : Ahmet MERAL ahmetmeral61@gmail.com 17. ve 18. yüzyıldaki batı dünyasında meydana gelen bilim sahasındaki gelişme ve değişmelere mukabil Osmanlı ulemâsının ilgisi ne seviyedeydi? Aynı yıllarda Medrese; bilimde, sanatta ve eğitim hizmetleri noktasında ne durumdaydı? Acaba dünyadaki bu gelişmeler ne kadar takip ediliyordu? Eğitim sistemimizde bir eksiklik var mıydı? Medreseleri yürüyen hayata etkisi sınırlı bir kurum hâline dönüştüren sebepler nelerdi? […]

Continue reading »