NEREYE KADAR?

Mehmet MENCET Batının ve bâtılın her yandan gönüllere ve zihinlere musallat olarak insanları varoluş gayelerinden uzaklaştırdığı, istikametlerini bozduğu, âhireti unutturduğu modern bir câhiliyye devri yaşanıyor. Seküler eğitim sistemlerinin menfî telkinleriyle, insanlık maddî ve mânevî felâketlere sürükleniyor. İnsana Âdemoğlu da denilir. Hepimiz bir babadan ve bir anneden dünyaya geldik. İlk insan aynı zamanda ilk peygamber olan Âdem -aleyhisselâm-. Mademki insanlık peygamberle […]

Continue reading »

ÂKIBET

Aziz Mahmud Hüdâyî Ger verilse bir kişiye ömr-i Nûh, Hâsıl olsa ana envâ-ı fütûh, Menzilidir âkıbet tahte’t-türâb, Kimseye bâkî değildir bu harâb. Menzil: Konak, yolculuğun sonunda inilen yer. Tahte’t-türâb: Toprağın altı, kabir. گر ويريلسه بر كشييه عمر نوح حـاصل اولسه آنه انواع فتوح منزليــدر عاقبــت تحت التراب كيمسه يه باقى دگلدر بو خراب

Continue reading »

GENÇ OYALAMA TESİSLERİ

Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com Geçtiğimiz ay üniversite tercihleri için baraj puanı geri çekildi. Salgın hastalık vs. mazeret gösterildi. Tenkit mahiyetinde şu değerlendirmelere rastladım: İşsizlik rakamlarının düşük görünmesi için yapılan bir manevra! Yani normal şartlarda üniversite kazanamayan, en düşük puanlı yüksek tahsil müesseselerine bile şartları elvermeyen bir grup gencimizi, 4-5 sene daha oyalamak ve işsiz hissettirmemek. Bu arada bazı istatistiklerin de […]

Continue reading »

BÂKÎ, KALAN BU KUBBEDE BİR HOŞ SADÂ İMİŞ

Dr. Halis Ç. DEMİRCAN cetindemircan2@hotmail.com.tr “–Üzüldüm.” dedim. “–Üzülmeyin.” dedi. “Namaza giderken vefat etti, Allah hepimize böyle ölüm nasip etsin…” “–İnşâallah.” dedim. Ancak ona üzülmedim, ölüm Allâh’ın emri… Keşke daha sık uğrasaydım, iki yıl olmuş, zaman ne kadar çabuk geçiyor farkında olmadan diye hayıflandım. Demek ki, hemen hemen her gün önünden geçtiğim Üsküdar’daki Hacı Selim Ağa Kütüphânesine iki yıldır uğramamışım. «Bir […]

Continue reading »

Kesrette Vahdet HALK İÇİNDE HAK İLE BERABERLİK…

Hazret-i Mevlânâ’nın Gönül Deryâsında Sır ve Hikmet İncileri YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi FÂNÎ ALÂKALAR Âyet-i kerîmede buyurulur: “Bilin ki dünya hayatı; ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. (Dünya hayatı) tıpkı bir yağmur gibidir ki, onun yetiştirdiği şeyler, ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun […]

Continue reading »

«RABBİNİ ZİKRET!..»

YAZAR : Sami GÖKSÜN Yaratılan bütün varlıklar Allâh’ı zikir hâlindedirler. Hiçbir varlık boşuna yaratılmamıştır. Her varlık kendi içinde bu zikri gerçekleştirir. Güneş ve Ay kendi etraflarında dönerken, dünya kendi yörüngesinde dönerken, yağmur yağarken, şimşekler çakarken, sular çağlayıp coşkulu bir şekilde akarken, çiçekler renk renk açarken, ağaçların dalları ve yaprakları sallanırken, maddenin en küçük parçası olan atom kendi içinde dönüşler gerçekleştirirken […]

Continue reading »

Şânlı Mazimizden Seçme Nükteler – ŞAŞMASIN ADÂLETİ

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Seyyid Emîr Külâl -kuddise sirruhû- 1284 senesinde Buhâra’nın Süharî Köyü’nde doğdu. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in neslindendir. Çömlekçi mânâsına gelen «Külâl» lâkabıyla anılır. Emîr Külâl Hazretleri gençliğinde güreşmeyi çok severdi. Bir gün güreş meydanında Muhammed Baba Semmâsî ile tanışıp talebesi oldu. Kısa zamanda kemâle erdi. Daha sonra Bahâeddin Nakşibend’in tasavvufî terbiyesiyle vazifelendirildi. Emîr […]

Continue reading »

KASÎDE-İ PİLÂV

YAZAR : İlyas KAYAOKAY kayaokay_2323@hotmail.com Pilâva çâşni veren pelte midir zerde midir? Söyle ey aşçı bana bunları, ezberde midir? (Tırsî) Ne zaman ki bir hâl veya mevzu dâimî tekrar hâlini alıp her defasında gündemi meşgul ederse hiciv bâbında; «Temcid pilâvı gibi ısıtıp ısıtıp öne sürmek» deyimini kullanırız. Temcid; minarelerden okunan, ezandan farklı bir makamda icrâ edilen, Allâh’ı ululamak adına yapılan […]

Continue reading »

BENİ ONUNLA GÖRÜŞTÜRÜN!

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@hotmail.com Esas adı Mahmûd olup «Hüdâyî» ismi ve «Azîz» sıfatını sonradan aldı. Hicrî 948 (m. 1541) yılında Koçhisar’da dünyaya geldi. Soyu Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri’ne dayanır ve seyyiddir. Yeşil sarık sarması da bu sebeptendir. İstanbul’da başladığı tahsilini Edirne, Şam ve Mısır’da ikmâl etti. Nâsırzâde Efendi’nin Bursa kadılığına tayininin ardından hocasıyla birlikte Bursa’ya geldi. Oradaki Ferhâdiye Medresesi’nde […]

Continue reading »

İSTANBUL

TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI) Eşkâli kul değil Allah yapısı, Sîmâsı nur yüzlü bir genç-ihtiyar. Alâimisemâ mı ki kapısı? Bu şehre girenler olur bahtiyar!.. Elense çeken bir çift pehlivânın, Kıt’aların bakıştığı tek şehir… Lâlenin, goncanın ve erguvânın, Bu derece yakıştığı tek şehir!.. İstanbul; mühtedî kızı, Bizans’ın; Kaptırmış gönlünü bir Türk erine!.. Ayasofya’yı el kilise sansın; Çeyiz sandığıdır, düğün yerine!.. Fethi, Peygamber-i Zîşan […]

Continue reading »