KUR’ÂN’I ANLAMAK

Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ harunogmus@gmail.com Deniyor ya hani: Kur’ân’ı yorumlayabilmek için 15 ilim sayıyorlar: Lügat, sarf, nahiv, iştikak, meânî, beyan, bedî‘, kıraat, hadis, esbâb-ı nüzûl, ahbâr, nesih, usûl-i fıkıh, kelâm, mevâhib… Ne gerek var bunlara? Sahâbe-i kiram hangisini biliyordu bunların? Onların kimi Medine pazarında ticaretle, kimi de hurma bahçelerinde ziraatla meşguldü. Bununla birlikte bu sayılan ilimleri bilen müfessirlerden daha iyi […]

Continue reading »

LİSÂNA DAİR NOTLAR

YAZAR : Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com   “Kitap tavsiye eder misin?” talepleriyle muhatap olduğumda, yakın tarihler için, lisan bakımından tavsiyeye şâyan pek fazla eser bulamamanın ızdırabını yaşıyorum. Hâlbuki 80 öncesine baksak, hissiyat ve fikriyâtı tam olarak gönlümüze göre olmayan birçok kişinin dahî, lisânının temiz ve faydalı olduğunu görüyorduk. 20. asrın başına, yani Osmanlı’nın son devresindeki kalem erbabına bakarsak ise; hemen […]

Continue reading »

ESKİ(MEZ) YAZI

YAZAR : Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com Türkçeyi ilk defa, doğup büyüdüğüm köyde kullanılan mahallî ağızla tanıdım. Rahmetli dedemin anlattığı Keloğlan masallarını, arkadaşlarıyla oturduğu meclislerde birbirlerine anlattıkları askerlik hâtıralarını ve çobanlık hikâyelerini o ağzın verdiği sesle dinledim. Yine dedemin zaman zaman kendine has bir nağmeyle okuduğu yarı manzum Arzu ile Kanber macerasını, tamamı manzum olan Muhammed Hanefî Cengi gibi kitapları […]

Continue reading »

HAK NEFESLİ HALK LİSÂNI

YAZAR : Asım UÇAROK Atalar ne güzel söylemiş: “İnsanlar konuşa konuşa anlaşır.” Bir lisânın kelime hazinesini, söz varlığını oluşturan mühim bir madde, kalıp sözlerdir. Kalıp sözler; o lisânı konuşan milletin örfünden, geleneğinden ve bilhassa inançlarından doğar. Bizim dilimiz, âdeta dînimizle yoğrulmuş, onunla yeniden var olmuştur. Lisan araştırmacıları, Türkçemizde beşerî münasebetlerde kullanılan sözlerde; «Allah» lâfzının çok sayıda kalıplaşmış sözde tâc edildiğini […]

Continue reading »

Şânlı Mazimizden Seçme Nükteler – BİR KÜFE İNCİR…

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Selmân-ı Fârisî -radıyallâhu anh-, Selmân el-Hayr, Selmân-ı Pâk veya Selmân el-Hakîm diye de anıldı. Zengin ve itibarlı bir aileye mensuptu. Babası Mecûsî idi. İçindeki mânevî boşluğu doldurmak için yeni bir din arayışına girdi. Hıristiyan bir papazla tanıştı. O kimse kendisine Arap Yarımadası’nda İbrahim Peygamber’in Hanif dîni üzere gönderilecek son peygamberin geleceğini haber verdi. Bir […]

Continue reading »

Şânlı Mâzimizden Seçme Nükteler – AFFEDİCİSİN!

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Âişe bint-i Ebûbekir -radıyallâhu anhümâ-, Mekke’de doğdu. Rasûl-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile hicretin 2. senesinde evlendi. Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ-; zekâsı, anlayışı, kuvvetli hâfızası, güzel konuşması, Kur’ân-ı Kerîm’i ve Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i iyi şekilde anlaması gibi vasıflarıyla öne çıktı. Arap dilinde ve şiirde mahir olmasının yanında, Kur’ân’ın ve hadîs-i şeriflerin […]

Continue reading »

KIZILELMA’YA DEK GİDERİZ

YAZAR : İlyas KAYAOKAY kayaokay_2323@hotmail.com Türk-İslâm mefhum ve mefkûresinin mümessili olan Kızılelma, İslâmiyet evveli ve sonrası Türk destanlarında en önemli gaye olarak karşımıza çıkmaktadır. Ergenekon Dağı’nı eritme düşüncesi, Oğuz Kağan’ın güneşi tuğra yapması, Uygurların «Yada» taşını koruması, Manas’ın Çin’i, Alp Er Tonga’nın İran’ı, Atillâ’nın Roma’yı zapt etmesi, Battal Gazi’nin, Dânişmend Gazi’nin gaza düşüncesi… gibi mücerret unsurların tecessüm ettiği bir hedeftir […]

Continue reading »

Şânlı Mazimizden Seçme Nükteler – GÖĞE DEĞECEKTİM

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Hazret-i Ali -radıyallâhu anh-, 600 yılında Mekke-i Mükerreme’de doğdu. Peygamber Efendimiz -sâllâllâhu aleyhi ve sellem-’in amcasının oğlu, damadı ve dördüncü halîfesidir. Çocukluğunda hiç puta tapmadığı için «Kerremallâhu vechehû» yani «Allah yüzünü mükerrem kılsın, şereflendirsin.» duâsıyla anıldı. 10 yaşlarındayken İslâm ile şereflenen Ali -radıyallâhu anh-, hicrî 2. senenin son ayında Hazret-i Fâtıma ile evlendi. Hazret-i […]

Continue reading »

Yaşamaktan mı Yaşamamaktan mı? YAŞLANMAK

YAZAR : Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com Tasavvufta mürşid için kullanılan kelimeler: Şeyh: Arapçada yaşlı, büyük. Pîr: Farsçada yaşlı. Baba, Dede: Türkçemizde malûm aile büyükleri. Bir kültürün, bir mefhumu nasıl adlandırdığı önemli bir ipucudur. O mefhumun o kültürdeki yerini bu ipuçlarından hareketle anlayabiliriz. Mürşid kelimesine sıfat olarak gelen ve «olgun» demek olan «kâmil» de yaşlılık için kullanılan tabirlerden. Sinn-i kemâle ulaşmak, […]

Continue reading »

ÜMMET

YAZAR : H. Kübra ERGİN hkubraergin@hotmail.com Şehir hatları vapuruyla karşıya geçiyorum, yanıma oturan iki hanımın konuşması kulağıma çalınıyor. Arapçayla Türkçe karışık bir dille konuşuyorlar. Tıpkı Siirt, Mardin gibi güney illerimizin halkı gibi… Bilhassa çocuklarına Türkçe seslendikleri için hiç Suriyeli göçmen olacakları aklıma gelmiyor. “Biz Türk asıllıyız, ana dilimiz zaten Türkçe. Buraya gelmeden önce Türk televizyonlarını seyrediyorduk. Bu yüzden çocuklar zaten […]

Continue reading »
1 2