DİLDEN ve KALPTEN DÖKÜLENLER…

Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Lokmân -aleyhisselâm- asırlar evvel yaşamış sâlih bir kuldu. Peygamber olup olmadığı hakkında açık bir malûmat yoktur. Kur’ân-ı Kerîm’in otuz birinci sûresi olan Lokmân Sûresi’nde kendisine hikmet verildiği zikredilmiştir. Ayrıca oğluna verdiği nasihatler yine bu sûrede yer alır. Tıbbın babası kabul edilir. Uzun hayat müddetinde hastalar, Allâh’ın izniyle, elinden şifâ buldu. * Bir gün bir adam Lokman’a; […]

Continue reading »

MÎRÂS-I NEBÎ…

Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Sahâbe-i kirâmın önde gelenlerinden Ebû Hüreyre Abdurrahman bin Sahr ed-Devsî -radıyallâh u anh- Yemen’de doğdu. Tanınmış bir aileye mensuptu. Babası o küçükken vefat etti. Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh- hicretten sonra müslüman oldu. İslâmiyet’i kabul ettikten sonra dünya muhabbeti kalbinden silindi. İlim halkalarında bulundu, düşmanla çarpıştı. Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- halîfe olduğunda, Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh-’ı Bahreyn’e […]

Continue reading »

GÜNEŞ GİBİ DOST

Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî -kuddîse sirruhû-, 30 Eylül 1207’de Belh’te doğdu. 1228’de ailesiyle birlikte Konya’ya geldi. Babası Bahâeddin Veled ve hocası Seyyid Burhâneddin’in terbiyesinde yetişti. Zâhirî ilimde zirvedeyken Şems-i Tebrizî ile buluştu. Bu buluşma ile medrese hocası Celâleddîn’in içindeki mânevî gizli hazine ortaya çıktı. Mârifetullâh’a erişti. Buna vesile olan Şems Hazretleri’ne râm oldu. Mevlânâ Hazretleri ile Şems-i […]

Continue reading »