Ebâbil Kuşları

Şükran IŞIK Yakışmıyor yâ Ali, sana derin uykular, Allah için kalk artık, kanla doldu her diyar. Bir Ulubatlı gönder, dik zafer bayrağını, Çiğnetme kâtillere mukaddes toprağını, Galip gelsin yâ Rabbi ezanlar çan sesine, Doğunun katranları dökülsün tepesine, Kıyâmet mi kopuyor, oynuyor yer yerinden? Dil bilmeyen bebeler delinmiş ciğerinden, Allâh’ım, nerde kaldı o ebâbil kuşları, Ne zaman yağdıracak gökyüzünden taşları? Bir […]

Hayal Şehir

Recep YILDIZ İstanbul’u gördüm, gece bir düş gibi saftı. İstanbul’u gördüm gece, bir düş gibi saftı. Sessizdi, nefessizdi, hayal çığlığı vardı. Evlerde, sokaklarda ölüm saflığı vardı. İstanbul o gün başka bir âlem dokuyordu, Gün değmemiş akşamda kızıllık kokuyordu. Cennet gibi bir gündü, ışık bayramı vardı; Yıldızlar akar şehre tebessümle kayardı. Coşmuştu Boğaz, bir gerilip bir taşıyordu; Sonsuzluğun ufkunda zaman buzlaşıyordu. […]

Âraf’taki İnsan

Olcay YAZICI Hüzün, acıların gül yağmurudur İçinde baharı barındırır kar. Hikmetin esrarlı çizgisinde dur: Mücerret dalgalar derinden akar. Ol deyince olur, hüküm O’nundur, İster tevekkül et, istersen delir! Ömrün saatini sonsuzluğa kur, Yalnız doğar insan ve yalnız ölür! Silindi sayfadan semâvî yasa, Aşıldı/aşındı mukaddes eşik. Ezelî endişe, ebedî tasa, Her şey bir ârafta çatık/bitişik Hızlanır tekerlek yokuş aşağı, Sabır yumağını […]

Ağlar Karanfil

Mahmut TOPBAŞLI Gecenin koynunda feryâd u figan, Hasretine umut, bir beyaz mendil… Buz tutmuş ırmağı andırır zaman, Yas tutar gonca gül, ağlar karanfil. Soylu sevdamıza hasret bu toprak, Umutla yaşadı belki üç asır… Gönül hazanında düştü son yaprak, Çözülen düğümde saklandı kaç sır. Eski iklimlerde sevda servetti, Gülsuyu kokulu dualar muştu… Gözyaşı sineye yağan rahmetti, Yürekler çırpınan âzâde kuştu. Sevda […]

İlâhî

Mustafa TAHRALI Ey gönül derde düş derman bulasın El aç sultânına ihsan bulasın Günâhın söyle ki gufran bulasın Terk-i cân eyle ki cânan bulasın Gece gündüz kulluk eder âbidler Terk-i dünyâ kılar cümle zâhidler Fî sebîlillah can verdi şehidler Ol cân için can ver ki can bulasın Kerâmete erem dersen kerîm ol Mârifet dilersen nefse alîm ol Zâlim olma sakın […]

Rubâîler

Mehmet Turan YARAR Gam çâre değil, yersiz emektir güzelim, Lokmanlığı taştan dilemektir güzelim. Bitmez feleğin kahrı, üzülmek boşuna, En doğrusu «aldırma» demektir güzelim. *** Haykır hele sen, gökler işitsin yâhû Her mihnete çak silleyi bitsin yâhû Ben bir çolağım sille gücüm yok dersen Var çâresi, vur tekmeyi gitsin yâhû!..

Mevlâ’mdan Dileğimdir

Melda ÖZATA Bir güzel dil, bir güzel ses, bir güzel söz isterim Bir çiçek açmış ezelden bir ebed öz isterim. Yağsa bir nûr, yağsa göklerden bunalmış rûhuma Dâvetin sonsuzluğundan bir hoş âvâz isterim. Kanmıyor gönlüm muhabbet çeşmesinden içmişim Kanmıyor hiç kanmıyor bin bir yudum az, isterim Göklerin nûr kaynağından bir nasip alsam yeter Bir nasip, ömrümce hem hiç bitmeyen haz […]

Ölüm

M. Nejat SEFERCİOĞLU Şu soluk resme bakıp geçmişi anmak da ölüm Sıladan gönderilen mektuba kanmak da ölüm Uzayan yollara bakmak yaşaran gözle her an Adı gurbet konulan odlara yanmak da ölüm Unutulmuşluğa rağmen duyulan çan sesini Çalınan bir kapının zil sesi sanmak da ölüm Gece yorgun başının yastığa râm olduğu dem Görülen bir sürü kâbusla uyanmak da ölüm Sılanın yolları […]

Münâcât

Mustafa Necati BURSALI İlâhî! Sen Hâlık’sın, İlâhî, ben bir kulum, İlâhî! Ben hakîrim, İlâhî, ben yoksulum! İlâhî! Hazretine hâcetim var hep benim, İlâhî! Nîmet Sen’den, değil gonca leb benim!.. İlâhî! Sen Azîz’sin, İlâhî, ben en zelîl, İlâhî! Hesap günü etme beni Sen zelîl! İlâhî! Gökler Sen’in… İlâhî, zemîn Sen’in, İlâhî! Bütün âlem, Cibrîl-i Emîn Sen’in!.. İlâhî! Damla damla güllere rahmet […]

Malazgirt’in İlk Işıkları

Memduh CUMHUR Bir şafak vakti ordular coşarak Çıktılar Orta Asya’dan sefere Yüce dağlardan atlayıp koşarak Doludizgin ulaştılar zafere Bir vatan bahşeden o kutlu zafer Bizi sevkeylemişti çok seneler Nice uçsuz bucaksız ülkelere Elde tuğlarla toplanıp yer yer Altın oklarla nurlu yaylarla Tâ ezelden hazırlanan erler Gittiler haftalarla, aylarla Bir seher vakti türkü dinlemeden Kızılırmak’ta hiç serinlemeden Yedi kat Arş’a dek […]

1 332 333 334 335 336 338