SALLANDIRMAK LÂZIM!

Fatih GARCAN fatihgarcan@hotmail.com –Selâmün aleyküm! –Hı! Efendim! Aleyküm selâm Ahmet. Buyur oturmaz mısın? –Otururum elbet Hikmet Ağabey de sen iyi misin? Derin dalmışsın… –Sorma Ahmet Bey. Kederliyim… Bizim oğlan… –Hayırdır inşâallah bir şey mi oldu? Geçmiş olsun! –Vallâhi bir şey mi oldu? Birçok şey mi oldu? Tam bilemiyorum; ama bir bildiğim varsa artık evlâtlarımıza çok da yetişemediğimiz. Bir yerlerde yanlış […]

Continue reading »

ŞAİR ve DİL

Prof. Dr. Harun ÖĞMÜŞ harunogmus@gmail.com Dil, bir millete ait kültür değerlerinin en mühimidir. Tarih boyunca milletçe meydana getirilen her ne varsa muhafaza edip, sonraki nesillere aktaran odur. Bu itibarla o; milletin hem hâfızasını teşkil eder, hem de o hâfızanın esasını teşkil eden genlerin geleceğe taşınmasını sağlar. Dilin kültürel veya -başka bir ifadeyle- topluma ait bir unsur oluşu, ait olduğu toplumun […]

Continue reading »

İKİ KUTUPLU DÜNYA

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com – seyri@yuzaki.com İnsan durmadan arıyor. Her şeyi arıyor. Çünkü aramaya mecbur ve muhtaç. Bir hastalık çıkıyor, hemen onun şifâsını araması lâzım. Bulması da lâzım. Aksi hâlde dayanılmaz sancılar içinde mahvoluyor. Yani; Dert var, çare de var. Önce aramak şart. Sonra bulmak şart. Mesele; Bulmayı gerçekleştirecek mahiyette arayabilmek. Çünkü kuru kuruya arayışlar, insanı hiçbir şeye nâil etmiyor. […]

Continue reading »

ARUZ KUSURLARI -2-

Prof. Dr. Harun ÖĞMÜŞ harunogmus@gmail.com Zihaf, uzun olan heceyi vezin gereği kısa seslendirmektir. Bir telâffuz bozukluğu olduğu için büyük kusur sayılır. Belki de bu sebeple Türk aruzunda çok örneği yoktur. Zaten Türkçede uzun heceler az olduğu için buna çok da ihtiyaç duyulmaz. Aslen uzun olmakla birlikte Türkçeye girerken kısa olarak giren veya girdikten sonra zaman içinde kısalan hecelerin Türkçeye yerleştiği […]

Continue reading »

YOLCULUK NEREYE?

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com – seyri@yuzaki.com Sonsuz bir kâinatta bu dünya, en işlek istasyon. Bir yanda geliş ve bir yanda gidiş. Tüm yolculuklar; Önce ezelden dünya beşiğine, sonra beşikten mezara, sonra da mezardan mahşer meydanına. Sonra da iki büyük gerçekten birine: Cennet veya cehennem. Acaba hangisi? Dünya gözüyle meçhul. Acaba cennete mi, cehenneme mi yolculuk? Meçhul. Tabiî; Herkesin kendine göre […]

Continue reading »

AH ARKADAŞIM! SEN NE YAPTIN?

Fatih GARCAN fatihgarcan@hotmail.com   Asfalt yoldan ayrıldık. Kasabaya kadar yaklaşık otuz kilometre stabilize yoldan ilerledik. Kasabayı geçince, dağ köylerinin toprak yolunun müsaade ettiği hızla yolumuza devam ettik. Yer yer sel sularının aşındırdığı toprak köy yolları… İnsanın hiç gitmek istemediği yolculuklar vardır; bazen hiç canınız istemez. Hani; «Bir şey olsa da gitmesek; araba ârıza yapsa, sefer iptal edilse, en azından teker […]

Continue reading »

ARUZ KUSURLARI

Prof. Dr. Harun ÖĞMÜŞ harunogmus@gmail.com Aruzda vasl, zihaf ve imâle gibi uygulamalar kusur olarak görülür. Vasl (ulama), sonu sessiz harfle biten bir hecenin kendisinden sonra gelen ve sesli harfle başlayan heceye eklenerek telâffuz edilmesidir. Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. mısraında; «yurdumun üstünde» kelimeleriyle «son ocak» kelimeleri arasında olduğu gibi. Söz konusu kelimelerin son hecelerindeki sessiz harfler bir sonraki […]

Continue reading »

HELÂLİNDEN ÇALIŞIP KAZANANI ALLAH SEVER!

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Helâlinden kazanç; Hem dünyevî hem de uhrevî bir mâhiyete sahiptir. Hayat boyu; Kazanmak için uğraşmak ve mücadele etmek, ancak bu mâhiyette olduğu nisbetle muhteremdir. Tersi bir durum, yani nice zenginliklere erişildiği hâlde Kārun gibi zebun bir vaziyet ise, aslında iki dünyada da kayıptan başka bir şey değildir. Bu bakımdan; İnsan ne kadar kazandığına değil kazancının […]

Continue reading »

ARUZUN İMKÂN(/SIZLIK)LARI

Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ harunogmus@gmail.com Aruzda üç açık (sonu sesli harfle biten ve kısa telâffuz edilen) hece yan yana gelemez. Mısra sonları bu hükmün dışındadır. Çünkü orada, açık da kapalı hece (uzun telâffuz edilen veya sonu sessiz harfle biten hece) sayılır. Açık heceleri sınırlayıcı bu özelliği sebebiyle, aruzu Türkçeye tatbik etmenin zorluğu öteden beri dile getirilmiştir. Çünkü Türkçede açık hece […]

Continue reading »

Gerçek Saâdet O’NUN İZİNDE…

YAZAR : M. Ali EŞMELİ İnsanoğlu saâdet ve mutluluğu arıyor ömür boyu. Bu arayış; Bakış pencerelerine göre o kadar farklı noktalarda ki, saymakla bitmez. Herkes kendine göre bir yerde saâdet ve mutluluk arıyor. Dünyadaki hareketlilik, hep bu arayıştan. Hattâ; Patlak veren zulümler de hep bu arayış dolayısıyla. Kimileri kendi saâdet halkasını, başkalarına zulmederek güçlü yaşamakta zannediyor. Kimileri başka memleketlerin vampir […]

Continue reading »
1 2 3 4 5 51