KUR’ÂNÎ TÂLİMATLAR -11- İSLÂM’DA PEYGAMBERİMİZ’E İTTİBÂ

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi SÜNNET-İ SENİYYE, DÎNİN TEMELİDİR! Hazret-i Ömer ve Hazret-i Osman devirlerinde Basra halkının irşâdı için bu şehirde bulunan İmrân bin Husayn -radıyallâhu anh- bir mecliste Peygamber Efendimiz’in sünnetinden bahsediyordu. Orada bulunanlardan biri ona künyesiyle hitâb ederek şöyle dedi: “–Ey Ebâ Nüceyd! Siz bize hadisler rivâyet ediyorsunuz, biz onlar için Kur’ân’da asıl bulamıyoruz.” İmrân Hazretleri celâllenerek, ona […]

Şifâ Menbaı TABİAT ECZAHÂNESİ

Ömer Sâmi HIDIR samihidir@gmail.com Âyet-i kerîmede buyurulmakta: “Hastalandığım zaman bana şifâ verendir.” (eş-Şuarâ, 80) İskenderiye Mukavkısı, Peygamber Efendimiz’e pek çok hediye ile birlikte bir de doktor göndermişti. Doktor bir süre kaldığı hâlde, kendisine hiçbir müracaat olmadığını gördü. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bu hekime; “−Ailenin yanına dönebilirsin. Çünkü biz acıkmadıkça yemeyen bir kavimiz. Yediğimiz zaman da doyuncaya kadar yemeyiz.” buyurdu.1 […]

MÜŞFİK OL!..

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Vicdan ol yetîme, cân ol öksüze, Ulaştır yamaçta kalanı düze, Yokluk çöllerinde kavrulan yüze, Varlığınla ılgıt ılgıt meltem ol! Dünya bir âlem ki, bîçâre dolu, Kimisinin ne çulu var, ne pulu, Şunun ayağı yok, şunun da kolu, Müşfik ol ey gönül, cömert âdem ol!..

KIVILCIM KÜÇÜK AMA!..

Sâmî گدا ضعيف ايسه ده غافل اولمه آهندن صـاقين وجـود حـقير شـراره آلدانمـا Gedâ zaîf ise de gāfil olma âhından, Sakın vücûd-ı hakîr-i şerâre aldanma! vezni: mefâilün / feilâtün / mefâilün / fa’lün gedâ : Dilenci, yoksul, fakir. hakir : Değersiz, küçük. şerâre : Kıvılcım. vücud : Varlık, var oluş.

YETİŞ YÂ RAB!

FECRÎ (İbrahim BAZ) ibrahim.baz@hotmail.com Yalan dünya yaktı beni, İmdadıma yetiş yâ Rab! Yılan oldu soktu beni, İmdadıma yetiş yâ Rab! Kaybeyledim ben râhımı, Dağ eyledim günahımı, Sen duyarsın tek âhımı; İmdadıma yetiş yâ Rab! Günlerimin adı gaflet, Kat kat oldu kalpte kasvet, Sen Rahîm’sin eyle rahmet! İmdadıma yetiş yâ Rab! Gençlik geçti isyan ile, Gece-gündüz nisyân ile, Göçür beni îmân […]

DOST OLALIM!

Ali Rıza KAŞIKCI ali_rz_@hotmail.com Eğlenme boşa gönül, Gel dosta dost olalım! Dönmeden taşa gönül, Gel dosta dost olalım! Dünyanın derdi çoktur, Kimi aç kimi toktur, Kimseden fayda yoktur; Gel dosta dost olalım! Misafir geldik hana, Pâye yük olur, câna, Gidelim yana yana; Gel dosta dost olalım! Akıl olsun ko ırak, Ulu dîvâna varak, Hakkımız haktan sorak; Gel dosta dost olalım! […]

NE YAZAR!?.

Ali AĞIR aliagir70@gmail.com   Gönlünde îmânın katresi yoksa, Her mevsim yeniden açsan ne yazar!?. Bir nefes, ansızın ölümü yaksa, Sonsuzluk suyundan içsen ne yazar!?. Dalgalar kabarır düş denizinde, Savrulur hayaller Mart ayazında, Yıldızlar yatağı o gökyüzünde; Güneş olsan, ışık saçsan ne yazar!?. Feryatlar dökülür dudaklarından, Sükûtun renginde konaklarından, Ağlayan bu şehrin sokaklarından; Bir başka diyara kaçsan ne yazar!?. Kilimleri kıskandırsa […]

ARI DURU BİR TASAVVUF

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi Âhirzamanda, isimler ve müsemmâlar arasındaki âhenk bozuldu. Bu sebeple sormalı ve tahkik etmeli: GERÇEK TASAVVUF HANGİSİ? Arı duru, tertemiz, gerçek ve faydalı tasavvuf nedir? Diğer taraftan tasavvuf adı altında sergilenen ve taliplerini güya kendinden geçirse de, aslında İslâm’ın rûhundan uzak hâl ve hareketlere, tasavvuf veya tarîkat denilmesi doğru mudur? Elbette ki değildir. Tasavvuf, Rasûlullah Efendimiz’in […]

GÜVENİLEN İNSAN OLMAK

Sami GÖKSÜN Bir müslümanın en bariz özelliği, doğruluk ve dürüstlüktür. Peygamber Efendimiz’in hayatı incelendiği zaman, bu hususun ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. Peygamberlerde bulunması gerekli özelliklerden biri de «sıdk» doğruluk ve dürüstlüktür. Bu sıfat, peygamberlerin doğru sözlü ve dürüst olduklarını ifade eder. Çünkü peygamberler, Allah ile insanlar arasında elçilik yapan kimselerdir. Böyle olan kimseler, dürüst ve doğru sözlü olmak zorundadırlar. […]

Mübârek Bir Gün/Zaman Dilimi: CUMA GÜNÜ

Doç. Dr. Mustafa CANLI canli20@hotmail.com BİR HADİS: عَنْ أَب۪ى هُرَيْرَةَ أَنَّ النَّبِىَّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ : «خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ ف۪يهِ خُلِقَ آدَمُ ، وَف۪يهِ أُدْخِلَ الْجَنَّةَ ، وَف۪يهِ أُخْرِجَ مِنْهَا ، وَلاَ تَقُومُ السَّاعَةُ إِلاَّ ف۪ى يَوْمِ الْجُمُعَةِ» Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh-’tan rivâyet edildiğine göre Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur: […]

1 2 3 49