İKİ ZİRVE

YAZAR : İrfan ÖZTÜRK Hazret-i Ebûbekir Efendimiz ve Hazret-i Ali Efendimiz… İki büyük zirve… İkisi de Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in iki can dostu. En kıymetli sahâbîleri… Biri en yakın arkadaşı ve kayınpederi, diğeri evlâdı gibi yetiştirdiği amcaoğlu ve damadı… Hazret-i Ebûbekir, Peygamber Efendimiz’in hicret arkadaşı, Sevr Mağarası’nda yâr-i gāri… Sırların mâkesi… Hazret-i Ali; Rasûlullâh’ın yatağına yatarak, O’nun […]

Continue reading »

O’nun Muhteşem Ahlakı -18

Ebedî Fecre YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi (Kanaat, Tevekkül ve İstiğnâsı) YALNIZ ALLAH’TAN İSTE! İnsanoğlunu yaratan, rızıklandıran, ona ihtiyaç duyduğu maddî-mânevî türlü nimetleri bahşeden; Cenâb-ı Hak’tır. Rabbi; bütün yarattıkları gibi, insanın da rızkını tekeffül etmiştir. Âyet-i kerîmede buyurulur: “Nice canlı var ki, rızkını (yanında) taşımıyor. (Rızkını kendisi temin edemiyor.) Onlara da size de rızık veren Allah’tır. O, her şeyi […]

Continue reading »

Düşmanların Düşmanlıkları

YAZAR : Âdem SARAÇ vardisarac@yahoo.com.tr İmtihanlar, musîbetler, acılar ve sıkıntılar; ne kadar dayanılmaz olsa da hayat devam ediyordu. Peygamberimiz -aleyhisselâm-; öncelikli olarak kavminin, sonra da bütün insanlığın hidâyete yönelmesi için, en zor zamanlarında bile davete devam ediyordu. İşte böyle çok zor bir zamanda yine halkı İslâm’a davet ederken; Kureyş müşriklerinin beyinsizlerinden bir beyinsiz çıkıp, Rasûlullah -aleyhisselâm-’ın önünü kesti! Sıradan bir […]

Continue reading »

İBRETLİ ÇIRPINIŞIN DESTANI

YAZAR : Âdem SARAÇ Peygamberimiz -aleyhisselâm- başta olmak üzere, İslâm ile şereflenmiş olan bütün müslümanların destansı direnişleriyle, abluka nihayet sona ermişti. Bu direnişte, akraba ve kabîle bağı ile bağlı olan müşrikler de, aynı destanın birer parçaları olmuşlardı. Abluka sona ermişti, ama elde avuçta da hiçbir şey kalmamıştı. Hazret-i Hatice Annemiz ve Hazret-i Ebûbekir gibi zengin sahâbîler, bütün servetlerini bitirmişlerdi. Kısmen […]

Continue reading »

HAK DOSTLARININ ZİRVE ÖLÇÜLERİ

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi HEVESLE OLMAZ Cenâb-ı Hak indinde, mü’minler derece derecedir. İhlâs ve takvâ; muhabbet ve mârifette derinleşerek, Cenâb-ı Hakk’ın lutfuna ererek mukarreb olan kulların, yani Allah Teâlâ’ya yakınlıkta mesafe alabilenlerin, kendilerine mahsus hâlleri ve husûsiyetleri vardır. Cenâb-ı Hak; peygamberlerin de bazılarını, diğerlerinden üstün kılmış ve derecelerce yükseltmiştir. Ashâb-ı kiram da Allah ve Rasûlü’ne yakınlıkta aynı seviyede […]

Continue reading »

BİR MÜSLÜMANIN FİRÂSETİ

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi MÜCEVHERİN KIYMETİNİ SARRAF BİLİR Hazret-i Mevlânâ; Hazret-i Ebûbekir Efendimiz’in, fazîletlerinden biri olan Bilâl-i Habeşî’yi zâlim müşriklerin elinde kölelikten kurtarışını, gönül lisânıyla şöyle anlatır: Bilâl-i Habeşî’nin müslüman olduğu için zâlimâne bir işkenceye tâbî tutulduğunu işiten Hazret-i Sıddîk -radıyallâhu anh-, Hazret-i Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in huzûruna çıktı ve vefâlı Bilâl’in hâlini arz etti. Dedi ki: […]

Continue reading »

Maldan, Candan, Her İmkândan CÖMERTLİK

YAZAR : Sami GÖKSÜN Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir gün, Medine-i Münevvere’de Uhud Dağı’na dönerek; “Yanımda şu Uhud Dağı kadar altın olsa, bu beni sevindirmez. Bir borcu ödemek için ayırdığımdan başka da yanımda bir dinar bulunarak üç gün geçmesini istemem. -Rasûlullah; önüne, sağına, soluna ve arkasına elleriyle verme işareti yaparak- yanımda bulunanı Allâh’ın kullarına şöyle şöyle dağıtmak isterim.” buyurmuştur. […]

Continue reading »

HAZRET-İ EBÛBEKİR -radıyallâhu anh-

ŞAİR : Ali AĞIR aliagir70@gmail.com Sahâbenin incisi, Hazret-i Ebûbekir… İkinin ikincisi, Hazret-i Ebûbekir… Gökte Kureyş halîmi, Yerde dürüst, samimî, Yetimlerin hâdimi, Hazret-i Ebûbekir… Takvâsı dağlar gibi, Güzel ahlâk sahibi, İslâm’ın ilk hatibi, Hazret-i Ebûbekir… İlk yetişkin müslüman, Cömertlikte bir umman, Ateşten âzâd olan, Hazret-i Ebûbekir… Rasûl’ün can yoldaşı, En üstün gönüldaşı, Mağara arkadaşı, Hazret-i Ebûbekir… Gönlü nurdan bir gülşen, Daim […]

Continue reading »

Mes’ûliyette Taayyün Meselesi
ATANMAK ve ADANMAK

YAZAR : Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com4 Koca şehirde kimselerin duymadığı bir inilti. Açlıktan beli bükülmüş bir yaşlı kadın. Kim koşmalı imdadına? “Sizden emr-i bi’l-mâruf ve nehy-i ani’l-münker vazifesini yapacak, hayra çağıracak bir topluluk bulunsun.” (Âl-i İmrân, 104) emri var. Kimler bu vazifeyi yerine getirecek? Ölenlerin cenazesini kim kaldıracak? Mahalle çocuklarına kim camiyi sevdirecek? Kim imamlık yapacak? Kim ilim adamı olacak? […]

Continue reading »

MES’ÛLÜZ, HESABA ÇEKİLECEĞİZ!

YAZAR : Yard. Doç. Dr. Mustafa CANLI canli20@hotmail.com Mes’uliyet / Sorumluluk, kişinin davranışlarından hesap verme yükümlülüğü altında olduğunu hissetmesi ve bu duyarlılıkla hareket etmesidir. Nezîh dînimiz İslâm’a göre insan, sorumlu bir varlıktır. Bir gün sorumlu olduğu bütün söz ve davranışlarından hesaba çekileceğini hiçbir zaman aklından çıkarmaz. Hakikatte yaratıldığı andan itibaren insanın omuzuna sorumluluk yüklenmiştir. Allah Teâlâ bu durumu şu âyet-i […]

Continue reading »
1 2