BAKIR, ALTIN OLUR MU?

Fahri SARRAFOĞLU sarrafoglufahri@gmail.com Bu satırların yazarının baba mesleği, kuyumculuk ve sarraflıktır. Yani hem imalât hem de satış işi vardı. Efendim; kuyumcu dükkânımıza gelen takıları babamla önce güzelce ateşte yakar, sonra asitli suyun içine atar, ardından özel sabunlu suda yıkar nihayet talaş dolu kaba atıp kuruturduk. Böylece kir ve yağ ile altın rengini kaybetmiş olan takılar; yeniden pırıl pırıl olur, sanki […]

Continue reading »

KARGALAR KURBAĞALARI NEDEN PATLATIYORLAR?

Fahri SARRAFOĞLU sarrafoglufahri@gmail.com Almanya’nın Hamburg kentinde korku filmlerini aratmayan enteresan bir hâdise yaşandı. Küçük bir gölde yaşayan kurbağaların şişkin bedenleri balon gibi patladı. Kurbağaların esrarengiz ölümünden sonra bazı Alman bulvar gazeteleri; «Ölüm Gölü»nden söz etmeye başladılar. Hamburg yakınlarındaki bir parkta gezinti yapan insanlar, gölün kenarındaki ölü kurbağaları görünce hayretler içinde kalmışlardı. Yüzlerce kurbağa sırt üstü yatıyordu. Hattâ bazıları, gölden çıktıktan […]

Continue reading »

Kalbe Kartvizit Bırakmak mı? O DA NE?

Fahri SARRAFOĞLU sarrafoglufahri@gmail.com Bir insana gidip de; “–Seni Allah için seviyorum!” demeniz yeterli değildir. Hemen şunu soracaktır; “–Niye? Neden ben? Benden ne çıkarın var?” Yani, önce karşınızdaki kişiye dokunmanız, tanımanız, onun gönlünü kazanmanız gerekiyor. İnsan gönlünün nasıl kazanılacağı ile ilgili onlarca değil yüzlerce sunum var… Yüzlerce konferans var… Binlerce kitap var… Hepsi de değerli emekler… Fakat benim eğitim vermek için […]

Continue reading »

ÂHİRET POTASINDA

Fahri SARRAFOĞLU sarrafoglufahri@gmail.com Türkiye’de altın ithalâtı şimdiki gibi serbest değildi bir zamanlar… 1979 ile 1983 yılları arasında altın ithalât yasağı vardı. Kuyumcuların da yeni ürün yapmak için, hurda altına ihtiyacı oluyordu. Müşteriden gelen hurda altınlar; küpe, yüzük, bilezik, kolye vb… ne varsa bir pota içerisinde eritilip külçe hâline getiriliyor ve İstanbul’a Kapalıçarşı’ya yeni imalât için götürülüyordu. Babamızın kuyumculuk ve sarraflık […]

Continue reading »

ELİM, NİYE TAVUK ETİ KOKUYOR?

Fahri SARRAFOĞLU sarrafoglufahri@gmail.com Mükremin Bey; düzenli olarak, sabah kalktığında, İstanbul Vatan Caddesi’nde yürürdü. Ramazan dolayısıyla, yürüyüşlerini sabah namazı sonrası yapmaya başlamıştı. Sulukule surlarına doğru geldiğinde; surların iç kısmında, kenarda, daha üç-dört günlük olan yavru köpekleri gördü. Aç oldukları belliydi. Anneleri de biraz ileride âdeta yalvaran gözlerle bakıyordu. Hiç vakit kaybetmedi, yürüyerek geri döndü ve Malta Çarşısı’na çıktı. Vakit erken olduğu […]

Continue reading »

YETERSİZ BAKİYE

Fahri SARRAFOĞLU sarrafoglufahri@gmail.com Burak Bey ünlü bir holdingin üst seviyede idarecisiydi. İşi îcâbı sık sık seyahat ederdi. Hattâ bazı zamanlar, toplantılara yetişebilmek için özel helikopter de kiralamak durumunda kalırdı. Yeter ki toplantıya zamanında yetişilsin. Bunun için ulaşım konusunda; «Sıfır mazeret!» sözünü sık sık kullanırdı. Her türlü teknolojinin ve ulaşım tekniklerinin kullanılmasının gerekliliğini, şirket yöneticileri ile yaptığı toplantılarda kendisi de vurgulardı. […]

Continue reading »

OSMAN NÛRİ TOPBAŞ HOCAEFENDİ İLE İSTANBUL’UN SIRLARI ÖZEL MÜLÂKĀTI -2-

Fahri SARRAFOĞLU sarrafoglufahri@gmail.com Fahri SARRAFOĞLU: Efendim, meşhur İtalyan mimar ve ressam Leonardo da Vinci, II. Bâyezîd’e bir mektup yazarak, İstanbul’daki cami ve diğer eserlerin plân ve projelerini bizzat yapmayı teklif etti. Padişah ise buna müsbet cevap vermedi. Bunun sebebi etrafında neler söylemek istersiniz? Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi: Efendim, Leonardo da Vinci’nin bu teklifi karşısında sarayda Kubbealtı vezirleri sevindiler. «Dünyaca meşhur […]

Continue reading »