FELSEFENİN ÇIKMAZLARI

YAZAR : Osman N├╗ri TOPBA┼× Hocaefendi


AKLIN VER─░L─░┼× GAYES─░

Cen├ób-─▒ Hak, insana ak─▒l nimetini lutfeylemi┼čtir.

├ç├╝nk├╝ Hak Te├ól├ó; insan─▒ bir imtihan dersh├ónesi olan d├╝nyaya, ┬źm├órifetullah┬╗ tahsili i├žin g├Ândermi┼čtir. Yani Rabbinin insana bah┼četti─či ak─▒l kuvvesinin gayesi, OÔÇÖnu okumakt─▒r. Bu sebeple Fahr-i K├óin├ót EfendimizÔÇÖe n├ózil olan ilk ├óyet-i ker├«me;

ÔÇťYaratan Rabbinin ad─▒yla oku!ÔÇŁ (el-Alak, 1) emri olmu┼čtur.

─░nsan; kendini, k├óin├ót─▒ ve Rabbinin kel├óm─▒n─▒ okumal─▒ ve Rabbini kalben tan─▒mal─▒d─▒r. Akl─▒n bu gayeye hizmet etmesi i├žin, vahiy muhtev├ós─▒nda i┼čletilmesi ├«c├ób eder.

├ç├╝nk├╝ ak─▒l ancak bir ├ólettir. ─░ki taraf─▒ da keskin bir b─▒├žak gibi, hem hayra hem de ┼čerre vas─▒ta olabilir. O; vahyin hizmetine girerse, g├╝zel hizmetler verir. Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n buyurdu─ču gibi ak─▒l, Hazret-i Muhammed Mustaf├ó -sallall├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖe kurban olursa; insan─▒n gafletten uzak kalmas─▒na, fir├óset ve bas├«ret n├╗ru kazanmas─▒na vesile olur.

Ak─▒l ayn─▒ zamanda mahduttur.

G├Ârme, i┼čitme duyular─▒; nas─▒l, muayyen hudutlar─▒n aras─▒n─▒ g├Âr├╝p i┼čitebilmemize vas─▒ta oluyorlar, o s─▒n─▒rlar─▒n d─▒┼č─▒nda ├óm├ó ve sa─č─▒r kal─▒yorlar ise; ak─▒l da ancak, kendisine izin verilmi┼č sahada, yani fizik├« ├ólemde insana yard─▒mc─▒ olabilir. Fizi─čin ├Âtesine, m├óver├óya k─▒lavuzluk yapabilmek hus├╗siyeti ona bah┼čedilmi┼č de─čildir. Ak─▒l; o kendisine me├žhul sahalarda pusula addedilirse, insan─▒ ├ž─▒kmazlara s├╝r├╝kler. Akl─▒n putperesti olanlar, daima fel├óketler i├žinde harap olmu┼člard─▒r.

Buna ra─čmen;

─░nsanl─▒k tarihinde, akla haddinden fazla mevki verenler olmu┼čtur. Akl─▒; il├óh├« yard─▒ma muhta├ž olmaks─▒z─▒n, hakikati tespit ve tayin edebilen bir kuvvet olarak g├Ârmek ve g├Âstermek hatas─▒na d├╝┼čm├╝┼člerdir.

Felsefeciler, akla istin├ód eden M├╗tezile Mezhebi ve devrimizde tarihselcilik girdab─▒na d├╝┼čenler; akl─▒ -h├ó┼č├ó- vahyin ├╝zerinde g├Ârerek, vahyi dah├« akl─▒n hakemli─či ve murakabesi alt─▒nda i┼čletmeye kalkarlar. Bu k├╝stah kalk─▒┼čma da dal├ólet ve z─▒nd─▒kl─▒kla neticelenir.

Meselâ;

Kader gibi ak─▒l ├╝st├╝ bir tesl├«miyet ve kalb├« idr├ók isteyen bir meselede nice ak─▒l sahibi, istikametini ┼ča┼č─▒rm─▒┼čt─▒r. Kaderi yahut iradeyi ink├ór batakl─▒─č─▒na d├╗├ž├ór olmu┼čtur.

MÎRAS AHKÂMI

Amel├« sahada da kimileri; Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde tayin buyurdu─ču m├«ras taksimat─▒n─▒ -h├ó┼č├ó- ad├óletsiz ve h├╝km├╝ geride kalm─▒┼č addetmek gibi, ucu k├╝fre varan anlay─▒┼člara yuvarlanm─▒┼člard─▒r.

Onlar─▒n as─▒ls─▒z iddias─▒ ┼č├Âyledir:

ÔÇťKad─▒n bug├╝n erkek gibi ├žal─▒┼č─▒yor, bu sebeple m├«rastan erkekle m├╝s├óv├« hisse (e┼čit pay) almal─▒d─▒r!..ÔÇŁ

H├ólbuki ┼čunu d├╝┼č├╝nm├╝yorlar:

Kad─▒n her devirde ├žal─▒┼čm─▒┼čt─▒r. Kad─▒n─▒n as─▒l mes├óisi, arkadan gelecek bir nesil yeti┼čtirmek ve ona emek vermektir. Bunun yan─▒nda; tarlada, bah├žede, iplik e─čirme, dokuma, terzilik ve benzeri i┼člerde hep ├žal─▒┼čm─▒┼č, erkeklere yard─▒mc─▒ olmu┼čtur. Aile ve nesille al├ókal─▒ hassas vazifelerle m├╝kellef oldu─ču i├žin, kad─▒n─▒n yarat─▒l─▒┼č─▒ da buna g├Âre n├órin ve ┼čefkatlidir. Bu sebeple ona, ma├«┼čet y├╝k├╝ y├╝klenmemi┼čtir.

Ayr─▒ca kastedilen kad─▒n─▒n d─▒┼čar─▒da memuriyet vb. ├žal─▒┼čmalar yapmas─▒ ise, bug├╝n ├žal─▒┼čmayan han─▒mlar da vard─▒r, hatt├ó ├╝lkemizde ├žoktur. Dolay─▒s─▒yla, m├«ras pay─▒n─▒n ├žal─▒┼čmakla bir m├╝nasebeti yoktur. ├éyet ve hadislerde de b├Âyle bir illet belirtilmemi┼čtir. ├çal─▒┼č─▒p ├žal─▒┼čmama diye bir k─▒stas olsa bunun di─čer v├órisler i├žin de de─čerlendirilmesi gerekirdi. H├ólbuki bir adam─▒n; biri ├žal─▒┼č─▒p babas─▒na yard─▒m eden, di─čeri yard─▒m etmemi┼č olan iki erkek evl├ód─▒ olsa, her biri m├«rastan ayn─▒ pay─▒ al─▒rlar. Vefat eden ┼čahs─▒n biri yeni do─čmu┼č bir bebek, di─čeri k─▒rk y─▒ld─▒r babas─▒n─▒n hizmetinde olan iki o─člu olsa, yine ayn─▒ pay─▒ al─▒rlar.

E─čer ├žal─▒┼čan ki┼činin, vefat eden ki┼čiden, eme─čine kar┼č─▒l─▒k bir alaca─č─▒ varsa; zaten bu m├«ras taksimat─▒ndan ├Ânce bor├žlar─▒n ├Âdenmesi fasl─▒nda ger├žekle┼čtirilmelidir. M├«ras ba┼čka bir meseledir.

Akla ┼ču sual gelebilir:

─░sl├ómÔÇÖda ni├žin kad─▒n─▒n hissesi, erke─čin yar─▒s─▒d─▒r?

Bu husus ├óyetle s├óbittir. KurÔÇÖ├ón ve S├╝nnetÔÇÖte bu hususta ayr─▒ca ├«zaha ihtiya├ž hissedilmemi┼čtir. Fakat ─░sl├ómÔÇÖdaki i├žtim├ó├« nizam tetkik edildi─činde ┼ču hikmet g├Âr├╝lebilir:

─░sl├óm m├«ras hukukunda, paylar ile m├╝kellefiyetler aras─▒nda ad├óletli bir denge g├Âzetilmi┼čtir. Harcamas─▒ fazla olan erke─če, kad─▒na nisbetle daha fazla pay verilmi┼čtir. ├ç├╝nk├╝ evlenirken mehir verip d├╝─č├╝n masraf─▒n─▒ ├╝stlenmekle beraber, ev ge├žindirmeye kadar b├╝t├╝n madd├« harcamalar hus├╗sunda ailenin mesÔÇÖul ┼čahs─▒ erkektir.

Yani ─░sl├óm m├«ras hukukundaki kad─▒n-erkek fark─▒, y├╝k├╝ml├╝l├╝k ve sorumluluk fark─▒na ba─čl─▒d─▒r. Bu ikisi aras─▒nda bir denge kurulmu┼čtur.

Kad─▒n; nesli korumak, bunun i├žin evl├ót yeti┼čtirmek ve aile d├╝zenini temin etmek gibi a─č─▒r m├╝kellefiyetler sebebiyle ailenin ge├žiminden mesÔÇÖul tutulmam─▒┼čt─▒r. Bu sebeple de m├«rasta hissesi yar─▒ya indirilmi┼čtir. Bu hisse de; bir k─▒s─▒m kad─▒nlar─▒n evlenememesi veya bo┼čanma durumunda kalmas─▒ yahut da birtak─▒m ┼čahs├« ihtiya├žlar─▒ d├╝┼č├╝n├╝lerek verilmi┼čtir.

Yani bir k─▒z ├žocu─čunun ihtiya├žlar─▒n─▒ kar┼č─▒lamak, babas─▒na aittir. E─čer o yoksa; dede, amca, erkek karde┼č gibi ailenin di─čer erkek fertlerine d├╝┼čer. Evlendi─činde yine ev ge├žindirme m├╝kellefiyeti olmayacakt─▒r. Bu vazife, beyine ait olacakt─▒r. Beyine bir h├ól olursa; yine karde┼čleri, evl├ótlar─▒ veya torunlar─▒ mesÔÇÖ├╗liyeti devralacakt─▒r.

Bakmakla m├╝kellef imk├ón sahibi biri bulunmasa da, bu sefer, akrabal─▒k hukuku ile yine kad─▒nlara sahip ├ž─▒k─▒lacakt─▒r.

┼×├Âyle ki;

D├«nimizde sadaka, infak, zek├ót ve benzeri mal├« ib├ódetlerde evvel├ó, akraba olan muhta├žlar─▒n g├Âzetilmesi emredilmi┼čtir. Dolay─▒s─▒yla mesel├ó bir han─▒m muhta├ž h├óle d├╝┼čse, d├«nimiz, erkek karde┼či, amcas─▒ ve benzeri imk├ón sahibi akrabalar─▒n─▒, zek├ót veya di─čer mal├« ib├ódetlerde, evleviyetle (├Âncelikle) ona yard─▒m etmeye te┼čvik etmektedir. (Bkz. el-Bakara, 83; en-Nis├ó, 36; en-Nahl, 90; el-─░sr├ó, 26; er-R├╗m, 38)

Yani bir kad─▒n, ┬źnormal ┼čartlarda┬╗ ge├žim meselesiyle m├╝kellef olmaz. H├ólbuki, m├«rastan fazla pay almakla birlikte, erkek bir├žok mesÔÇÖ├╗liyetle kar┼č─▒ kar┼č─▒yad─▒r.

Bir├žok ├Ârf├« anlay─▒┼čta; k─▒z evl├ód─▒n─▒n, art─▒k baba oca─č─▒ndan ├ž─▒kt─▒─č─▒ ve beyinin ailesine iltihak etti─či d├╝┼č├╝n├╝l├╝r. B├Âyle olunca, baz─▒ yerlerde k─▒z ├žocu─čuna hi├ž pay vermemek veya kerhen en k─▒ymetsiz tarlalar─▒ vermek gibi c├óhiliyye tarz─▒ zul├╝mler g├Âr├╝lmektedir.

H├ólbuki, taksimat─▒ Cen├ób-─▒ Hak yapm─▒┼čt─▒r. Kimsenin buna itiraz ve teÔÇÖvil edip de─či┼čtirme hakk─▒ bulunmamaktad─▒r. K─▒z─▒n ┼čerÔÇś├« hissesi de gasp edilse, erke─čin ┼čerÔÇś├« hissesi de azalt─▒lsa hak yenilmi┼č olur. Zul├╝m olur.

Bu itirazlarla karde┼čler aras─▒na fitne sokulmaktad─▒r. K├╝sl├╝kler ve kavgalar ├ž─▒kmaktad─▒r. H├ólbuki All├óhÔÇÖ─▒n taksimat─▒na r─▒z├ó g├Âsterilse, karde┼č├že bir muhabbetle meseleye yakla┼č─▒lsa; Cen├ób-─▒ Hak, bereket halk eder, azlar─▒ ├žok eyler.

Ayr─▒ca ┼ču ├óyet-i ker├«me, m├«ras├ž─▒ olmayan akrabalar─▒n ikramlarla g├Âzetilmesini tavsiye buyurmaktad─▒r:

ÔÇť(M├«rastan pay─▒ olmayan) yak─▒nlar, yetimler ve yoksullar m├«ras taksiminde haz─▒r bulunursa bundan, onlar─▒ da r─▒z─▒kland─▒r─▒n ve onlara g├╝zel s├Âz s├Âyleyin.ÔÇŁ (en-Nis├ó, 8)

Di─čer taraftan;

├ça─č─▒m─▒zda kad─▒nlarla erkekler aras─▒nda sunÔÇś├« ve haks─▒z bir e┼čitlik yar─▒┼č─▒ ba┼člat─▒lm─▒┼čt─▒r. Kad─▒n─▒n yarat─▒l─▒┼č hus├╗siyetlerine z─▒t olan bu yar─▒┼č, han─▒ml─▒k ve annelik meziyetlerini zaafa u─čratmakta ve aileyi yaralamaktad─▒r.

Dolay─▒s─▒yla;

Kad─▒nlar─▒n erkeklerle yar─▒┼čt─▒r─▒l─▒rcas─▒na ├žal─▒┼čma ├ólemine sevk edilmesi; n├órin yap─▒s─▒na ve ruh d├╝nyas─▒na uygun olmayan, ihtil├ótlarla dolu d─▒┼č d├╝nyaya itilmesi ve bu ┼čekilde aileden, annelikten ve nesil terbiyesi vazifesinden kopar─▒lmas─▒, ─░sl├ómÔÇÖ─▒n tasvip edece─či bir ┼čey de─čildir.

As─▒l ak─▒l yorulmas─▒ gereken bat─▒ ├óleminden gelen ve aileyi ifsad eden bu cereyanlar─▒ nas─▒l bertar├óf etmeliyiz tefekk├╝r├╝ olmal─▒d─▒r. Bu tefekk├╝r├╝ b─▒rak─▒p da All├óhÔÇÖ─▒n kel├óm─▒nda;

┘ü┘Äě▒█¬┘ŐěÂ┘Äěę┘ő ┘ů┘É┘ć┘Ä ěž┘ä┘ä┘Ĺ┘░┘ç┘É

┬ź(Bu m├«ras h├╝k├╝mleri) AllahÔÇÖtan bir farzd─▒r!┬╗ buyurarak inzal buyurdu─ču h├╝k├╝mleri de─či┼čtirmeye kalkmak, bir tahrif k├╝stahl─▒─č─▒d─▒r!..

BU B─░R TAHR─░FT─░R!..

Bu gibi tahrifatla m├╝cadele etmek ├žok m├╝himdir ve b├╝y├╝k ecir getirir. ├ç├╝nk├╝ -sallall├óhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, buyurur:

ÔÇť├ťmmetimin fes├óda u─črad─▒─č─▒ d├Ânemde s├╝nnetime yap─▒┼čan ki┼čiye, ┼čehid sevab─▒ verilir.ÔÇŁ (Heysem├«, I, 172; Eb├╗ Nuaym, Hilye, VIII, 200; S├╝y├╗t├«, el-C├óm├«, no: 9171)

ÔÇť…Kim benim s├╝nnetimi ihy├ó ederse elbette beni sevmi┼čtir. Kim de beni severse, benimle birlikte cennette olacakt─▒r.ÔÇŁ (Tirmiz├«, ─░lim, 16/2678)

M├«ras meselesi ise, s├╝nnetten de ├Âte, bir farzd─▒r. Bir farz, ├ži─čnenmek ve ortadan kald─▒r─▒lmak istenmektedir.

Bu ┼čekilde tahrife yol a├žan tarihselcilik, evvel├ó muharref dinlerde ba┼člam─▒┼čt─▒r. Yahudili─či ve h─▒ristiyanl─▒─č─▒ da mahveden bu olmu┼čtur. Yani; d├«nin esas ahk├óm─▒, ├že┼čitli bahanelerle terk edilmi┼č, yerine Pavlus ve benzerlerinin g├Âr├╝┼čleri ik─üme edilmi┼čtir.

├éyet-i ker├«mede, ehl-i kit├ób─▒n inhir├óf─▒ ┼č├Âyle hul├ósa edilmektedir:

ÔÇťKendilerinden sonra yerlerine ├Âyle bir nesil geldi ki namaz─▒ z├óy├« ettiler, ┼čehvetlerinin pe┼čine d├╝┼čt├╝ler. ─░┼čte bunlar da azg─▒nl─▒klar─▒n─▒n cezas─▒n─▒ bulacak / gayy├óya yuvarlanacaklard─▒r.ÔÇŁ (Meryem, 59)

M├╝hted├« ├ólimlerden Abd├╝lehad D├óv├╗d Efendi, tahrifin amel├« buudunu ┼č├Âyle ├«zah eder:

ÔÇťS├╝nnet kalkt─▒, yerini vaftiz ald─▒. Namaz kalkt─▒, yerini ├óyin ald─▒. Oru├ž kalkt─▒ yerini sadece belirli g─▒dalardan ka├ž─▒nmak ┼čeklindeki perhiz ald─▒.ÔÇŁ

Ahk├óm─▒n b├Âyle de─či┼čtirilmesini nefislerine ho┼č g├Âsteren unsur, g├╝n├╝m├╝zdeki tarihselci il├óhiyat├ž─▒lar gibi birtak─▒m din n├óm─▒na konu┼čan ki┼čilerin felsef├« teÔÇÖvilleri oldu.

Ahk├óm─▒ de─či┼čtirmeye kalkanlara Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n ├óyet-i ker├«mede ├«k─üz─▒ ├žok serttir:

ÔÇťDillerinizin uydurdu─ču yalana dayanarak;

┬źBu hel├óldir, ┼ču da haramd─▒r.┬╗ demeyin, ├ž├╝nk├╝ All├óhÔÇÖa kar┼č─▒ yalan uydurmu┼č oluyorsunuz. ┼×├╝phesiz All├óhÔÇÖa kar┼č─▒ yalan uyduranlar kurtulu┼ča eremezler.ÔÇŁ (en-Nahl, 116)

Hazret-i Mevl├ón├ó, filozoflar─▒n vahiy kar┼č─▒s─▒ndaki k├Ârl├╝─č├╝n├╝ ┼č├Âyle anlat─▒r:

N├ŤRU BUL BAKALIM!

KurÔÇÖ├ón okuyan biri, mushaftan; ┬źSuyu kayna─č─▒ndan keserse…┬╗ ├óyetini okuyordu. Bu ├óyet-i ker├«mede Cen├ób-─▒ Hak me├ólen ┼č├Âyle buyuruyordu:

ÔÇť(Hab├«bim o ink├órc─▒lara) de ki:

┬źBana s├Âyleyin: E─čer suyunuz, yerin dibine batar giderse, size kim bir akarsu getirir?ÔÇŁ (el-M├╝lk, 30)

Basit bir filozof o s─▒rada mektebin yan─▒ndan ge├žiyordu. Bu ├óyeti i┼čitince, k├╝stah├ža ┼č├Âyle kar┼č─▒l─▒k verdi:

ÔÇťBiz de topra─č─▒ kazar─▒z, yerin alt─▒ndan suyu bulur, ├ž─▒kar─▒r─▒z!ÔÇŁ

Gece uyudu, r├╝yas─▒nda arslan gibi bir yi─čit g├Ârd├╝. O yi─čit, filozofa bir tokat att─▒. ─░ki g├Âz├╝n├╝ k├Âr etti ve o filozofa dedi ki:

ÔÇťEy d├╝┼č├╝ncesiz adam! E─čer s├Âz├╝nde duruyorsan, g├Âz├╝n├╝n kayna─č─▒ndan kazma ile bir nur ├ž─▒kar (da tekrar g├Âr├╝r h├óle gel bakal─▒m!)ÔÇŁ

Sabah olmu┼čtu. S─▒├žrad─▒ kalkt─▒. Onun iki g├Âz├╝ de k├Âr olmu┼čtu. G├Âr├╝┼č n├╗ru, o iki g├Âzden de uzakla┼čm─▒┼čt─▒.

E─čer a─člay─▒p s─▒zlasayd─▒, t├Âvbe etseydi, kaybolup giden g├Âzlerinin n├╗ru All├óhÔÇÖ─▒n lutfu ile geri gelirdi. Fakat t├Âvbe etmek de elde de─čildir. T├Âvbe zevki, her sarho┼ča meze olamaz!..

Çünkü;

Yapt─▒─č─▒ i┼člerin ve ink├ór─▒n─▒n u─čursuzlu─ču, g├Ânle giden t├Âvbe yolunu kapatm─▒┼čt─▒. Onun kalbi kat─▒l─▒kta ta┼ča d├Ânm├╝┼čt├╝. T├Âvbe, oraya ekin ekmek i├žin o ta┼č─▒ nas─▒l yarabilirdi?

Filozofun akl─▒ s─▒ra verdi─či cevap, ancak il├óh├« takdir ile yerin alt─▒nda var olan suya dairdir. H├ólbuki ├óyet-i ker├«mede Cen├ób-─▒ Hak;

ÔÇťBu nimetimi iz├óle etti─čim takdirde, kuyular ve p─▒narlar vas─▒tas─▒yla istif├óde etti─činiz bu sular yerine nereden su bulacaks─▒n─▒z?ÔÇŁ diye sormaktad─▒r.

Hakikaten, vahyin muhtev├ós─▒ndaki bir ak─▒l, her zerrede il├óh├« kudreti tem├ó┼č├ó eder. Her damla suda;

Muazzam bir rafine sistemi olan buharla┼čmay─▒,

G├Âky├╝z├╝nde b├╝t├╝n a─č─▒rl─▒klar─▒na ra─čmen dola┼čan bulutlar─▒,

O suyun gayet latif bir ┼čekilde tekrar yery├╝z├╝ne inmesi demek olan ya─čmur, kar ve dolu gibi ya─č─▒┼člar─▒ ve daha nice nimeti tefekk├╝r edip, Rabbinin azametini ve OÔÇÖnun kudreti kar┼č─▒s─▒ndaki hi├žli─čini ve ┼č├╝kr├╝n├╝n eksikli─čini idr├ók etmelidir.

Felsefeciler ve sadece akla istin├ód eden di─čerleri, insanl─▒─ča sa├ódet getirememi┼člerdir. Zira her felsefeci kendi akl─▒n─▒ putla┼čt─▒rm─▒┼č, kendi d├╝┼č├╝ncesiyle di─čer filozoflar─▒ yalanlam─▒┼č ve tenkit etmi┼čtir. Bir ba┼čka filozofun akl─▒n─▒ ve d├╝┼č├╝ncelerini be─čenen felsefeci yoktur.

O h├ólde her filozof hakikate kendisinin ula┼čt─▒─č─▒n─▒ iddia etmekte; fakat hi├žbiri di─čerini be─čenmeyerek, her birinin ortaya koydu─ču sistemlerin iz├óf├« ve ind├« oldu─čunu itiraf etmi┼č olmaktad─▒r.

H├ólbuki, hak ve hakikatin ger├žek temsilcileri ve s├Âzc├╝leri olan peygamberler ve Hak dostlar─▒, d├óim├ó birbirlerini tasdik ederler. Hazret-i Nuh, insanlar─▒ hangi hakikatlere ├ža─č─▒rm─▒┼čsa; Hazret-i ─░sa da ona davet etmi┼čtir. Hi├žbir peygamber di─čerini yalanlamam─▒┼č, hepsi her birine ├«m├ón etmi┼čtir.

Hulâsa;

Filozoflar akl─▒n putperesti olmu┼člard─▒r.

Kel├ómc─▒lar da akl─▒ vahyin i├žinde kullanmaya ├žal─▒┼čm─▒┼člard─▒r. Bir noktaya kadar mesafe alm─▒┼člar, daha ├Âtesine gidememi┼člerdir.

Ehl-i tasavvuf ise, akl─▒ a┼čm─▒┼č ve tesl├«miyete sar─▒larak hikmete mazhar olmu┼člar ve huzura ermi┼člerdir. Zira akl─▒n ├ž├Âzemedi─či h├ódiseler ancak hikmetle ├ž├Âz├╝l├╝r. Akl─▒n acziyetini hikmetler tel├ófi eder.

Hazret-i Mevl├ón├ó ┼č├Âyle anlat─▒r:

ÇIKMAZ SOKAKLAR

ÔÇťFilozof kendi akl─▒na g├Âre hakk─▒ bir t├╝rl├╝ anlat─▒r. Bu mevzudan bahseden birisi filozofun s├Âz├╝n├╝ red ve tenkit eder. Ba┼čkalar─▒ ├ž─▒kar, her ikisini de k─▒nar. Bir ba┼čkas─▒ da; herkese bilgili oldu─čunu g├Âstermek i├žin, s├╝sl├╝ l├óflar eder, y─▒rt─▒n─▒r durur. Duyanlar kendisini o k├Ây├╝n bilgili adam─▒ sans─▒n diye, her biri bu yolun izlerini s├Âyler durur.ÔÇŁ

ÔÇťHak olmay─▒nca b├ót─▒l meydana ├ž─▒kmaz.

Do─čru s├Âz olmay─▒nca, nas─▒l olur da yalan s├Âz s├Âylenir? O yalan, do─črudan kuvvet al─▒r. Do─čru diye ├╝mide d├╝┼čerler de o y├╝zden e─čriyi al─▒rlar. Zehiri ┼čekere d├Âkerler de ├Âyle i├žerler.ÔÇŁ

ÔÇťPeygamberlerle al─▒┼čveri┼č yapanlar k├ór ettiler; onlar sayesinde kazan├žtad─▒rlar.

H├ólbuki renk ve koku tacirleri (i┼čin z├óhirine kap─▒lan filozoflar) g├Âr├╝n├╝┼če kap─▒ld─▒klar─▒, ┼čekilde kald─▒klar─▒ i├žin ├žok ├žok zarara u─črad─▒lar.ÔÇŁ

Akl─▒n insan i├žin yeterli bir m├╝r┼čid olmad─▒─č─▒n─▒n bir delili de; filozoflar ile peygamberler aras─▒nda, ┼čahsiyet, ahl├ók ve istikamet mukayesesi yap─▒ld─▒─č─▒nda ortaya ├ž─▒kar.

KEND─░NE FAYDASI YOK!

Filozoflar─▒n hi├žbiri ┼čahsiyet ve ya┼čay─▒┼č─▒yla, insanl─▒─ča n├╝m├╗ne olamam─▒┼čt─▒r.

Meselâ;

Me┼čhur Aristo; onca ilim, ak─▒l ve mant─▒k m├╝kteseb├ót─▒na ra─čmen, ─░skenderÔÇÖin tekliflerine ma─čl├╗p oldu. O h─▒rsl─▒ h├╝k├╝mdar─▒n potas─▒nda ┼čahsiyetini s─▒f─▒rlad─▒. M├╝teverrim felsefesi; tozlu raflar─▒n aras─▒ndan g├Ân├╝llere ula┼čamad─▒, insanl─▒─ča huzur sa─člamad─▒.

Aristo; ahl├ók felsefesinin birtak─▒m kanun ve kaidelerinin temelini atm─▒┼č olmas─▒na ra─čmen, vahyin rehberli─činden uzak oldu─ču i├žin, onun felsefesine inan─▒p hayat─▒na tatbik ederek sa├ódete kavu┼čmu┼č, tek bir ki┼či bile g├Ârmek m├╝mk├╝n de─čildir.

Yine F├ór├ób├«ÔÇÖnin hay├ólinde canland─▒rd─▒─č─▒; ┬źerdemliler ┼čehri ve ideal toplum┬╗a dair fikirlerini ihtiv├ó eden en m├╝him eserinin bile, tatbik imk├ón─▒ olamam─▒┼č, o fikirler de, kitap sat─▒rlar─▒ndan d─▒┼čar─▒ya ├ž─▒kamam─▒┼čt─▒r.

Say─▒s─▒z felsefecinin her biri tetkik edildi─činde; ┼čahs├«, ailev├« ve i├žtim├ó├« buhranlar i├žinde olduklar─▒, asla ├ževrelerine hay─▒rl─▒ bir model olamad─▒klar─▒ g├Âr├╝lecektir. Bir├žo─ču ileri s├╝rd├╝kleri kendi prensiplerini dah├« hayata ge├žirememi┼č, kendi kendisiyle dah├« ten├ókuza d├╝┼čm├╝┼čt├╝r.

Bir├žo─ču da b├ót─▒l ideolojilerinin pe┼čine d├╝┼čen milyonlar─▒n mazlumiyetine sebebiyet verdiler. Kom├╝nizm, liberalizm, kapitalizm gibi nice ideoloji; milyonlar─▒n madd├« yahut m├ónev├« peri┼čanl─▒─č─▒na sebep oldu. Kimseye sa├ódet bah┼četmedi.

Kendilerine dah├« fayda verememi┼č bu ┼čah─▒slar─▒n, insanl─▒─ča verebilecekleri nedir? Hazret-i Mevl├ón├ó bunu ┼ču hikmetli hik├óye ile anlat─▒r:

BEDEVÎ ve FİLOZOF!

Bir bedev├«, devesine iki b├╝y├╝k ├žuval y├╝klemi┼č, g├Ât├╝r├╝yordu. Kendisi de iki ├žuval─▒n ortas─▒na oturmu┼čtu.

Yolda birisi onu s├Âze tuttu. Bedev├«ye yurdunu sordu, onu konu┼čturdu. Bu soru┼čturma ile g├╝zel s├Âzler s├Âyledi, ho┼č ifadelerde bulundu. Ondan sonra bedev├«ye dedi ki:

ÔÇťÔÇôBu iki ├žuvalda ne var, s├Âyle bakal─▒m?ÔÇŁ

Bedevî;

ÔÇťÔÇô├çuval─▒n birinde bu─čday, ├Âb├╝r├╝nde kum var.ÔÇŁ dedi.

Adam;

ÔÇťÔÇôNe diye kum y├╝kledin?ÔÇŁ diye hayretle sordu.

Bedevî;

ÔÇťÔÇôBu─čday ├žuval─▒ tek kalmas─▒n, kum ├žuval─▒ ona denk olsun diye.ÔÇŁ cevab─▒n─▒ verdi.

Adam g├╝ld├╝ ve ┼č├Âyle dedi:

ÔÇťÔÇôAk─▒ll─▒l─▒k etseydin de bu─čday─▒n yar─▒s─▒n─▒ bu ├žuvala, yar─▒s─▒n─▒ da ├Âb├╝r ├žuvala koysayd─▒n daha iyi olmaz m─▒ idi? Hem ├žuval hafifle┼čirdi, hem devenin y├╝k├╝ azal─▒rd─▒.ÔÇŁ

Bunun üzerine bedevî;

ÔÇťÔÇôAferin ey ak─▒ll─▒ ve h├╝r fikirli filozof!ÔÇŁ dedi fakat arkas─▒ndan sordu:

ÔÇťB├Âyle ince d├╝┼č├╝nce, b├Âyle g├╝zel g├Âr├╝┼č├╝n varken sen nas─▒l oluyor da ├ž─▒plak h├óldesin, yaya yoruluyorsun?

Sende bu ak─▒l, bu d├╝┼č├╝nce varken, sen ya vezirsin ya padi┼čahs─▒n. Kendini gizleme, do─čru s├Âyle…ÔÇŁ

Filozof;

ÔÇťÔÇô─░kisi de de─čilim.ÔÇŁ dedi. ÔÇťBen halktan biriyim, i┼čte h├ólime ve elbiseme bak da ne oldu─čumu anla!..ÔÇŁ diyerek k─▒ymetinin bilinmedi─činden ┼čik├óyet etti.

Bedev├« varl─▒k ve kazan├ž n├óm─▒na ne sorduysa, menf├« cevap ald─▒. Filozof g├╝nl├╝k ihtiyac─▒n─▒ dah├« kar┼č─▒layabilmekten ├óciz idi. ─░tiraf etti:

ÔÇťÔÇôYal─▒nayak, ├ž─▒r─▒l├ž─▒plak ko┼čup duruyorum. Kim bir dilim ekmek verirse oraya gidiyorum. Bu faz├«let, bu hikmet ve bu h├╝nerden ancak hayal ve ba┼č a─čr─▒s─▒ elde ettim!ÔÇŁ

Bu s├Âzler ├╝zerine bedev├«, ┼ču s├Âzlerle filozofu yan─▒ndan kovdu:

ÔÇťÔÇô├çekil yan─▒mdan, benden uzakla┼č da senin u─čursuzlu─čun benim de ba┼č─▒ma ya─čmas─▒n, beni yoksul b─▒rakmas─▒n!

O u─čursuz felsefeni benden uzak tut!

Benim bir ├žuval─▒m─▒n kum, ├Âb├╝r├╝n├╝n bu─čday dolu olmas─▒; senin bu i┼če yaramaz felsefenden daha iyidir!

Benim ahmakl─▒─č─▒m, pek kutlu bir ahmakl─▒kt─▒r. G├Ânl├╝m ilah├« l├╝tuflarla, m├ónev├« az─▒klarla doludur. Can─▒mda da AllahÔÇÖtan ├žekinme ve OÔÇÖnun emirlerine uyma iste─či var.ÔÇŁ

Bu k─▒ssada, filozofun yoksullu─ču ile anlat─▒lmak istenen, kendisine dah├« faydas─▒ olmayan s├Âzde bir bilgeliktir.

Kendi ya┼čay─▒┼člar─▒na; ├«man, s├ólih amel ve g├╝zel ahl├ók gibi faz├«letleri kazand─▒ramayan s├Âzde ┬źak─▒l┬╗ ehli, bas├«ret ve g├╝zel ya┼čay─▒┼č sahibi olan cahil halktan ├žok geridedir. ├ç├╝nk├╝ o s─▒radan halk; Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖa ├«man ve tesl├«miyetten do─čan fir├óset n├╗ruyla ve az da olsa ilmiyle ├ómil olmas─▒yla, HakkÔÇÖa ve hakikate ├žok daha yak─▒nd─▒r. H├ólinden ┼čik├óyet├ži de─čil, mesuttur.

Mevl├ón├ó Hazretleri, insan─▒ ger├žek sa├ódete kavu┼čturacak olan hakikate ┼č├Âyle i┼čaret buyurur:

ÔÇťUnutma ki; tabiattan ve hayalden do─čan felsef├« d├╝┼č├╝nceler, cel├ól sahibi All├óhÔÇÖ─▒n n├╗runun feyzinden do─čan hikmet de─čildir. Sendeki d├╝nyev├« felsefe, ancak zann─▒ ve ┼č├╝pheyi art─▒r─▒r.

Unutma ki; ancak din hikmeti insan─▒ g├Âklerin ├╝st├╝ne ├ž─▒kar─▒r, ├Âtelere y├╝celtir.

Yaz─▒k ki; ├óhirzaman─▒n zeki filozoflar─▒ ve iblis huylu bilginleri kendilerini ├Ânce gelenlerden ├╝st├╝n g├Ârd├╝ler.

Onlar hileler ├Â─črenerek ortaya at─▒ld─▒lar. D├«ne ayk─▒r─▒ fikirler ile Hak bilginlerini ├╝zd├╝ler. Onlar; ne ak─▒l almaz i┼čler ve d├╝zenler pe┼činde ko┼čtular!

As─▒l k├ór ve m├ónev├« kazan├ž iksiri olan sabr─▒, ba─č─▒┼člamay─▒, ho┼č g├Ârmeyi ve c├Âmertli─či yok ettiler.ÔÇŁ

Hazret-i Mevl├ón├ó, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖa ve Hazret-i PeygamberÔÇÖe olan sad├ókatini ┼č├Âyle ifade eder:

ÔÇťBu can tende durduk├ža, KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n bendesiyim ve Muhammed├╝ÔÇÖl-Muht├órÔÇÖ─▒n yolunun topra─č─▒, aya─č─▒n─▒n tozuyum.

Bu hakikatin d─▒┼č─▒nda hakk─▒mda s├Âylenilenlerden de onlar─▒ s├Âyleyenlerden de b├«z├ór─▒m, yine b├«z├ór─▒m!ÔÇŁ

ÔÇťAk─▒l, Mustaf├óÔÇÖya kurb├ón olsun!ÔÇŁ

Ayr─▒ca;

Mevl├ón├ó Hazretleri; ak─▒llar─▒n─▒ All├óhÔÇÖa ve Ras├╗l├╝ÔÇÖne kurb├ón edemeyip de ak─▒llar─▒n─▒n putperesti olan filozoflara, ┬źiblis huylu┬╗ demektedir.

─░BL─░S HUYU!

Çünkü;

─░lk cidal, ilk akl├« itiraz ve isyan; ┼čeytan─▒n kibre kap─▒l─▒p da All├óhÔÇÖ─▒n emrine kar┼č─▒ ├ž─▒kmas─▒d─▒r. Onun akl─▒, onu ahmakl─▒─ča s├╝r├╝kledi. All├óhÔÇÖ─▒n emrini dinlemesine engel oldu. Secde ettirmedi.

B├Âylece ─░blis, ├édemÔÇÖi k├╝├ž├╝msedi ve kendisi b├╝y├╝klendi. Bu u─čurda Hazret-i All├óhÔÇÖa bile ├ós├« oldu.

Oysa akl─▒ kullanmak; onu verene kar┼č─▒ nank├Ârl├╝k de─čil, itaat ve ┼č├╝kre sar─▒lmakt─▒r. Bunu idr├ók edemeyen ┼čeytan; Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n ├édemÔÇÖe secde emrine kar┼č─▒, OÔÇÖnun verdi─či ak─▒lla itiraz etti. Kendisine akl─▒ veren kudrete kar┼č─▒ ├ž─▒kt─▒. Kibrinden dolay─▒ da tevbe etmedi, hel├ók oldu gitti.

─░┼čte akl─▒n putperesti olan feylesoflar─▒n ├ók─▒beti!

─░nsan i├žin sa├ódetin yolunu g├Âsteren ise, peygamberler ve Hak dostlar─▒d─▒r. ─░nsan; akl─▒n─▒ vahy-i il├óh├« istikametinde kullanmak bas├«retini g├Âsterirse, ancak bu ┼čekilde huzura eri┼čir.

Akl─▒n b├Âyle bir vas─▒ta olma hakikatini Mevl├ón├ó Hazretleri ┼č├Âyle ifade eder:

ÔÇť├çocuk akl─▒ bile; ┬źKitapla me┼čgul ol!┬╗ der. Fakat ├žocu─čun kendi kendine kitaptan bir ┼čey ├Â─črenmesi m├╝mk├╝n de─čildir.

Hastan─▒n akl─▒ da onu hekime ├žeker, g├Ât├╝r├╝r. Ama akl─▒ kendisine il├ó├ž olamaz.

All├óhÔÇÖ─▒n fazl u keremine her bo┼čbo─čaz yol bulsa idi, Cen├ób-─▒ Hak bu kadar peygamber g├Ânderir miydi?ÔÇŁ

Cen├ób-─▒ Hak; bizleri ve nesillerimizi, akl─▒na ma─črur ve nefsine ma─čl├╗p olarak, sa├ódet-i d├óreynden mahrum kalanlardan eylemesin!..

His ve fikirlerimizi, ak─▒l ve kalbimizi, r─▒z├ós─▒yla teÔÇÖlif buyursun.

Âmîn!..