FELSEFENİN ÇIKMAZLARI

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi AKLIN VERİLİŞ GAYESİ Cenâb-ı Hak, insana akıl nimetini lutfeylemiştir. Çünkü Hak Teâlâ; insanı bir imtihan dershânesi olan dünyaya, «mârifetullah» tahsili için göndermiştir. Yani Rabbinin insana bahşettiği akıl kuvvesinin gayesi, O’nu okumaktır. Bu sebeple Fahr-i Kâinât Efendimiz’e nâzil olan ilk âyet-i kerîme; “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” (el-Alak, 1) emri olmuştur. İnsan; kendini, kâinâtı ve Rabbinin […]

Continue reading »

GAYESİNİ BULAN AKIL

YAZAR : H. Kübra ERGİN hkubraergin@hotmail.com Birkaç asırdır; inanmakla aklı kullanmak, din ile bilim, beyin ile kalp arasında zıtlık olduğu faraziyesi üzerine temellenmiş bir dünya görüşünün tesiri altındayız. Dînî metinlerimizi anlarken bile bu tesirle bakıyoruz. Hıristiyan düşüncesinden bulaşan bu anlayışın tâ Yunan toplumunun inanç ve felsefe yapısından kaynaklandığını pek azımız bilir. Eski Yunan’da devletin resmî dîni, gök cisimlerinin yeryüzü işlerini […]

Continue reading »

Müslümanların İkinci Baharında; İSLÂM DÜŞÜNCESİ

YAZAR : Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com İslâm düşüncesinde umumiyetle üç metot olduğu kabul edilir. Bunlar kelâm, felsefe ve tasavvuftur. Kelâm; nassı dikkate alan, fakat onu akılla anlayıp desteklemeye çalışan metottur. Ancak mütekaddimîn (öncekiler) denilen Gazâlî (ö. 505) öncesi kelâm ile müteahhirîn (sonrakiler) denilen Gazâlî sonrasındaki kelâm arasında da belirgin bir fark vardır. Mütekaddimînin aksine müteahhirîn metot bakımından Mûtezile’ye yaklaşarak […]

Continue reading »

İSLÂM TEFEKKÜRÜ ve FELSEFE

YAZAR : M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Hazret-i Mevlânâ anlatır: Bir bedevî; devesine buğdayla dolu, iki büyük çuval yüklemiş, götürüyordu. Kendisi de iki çuvalın ortasına oturmuştu. Yolda birisi onu söze tuttu. Bedevîye yurdunu sordu, onu konuşturdu. Ondan sonra dedi ki: «‒Bu iki çuvalda ne var, söyle bakalım?» Bedevî cevap verdi: «‒Çuvalın birinde buğday, öbüründe kum var!» Adam şaşırdı: «‒Ne diye […]

Continue reading »