ŞİFÂ ve RAHMET MEVSİMİ

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com – seyri@yuzaki.com Yere gökten Ramazan geldiği an, can geliyor, Tam yakarken acılar, rahmet-i Rahman geliyor! Müjdeler bir daha yağsın bu çorak yeryüzüne, Dönelim cennete, Peygamber-i Zîşan geliyor! Kâfirin mikrobu ey hasta, uyan, çâre değil, Uyanan gönle şifâ, Hazret-i Kur’an geliyor! Öyle bir sır ki, ölen gönlü diriltir yeniden, Her gelirken Ramazan, ümmete derman geliyor! Merhabâ ey […]

OKU ESMÂ ESMÂ

ŞAİR : SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Berrak sular, taze hava, Dağlar, taşlar, yeşil ova, Şifâ şifâ, devâ devâ; Bunca nimet insan için!.. Seyrî; oku esmâ esmâ, Zâhir olur nice mânâ, Zerre-kürre, iki dünya; Sekiz cennet insan için!..

YAZILDI ÜSTÜMÜZE!..

ŞAİR : Bekir İsmet ÇİÇEK bekirismetcicek@gmail.com Yazıldı üstümüze, hükmü farz-ı kifâye, Hak Teâlâ farz kıldı, mü’minlere cihâdı. Zulüm gören sîneler, ersin diye şifâya, Hak Teâlâ farz kıldı, mü’minlere cihâdı. Îmânı ve vatanı savundurmak murâdı. Mübârek Kitâb’ında, eyleyerek işaret, Tarif etti mü’mine «kurtaracak ticaret», Mücâhide va‘detti; yardım, fetih, beşâret; Hak Teâlâ farz kıldı, mü’minlere cihâdı, Can yakıcı azaptan, kurtarmaktır maksadı. Cihad […]

GÜLÇEHRE

ŞAİR : GÜNBEYLİ (Mahmut TOPBAŞLI) mahtopbasli@hotmail.com Çilesini göze aldım sevdanın, Girdim aşk mülküne girdim Gülçehre… Gönlümün gözüyle bakınca ufka, Gördüm görünmezi gördüm Gülçehre. Sevdanın okuyla düştüm geriye, Davetini saydım kutlu hediye, Mazlumun derdine şifâdır diye, Sürdüm gözyaşıma sürdüm Gülçehre. Bir gece ansızın kâbuslar vurdu, Hevesler aklımı çelmeye durdu, Sonsuza uzandı sevdanın yurdu, Yordum düşlerimi yordum Gülçehre. Benden önce Mecnûn hasret […]

YAĞDIR BİZE ŞİFÂ ve RAHMETİ!..

YAZAR : Hafız Mustafa EFE Dertli gönüllerin inleyişi, şikâyet değil şifâ duâsıdır… Çorak sînelerin şerha şerha yarılması, yanık yanık kavruluşu, rahmet hasretinin lisân-ı hâlidir… Şifâ harekete geçmek… Rahmet, berekete ermek… Bir milletin, bir şehrin, bir coğrafyanın ve bir ümmetin de derdi zillet, şifâsı izzet… Şikâyeti işgal, ümidi fetih ve nusret… Derdimiz kuraklık, dermanımız rahmet… Hastalığımız dünya, çaremiz âhiret… Hulâsası: Problemimiz […]

GÖZÜNE BAKIYORUM…

YAZAR : Fatih GARCAN fatihgarcan@hotmail.com –Selâmün aleyküm. –Ve aleyküm selâm bey, buyur hoş geldin. –Hoş bulduk hanım, Allah râzı olsun. Hatice Hanımı gördüm az önce durakta, bize mi gelmişti? –Evet, bugün misafirimdi. Senin geliş saatine göre müsaade aldı. –Allah muhabbetinizi bozmasın. Sen gitseydin ya, kadıncağızı yormasaydın. –Kendi gelmek istedi. «Evde çok daralıyorum abla, müsaitsen gelebilir miyim?» dedi. –Öyleyse tamam. Çocuk […]

GÜLÜ GÜZELLEŞTİREN SABIR

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi ŞİFÂ Hem hastalıkların hem de gönüllerin hekimi olan Lokman Hakîm Hazretleri’ne bir gün sormuşlar: “–Efendim, hastalarımıza neler yedirelim? Ne tavsiye buyurursunuz?” Lokman Hakîm şu güzel ve özlü cevabı vermiş: “–Hastalarınıza acı söz ve kalp kırıcı bir ifade yedirmeyin de, ondan başka ne yedirirseniz zararı olmaz inşâallah…” Yani sadece tatlı dil ikrâm edin, şifâ bulur. […]

ÇÖREK OTUNUN BİLİNMEYEN YÖNLERİ

YAZAR : Ömer Sami HIDIR samihidir@gmail.com Allah Rasûlü Efendimiz bize inancımızı, ibâdetimizi, dînimizi, âhiretimizi öğretmeye geldi. Fakat o hevâsından konuşmayan gönül, sıhhatimizi korumamız için de tavsiyelerde bulundu. İşte bu tavsiyelerinden biri: “Şu çörek otunu kullanmaya devam edin, çünkü onda ölümden başka her hastalığa şifa vardır.” (İbn-i Mâce, Tıb, 6) O âlemlere rahmet olarak gönderilen şifâ menbaı yine şöyle buyurdu: “Muhakkak […]

KARDEŞLİĞİN MES’ÛLİYETİ ve GERÇEK BAYRAM

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi YARINA NE HAZIRLADIK? Dünya hayatı, insanoğlu için bir imtihan dershânesidir. Her insanı; meçhullerle dolu bir son nefes geçidi, ardından uzun bir kabir âlemi, akabinde de muazzam bir kıyâmet sabahı beklemekte… Çok uzak gibi görünse de hepsi yarın kadar yakın… Cenâb-ı Hak âkıbetimiz hakkında îkaz buyurur: يَاۤ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا […]

ERER…

ŞAİR : SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Safâ peşinde koşan, durmadan cefâya erer, Cefâya dalmayarak sabreden, vefâya erer! Ölüm misâli amansız keder ve sancıları, Rızâ suyuyla içen, şükreder, şifâya erer! Bütün hücûmuna zulmün Habîb-i Neccar olan, Görür de cenneti önden, ta irtifâya erer! O her yetîmi ve mahrûmu kollayan kişi de, Sonunda Ahmed ü Mahmûd u Mustafâ’ya erer! Cihanda hâsılı Seyrî, […]

1 2