HÜR, BAĞIMSIZ ve GÜÇLÜ OLMAK İÇİN

YAZAR : Ahmet ZİYLAN Kudüs; hem yahudilerin hem hıristiyanların hem de müslümanların mukaddes kabul ettiği bir şehirdir. Müslümanlar için mukaddestir. Çünkü Kudüs müslümanların ilk kıblesidir, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- mîrâca oradan çıkmıştır. Müslümanlar için; Birinci derecede mukaddes mekân; Mekke’deki Mescid-i Haram, İkincisi; Medine’deki Mescid-i Nebevî, Üçüncüsü ise; Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dır. Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’yı inşâ eden Hazret-i Süleyman’dır. Biz […]

Continue reading »

İSRÂ ve MÎRAC
“Âyetlerimizden bir kısmını…

YAZAR : Âdem SARAÇ vardisarac@yahoo.com.tr “Âyetlerimizden bir kısmını O’na göstermek için; kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan alıp, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir, gerçekten O işitendir, görendir.” (el-İsrâ, 17/1) Allah Teâlâ Hazretleri’nin; özelde Rasûlullah -aleyhisselâm-’a, genelde de bütün müslümanlara çok özel ikramı, ihsanı, lutfu ve keremi; İsrâ ve Mîrac hâdisesidir. İsrâ; Mescid-i Haram’dan Mescid-i […]

Continue reading »

Şânlı Mazimizden Seçme Nükteler – BİN BİR KULAĞIM OLSA!..

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Şâfiî Mezhebi’nin kurucusu, büyük âlim ve müctehid İmam Şâfiî; 767 yılında Gazze’de doğdu. Baba tarafından soyu Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in büyük dedesi Abdimenâf ile birleşir. Yetim büyüdü. İlk tahsilini; ibtidâî imkânlarla, etraftan topladığı kemikleri kalem yaparak ve bir devlet dairesinin atık kâğıtlarını kullanarak tamamladı. Dokuz yaşında hâfız oldu. On üç yaşında Mescid-i […]

Continue reading »

ÖFKELİ ÖMER

YAZAR : Âdem SARAÇ ademsarac@yyu.edu.tr İslâm güneşi her geçen gün daha fazla aydınlatıyor, karanlık kuytulara varıncaya kadar uzanıyordu. Aydınlığı sevmeyen karanlık düşünceli insanlar; İslâm nûruna sırtlarını çevirmişler, karanlıklar içinde bocalayıp duruyorlardı. Diğer yandan da, İslâm nûrunu söndürmek için sürekli yeni usuller geliştiriyorlardı. Peygamberimiz -aleyhisselâm- başta olmak üzere bütün sahâbîler; yolunu kaybeden insanlığın kurtuluşu için, canla başla çalışıyorlardı. Buna rağmen, nasipsiz […]

Continue reading »

Şanlı Mâzimizden Seçme Nükteler

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com ÇOBAN NELERE MUTTALÎ? Şâfiî mezhebinin kurucusu, büyük âlim ve müctehid İmam Şâfiî, 767 yılında Gazze’de doğdu. Baba tarafından soyu Hazret-i Peygamber’in büyük dedesi Abdimenâf ile birleşir. Temel eğitimini ibtidâî imkânlarla tamamladı. Etraftan topladığı kemikleri kalem yaparak ve bir devlet dairesinin atık kâğıtlarını kullanarak yazı malzemesi ihtiyacını karşıladı. Dokuz yaşlarında hâfız oldu. On üç yaşında […]

Continue reading »

«ZEM! ZEM!»

YAZAR : Dr. Halis Ç. DEMİRCAN cetindemircan2@hotmail.com Allah Teâlâ, muhteşem bir sistem kurmuş; hayatî önem taşıyan suyun, yer ve gök arasında devir yapmasını sağlamıştır. Yeryüzünde bulunan su, sıcak havanın etkisi ile buharlaşır, bulutlara ulaşır, bulutlara ulaşan su ise arınmış ve tazelenmiş olarak tekrar yeryüzüne dökülür. Bu gerçek, âyet-i kerîmede şu şekilde bildirilmiştir: “Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur […]

Continue reading »

“DOSTUMU BANA GETİR!”

YAZAR : Ahmet BEKLİ Geçtiğimiz ay, Medîne-i Münevvere’den bir Rasûlullah âşığının vefat haberini aldık: Sudanlı Tayfur Efendi… Tayfur Efendi; Sudan’da yaşarken, Mekke-i Mükerreme’ye âşık olduğu için gönlüne Harameyn’e gitme arzusu düşer. Fakat yol masrafı için hiçbir imkânı olmadığından, gemicilere yalvara yalvara kendisini ve hanımını Cidde’ye götürecek bir gemi bulur. Cidde’den Mekke’ye yetmiş kilometre yolu hanımıyla yürüyerek kat eder. Yedi ay […]

Continue reading »

İSLÂM’DA HELÂL ve HARAM

YAZAR : Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com Sözlükte helâl «serbest olmak», haram ise «yasak olmak» anlamında mastardır. Ancak helâl serbest kılınan, haram ise yasaklanan nesne ve fiiller için kullanılır. Haram, saygı duyulan ve dokunulmaz olan değerlere de denilir. Meselâ; Mescid-i Haram, Kâbe’yi çevreleyen mescid; harem, otunun koparılması ve kendisinde suç işleyenin cezalandırılması dahî yasak olan Mescid-i Haram ve çevresindeki Müzdelife, […]

Continue reading »

O’NUN YANINDA OLMAK

YAZAR : Âdem SARAÇ ademsarac@yyu.edu.tr Nûrun kaynağından nur devşirip, nurla nurlanacakları yerde, aydınlıktan kaçarak, karanlık dehlizlere doluşan hâin müşrikler; Peygamberimiz -aleyhisselâm-’ın karşısına her gün bir başka konu ve bir başka yüz ile çıkıyorlardı. Her seferinde de mağlûp oluyorlardı. Yine öyle olmuştu. Kureyş müşrikleri; ileri-geri konuşup, hakaretlerinin yanında, bunca sataşmalarına rağmen, Peygamberimiz -aleyhisselâm-’ın yanından yine kızarak ayrılıp gittiler. Bu büyük tartışmanın […]

Continue reading »

GÖNÜLLERİ FETHETMEK EN BÜYÜK FETİH

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi Fetihlerdeki Ulvî Gaye; GÖNÜLLERİ FETHETMEK EN BÜYÜK FETİH Hicretin sekizinci senesiydi. Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz Mekke’yi maddeten ve mânen fethediyordu. Muhâcir bir fert olarak çıktığı şehre, muzaffer bir kumandan olarak giriyordu. Yâr-i gārı Ebûbekir -radıyallâhu anh- ile gizli-saklı çıktığı mübârek şehre, 8 senelik bir ayrılıktan sonra on bin kişilik mü’min ordusuyla […]

Continue reading »
1 2