İSLÂM TEFEKKÜRÜ ve FELSEFE

YAZAR : M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Hazret-i Mevlânâ anlatır: Bir bedevî; devesine buğdayla dolu, iki büyük çuval yüklemiş, götürüyordu. Kendisi de iki çuvalın ortasına oturmuştu. Yolda birisi onu söze tuttu. Bedevîye yurdunu sordu, onu konuşturdu. Ondan sonra dedi ki: «‒Bu iki çuvalda ne var, söyle bakalım?» Bedevî cevap verdi: «‒Çuvalın birinde buğday, öbüründe kum var!» Adam şaşırdı: «‒Ne diye […]

Continue reading »

İKİ AYRI ÂLEM

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi AHIRDAKİ CEYLÂN! “Avcının biri, avladığı ceylânı öküz ve eşeklerle dolu bir ahıra hapsetmişti. Ceylân, ahırda şaşkınlık ve korku içinde bir taraftan diğer tarafa kaçıyordu. Avcı, akşamüstü gelerek hayvanların önüne saman döktü. Eşekler ve öküzler büyük bir iştahla kapışarak yemeye başladılar. Ceylân ise; kâh ürktü, kâh bu samanlardan çıkan toz ve topraktan acıyan gözlerini ovaladı. […]

Continue reading »

HACCIN MEBRÛR OLMASI İÇİN…

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi HACCA HAZIR MISIN? Hazret-i Mevlânâ, hac mevzuunda hikmetli bir kıssa anlatır: “Ümmetin büyüklerinden Bâyezîd-i Bistâmî, hac ve umre için Mekke’ye doğru süratle gidiyordu. Her gittiği şehirde oranın sâlihlerini araştırıyor; «–Bu beldede basîret sahibi, gönül gözü açık kim var?» diye o şehrin ileri gelenlerine soruyordu. Çünkü nereye sefer yaparsa yapsın, evvelâ Hak dostlarını arayıp bulmanın […]

Continue reading »

Ölmeden Evvel Ölmek; PERDELER AÇILMADAN EVVEL GÖRMEK

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi GÖRÜRCESİNE KULLUK… Hazret-i Mevlânâ, dünya hayatında saâdetin sırrını veren bir teşbih ile sorar: “Bir padişahı yüzüne karşı öven ile padişahın yanında bulunmadığı hâlde ondan utanan, çekinen, onu seven bir olur mu?” Misâli genişleterek cevap verir: “Memleketin bir ucunda, hudutta bulunan bir kale muhafızı; padişahtan ve pâyitahttan çok uzaklarda bulunduğu hâlde, kaleyi düşmanlardan korur, gözetir; […]

Continue reading »

Kâinat Kitabına; ÂRİFÂNE NAZAR

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi HER ŞEYDE BİN DÎVAN… Dünya, insanın imtihan dershânesidir. Bu dershânede kulluk talimine başlayan insan; eğer gerekli tahsili alırsa, kâinattaki sırları ve hikmetleri okumaya başlar. Kendini okumaya başlar… Allâh’ın kitâbını okumaya başlar… Kur’ân-ı Kerim, insanın şerhidir. Kur’ân-ı Kerîm’in şerhi de kâinattır. Hâsılı insan, Kur’ân ve kâinat; birbirine bağlı, birbirini en güzel şekilde şerh eden üç […]

Continue reading »

ÖMÜR TAKVİMİNDE KAÇ YAPRAK KALDI?!.

YAZAR : M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Her gün fânî kazançlar uğruna; elindeki takvime saat saat, bazen her dakika bakan insanoğlu, yazık ki ömür takviminin yapraklarına neredeyse hiç bakmıyor. Baksa her şey değişecek. Baksa ve görse, neler neler fark edecek… Cennete koşacak, cehennemden kaçacak. O takvimi okuyabilse; Cehâletler, yerini gerçek ilme bırakacak. Ahlâk yeşerecek. Merhamet ve şefkat coşacak. Garipler, kimsesizler […]

Continue reading »

O’NU ALLAH, SEVDİ; ÂLEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERDİ…

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi O Hidâyet Güneşi’ni Balçıkla Sıvamak Ne Mümkün! O’NU ALLAH, SEVDİ; ÂLEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERDİ… GÜZEL AHLÂKIN MÜCESSEM HÂLİ Cenâb-ı Hak, âyet-i kerîmelerde Fahr-i Kâinat -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i şöyle tarif buyurmakta: وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖ۪يمٍ “(Ey Rasûlüm) Şüphesiz ki Sen yüce bir ahlâk üzeresin…” (el-Kalem, 4) وَمَا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ٖينَ “(Rasûlüm!) Biz […]

Continue reading »

Aklı, Sarhoşluktan Korumak… -5-*

YAZAR : Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com SARHOŞ HEZEYANLARI BENLİK VE KİBİR SARHOŞLUĞU Sarhoşluk; kişiyi büyük ve mutlak hakikatlerden perdeleyen, o gerçeklere karşı şaşı, bulanık bakar bir hâle getiren ve farklı bir odağın etrafında uyuşturan bütün hâllerdir. Meselâ; mal, servet ve makam-mevki sarhoşu; öleceğini unutmuşçasına bir kibir, cimrilik ve sefâhate dalabilir. Mevki sarhoşu; «kendisine hesap soran yok» diyerek zalimleşebilir. Firavun; «Ben […]

Continue reading »

ŞEB-İ ARÛS (Düğün Gecesi) VARLIĞIN SIRRI: MUHABBET

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi Varlığın temelinde muhabbet vardır. Cenâb-ı Hak, kâinâtı muhabbetle donatmıştır. Bu muhabbet; istîdatları nisbetinde her şeye, her varlığa intikal etmiş, hayatın medârı olmuştur. Muhabbet olmasaydı; hiçbir mahlûk arkasından gelecek nesle bakamazdı, yetiştiremezdi. Ancak muhabbet sayesinde bir anne kedi; kendisi aç da kalsa yavrularına sütünü verir, onları temizler, muhafazalı bir yere taşır, canı pahasına tehlikelerden korur. […]

Continue reading »

Muhabbet Ömrü – Tasavvuf ve Hazret-i Mevlânâ

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi Kur’ân-ı Kerîm bendesiyim ben yaşadıkça, Yalnızca Muhammed yolunun toprağıyım ben! Bundan öte bir söz dese her kim, karışıkça, Israrla şikâyetçiyim ondan ve o sözden!.. Hazret-i Mevlânâ [Nazmen terc.: Seyrî] MUHABBET ÖMRÜNE MAZHAR OLANLAR Her şeyin uzun veya kısa belli bir ömrü vardır. Zaman değirmeninde tükenir ve nihayet biter. Böylece insanlar, sistemler, felsefeler vesâire hepsi […]

Continue reading »
1 4 5 6