D├ťNYA DERSH├éNES─░NDE TUZAKLARDAN KURTULU┼× ├çARES─░

YAZAR : Osman N├╗ri TOPBA┼× Hocaefendi

mevlana_mesnevi-yuzakidergisi-haziran2015

─░NSANIN DE─×ER─░

Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n hikmetli s├Âzleri:

ÔÇť─░nsana, arad─▒─č─▒ ┼čeye bak─▒larak de─čer verilir.ÔÇŁ

Temâyülleri, bir insanın aynasıdır.

Her insan─▒n hayat─▒; meyletti─či, de─čer verdi─či, elde etmeye ├žal─▒┼čt─▒─č─▒ ┼čeylerin pe┼činde ini┼čler ve ├ž─▒k─▒┼člar, yani med-cezirler h├ólinde devam eder. ─░nsan─▒n de─čeri de neye de─čer verdi─čiyle ├Âl├ž├╝l├╝r.

─░nsan─▒ Cen├ób-─▒ Hak; keremli, de─čerli k─▒lm─▒┼č, ona r├╗hundan ist├«datlar ihs├ón eylemi┼čtir. ─░nsan, bu il├óh├« nefha sayesinde, ├Âteler ├ólemine do─čru bir inciz├ób, bir tem├óy├╝l duyar. Varl─▒─č─▒n─▒n sebebi olan ┬źm├órifetull├óh┬╗a ve bunun m├╝cessem ┼čekli olan kullu─ča, ib├ódet, t├óat, muamel├ót ve ahl├óka i┼čtiy├ók i├žinde ya┼čar.

Fakat insana imtihan gayesiyle, nefis ve nefs├ón├« duygulara da meyil verilmi┼čtir. Nefis problemini bertar├óf edemeyenler i├žin d├╝nya, imtihan yo─čunlu─ču ile doludur. D├╝nyada ise, insan─▒ ├Âteler ├ólemine olan yolculu─čundan al─▒koyacak haramlara, g├╝nahlara bir c├ózibe verilmi┼čtir.

─░nsan, bu iki yolun ayr─▒m─▒ndad─▒r:

Dünya mı âhiret mi?

Nefis mi ruh mu?

All├óhÔÇÖ─▒n r─▒z├ós─▒ m─▒, nefsin keyfi ve hazz─▒ m─▒?

Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n tayin etti─či, Ras├╗l-i Z├«┼č├ónÔÇÖ─▒n─▒n s├╝nnetiyle g├Âsterdi─či nezih bir kulluk hayat─▒ m─▒; yoksa nefsin s├╝fl├« arzular─▒ pe┼činde sef├óletler i├žinde debeleni┼č mi?

Neticesinde de, cennet mi cehennem mi?

─░nsan ancak; nefs├ón├« duygular─▒n hoyratl─▒─č─▒n─▒ bertar├óf edip, r├╗h├ón├« ist├«datlar─▒n─▒ inki┼č├óf ettirebildi─či ├Âl├ž├╝de nezd-i il├óh├«de k─▒ymet kazan─▒r. ─░nsan─▒n bunu ba┼čarabilmesi i├žin; takv├ón─▒n vakar─▒na, dolulu─čuna, a─č─▒rl─▒─č─▒na ihtiyac─▒ vard─▒r. Yine Mevl├ón├ó Hazretleri der ki:

ÔÇťD├╝nya m─▒knat─▒s gibidir, b├╝t├╝n samanlar─▒ ├žeker; ancak ├Âzl├╝ bu─čday, onun ├žeki┼činden, yani ┼čerrinden kurtulur.ÔÇŁ

Hayat─▒n de─či┼čen ┼čartlar─▒, med-cezirleri kar┼č─▒s─▒nda muv├ózeneyi koruyabilmek, istikameti muhafaza edebilmek; ancak ruhun m├óneviyatla g├╝├ž kazanmas─▒ ile m├╝mk├╝nd├╝r.

Y├ŤSUF ÔÇôALEYH─░SSEL├éM- G─░B─░

Hazret-i Y├╗suf; ┼č├Âhret, servet ve cemal sahibi bir kad─▒n─▒n, kapal─▒ kap─▒lar ard─▒ndaki ├žirkin nefs├ón├« teklifine nas─▒l kar┼č─▒ koyabildi?

All├óhÔÇÖa takv├ós─▒yla s─▒─č─▒nd─▒. Vef├ó, sad├ókat, iffet hus├╗siyetlerine sar─▒ld─▒. ┬źBen Rabbime nank├Ârl├╝k edemem!┬╗ dedi. B├Âylece Rabbinin burh├ón─▒n─▒ g├Ârd├╝, Rabbinin yard─▒m─▒ yeti┼čti, harama meyletmekten kurtuldu. Hapisle tehdit edildi, yine meyletmedi. G├╝naha d├╝┼čmektense zindana girmeyi tercih etti.

Ayn─▒ bunun gibi;

Eb├╗ Han├«feÔÇÖye Ba─čdat kad─▒l─▒─č─▒ teklif edildi. O da, mevcut z├ólim hal├«fenin keyfine g├Âre fetv├ó verme tehlikesinden ├žekindi, ├Âyle ki bu istikamet i├žin zindana girmekten ├žekinmedi.

Ancak niceleri b├Âyle mal ve makam tuzaklar─▒nda hel├ók olup gitmi┼člerdir. Hazret-i Mevl├ón├ó onlar─▒n ├ók─▒betini ┼ču te┼čbihlerle ortaya koyar:

ÔÇťNice bal─▒k vard─▒r ki su i├žinde her ┼čeyden eminken, bo─čaz─▒n─▒n h─▒rs─▒ y├╝z├╝nden oltaya tutulmu┼čtur. Yani oltan─▒n ucundaki yar─▒m solucana r├óm olarak hayat─▒na kasdetmi┼čtir.ÔÇŁ

Bu sebeple denilir ki:

ÔÇťFare huylulara kedi, bey olur.ÔÇŁ (Mesnev├«)

Nefsânî arzularının zebûnu olanın sonu helâktir.

─░nsan─▒ yoldan ├ž─▒karmaya azmetmi┼č olan ┼čeytan i├žin, en b├╝y├╝k ortak ve yard─▒mc─▒; insan─▒n i├žindeki nefs canavar─▒d─▒r. Nefis; k├Ât├╝l├╝kleri emredip duran, f├╝c├╗ra tem├óy├╝l eden ham yap─▒s─▒yla, fare huyludur. Sonunda ┼čeytan─▒ temsil eden kedinin oyunca─č─▒ ve neticede av─▒ olur.

O kedi de zaten gaflet ve aldan─▒┼č─▒n tims├ólidir. Onun gibi nefs├« arzular─▒na ma─čl├╗p d├╝┼čenler de t─▒pk─▒ ├Âyle olur. Nas─▒l ki bir kedinin ├Ân├╝ne nefis kebaplar konsa, fakat kar┼č─▒s─▒ndan da bir fare ge├žecek olsa, derh├ól o leziz kebaplar─▒ b─▒rak─▒r da o farenin pe┼činde ko┼čar.

├ç├╝nk├╝ fare de ayn─▒ gaflet tuza─č─▒d─▒r. B├Âylece gaflet gafleti do─čurur, kirli ve necis olana s├╝r├╝kler.

Hazret-i Mevl├ón├ó, fare huylu olman─▒n ne demek oldu─čunu ┼č├Âyle ├«z├óh eder:

ÔÇťD├╝nya nimetlerle dolu olsa, fare ve y─▒lan yine nec├ósetle beslenir. S├╝fl├« insanlar da tahtan─▒n i├žindeki kurt gibi; ┬źKimin b├Âyle g├╝zel helvas─▒ var!┬╗ der.ÔÇŁ

Yani m├ónev├« lezzetlerden mahrum, ten pl├ón─▒nda kalm─▒┼č, s├╝fl├« arzular─▒n zeb├╗nu olmu┼č ki┼čiler; i├žinde bulunduklar─▒ h├óle ├Âyle al─▒┼č─▒rlar ki, o peri┼čan h├ólleri onlara s─▒cak gelir, sef├óletini sa├ódet zanneder. Kubur farelerinin l├ó─č─▒mlardan lezzet almas─▒ gibi…

Hazret-i Mevl├ón├ó bu garip h├óli ┼ču ibretli hik├óye ile tem├ó┼č├ó ettirir:

ATTARLAR SOKA─×I

Adam─▒n biri, b├╝y├╝k bir ┼čehre gelmi┼čti. ├çar┼č─▒y─▒ gezerken g├╝zel kokular satan attarlar─▒n soka─č─▒na sapt─▒. D├╝kk├ónlardan g├╝l, menek┼če kokular─▒ dalga dalga soka─ča d├Âk├╝l├╝yordu. Adam birka├ž ad─▒m att─▒. G├╝zel kokular ba┼č─▒n─▒ d├Ând├╝rm├╝┼čt├╝. Fazla dayanamad─▒, d├╝┼č├╝p bay─▒ld─▒.

Halk, bay─▒lan adam─▒n ba┼č─▒na ├╝┼č├╝┼čt├╝. Kimi adam─▒n kalbini yokluyor, kimi bileklerini ovuyor, kimisi de g├╝l suyu ile y├╝z├╝n├╝ y─▒k─▒yordu. Ne yapt─▒larsa adam─▒ ay─▒ltamad─▒lar. Ferahlat─▒c─▒ kokular, g├╝lsular─▒ tesir etmedi hatt├ó bayg─▒nl─▒─č─▒ daha da artt─▒. Acziyet i├žinde etrafa haber salarak akrabalar─▒n─▒ aratt─▒lar. Sonunda oradan ge├žen bir debba─č (derileri terbiye eden), adam─▒ tan─▒d─▒. Kalabal─▒─ča seslendi;

ÔÇťSak─▒n ona g├╝lsuyu serpmeyin! Ben onun rahats─▒zl─▒─č─▒n─▒n ne oldu─čunu biliyorum. Siz ona hi├ž dokunmay─▒n, ben biraz sonra gelece─čim.ÔÇŁ diyerek uzakla┼čt─▒.

Bir v├«r├óneye girdi. Avucuna bir par├ža g├╝bre ald─▒. Attarlar soka─č─▒na gelerek, gizlice, g├╝breyi bay─▒lan adam─▒n burnuna tuttu. Hayret!.. Adam kendine gelmeye ba┼člad─▒. Biraz sonra da aya─ča kalkt─▒. Debba─čla birlikte y├╝r├╝yerek gitti.

├ç├╝nk├╝ bay─▒lan adam da bir debba─čd─▒. Y─▒llarca kokmu┼č deriler aras─▒nda, tabaklamada kullan─▒lan pis maddelerin kokusuna al─▒┼čm─▒┼č; attarlar soka─č─▒nda g├╝zel kokulara dayanamayarak d├╝┼č├╝p bay─▒lm─▒┼čt─▒.

Mesnev├« hik├óyenin hissesini ┼č├Âyle ifade eder:

ÔÇťMay─▒s b├Âce─či d├óim├ó pislik ta┼č─▒r durur. Bu y├╝zden de g├╝lsuyundan bay─▒l─▒r. Onun il├óc─▒ yine pis kokulu ┼čeylerdir. ├ç├╝nk├╝ ona al─▒┼čm─▒┼čt─▒r.

Nasihat├žiler de; kasvetli ki┼čiyi, kendisine bir kap─▒ a├ž─▒lmas─▒, iyile┼čmesi ve ┼čif├ó bulmas─▒ i├žin hikmetli g├╝zel s├Âzlerle, amberle, g├╝lsuyu ile tedavi etmek isterler.

Kime ├Â─č├╝d├╝n g├╝zel kokusu fayda vermezse, muhakkak o, k├Ât├╝ kokulara al─▒┼čm─▒┼čt─▒r.

Sen de nurdan, ├Â─č├╝tten, iyilik ve g├╝zellikten nas├«bini al!.. Burnunu pisli─če sokma da, may─▒s b├Âce─či olma! ─░nsan ol, insan!..ÔÇŁ

Bu sebeple insan; nefsini tanımalı, nefsindeki kaygan zemini itiraf hâlinde bulunmalıdır. Hazret-i Yûsuf dahî;

ÔÇťBen nefsimi temize ├ž─▒karmam! Elbette nefis, a┼č─▒r─▒ ┼čekilde k├Ât├╝l├╝─č├╝ emreder…ÔÇŁ (Y├╗suf, 53) diyerek; All├óhÔÇÖa s─▒─č─▒nmad─▒k├ža, OÔÇÖnun yard─▒m─▒ olmad─▒k├ža nefsin ┼čerrinden emin olunamayaca─č─▒n─▒ bize t├ólim etmi┼čtir.

Ras├╗lull├óh Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- bile nefs hususunda Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖa ┼č├Âyle niyazda bulunmu┼čtur:

ÔÇťAll├óhÔÇÖ─▒m! Rahmetini umuyorum. G├Âz├╝m├╝ a├ž─▒p kapay─▒ncaya kadar dah├« beni nefsimin hev├ós─▒yla ba┼č ba┼ča b─▒rakma!ÔÇŁ (Eb├╗ D├óvud, Edeb, 100-101)

Demek ki;

Nefsin karanl─▒k ve├žhesini iyi bilerek onu tezkiye edecek riy├ózat ve m├╝c├óhede ile me┼čgul olmal─▒d─▒r. Ramaz├ón-─▒ ┼čerif ve oru├ž bize bunu t├ólim i├žin hediye edilmi┼č bir ikr├óm-─▒ il├óh├«dir.

─░nsan ├žo─ču kez, nefsinin terbiyeye muhta├žl─▒─č─▒n─▒ itiraf etmek yerine kendini temize ├ž─▒karma tel├ó┼č─▒ sergiler. Hemen herkes; ne kadar yanl─▒┼č i┼čler yapsa da kendisini hakikat ├╝zerinde, do─čru bir gidi┼čatta addeder, temiz kalpli sayar. Gizleyemedi─či bozukluklar─▒ da ├že┼čitli mazeret ve bahanelerle ├«z├óha kalk─▒┼č─▒r. Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n ┼ču ince ifadesi m├╝himdir:

ÔÇťBir ┼čeyi bulunmad─▒─č─▒ yerde aramak, onu aramamak demektir.ÔÇŁ

Asl─▒nda nefis; bek─ü ister, bek─üy─▒ arzular, f├ón├«li─če isyan h├ólindedir. Fakat bek─üy─▒ yanl─▒┼č yerde aramaktad─▒r. D├╝nyan─▒n kendisinde bek─ü yoktur ki, taliplerine onu takdim edebilsin?!.

B├ók├« olan─▒ arayan insan, s├╝fl├« arzular─▒n tatminsizli─či kar┼č─▒s─▒nda ihtil├ó├žlar ya┼čar. S├╝fl├« arzular─▒n c├ózibesinden kurtulamad─▒k├ža; deniz suyuyla susuzlu─čunu gidermeye ├žal─▒┼čan bir ki┼či gibi, kavrulduk├ža kavrulur… Mesnev├« diliyle:

ÔÇťAll├óhÔÇÖ─▒n imtihan tuza─č─▒ d├╝nya mal─▒d─▒r; d├╝nya mal─▒ bizi sarho┼č eder, aldat─▒r. D├╝nyaya g├Ân├╝l verenlerin can g├Âz├╝, bu y├╝zden k├Ârd├╝r. ├ç├╝nk├╝ onlar, nice menba sular─▒ varken o sulara kar┼č─▒ ├óm├ó olur da bal├ž─▒ktaki ac─▒, tuzlu suyu i├žerler.ÔÇŁ

├ľyleyse, deniz suyu de─čil, ├ób-─▒ hayat i├žmeli;

DO─×RU YERDE ARAMALI

─░brahim bin Edhem Hazretleri servet ve s├óm├ón i├žinde bir h├╝k├╝mdar iken, bir g├╝n saray─▒n─▒n ├žat─▒s─▒ndan g├╝r├╝lt├╝ler i┼čitti. Adam─▒ getirdiler. Aralar─▒nda ┼č├Âyle bir konu┼čma ge├žti:

ÔÇťÔÇô├çat─▒da ne ar─▒yorsun?ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôDevem kayboldu, onu ar─▒yorum.ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôBe hey adam! Sen deli misin? ├çat─▒da deve aran─▒r m─▒?ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôEy sultan─▒m! Sen bunca saltanat i├žinde cenneti ar─▒yorsun da, benim ├žat─▒da deve aramama niye k─▒z─▒yorsun?ÔÇŁ

Bu kıssanın da hissesi yerinde Hazret-i Mevlânâ îkāz eder:

ÔÇťAdam─▒n, bir g├╝n asl├« evine ula┼čabilmesi i├žin, bir├žok d├╝nya konaklar─▒n─▒ b─▒rak─▒p gitmesi gerek.ÔÇŁ

Esas hayat─▒n ├óhiret oldu─ču inanc─▒n─▒ g├Ânl├╝ne iyice yerle┼čtirebilen insan, d├╝nyaya g├Ân├╝l ba─člamamay─▒ ├Â─črenir. D├╝nyadan vazge├žmekte zorlanmaz.

M├╝him olan d├╝nyay─▒ g├Ânle sokmamakt─▒r. Bug├╝n ge├žmi┼če g├Âre hemen herkes geni┼č d├╝nya imk├ónlar─▒ndan istifade h├ólindedir. Ancak insanlar─▒n ekser├«si, vas─▒ta olmas─▒ gereken d├╝nyay─▒, gaye h├óline getirmenin bedbahtl─▒─č─▒n─▒ ya┼čamaktad─▒r.

─░nsan ya┼čamak i├žin ve ib├ódet ve i├žtim├ó├« vazifelerini yerine getirebilecek enerjiyi h├ós─▒l etmek i├žin yerse, bu, takdire ┼č├óyand─▒r. Fakat z─▒dd─▒na yemek i├žin ya┼čarsa, yani ten pl├ón─▒n─▒n hodg├óml─▒─č─▒na d├╗├ž├ór olursa, bu onu HakkÔÇÖa vuslattan uzakla┼čt─▒r─▒r. S├óir d├╝nyal─▒klar da b├Âyledir. Yine Mevl├ón├ó HazretleriÔÇÖnin te┼čbihiyle; gemi suyu i├žine al─▒rsa, batar; amm├ó suyu i├žine almazsa onun ├╝zerinde yol kat eder, menzil-i maks├╗duna ula┼č─▒r.

Ne yaz─▒k ki, niceleri d├╝nyan─▒n s├╝fl├« arzular─▒na kap─▒lm─▒┼č, ruhlar─▒n─▒n ist├«datlar─▒n─▒ k├Âreltmi┼č, duygusuz, n├ódan, al─▒k ve abus h├óle gelmi┼čtir. Hazret-i Mevl├ón├ó onlar─▒n zavall─▒ h├óllerini ┼ču te┼čbihlerle anlat─▒r:

ÔÇťMerkep, m├╝┼čteri olup bir ┼čey alacak olsa, elbette ham kavuna ve saman y─▒─č─▒nlar─▒na sahip olmak isterdi.ÔÇŁ

Yine Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n tasviriyle; ortas─▒ndan Dicle nehrinin akt─▒─č─▒, ─░sl├óm hil├ófetine merkezlik yapm─▒┼č muhte┼čem g├╝zelliklerle dolu Ba─čdat ┼čehrine bir ├Âk├╝z├╝n yolu d├╝┼čer. Ak┼čama kadar gezer, dola┼č─▒r; fakat o ├óbideler ve m├╝kemmellikler me┼čherinde, o ├Âk├╝z├╝n g├Âz├╝ sadece karpuz kabuklar─▒n─▒ ve saman y─▒─č─▒nlar─▒n─▒ g├Âr├╝r. ─░┼čte ┼čeytan├« vitrinleri seyredenlerin durumu b├Âyledir.

D├ťNYANIN KIYMET─░

Hakikaten d├╝nya; ehlullah i├žin bir ┬źseyr-i bed├óy├«┬╗ (il├óh├« sanat harikalar─▒n─▒ seyredip tefekk├╝r etmek ve onlar vesilesiyle AllahÔÇÖ─▒n y├╝celi─činin idr├óki i├žinde ya┼čamak) iken, z─▒dd─▒na gafiller i├žin ise yemek ve ┼čehvetten ibarettir.

Ehlullah hazer├ót─▒ d├╝nya hayat─▒n─▒ bir sermaye olarak g├Ârerek ehemmiyet iz├ófe etmi┼člerdir. D├╝nya; ├óhiretin tarlas─▒ olarak g├Âr├╝ld├╝─č├╝, ekildi─či-bi├žildi─či takdirde k─▒ymetlidir. Hatt├ó ├óhirette terakk├« imk├ón─▒ bulunmad─▒─č─▒ i├žin, ├Âm├╝r sermayemiz bir daha ele ge├žmeyecek bir k─▒ymettir. Nitekim, ├Âl├╝m mele─či kar┼č─▒s─▒nda ├╝z├╝nt├╝ izh├ór eden ─░lyas u; ├Âl├╝mden korkmad─▒─č─▒n─▒, son nefesten sonra k─▒y├ómete kadar kabirde rehin kalaca─č─▒na, yani sevap i┼čleyemeyecek oldu─čuna ├╝z├╝ld├╝─č├╝n├╝ ifade etmi┼čti.

D├╝nya ve ├óhiret tel├ókk├«sini do─čru bir ┼čekilde in┼ča etmek ve evl├ótlar─▒m─▒za da bunu bizzat ├Â─čretmek en m├╝him vazifemizdir. Toplum olarak da nesilleri bu ┼čuurla yeti┼čtirmek zar├╗r├«dir. Nitekim bu topraklar─▒; canlar─▒n─▒, d├╝nyev├« hayatlar─▒n─▒ hi├že sayarak fetheden ve gerekti─činde yine canlar─▒n─▒ vererek m├╝dafaa eden nesiller de bu ┼čuurla yeti┼čmi┼člerdi. ├éhiretsiz bir d├╝nya tel├ókk├«siyle, n├ódan bir ┼čekilde yeti┼čen bir g├╝ruhtan; o fed├ók├órl─▒klar─▒ beklemek abes olur.

Bir toplumun istikb├óli, g├Ârebilen i├žin me├žhul de─čildir. Hazret-i Mevl├ón├ó, istikbal demek olan yeni nesillere kazand─▒r─▒lmas─▒ gereken k─▒ymetler hus├╗sunda ├«k─üz eder:

ÔÇťGece, neye gebeyse onu do─čurur.ÔÇŁ

Bir toplum; gen├žlerini neye sevk ediyorsa, istikbal odur. Nesilleri yeti┼čtirirken; onlara d├╝nya ve ├óhiretin ger├žek mahiyetlerini g├Âsterecek, m├ónev├«, tesirli, g├╝zel bir e─čitim vermek ├«c├ób eder. B├Âyle m├ónev├« bir terbiye vermeden; nesillerin, d├╝nyan─▒n c├ózibesine kar┼č─▒ met├ónet sahibi olmalar─▒n─▒ beklemek beyh├╗dedir. Hazret-i Mevl├ón├ó; g├╝zel ve s─▒hhatli alternatifi takdim etmeden, sadece yasaklayarak, sak─▒nd─▒rarak terbiye verilemeyece─čini ne g├╝zel ifade etmi┼čtir:

ÔÇť├çocuk, elmay─▒ g├Ârmeden kokulu so─čan─▒ elinden b─▒rak─▒r m─▒?ÔÇŁ

Bu c├╝mleyi ┼č├Âyle tekrarlayabiliriz:

Nesillerimiz, m├óneviy├ót─▒n lezzetini bizzat bizde g├Ârmeden; kuru telkinlerle, f├ón├« c├ózibeleri terk eder mi?

Bug├╝n niceleri, y├╝ce hakikatle, ─░sl├ómÔÇÖ─▒n m├╝tebessim ├žehresiyle tan─▒┼čamad─▒─č─▒, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n ┼čahidi vasf─▒yla canl─▒ bir KurÔÇÖ├ón olarak ya┼čayan, hay─▒rl─▒ ├╝mmetin fertleriyle kar┼č─▒la┼čamad─▒─č─▒ i├žin; karanl─▒k izbelerde, ├ž─▒kmaz sokaklarda sef├óletlerini sa├ódet zannederek k─▒vranmaktad─▒r.

Hâlbuki îmânın halâvetini, ibâdetin lezzetini, güzel ahlâkın huzurunu tadabilseler, süflî keyifleri kolayca terk ederlerdi.

İbrahim bin Edhem -kuddise sirruh- hulâsa eder:

ÔÇť─░l├óh├« muhabbette duydu─čumuz il├óh├« lezzet, huzur, vecd ve isti─čr├ók─▒m─▒z m├╝┼čahhas bir ┼čey olsayd─▒; krallar onu alabilmek i├žin b├╝t├╝n hazinelerini de krall─▒klar─▒n─▒ da fed├ó ederlerdi.ÔÇŁ

Rabbimiz; bizleri ve evl├ótlar─▒m─▒z─▒ d├╝nyan─▒n aldat─▒c─▒ c├ózibesinden, s├╝fl├« ibtil├ólardan, ┼čeytan ve nefsin i─čv├ó ve des├«selerinden muhafaza buyursun.

C├╝mlemizi; hayat dersh├ónesindeki vaktini en hay─▒rl─▒ ┼čekilde de─čerlendirebilenlerden, ├Âm├╝r karnesini en g├╝zel s├ólih amellerle doldurup, son nefeste h├╝sn-i h├ótime ┼čah├ódetn├ómesini alabilenlerden eylesin.

Âmîn!..