MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ…

YAZAR : Dr. Halis Ç. DEMİRCAN  Üzüm bağı kasabanın yakınlarındaydı. O gün, çocukluk bu ya; birkaç arkadaş, ailelerimizi ikna etmiş, içimizden birinin ailesinin sahibi olduğu bağda, gece yaban hayvanları gelip zarar vermesin diye nöbet tutuyorduk. Beklediğimiz yer; üzüm bağının kenarında yerden yüksekçe, tahta merdivenle çıkılan bir çardaktı. Bir ses duyduğumuzda bağırıp çağırıp, tahtalara vurarak, teneke çalarak gürültü yapıp güya hayvanı […]

GARÎBİM, BİR ÖZGE DİYÂRA DÜŞTÜM!..

ŞAİR : Rıfat ARAZ rifat_araz@yahoo.com Yâ Rab, aklettikçe bu can seyrini; Bir «Levh-i Mahfûz»da karâra düştüm!.. Ehl-i dil, bilmez mi sözün kadrini? «Âlem-i Ervah»ta, ikrâra düştüm!.. Fıtrattan mı gelir bu şevk, bu edâ? İdrake, iz‘âna sığmaz bu sevdâ!.. Ömrü, Halîl gibi eyledim fedâ; Bu vecdin odunda, gülzâra düştüm!.. Aşka, mekân oldu gönül dergâhı; Mesîh nefesinde, gördüm felâhı!.. Yedi nefse verdin, […]

UZLET ve ÜLFET DENGESİNDE MÂNEVÎ HAYATIMIZ

YAZAR : Raif KOÇAK raifkocak@gmail.com İnsanın fıtratına uygun olan İslâm dîni; topluluk ve cemaate, birlikte yaşamaya önem vermiştir. Toplu hâlde yaşarken; adâlet, eşitlik, ortaklık, içtimâî yardımlaşma, hizmet ve kanunlara riâyet ederek, nizam ve intizam içerisinde yaşamaya da dikkat etmiştir. İslâm ne kadar fıtrata uygunsa, bugün uygulanan «modernizm inancı» da o kadar fıtrata aykırıdır. Eski insanlar ne kadar yalnızlıktan kaçıyorsa, yeni […]

İFTİRA ve ADÂLET

YAZAR : Ahmet ZİYLAN Hayatta zor zamanlar olur. O zor zamanlarda insanların fıtratları ortaya çıkıverir. Kimi yılan gibi, akrep gibi sokmanın zarar vermenin derdine düşer, ondan zevk alır. Kimisi de vicdan sahibi, hakikî bir dost olmanın îcaplarını yerine getirir. Dertli ile dertlenir, üşüyenle üşür, sevinenle sevinir. Rabbim çeşitli imtihanlarla bizleri sınar ki; gerçek hâller, gerçek sıfatlar ortaya çıksın. Kimin kalbi […]

OĞLUMA MEKTUP

ŞAİR : Hakkı ŞENER Kulağın aç dinle, gel şöyle yakın, Bu gün sana nasihatim var oğul! Ömrünü boş yere harcama sakın, Yollar uzun, vakit hayli dar oğul! Bu güne dek dedim, kuru söz geldi, Cevval idin, dağlar sana düz geldi, Bahar gitti, yaz tükendi, güz geldi; Gelen kıştır; işi boran, kar oğul! Bu günün işini, yarına koyma, Hakk’ın emrin gözet, […]

TAHSİL NELER KAZANDIRMALI?

YAZAR : Ahmet ZİYLAN Günümüzde tahsil yaygınlaştı, artık hemen herkes yüksek tahsil yapabiliyor. Eskiden böyle değildi. Tahsilini devam ettirmek herkese nasip olmuyordu. Fakat bu imkâna sahip olamadığı hâlde, yüksek tahsil değil, hiç tahsil yapmamasına rağmen; hayat okulundan aldığı tecrübelerle, çok iyi idarecilik yapan, ticarî yahut siyasî sahada çok başarılı işler ortaya koyanlar da çoktur. Geçen ay bahsettiğimiz Sabri ÖZSOYLU bunlara […]

BULUNMAZ

ŞAİR : NİYAZKÂR (Köksal CENGİZ) niyazkar@gmail.com Sanma ömür, sevenlere yâr olur… Çoğunun adını bilen bulunmaz! Değil gurbet, sıla bile dar olur… Gözünün yaşını silen bulunmaz! Ne o yandan ne bu yandan soran var… Felek gibi cefâ ile yoran var… Hep derdim ki yâr diyerek saran var… «Satarız cânı da alan bulunmaz!» Dert çeksen de, kim dermandır derdine? Sormazlar ki bu […]

EN DEĞERLİ MİRAS: GÜZEL TERBİYE

YAZAR : Yard. Doç. Dr. Mustafa CANLI canli20@hotmail.com BİR HADİS: حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ مُوسى عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: « ما نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا من نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أَدَبٍ حَسَنٍ» “Hiçbir anne-baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” (Tirmizî, Birr, 33) BİR MESAJ: Çocuklarınıza bırakabileceğiniz en değerli miras; güzel terbiyedir. Edep […]

İlâhî Mes’ûliyetler Karşısında DÖRT GRUP İNSAN

YAZAR : Sami GÖKSÜN İnsan aslî yaratılışı itibarıyla; fiillerini, huylarını olumlu yönde geliştirmek, doğru olanı yanlış olandan ayırt etmek yahut da bunları fesâda uğratmak, fıtrat ve kabiliyeti üzerine yaratılmıştır. İnsanlar içerisinde iyi huylara yahut da bunun zıddı olan kötü huylara, daha çok meyledenler bulunsa da aslında insan, hayır veyahut şer yoluna gitme imkân ve istîdâdına sahip bulunmaktadır. Bu hususlardan her […]

KINALI ELLERİN NÛRU

YAZAR : Dr. Çetin DEMİRCAN Akşamlarımız; kınalı ellerin nûru ile aydınlıktı, gündüz gibiydi, sıcacıktı. Sabahlarımız; kınalı ellerin nûru ile parlaktı, pırıl pırıldı… Sonra o ellere, nurlu ve onurlu olmayan başka işler yüklediler. O eller nasırlaştı. Karardı. Nûrunu yitirdi. Ne için? Hâlbuki hayatın çileli yollarında, erkeğine yoldaşlık edecek kadının, yapacağı en büyük destek; kendi fıtratına da uygun düşen, kendi mes‘ûliyetleri çerçevesinde […]

1 2