BEN BİLİRİM BAĞDAT’IN KUDÜS’ÜN ve İSTANBUL’UN NASIL BİRBİRİNE BAĞLANDIĞINI

YAZAR : Raif KOÇAK raifkocak@gmail.com İmâmesi kopmuş tesbih tanelerine benziyoruz. Ümmet olarak her birimiz ayrı yerlerde… Kâh Bosna oluyoruz; binlercemiz Avrupa’nın gözleri önünde doğranıyor, soykırıma tâbî tutuluyoruz. Kâh Afganistan oluyoruz; dağlarda, taşlarda ibtidâî silâhlarla koca ordularla savaşıyoruz. Kâh Filistin oluyoruz; BM kararı ile başımıza bir devlet belâ edilip, topraklarımızdan göç etmeye zorlanıyor, göç etmeyenlerimiz ise modern silâhlara karşı, sapanlarla savaşmak […]

«YARA»DAN «YÂR»E

YAZAR : Ali Rıza KAŞIKCI ali_rz_@hotmail.com Yâren! Yok mu senin de bir yâren? Şayet yoksa bir yaran, nasıl tanıyacaksın beni? Ben nasıl seçeceğim seni binlerce sûret içinden? Sağ omzunda bir karanfil büyüklüğünde yaran yoksa ben nasıl tanıyacağım seni? Ben yarasından tanırım dostlarımı yâren. Onun için çıktım ben bu yola. Yaran yoksa merhem olamam sana. Ya da sendeki yaradan merhem yapamam […]

Şânlı Mazimizden Seçme Nükteler – BİN BİR KULAĞIM OLSA!..

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Şâfiî Mezhebi’nin kurucusu, büyük âlim ve müctehid İmam Şâfiî; 767 yılında Gazze’de doğdu. Baba tarafından soyu Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in büyük dedesi Abdimenâf ile birleşir. Yetim büyüdü. İlk tahsilini; ibtidâî imkânlarla, etraftan topladığı kemikleri kalem yaparak ve bir devlet dairesinin atık kâğıtlarını kullanarak tamamladı. Dokuz yaşında hâfız oldu. On üç yaşında Mescid-i […]

MUŞTULUKLARDAN AĞITLARA…

YAZAR : Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com Yer Bağdat… Tarih 1064… Abbâsî hilâfet merkezinde, devlet merasimiyle bir mektup okunuyor. Mektup, Selçuklu emîri Alparslan’dan. «Harp ile alınamaz kale» diye şöhret bulmuş olan Kars civarındaki Ani’nin Alparslan tarafından Bizans’tan fethedildiğini müjdeleyen bir mektuptur bu. Artık sadece mânevî bir otorite hâlindeki halîfeden iâde-i hediye olarak bir unvân: «Ebu’l-Feth» Alparslan… Tarihimizde bir gelenekti. Zaferler ve […]

ANADOLU

ŞAİR : FECRÎ (İbrahim BAZ) ibrahim.baz@hotmail.com Hangi taşı kaldırsam, sanki fışkıracak kan, Söyle cennet vatanım, yetmez mi bu kadar can? Evet nazlı gelinsin, sevgimizi sınarsın, Biz ezelden âşığız, söyle neyle kanarsın? Kanımız kına olsun, kaşlarımız kemerin, Kefenimiz gelinlik, bedenimiz semerin. Lâkin bugün dardayız, âlem-i İslâm’a bak, Sırtımıza yükledi bu zor imtihanı Hak! Muhâcir oldu ümmet, vatanından uzakta, Demokrasi denilen güler […]

Şanlı Mâzimizden Seçme Nükteler – KALPLERE AZIK VEREN

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Ebû Tâlib el-Mekkî aslen İran’ın batısındaki Cebel bölgesinden olup Mekke’de uzun süre kaldığı ve burada yetiştiği için «Mekkî» nisbesini aldı. Tahsiline Mekke’de başlayan ve burada hadis okuyan Ebû Tâlib, çeşitli beldeleri dolaştı, gittiği yerlerde tanınmış âlimlerden faydalandı, vaazlar verdi ve ders okuttu. Çok perhizkâr ve çileli bir hayat yaşayan Ebû Tâlib’in uzun bir süre […]

ÇOBAN ÖLDÜ GÖZÜMÜZÜ OYDULAR

ŞAİR : Hayrettin DURMUŞ hayrettin_durmus@mynet.com Ekmeği ekmeğe katık ederdik, Bir köyden bir köye yayan giderdik, Hür dağlarda mor koyunlar güderdik. Şimdi bizi bir sürüye saydılar, Çoban öldü gözümüzü oydular. Kepeneğin üç kıtayı örterdi, Bir bakışın bin mavzere yeterdi, Kuşlar cıvıl cıvıl aşkla öterdi. Bülbüllerin güllerini soydular, Çoban öldü gözümüzü oydular. Arap atlar harasında kişniyor, Seyis yatmış başucunda esniyor, Harâmîler bizim […]

GÖNÜL SOFRASININ KURULDUĞU AY

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi Hazret-i Mevlânâ’nın anlattığı şu kıssa, nefs ve terbiyesi üzerine ibretlerle doludur. DAĞDAKİ YILAN Vaktiyle yılan avlayıp, insanlara sergileyerek üç-beş kuruş kazanan bir yılan avcısı vardı. Yine büyükçe bir yılan bulabilmek için dağlarda dolaşıp duruyordu. Gayet soğuk olan dağlarda dolaşırken, bir gün kocaman bir yılan buldu. Hareketsiz yatan bu yılanın ölü olduğunu düşündü. Sevine sevine […]

UNUTTUK!..

ŞAİR : Hakkı ŞENER sairimam01@hotmail.com Sözde İslâm dâvâsını güderken, Ölçü kaydı, hak mîzânı unuttuk!.. Bir mazlumun imdadına giderken, Öbür yanda perişanı unuttuk!.. Afgan dağlarına düştük yollarca, Figan ettik mahsur düşmüş kullarca, Filistin’e yaşlar döktük yıllarca, Çin zulmünde Türkistan’ı unuttuk!.. Bağdat yağmalandı seyrine çıktık, Kâfirle bir olup Libya’ya çöktük, «Rabia!» diyerek ağıtlar yaktık, Kan ağlayan Arakan’ı unuttuk!.. Biz gerçek mağdurken özür […]

17. YÜZYILDA OSMANLI SAFEVÎ REKABETİ

YAZAR : Ahmet MERAL ahmetmeral61@gmail.com ŞAH ABBAS DÖNEMİ (1587-1629) 1587 yılında İran tahtına, Safevî Devleti’nin en büyük hükümdarlarından biri olan Şah I. Abbas (1587-1629) çıktı ve başlangıçta, içte ve dışta büyük problemlerle karşı karşıya geldi. Ancak muktedir bir şah olan I. Abbas; müstakil hareket etme arzusu taşıyan yönetici Türk beylerinin nüfûzunu kırarak, otoritesini içte pekiştirdi. Ardından ordusunu ıslah ederek sayısını […]