KUR’ÂN’DAN İKTİBAS* İLHAMLAR… -1-

ŞAİR : TÂLÎ (Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI) ÎMAN KARDEŞLİĞİ Ehl-i îmâna has bu kuvve, Bundadır kardeşâne neşve, Başka bir toplulukta olmaz; Müslüman ümmetin bu zirve… Bir misâl istenirse: Ashab; İşte ensar-muhâcir, üsve!.. Hep cömert hep diğergâm olmak, Merhamettir inanca meyve… Gönlü incitmeyen letâfet, Dâimâ tatlı sözlü şîve… Öyle ulvî vasıf ki ey dost, Yok bu haslet için ilâve… Cümle mü’minler oldu […]

Ashab Neler Yapmış, BİZ NELER YAPMALIYIZ?

YAZAR : Ahmet ZİYLAN Rabbimiz mü’minleri birbirine zimmetlemiş. Bana zimmetli ne demek? “Bu kardeşim, bana emânet, ben onun sorumlusuyum.” demek. Aç ise benim onu doyuracak imkânım varsa, doyurmakla mes’ûlüm. «Bana ne!» yoktur, Ubeydullah Ahrâr Hazretleri ne yapmış? “–Beni doyur.” diyen kişiyi aşçıya götürmüş; “–Şu adamı doyurun. Verecek param yok, sarığım eski ama temizdir, bulaşık bezi yaparsınız.” demiş. Aşçı almak istemediği […]

KALBE ÜMİT AŞISI

YAZAR : Sami GÖKSÜN Müslüman, Allâh’a teslîmiyet duygusu içerisinde olmalıdır. Teslîmiyetinde de üst noktada olmalıdır. Bunun da en önemli unsurlarından birisi ümitvâr olmaktır. Hâdiseleri iyiye yorma, ümit ve şevki canlı tutmak pek mühim bir haslettir. Mü’min; Cenâb-ı Hakk’a olan tevekkülünde, en küçük bir tereddüt göstermemelidir. O’na dayanıp güvenmeli ve O’ndan hakkıyla korkmalıdır. Böyle bir yolun yolcularına, Cenâb-ı Hak her türlü […]

HAKK’A VUSLAT ve ÜMMETE VEDÂ

YAZAR : İrfan ÖZTÜRK İki Cihan Serveri Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in mübârek velâdetleri de, yüce Rabbimiz’e irtihalleri de Rebîulevvel ayında ve pazartesi gününde meydana gelmiştir. Mübârek ve kutlu doğumun, 20 Nisan 571 olarak hesap edildiğini ve son yıllarda bu vesile ile Efendimiz’i hatırlamaya vesile olacak programlar düzenlendiğini bilmekteyiz. Efendimiz’in vefatı da, 8 Haziran 632 mîlâdî tarihine tesadüf etmektedir. Yüce Dost’una yolculuklarının […]

İSLÂM’IN ÇİÇEKLERİ

ŞAİR : Havva AKPINAR İslâm’ın bahçesinde birer tomurcuksunuz, Her biriniz kıymetli seçkin bir çocuksunuz. Kur’ân ile beslenip, çiçek açacaksınız, Dünyanın dört bir yanına rahmet saçacaksınız. Yürüyen Kur’ân’ları gördükçe yüce Allah, Tebessümle bakacak sizlere Rasûlullah. Her nefeste sizinle anne-baba duâsı, Her şerden korur sizi, ihlâs-takvâ libâsı. Mübârek sahâbîler tutacak elinizden, Hoş sadâ yükselecek, her yerde dilinizden. İhyâ edeceksiniz gelecek yarınları, Vatan […]

Kardeşlerin Yarışı

ŞAİR : CELİL (Halil GÖKKAYA) halilgokkaya@gmail.com Biz üç gün küs duramayız, Küsmeyelim, barışalım, Ferdî hayal kuramayız, Cemiyete karışalım, Kardeşlikte yarışalım… Dostluklar bir bir tükendi, Çağın fendi, bizi yendi, Rakiplerden önce kendi, Nefsimizle vuruşalım, Kardeşlikte yarışalım… Nerede kulluk hünerin? Takvâdadır gerçek yerin! Rabbimiz’in, Peygamber’in, Rızâsına erişelim, Kardeşlikte yarışalım… Kābil nerde, Leheb hani? Hırs olmasın yolda mâni! Bir Gazâlî, bir Rabbânî, Ashab […]

MÜBÂREK AĞIZLARI VE KONUŞMALARI*

ŞAİR : SEYRÎ (M. ALİ EŞMELİ) Ne büyüktür ne küçük ağzı O’nun, En güzel, en yücedir lâfzı O’nun. Mîme benzerdi, asil goncaydı, Leb-i deryâsı da hoş bir yaydı. Oradan yaydı mübârek dîni, Oradan saçtı kelâm incisini. Hiç beyânında O’nun yoktu hevâ, Her ne söylerse Nebî, oldu devâ. Çekti Allah yüce tuğrâ, özüne, Ve «hadis» dendi O’nun her sözüne. Kimi sarmışsa […]

KİM NE DERSE DESİN; MÛCİZE ZÂHİR!

ŞAİR : SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) O’nu hiç anlamayanlar; «O, sihirbaz!» dediler, Fark edenler; «Eşi yok, öylesi mümtaz!» dediler. Dış cenahtan, çamur olsun diye «kâhin» dendi, Tertemiz gördü bakan; «Yok O’na dengin» dendi… Vasfa kalkıştı hasudlar, O’na; «şâir» diyerek, O’nu anlattı Kelâm; «Mûcize zâhir!» diyerek… Yaydılar kahpe hasımlar, «delilik» yaftasını, «Görmedik biz» dedi ashab; «Bu akıldan hasını!» Ne demiş bakma […]

YERMÜK’TE ÜÇ GÜL

ŞAİR : Hakkı ŞENER hakki_0111@hotmail.com Yermük meydanında yaralı canlar, Toprağa sızıyor mübârek kanlar, O gazâ vaktinde can pazarında; Fânîden bâkîye geçilen anlar… Huzeyfe kırbayı eline aldı, «Bir ümit!» diyerek meydana daldı, Ağır yaralanmış kanlar içinde; Amcasının oğlu Hâris’i buldu… Su içmeye hazır olduğu anda, İkrime’nin sesi geldi bu yanda, Dedi ki: «Bu suyu ona götürün; Belli ki harâret fazladır onda…» […]