Nerdesin Anne?

NİYAZKÂR (Köksal CENGİZ) Mevsimler bahara erse ne fayda? Çiçekler dalında kuruyor anne. Takvimler yılları görse ne fayda? Ömürler ânında duruyor anne!.. Kin-nefret bulutu sarmış dünyayı, Mazluma çevrilmiş zâlimin yayı, Adalet bozulmuş, karar sus payı, Yürekler şüpheyle vuruyor anne!.. Hicran elemini seven taşıyor, Canlar, cânânından ayrı yaşıyor, Nasipsiz gönüller aşksız üşüyor, Bedenler rûhunu arıyor anne!.. Dillerde hakikat sözü kalmamış, Hâllerde ahlâkın […]

Bahar Şarkılarına Gazel

Memduh CUMHUR Şarkılar ilk aşkımın efsunlu âhengindedir Lâleler, güller rakîb olmuş, gönül cengindedir Coşturur sevdâlı dallar, âşinâ rüzgârları Yemyeşil rûyâda gölgen erguvan rengindedir Şimdi artık karlı dağlardan gelen coşkun sular Derbeder ırmakların meftûnu bir engindedir Yâsemenler, goncalar girsin muhabbet faslına Eski sevdâlar bu mevsim mutribin çengindedir Her bahar vaktinde Cumhur, hoş görülsün şevkimiz Şarkılar ilk aşkımın efsunlu âhengindedir   Vezni: […]

Tefekkür

MECNUN (İbrahim Hakkı UZUN) Her canlı sunar aşk ile tesbîhini Hakk’a, Sen gāfil olup kalma uzak, düşme firâka. Her kim unutup ayrı kalır zikrine Hakk’ın; Şeytânı musallat edecek kendine, şaşkın! Nefsin seni aldatmaya bin çâre ararken, Sen Rahmet-i Rahmân’a yönel her şeye rağmen. İbret nazarından bakarak âleme her gün, Fikret, bu tefekkürle serencâmını düzgün. Dünyâya gelen bir gün olur yolcusu […]

Ravza-i Mutahhara II

Mustafa Necati BURSALI Hâtemü’l-Enbiyâ -aleyhissalâtü vesselâm- buyuruyorlar ki: “Evimle minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir. Minberim havuzumun üzerindedir.” Tâ çölün ortasında bu nur ne, bu cennet ne? Bütün canlar, varlıklar, kapılmış âhengine! Bir dürr-i meknun gibi kürsü ve mihrab güzel, O’nun için her şeyi yaratmada RAB güzel! Direkler beyaz mermer, taşlar firûze çini, Bir tatlı sevda kaplar görenlerin içini, Garip […]

Van Gölü’ne

LEYLÎ (Şükran IŞIK) Gökyüzünün mâvisi vurulmuş Van Gölü’ne, Yıldızlar efsânesi kurulmuş Van Gölü’ne. Masmâvi gözlerinle Sübhân okur dağların, Susmasın bülbüllerin, bozulmasın bağların. Dikenleri sök rüzgâr, yeşil giydir gülüne, Hasretimi dök rüzgâr, durulmuş Van Gölü’ne!  

Fetihler Seli

Harun ÖĞMÜŞ «Nâil olsam» diye Peygamber’imin müjdesine, Coşmuş İstanbul’u fethetmek için her sîne. Lâkin Alpaslan’ın ardınca edinmiş de hedef, Kahraman cedlerimin olmuş o nâdîde şeref! Dile gelmez, kaç asır sürmüş olan bir dâvâ! Olur, uğrunda Bizans’ıyla, Freng’iyle gazâ! Ve Süleyman Paşa bir gün geçerek Rûmeli’ne, Yeni bir yön verir îmanlı fetihler seline. Bir asır sel, hep onun açtığı mecrâda akar, […]

Fetih Mührü

HANOĞLU (Abdulaziz DUMAN) Bir sefer başladı Diyâr-ı Rûm’a, Mihmandarlık etti göklerde Hümâ, Malazgirt’te dedem Sultan Alpaslan, Savaş meydanında kükremiş aslan, Giydi kefenini tutuştu harbe, Bizans’a indirdi bir büyük darbe. Fethetti Alpaslan cennet vatanı, Anadolu artık Türk’ün mekânı. Bu yer, sahibini beklermiş meğer, Bu münbit topraklar dünyaya değer. Erenler işledi bu toprakları, Bizle geldi bu diyârın baharı. Mevlânâ sevgisi sınırlar aştı, […]

Fetih

GÜNBEYLİ (Mahmut TOPBAŞLI) Delişmen gönlünü Hakk’ın yolunda Yürüten sultanın çağlar aşması… Özge gül kokulu berat elinde, Türkeli’nden, Rumeli’ne taşması. Önce yüreklerde olan seferin, İksiri aşk olur böyle zaferin, Muştuyu nefsinde duyan neferin, Akşemseddin ocağında pişmesi. Gülzâra vurulup hedef belleyen, Bir çağdan bir çağa kılıç sallayan, «Ya o, ya ben!» deyip niyet dilleyen Nice koç yiğidin sura koşması. Her seher vaktinde […]

YÂRE

Ekrem KAFTAN Bir efsunlu bahardır yâr yanında geçen dem Ve hicran yıllar yılı tükenmeyen bir matem Yâr zülfü sümbül olur, lebleri taze gonca Koklasam, öpsem derim sade ömür boyunca Her murada eriştim vuslattan gayrı heyhat Bulamadım bir lâhza yâr sînesinde rahat Ney inler, ben inlerim elemi duyan olmaz Yıllardır yazarım da gam defteri hiç dolmaz Yâr okur her mısramı hayran […]

Gazel

EDÎBÎ (Recep YILDIZ) Dünyâda bahârın adı var, kendisi yokmuş. Yokmuş, o nigârın adı var, kendisi yokmuş. Aşk özge firardır diye duymuştuk ezelden; Aşkın ve firârın adı var, kendisi yokmuş. Yıllar yılı beyhûde ümitlerle donandık; Bilmezdik o yârın adı var, kendisi yokmuş. Bir kuş gibi geçmiş başımızdan nice günler, Kârın ve zarârın adı var, kendisi yokmuş. Hep nâr-ı cehennem gibi gelmiş […]

1 314 315 316 317 318 338