204. Sayı TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız, Biz nasıl bir varlığız? İdeolojiler, dünya görüşleri, insana tarifler üzerinden keyfiyetler biçmekte. Kimi; insanı, birbirinin kurdu olan yırtıcı bir varlık gibi tarif ederken, kiminin tarifi, maddî değer üretmekten ibaret bir makine katılığında kalıyor. Kimi yapış yapış cinsiyetle kafayı bozarken, kimi ruh zannederek nefs-i emmâreye işaret ediyor. Kimi biyolojiye takılıp hayvan zannediyor, kimi sosyolojiye takılıp ferdiyetini kaçırıyor. Hepsi bir […]

Continue reading »

202. Sayı TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız, Geçen sene salgın hastalıkta, mektepler kapandı. Eğitim uzaktan verilmeye çalışıldı. Kimisi katıldı, kimisi katılmadı, katılamadı. İmtihanlar ilân edildi, gönüllü yapıldı. Çoğu dilekçe verip katılmadı. Sonra da talebeler ister derslere girmiş olsun, ister olmasın, ister imtihana iştirâk etmiş olsun, ister olmasın sınıflarını geçtiler. Gerçi normal şartlarda da eğitimde pek sınıfta kalma kalmadı, diye şikâyet edilir. Nasreddin Hoca’nın; “Dostlar alışverişte […]

Continue reading »

Kıymetli Okuyucularımız, Her mevzuya bir maddî, zâhirî bakış var bir de mânevî, bâtınî… İklim problemlerini ve toprağın verimsizliğini de aynı şekilde iki cihetten ele alabilirsiniz. Çevreye verilen zarar, toprağın erozyona uğraması, iklimimizi çölleştiren sebepler, sosyoekonomik meseleler… Derinine indiğinizde bunların, yani bu zâhirî ve maddî sebeplerin de altında, mânevî problemler var: İsraf var, acımasızlık var, enâniyet var, cimrilik var, hırs, tamah […]

Continue reading »

191. SAYI TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız, “(Kıyâmeti gördükleri gün onlar, sanki dünyada) sadece bir akşam vakti veya kuşluk zamanı (kalmış gibidirler.)” (Bkz. en-Nâziât, 46) Dünya hayatının hem değerini hem değersizliğini ifade eden ilâhî haber. Şöyle ki; Şu dünya hayatı; elde etmek ve safâsını sürmek için çırpınmaya değmez. Çünkü; SADECE BİR AKŞAM veya KUŞLUK VAKTİ… Diğer taraftan, onu değerlendirmek için müthiş de bir teşvik. Ebedî […]

Continue reading »

179. Sayı TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız, Bize bir nazar oldu, Cumamız Pazar oldu, Başımıza gelenler; Hep azar azar oldu. Bu kıt‘a, hatâen Ârif Nihat ASYA’ya nisbet edilir. Çünkü; bu meşhur mısraları yazan kişi de maalesef, cumayı pazar eyleyenlerin yoluna azar azar kapılıp gitmiştir. “Bu şiir benim!” diyebilecek bir duruşu kalmamıştır. Fakat verdiği hüküm çok doğru. Şahsiyet krizine giden yol azar azar oluyor. Küçük küçük […]

Continue reading »