UNUTMA; RÛHUN, EBEDİYYET DEĞERİNDE!

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Hak goncasının sevgili genci, Şânın, yalınız Hakk’a dilenci! Seçkin ve yiğit cân olarak sen, Bir başkasın insân olarak sen… Ey, arza bahar yüklü tomurcuk, Dallarda çiçekler sana boncuk. Şahsın ile her mevsime şahsın, Kısmet sana gün, sen ki sabahsın. Sensin yedi deryâya şelâle, Yıldız ve hilâldir sana lâle. Dünden bu yarınlar, seni kollar, Bağrında senin, sonsuza […]

BİZİM ŞAHSİYETİMİZ

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Azim, sebat ve hasat, benliğinde üçlü maya, Güneş misâli karakter, nümûne oldu aya. Başak başak bu kemâlâta yaydı seccâde, Öğüttü hamlığı en mûtenâ değirmende. mefâilün / feilâtün / mefâilün / feilün (fa’lün)

SENİN DEĞİL!..

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Şu yer ve gök, bu can ve ten, Senin, fakat senin değil! Ne fark eder benim desen? Senin fakat senin değil! A Seyri, yaz ganîmeti, Cihanda bunca nîmeti, Ne varsa Hak emâneti; Senin, fakat senin değil!   vezni: mefâilün / mefâilün

KULUN NASÎBİ

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Şükür yegâne şifâdır, şikâyet en kötü ur, Şükürsüz insanı mahşerde mahveder bu gurur; Kapılma yokluğa Seyrî, kapılma varlığa da, Kulun nasîbi, şükür sâyesinde mevcuttur. Vezni: mefâilün / feilâtün / mefâilün / feilün (fa’lün)

BÜYÜK LÜTUF

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com – seyri@yuzaki.com Yüce Allah buyurur: “Andolsun ki içlerinden bir Peygamber göndermekle Allah, mü’minlere «BÜYÜK BİR LÜTUF»ta bulunmuştur…” (Âl-i İmrân, 164) Hazret-i Peygamber j… Mü’minler için Allah’tan gönderilen büyük bir lütuf. Görebilen gözler için söze hâcet yok. Lâkin bu Büyük Lutfu / Hazret-i Peygamber j’i şahâdet üzre yaşamayı, O’nun yolunda hidâyetlere vesile olabilmeyi, iki cihanda da O’nun […]

DUÂ

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) -Barış Pınarı Harekâtımız Münasebetiyle- Eyle yardım bize, ey her şeye tek sâhip olan, Saldıran çok, koru yâ Rab bu güzel yurdumuzu! Sen’sin ey Hazret-i Allâh, ebedî gālip olan, Dâimâ eyle muzaffer bu azîz ordumuzu! Vezni: fâilâtün / feilâtün / feilâtün / feilün

MÜŞFİK OL!..

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Vicdan ol yetîme, cân ol öksüze, Ulaştır yamaçta kalanı düze, Yokluk çöllerinde kavrulan yüze, Varlığınla ılgıt ılgıt meltem ol! Dünya bir âlem ki, bîçâre dolu, Kimisinin ne çulu var, ne pulu, Şunun ayağı yok, şunun da kolu, Müşfik ol ey gönül, cömert âdem ol!..

Tasavvuf Rûhuyla Mezcolmuş ANADOLU DERVİŞİNİN RÛHU

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com – seyri@yuzaki.com Baktılar: Tarihin en işlek koridoru olan Anadolu’da insanlar imdat bekliyor, hidâyet bekliyor, rahmet bekliyor. Koştular: İlmek ilmek işlediler gönülleri. Kâh Mevlânâ olup dimağları yoğurdular, kâh Yûnus Emre olup aşk ile pişirdiler bu toprakların insanlarını. Kâh Akşemseddin ve Fatih olup müjde-i Peygamber’i gerçekleştirdiler. Çağ kapatıp çağlar açtılar. Çığları yendiler, çığırlar açtılar. Kâh Ebussuud olup ilim […]

«ÂH KEŞKE!» DEMEDEN

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Hazret-i İbrahim, Cenâb-ı Hakk’ın kurban emrine teslim oldu. Sonunda; «Elhamdülillâh!» dedi. Hanımı Hazret-i Hacer Annemiz de aynı emre boyun büktü. O da sonunda; «Elhamdülillâh!» dedi. Oğlu Hazret-i İsmail de aynı emr-i ilâhîye teslim ve râzı oldu. O da sonunda; «Elhamdülillâh!» dedi. Hazret-i Cebrâil, koçla geldi ve: «Allâhu ekber!» dedi. Hep birlikte; «Allâhu ekber!» dediler. «Elhamdülillâh!» […]

ÂH KEŞKE DEME!

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Dalma dünyâya sakın taşradan âh keşke deme, Boş gidip mahşere boş sofradan âh keşke deme! Ya cehennem ya da cennet bu ömür, ey Seyrî, Önceden gaflet edip sonradan âh keşke deme! Vezni: feilâtün / feilâtün / feilâtün / feilün (fâilâtün) (fa’lün)