LÂ-MEKÂNLARA…

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Bizler ki cennetin ve cemâlin garîbiyiz, Dönmek vazîfemiz, o mübârek vatanlara!.. Âlemde coşkumuz yedi kat kubbeden öte, Sığmaz bu rûhumuz şu betondan tavanlara! Fânî vücûd adımlarımız, metre metredir, Bâkî gönül adımlarımız, lâ-mekânlara!.. mef’ûlü / fâilâtü / mefâîlü / fâilün

Continue reading »

NE KORKU DUYARLAR

Bekir İsmet ÇİÇEK bekirismetcicek@gmail.com   O çehresi asık, kasvetli günde, İnsanlar dehşeti görüp bilirler! Herkes boğulurken gamda, hüzünde; Onlar ki korkudan emin olurlar! Ne korku duyarlar ne üzülürler! Gelince kendine Hak’tan hidâyet, Tâbî olup eden aşkla ibâdet, Doğrulunca kulluk ve istikamet; Kerîm Rablerini Rahîm bulurlar! Ne korku duyarlar ne üzülürler! Îmanla Allâh’a ve âhirete, Erenler yakîne ve mârifete, Kavuşurlar güzel […]

Continue reading »

GERÇEKLERİN ÖNÜNDE

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Fânî safâya kanma, binâ eyle sonsuzu, Gel-geç olan nasîbi umanlar, gelip geçer! Yârın ufukta yeller eser, perdeler uçar, Gerçeklerin önünde yalanlar gelip geçer!.. vezni: mef’ûlü / fâilâtü / mefâîlü / fâilün

Continue reading »

Kur’ân’dan İktibas İlhamlar -21-

ŞAİR : TÂLÎ (Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI) TERSE DÖNER… وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِۜ “Kime uzun ömür verirsek, Biz onun gelişmesini tersine çeviririz…” (Yâsîn, 68) Ömür uzar, terse döner tende her çark, Bu yolculuk haşre, gönül; «Hû!» deyip kalk: Çürür beden mülkü, cihan çünkü fânî; Ve men nüammirhü nünekkishü fi’l-halk.  

Continue reading »

YETİŞ YÂ ALLAH!

ŞAİR : NİYAZKÂR (Köksal CENGİZ) niyazkar@gmail.com Zerreden kürreye mukîm olan Sen! Yetiş imdâdıma yetiş yâ Allah! Habbeden kubbeye hâkim olan Sen! Yetiş imdâdıma yetiş yâ Allah! Sen; «Ol!» dersen olur her şey vesselâm, Kalmaz hiçbir eksik, yekûn tastamam, Şu azgın nefsimden illâllah, aman! Yetiş imdâdıma yetiş yâ Allah! Şâha şahlık gerek, gedâya gedâ… Tevhîdi zikretmek en güzel sedâ… Hakk’a kurban […]

Continue reading »

Kesrette Vahdet HALK İÇİNDE HAK İLE BERABERLİK…

Hazret-i Mevlânâ’nın Gönül Deryâsında Sır ve Hikmet İncileri YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi FÂNÎ ALÂKALAR Âyet-i kerîmede buyurulur: “Bilin ki dünya hayatı; ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. (Dünya hayatı) tıpkı bir yağmur gibidir ki, onun yetiştirdiği şeyler, ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun […]

Continue reading »

Yaratılmışlığın Kaderi: FÂNÎLİK

YAZAR : B. Cahit ÖZDEMİR bcahit@hotmail.com İnsana lutfedilen ömür, ne kadar uzun olursa olsun, ebedî hayat yanında bir hiç mesâbesindedir. Bin yıl yaşayan Hazret-i Nûh -aleyhisselâm-’ın; «Ömrünün nasıl geçtiğini» soranlara; «İki kapılı bir hanın; bir kapısından girdim, öbüründen çıkıyorum.» dediği rivâyet edilir. Hazret-i İsa -aleyhisselâm- da, bu minvalden olarak; “Dünya, âhirete bir köprüdür; köprünün îmârıyla uğraşma; oradan bir an önce, […]

Continue reading »

O’nun Muhteşem Ahlakı -18

Ebedî Fecre YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi (Kanaat, Tevekkül ve İstiğnâsı) YALNIZ ALLAH’TAN İSTE! İnsanoğlunu yaratan, rızıklandıran, ona ihtiyaç duyduğu maddî-mânevî türlü nimetleri bahşeden; Cenâb-ı Hak’tır. Rabbi; bütün yarattıkları gibi, insanın da rızkını tekeffül etmiştir. Âyet-i kerîmede buyurulur: “Nice canlı var ki, rızkını (yanında) taşımıyor. (Rızkını kendisi temin edemiyor.) Onlara da size de rızık veren Allah’tır. O, her şeyi […]

Continue reading »

FÂNÎYİ BÂKÎ YAPAN SIR: SADAKA

YAZAR : Yard. Doç. Dr. Mustafa CANLI canli20@hotmail.com Sadaka, her müslüman üzerine bir vecîbedir. Sevgili Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu hususa şöyle işaret buyurmuşlardır: “Her müslümanın sadaka vermesi gerekir.” (Müslim, Zekât, 55) Her müslüman zengin olamayacağına göre, burada bahsedilen sadaka; sadece mal ile verilen sadaka değildir. Bunun dışında da sadakaların olduğu açıktır. Güzel dînimiz İslâm’da sadakanın yelpazesi öyle geniş […]

Continue reading »

HEVÂ-HEVESTEN KURTULMA ÇARESİ: İLÂHÎ NEFES

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi KAÇIŞ NEREYE? Mesnevî’de Hazret-i Mevlânâ; kader sırrının hayat ve ölüm arasındaki mücerred hakikatini, diğer taraftan ise hayata sımsıkı sığınıp da ölümden kaçmaya kalkışın boş bir telâşe olduğunu, müşahhas şekilde ne güzel îzah eder: Süleyman -aleyhisselâm- devriydi. Saf bir adam, bir kuşluk vakti, kudretli peygamberin sarayına telâşla girdi. Nöbetçilere, hayatî bir mesele için Hazret-i Süleyman’la […]

Continue reading »
1 2 3