Kerküklü Safi’den Nükteler ve Müşaare

Doç. Dr. Nihat ÖZTOPRAK İFTİRÂNÂME Adamın biri nasıl yaptığı bilinmez boğazını yaralar, dilsizliğe vurur. Başına toplanan meraklı halk bu işi kimin yaptığını sorar. Adam konuşamadığı için ya da öyle görünmek istediği için işaretle başında bulunanlardan birini gösterir. Adamın söyledikleri netleşsin diye eline kağıt kalem tutuşturulur ve yazması istenir. Amaç faili netleştirmektir. Kağıda “Beni böyle perişan eden, ciğerimi dağlayan işte budur. […]

Continue reading »

Türkçe Konuşan Aranıyor!

Halil GÖKKAYA Türkçeyi ilim dili, irfan dili, aşk dili, şiir dili ve medeniyet dili olarak ne kadar kullanabiliyoruz? Onun üstün yapısını ne kadar kavramış durumdayız? Yoksa onu küçük mü görüyoruz? Yabancı dillere daha mı heveskârız? Bazen insanlarımızın zihinlerinde o kadar çok sorular peş peşe diziliyor kil! Tabiî olarak da peş peşe pek çok sorular ihmal edilir hâle geliyor. Hattâ eğitim […]

Continue reading »

Dil Yaramız. Yaralı Dilimiz

Yard. Doç. Dr. Emin IŞIK   “İnsanlar konuşa konuşa; havanlar koklaşa koklaşa anlaşır.” -Türk Atasözü- İnsanoğlu konuşabilen tek canlı, dil de ona mahsus bir kabiliyettir. İnsanlar bildiklerini, gördüklerini, duygu ve düşüncelerini birbirlerine kelimelerle aktarırlar. Konuşmak için de, düşünmek için de dile muhtacız. Çünkü kelimeler ve kavramlar olmadan düşünemeyiz, fikir üretemeyiz. Düşünmek, insanın kendi kendisiyle konuşması demektir. O hâlde, dilimizi ne […]

Continue reading »

Şiir Meşki

Bekir Sıtkı ERDOĞAN Şu gerçeği sık sık söylüyorum: Sadece doğaçlama yapmakla sanatçı olunmaz. Doğaçlama yapmak belki bir kâbiliyet meselesidir. Fakat sanat sırf kâbiliyetten ibaret değildir. Kâbiliyetlerin sanat hâline gelebilmesi için bir eğitimden geçmesi lâzım… Sanatçı olmanın yolu ustaların önünde diz çöküp meşk etmekten geçer. Bu her sanatta olduğu gibi şiirde de böyledir. Evvelâ öğreneceksin, inceliklerin, yakalanmış seviyelerin farkına varacaksın, ondan […]

Continue reading »

Güzeli Görebilmek

Prof. Dr. Ahmet SEVGİ Şeyh Sadi bir kıt’ asında mealen şöyle der: “Yusuf’un yüzüne inkar gözüyle bakan, onu çirkin görür. Eğer sevgi gözüyle bakılsa, şeytan (bile) melek görünür.”Demek ki göz gördüğünü değil, görmek istediğini görüyor. O Yusuf ki doğu edebiyatında güzellik sembolüdür. Rivayete göre; Züleyha’nın davetinde elma soyan kadınlar, birden karşılarında Yusuf’u görünce o emsalsiz güzellik karşısında kendilerinden geçerek ellerini […]

Continue reading »

GURBETTEN GELMİŞİM

Ayla AĞABEGÜM Yaz başlarken tatil heyecanı sarar içimizi, yakınlar birbirine yaz tatilini nerede geçireceğini sorar. Gidilecek gözde mekanlar vardır, oraları görmemiş olmak biraz da utanılacak bir durumdur. Nedense: «Tatili nerede geçireceksin?» sorusu beni hep üzmüştür. Belki öğretmen olmam bu sorunun cevabını veremeyen boynu bükük insanları düşündürür. O insanların yaşadıkları acıları içimizde hissedebilirsek, tatile gidemeyen çocukları, gençleri düşünebilirsek, «TATİL» moda olan, […]

Continue reading »

Kerküklü Faiz’den Nükteler

Doç. Dr. Nihat ÖZTOPRAK Şair Faiz, hikmetli sözler sandığı gibidir. Kapağı açıldıkça ortaya inciler saçılır. SANTURA GEL Kerküklü genç şairlerden Fâiz (öl. 1897) bir gün bir kahvehanenin önünden geçerken kulağına santur sesi çalınır. Nereye gideceğini ne yapacağını unutmuş bir hâlde gayriihtiyarî oturup dinlemeye başlar. İlmi ve takvâsıyla tanınmış şeyhlerden Halis Efendi’nin oğlu oluşu dolayısıyla onun bu hareketi kulağı paslı, müzikten […]

Continue reading »

TIRTIL, KOZA, KELEBEK

Melda ÖZATA Mistikliği kendisinden mi gelir, yoksa içinde bulunduğu loş, antika dükkânından mı, henüz kestirememişimdir. O ünlü hattatların el yazması sülüsler, ta’likler, kûfîler… gibi çeşitli yazıları, o çevreler, bohçalar, vazolar, tombaklar, opaller, sedefli kaşıklar, masalar, necefler, gümüş, akik tesbihler, buna benzer neler neler… Bu eski yıllanmış eşyaların içinde, kendi dünyasına gömülmüş, öyle yaşar. Ekmek parası için alır, satar. Ama gerçekte […]

Continue reading »

GAZ LÂMBALI VE FLÜORESANLI GECELER

Halil GÖKKAYA hgokkaya@yuzaki.com Güngörmüş kimseler arada bir: «Bizim zamanımızda şöyle idi, böyle idi…» diye iç geçirirler. Tekrar tekrar geçmişten bahis açarlar. Niçin? Dün imkânlar bakımından daha iyi durumda oldukları için mi? Şüphesiz hayır. Çünkü dün maddî açıdan çok zor ve sıkıntılı günler yaşadıklarını yine onlar bizlere aktarmıyorlar mı? O hâlde sebep? Sebep belli; insanların olgunluk ve kültür dünyalarındaki dünkü seviye […]

Continue reading »

Dost Şakaları

Yard. Doç. Emin IŞIK Üsküdar Mevlevîhânesi’nin son postnişîni Ahmet Remzi (AKYÜREK) Dede, Kayseri Mevlevîhanesi şeyhi Süleyman Atâullah Efendi ‘nin oğludur. Dünyaya gözlerini tekkede açtı. Küçük yaştan itibaren ilim ve kültürce zengin bir çevrede yetişti. Hem mektep, hem medrese tahsili aldı. Bir süre İstanbul’da memuriyette bulunduktan sonra Kayseri’de ahlâk ve din dersleri öğretmenliği yaptı. Kütahya ve Kastamonu Mevlevîhâneleri’nde şeyh vekilliği yaptı. […]

Continue reading »
1 59 60 61 62