EDEBÎ ve EBEDÎ MÛCİZE

Sami GÖKSÜN Peygamber Efendimiz’in en büyük ve devamlı mûcizesi Kur’ân-ı Kerim’dir.Üzülerek görüyoruz ki, asrımızda yabancı ve yalancı fikirlerin tesirine kapılan birtakım tarihselciler, Kur’ân’ı -hâşâ- istihfâf ediyorlar. Onun kıymetini idrak edemiyorlar. Kur’ân-ı Kerim; Peygamber Efendimiz’in devamlı mûcizesi olduğu için, O’nun mûcizeliği ve insanlığa; “–Bir benzerini siz de getiriniz!” diye meydan okuyuşu da devamlıdır. İsrâ Sûresi’nin 88. âyet-i kerîmesinde; “Aziz Peygamberim! Sana […]

Continue reading »

MESNEVÎ -1-

Z. Özlem ABAY o.abay@hotmail.com «YÂR İLE ETTİĞİN AHDİ UNUTMA!»* “Bu «ney»i dinle, nasıl şikâyet ediyor? Ayrılıklardan hikâyet ediyor.” Mevlânâ Hazretleri ilk beyitte; «Bu neyi dinle!» tabiri ile kendi vücûd-i şeriflerine işaret buyurmaktadır. İnsân-ı kâmilin ney gibi boş olan vücudundan zâhir olan fiiller, Hakk’ın tasarrufuyladır. Onlar; «nefsi tezkiye kalbi tasfiye» ile kemal bulmuşlardır. Neydeki 7 delik de insanın 7 âzâsına işarettir. […]

Continue reading »

GERÇEK TASAVVUF Arz-ı Endam Değil Arz-ı Hâldir

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Bir vakitler Hazret-i Musa’dan sonra en âlim kişi olan Kārun, hayr u hasenat yapmak niyetiyle zengin olmak istemişti. Malûm; elindeki ilmin zenginliği, arzu ettiği dünya zenginliğinden kat kat daha kıymetliydi, daha fazîletliydi ve daha kârlıydı. Ancak bu niyet onda hırsa dönüşmüştü. Hazret-i Musa’nın ince îkazlarına rağmen bu ihtirâsından vazgeçmedi. Servet arzusunda diretti. Sonunda istediği dünyalığa […]

Continue reading »

Kesrette Vahdet HALK İÇİNDE HAK İLE BERABERLİK…

Hazret-i Mevlânâ’nın Gönül Deryâsında Sır ve Hikmet İncileri YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi FÂNÎ ALÂKALAR Âyet-i kerîmede buyurulur: “Bilin ki dünya hayatı; ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. (Dünya hayatı) tıpkı bir yağmur gibidir ki, onun yetiştirdiği şeyler, ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun […]

Continue reading »

KUR’ÂN’DA HİZMET

YAZAR : Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com Hazret-i Musa, Mısır’da karıştığı bir hâdiseden sonra Firavun’un kendisi hakkında yakalama kararı çıkardığını duyar ve Mısır’dan kaçar. Aç, bîilâç vaziyette meçhule doğru yolculuğuna devam ederken, Medyen’de karşılaştığı iki yardıma muhtaç kıza yardım eder. Bu hizmeti onu Şuayb -aleyhisselâm- ile tanıştıracaktır. Hazret-i Şuayb, 8-10 yıl hizmet şartıyla onu kızıyla evlendirir. Sarayda yetişen Hazret-i Musa; Anadolu […]

Continue reading »

Mes’ûliyette Taayyün Meselesi
ATANMAK ve ADANMAK

YAZAR : Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com4 Koca şehirde kimselerin duymadığı bir inilti. Açlıktan beli bükülmüş bir yaşlı kadın. Kim koşmalı imdadına? “Sizden emr-i bi’l-mâruf ve nehy-i ani’l-münker vazifesini yapacak, hayra çağıracak bir topluluk bulunsun.” (Âl-i İmrân, 104) emri var. Kimler bu vazifeyi yerine getirecek? Ölenlerin cenazesini kim kaldıracak? Mahalle çocuklarına kim camiyi sevdirecek? Kim imamlık yapacak? Kim ilim adamı olacak? […]

Continue reading »

«SAVM»

YAZAR : Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com Oruç, Türkçemize Farsça (rûz, gün) kelimesinden geçmiş. Kur’ân lisânında ise «savm, sıyâm»dır oruç. Savm kelimesine edebî bir yaklaşımdan başka bir gayesi olmayan bir usûlle, bu kelimenin her harfiyle başlayan kavramlarla, orucu anlatmayı deneyelim: Oruç, Sabır Vakar Metânettir… Oruç tek kelimeyle sabırdır. Nefsimizin doymak bilmez açlığına karşı sabır… Damarımıza basan, öfkelendiren tahrik edicilere karşı sabır… […]

Continue reading »

EN ACI ESÂRET ve KURTULUŞ!

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi Hazret-i Mevlânâ insan rûhundaki menfî bir husûsiyeti ve onu bertarâf etmeyi şu şekilde müşahhas bir hikâye hâline getirir: AZGIN BİR ARSLAN Uçsuz bucaksız bir ormanda azılı bir arslan yaşamaktaydı. Onun yaptığı zulümlerden dolayı ormandaki bütün hayvanlar korku içindeydiler. Zira hiç ummadıkları yer ve zamanlarda o azılı arslan, hayvanlara çeşitli pusular kuruyor ve canlarına kastediyordu. […]

Continue reading »

ZALİMLERE TARİH DERSLERİ -I-

TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI) Dev aynasında yalan aksi seyreder Firavun!.. Kibirle kendine -hâşâ ki- tanrı der Firavun!.. Mısır’da Yâkub’un evlâdı per-perîşandır, Cenâb-ı Yûsuf için böyle şükreder Firavun!.. Zaaf ve zillete düşmüş, zavallı kul-köleler… Çalıştırır taşın altında, cebreder Firavun!.. Düşünde, düştüğü zulmün görür netîcesini, Sinirlenir, yılan ağzıyla küfreder Firavun!.. Rüyâda gördüğü, Yâkûb oğullarındandır, Hayâtı onlara gaddarca zehreder Firavun!.. «Dökün, doğan bütün erkek […]

Continue reading »