─░SL├éM TEFEKK├ťR├ť ve FELSEFE

YAZAR : M. Ali E┼×MEL─░ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com

Hazret-i Mevlânâ anlatır:

Bir bedev├«; devesine bu─čdayla dolu, iki b├╝y├╝k ├žuval y├╝klemi┼č, g├Ât├╝r├╝yordu. Kendisi de iki ├žuval─▒n ortas─▒na oturmu┼čtu.

Yolda birisi onu s├Âze tuttu. Bedev├«ye yurdunu sordu, onu konu┼čturdu. Ondan sonra dedi ki:

┬źÔÇĺBu iki ├žuvalda ne var, s├Âyle bakal─▒m?┬╗

Bedevî cevap verdi:

┬źÔÇĺ├çuval─▒n birinde bu─čday, ├Âb├╝r├╝nde kum var!┬╗

Adam ┼ča┼č─▒rd─▒:

┬źÔÇĺNe diye kum y├╝kledin?┬╗

┬źÔÇĺBu─čday ├žuval─▒ tek kalmas─▒n, kum ├žuval─▒ ona denk olsun diye.┬╗

┬źÔÇĺAk─▒ll─▒l─▒k etseydin de bu─čday─▒n yar─▒s─▒n─▒ bu ├žuvala, yar─▒s─▒n─▒ da ├Âb├╝r ├žuvala koysayd─▒n daha iyi olmaz m─▒ idi? Hem ├žuval hafifle┼čirdi, hem devenin y├╝k├╝ azal─▒rd─▒.┬╗

┬źÔÇĺAferin ey ak─▒ll─▒ ve h├╝r fikirli filozof!┬╗

Sonra bedevî merakla sordu:

┬źÔÇĺB├Âyle ince d├╝┼č├╝nce, b├Âyle g├╝zel g├Âr├╝┼č├╝n varken; sen nas─▒l oluyor da ├ž─▒plak h├óldesin, yaya yoruluyorsun?

Ey ho┼č s├Âzl├╝ filozof! Birazc─▒k kendi h├ólinden bahset! Sende bu ak─▒l, bu d├╝┼č├╝nce varken, sen ya vezirsin ya padi┼čahs─▒n. Kendini gizleme, do─čru s├Âyle!..┬╗

Filozof i├ž ├žekti:

┬źÔÇĺ─░kisi de de─čilim. Ben halktan biriyim, i┼čte h├ólime ve elbiseme bak da ne oldu─čumu anla…┬╗

┬źÔÇĺKa├ž deven, ka├ž ├Âk├╝z├╝n var?┬╗

┬źÔÇĺNe bu, ne o vard─▒r. Bizi de┼čme, bu sorular─▒ ├žok uzatma!..┬╗

┬źÔÇĺBari d├╝kk├ón─▒ndaki e┼čyan, var─▒n yo─čun nelerdir; onlar─▒ s├Âyle!┬╗

┬źÔÇĺBizde ne k├ón, ne de mek├ón var.┬╗

┬źÔÇĺ├ľyle ise paran─▒ pulunu soray─▒m! Sen yapayaln─▒z gidi┬şyorsun, herkese ho┼č nasihatlerde bulunuyorsun. Herh├ólde d├╝nyadaki bak─▒rlar─▒ alt─▒n h├óline getirecek kimya sendedir. Ak─▒ll─▒, bilgili adamlar─▒n incileri y─▒─č─▒n y─▒─č─▒nd─▒r.┬╗

┬źÔÇĺEy Arap kavminin efendisi! Vall├óhi b├╝t├╝n var─▒m yo─čum bir ak┼čam yeme─činin kar┼č─▒l─▒─č─▒ bile de─čildir. Yal─▒nayak, ├ž─▒r├ž─▒plak ko┼čup duruyorum. Kim bir dilim ekmek verirse, oraya gidiyorum. ─░┼čin do─črusunu ├Â─črenmek istersen;

Bendeki bu faz├«let, bu hikmet ve bu h├╝nerden ancak hayal ve ba┼č a─čr─▒s─▒ elde et┬ştim.┬╗

Son itiraftan sonra bedev├«nin b├╝t├╝n hayranl─▒─č─▒ ├╝rk├╝nt├╝ye d├Ân├╝┼čt├╝, hemen aya─ča f─▒rlad─▒:

┬źÔÇĺEy derbeder filozof!

├çekil yan─▒mdan da senin u─čursuzlu─čun benim de ba┼č─▒ma ya─čmas─▒n, beni yok┬şsul b─▒rakmas─▒n! ├çabuk o u─čursuz hikmetini de benden uzakla┼čt─▒r!

Anlad─▒m ki; senin s├Âzlerin zam├óne halk─▒na ┼čom gelen s├Âzlerdir. Ya sen o tarafa git, ya ben bu tarafa gideyim. Yahut sen ├Ânden y├╝r├╝, ben geri kalay─▒m.

Anlad─▒m ki; bir ├žuval─▒m─▒n kum, ├Âb├╝r├╝n├╝n bu─čday dolu olmas─▒; senin hikmet dedi─činden daha iyidir.

Anlad─▒m ki; benim ahmakl─▒─č─▒m bile, pek kutlu bir ahmakl─▒kt─▒r. ├ç├╝nk├╝ g├Ânl├╝m il├óh├« l├╝tuflarla, m├ónev├« az─▒klarla doludur. Can─▒mda da AllahÔÇÖtan ├žekinme ve OÔÇÖnun emirlerine uyma iste─či var.

Sana tavsiyem;

Sendeki e┼čk─▒y├ól─▒─č─▒n, azg─▒nl─▒─č─▒n azalmas─▒n─▒ istiyorsan; ├žal─▒┼č ├žabala da sendeki o felsef├« d├╝┼č├╝nceler azals─▒n!┬╗

Bu h├ódiseden ibretle Mesnev├« sahibi ┼ču izah─▒ yapar:

ÔÇťUnutma ki;

Tabiattan ve hayalden do─čan felsef├« d├╝┼č├╝nceler; cel├ól sahibi All├óhÔÇÖ─▒n n├╗runun feyzinden do─čan hikmet de─čildir. Sendeki d├╝nyev├« felsefe; ancak zann─▒ ve ┼č├╝pheyi art─▒r─▒r.

Unutma ki; ancak din hikmeti insan─▒ g├Âklerin ├╝st├╝ne ├ž─▒kar─▒r, ├Âtelere y├╝celtir.

Yaz─▒k ki;

├éhirzaman─▒n zeki filozoflar─▒, iblis huylu bilginleri kendilerini ├Ânce gelenlerden ├╝st├╝n g├Ârd├╝ler.

Onlar hileler ├Â─črenerek ortaya at─▒ld─▒lar. D├«ne ayk─▒r─▒ fikirler ile Hak bilginlerini ├╝zd├╝ler. Onlar; ne ak─▒l almaz i┼čler, d├╝zenler pe┼činde ko┼čtular!

As─▒l k├ór ve m├ónev├« kazan├ž iksiri olan; sabr─▒, ba─č─▒┼člamay─▒, ho┼čg├Âr├╝rl├╝─č├╝, c├Âmertli─či yok ettiler.ÔÇŁ

Ger├žekten de;

Mant─▒kl─▒ g├Âr├╝nen tuhaf bir vitrinin, yakla┼č─▒m─▒n, bak─▒┼č a├ž─▒s─▒n─▒n, akademik ┼ča┼čk─▒nl─▒─č─▒n vesaire ├žal─▒┼čmalar─▒n maalesef ─░sl├óm tefekk├╝r├╝nden de─čil de felsefe tefekk├╝r├╝nden do─čan zehirli lokmalar─▒, bug├╝n pek ├žok g├╝zel hasletleri yok ediyor.

Ne hazin ki;

Akl─▒ vahyin ├Ân├╝ne ge├žirme gayretleri il├óhiyat fak├╝ltelerine kadar s─▒├žrad─▒.

Hatt├ó vahyin ├Ân├╝ne ge├žirme de─čil, vahyi tamamen devre d─▒┼č─▒ b─▒rakt─▒rmaya y├Ânelik ┼čekilde akl─▒ putla┼čt─▒rma modas─▒ estirilmekte.

Ak─▒l bu, l├óz─▒m de─čil mi?

Elbette l├óz─▒m, ancak tek ba┼č─▒na de─čil.

Tek ba┼č─▒na bir g├Âz olsa kafada; kulak olmasa, a─č─▒z olmasa, ├žene olmasa, ka┼člar olmasa neye yarar? Di─čer unsurlar mevcut olunca g├Âz de de─čerli.

Ak─▒l da b├Âyle. ├ľncelikle ak─▒l; vahiyle yo─čruldu─ču nisbette b├╝y├╝k bir nimet. O olmadan ├«man da olmaz, hay├ó da olmaz, ahl├ók da olmaz.

Fakat tek ba┼č─▒na ak─▒l, say─▒s─▒z ham├ókatin ve ahmakl─▒─č─▒n bizzat kayna─č─▒.

├ç├╝nk├╝ tek ba┼č─▒na ak─▒l;

Hudut bilmez, do─čru ve yanl─▒┼čtan anlamaz. Sadece egoist bir makine gibi ├žal─▒┼č─▒r. Kendinden ├╝st├╝n bir akl─▒ kabul etmez. Yaln─▒zca a┼ča─č─▒ do─čru bencillik g├Âz├╝yle bakarak herkesi hor g├Âr├╝r, her fikri e─čreti bulur. Hatt├ó kendisini yaratan ve ya┼čatana kar┼č─▒ bile ukal├ól─▒k yapar, bilgi├žlik taslar. Cid├óle kalk─▒┼č─▒r.

Mal├╗m; akl─▒n yapt─▒─č─▒ ilk kavga, y├╝ce YaratanÔÇÖa kar┼č─▒. O ak─▒l kavgas─▒n─▒n ahma─č─▒ da iblis.

Cen├ób-─▒ Hak, t├ó ezelde ┼čeytan─▒n bu hususta d├╝┼čt├╝─č├╝ gafleti ve ahmak├ža c├╝rÔÇÖeti KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde tam yedi kere anlat─▒yor ve iblisin ba┼č─▒na bel├ó a├žan yakla┼č─▒mlar─▒ bilhassa vurguluyor. O yakla┼č─▒mlar─▒ yans─▒tan ┼ču yorumlu ifadeler, meselenin can damar─▒na ayna tutuyor:

ÔÇťÔÇôO topraktan… Ben ate┼čten…ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôO yerdeki toz, ben g├Âkteki g├╝ne┼č…ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôO kara ├žamur, ben par─▒l par─▒l nur!ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôBen ondan ├╝st├╝n├╝m!ÔÇŁ

ÔÇťÔÇô├çamura m─▒ secde edece─čim?ÔÇŁ (Bkz. el-AÔÇśr├óf, 12; S├ód, 76; el-Hicr, 33; el-─░sr├ó, 61)

┼×u ifadeler de aptal cesaretinde sitemci, itirazc─▒ ve su├žlay─▒c─▒:

ÔÇťÔÇô(├édemÔÇÖi) benden ├╝st├╝n k─▒ld─▒─č─▒n─▒ g├Âr├╝yor musun? (Nesi var ki onun? Nas─▒l b├Âyle bir ┼čey yapars─▒n?)ÔÇŁ (el-─░sr├ó, 62)

ÔÇťÔÇôBeni Sen azd─▒rd─▒n!ÔÇŁ

Bu hay├ós─▒zca l├ók─▒rd─▒lar─▒n neticesi mal├╗m… ─░l├óh├« huzurdan tard.Mevl├óÔÇÖn─▒n nezdinden def.

─░blisin bu h├óli, yapt─▒─č─▒ ta┼čk─▒nl─▒─č─▒n ve haddini bilmezli─čin cezas─▒ oldu.

┼×eytan─▒n derdi neydi?

Bulundu─ču konumu kaybetmemek. Y├╝ksek de─čerini korumak. Daha k─▒ymetli ve ├╝st├╝n olarak kalmak. Argo tabirle; karizmay─▒ ├žizdirmemek…

Fakat ne oldu?

A┼ča─č─▒lar─▒n a┼ča─č─▒s─▒na yuvarland─▒. ├ťstelik su├žunu da anlamad─▒. Anlamak da istemedi. Tabi├« tevbe de etmedi. Tevbe etmeyince de, tamamen melÔÇÖun oldu. O ahmak rezil; b├╝y├╝kl├╝k derdiyle ├Âyle k├╝├ž├╝k ve al├žak h├óle geldi ki, hakk─▒nda sadece l├ónet y─▒─č─▒l─▒yor. Yani;

De─čerlilik iddias─▒ pe┼činde at─▒lan de─čersiz ad─▒mlar, meleklerin ba┼čkan─▒n─▒ bile en zirveden en ├žukura d├╝┼č├╝rd├╝. ├ťstelik o iblis; tevbe edece─či yerde ├╝retti─či felsefelerle daha da az─▒tt─▒, ├Âfkelendi, sald─▒rganla┼čt─▒, ├ós├«le┼čti. MelÔÇÖunlu─čun ve k├Ât├╝l├╝─č├╝n ilk adresi ve ilk kimli─či oldu. Bir de;

Durumunun vah├ómetini yine kirli felsefelerle gizledi. Yapt─▒─č─▒ ├žirkinlikleri, felsef├« l├óflarla hakl─▒ ve s├╝sl├╝ g├Âsterdi. Cazip vitrinlere koydu. Kir ve pas─▒n─▒, rez├ólet ve pisli─čini, kusmuk ve zehrini en lezzetli ekmeklerin aras─▒na s─▒k─▒┼čt─▒rd─▒. Yald─▒zlad─▒. Ambal├ójlad─▒. Sat─▒┼ča ├ž─▒kard─▒. Balland─▒ra balland─▒ra pazarlad─▒. Gaflete d├╝┼čenlere de pek be─čendirdi. B├Âylece isyank├órl─▒─č─▒ haylice y├╝ksek fiyatlara satt─▒.

Ne esef ki; satın alan kimseler, hemen aynı hâle büründü. Aynı rolü üstlendi.

Bir Nemrut ├ž─▒kt─▒:

ÔÇť┬ź(ÔÇôBen de tanr─▒y─▒m.) Ben de diriltir ve ├Âld├╝r├╝r├╝m.┬╗ dedi.ÔÇŁ (el-Bakara, 258)

Bir Firavun ├ž─▒kt─▒:

ÔÇťAdamlar─▒n─▒ toplay─▒p seslendi: ┬źÔÇôSizin en y├╝ce rabbiniz benim!┬╗ dedi.ÔÇŁ (en-N├ózi├ót, 23-24)

Bir K─ürun ├ž─▒kt─▒:

ÔÇť┬źÔÇôBu servet ancak, bende mevcut bir ilimden ├Ât├╝r├╝ bana verilmi┼čtir.┬╗ dedi.ÔÇŁ (el-Kasas, 78)

O ├ž─▒kt─▒, ┼ču ├ž─▒kt─▒, bu ├ž─▒kt─▒.

├ľyle dediler, ┼č├Âyle dediler, b├Âyle dediler. B├╝y├╝kl├╝k u─čruna neler neler yapt─▒lar, neler neler s├Âylediler. ┬źB├╝y├╝k lokma yut, ama sak─▒n b├╝y├╝k konu┼čma!┬╗ denilse de, i┼čitmeyenler ve ibretleri g├Ârmeyenler, ayn─▒ yanl─▒┼č─▒n yeni halkas─▒ olmaya devam ettiler. Allahl─▒k iddia ettiler. Peygamberlik iddia ettiler. ─░stediklerini elde edemedik├že de az─▒tt─▒lar. Bu yapt─▒klar─▒yla da gururland─▒lar, kibirlendiler, b├Âb├╝rlendiler; b├╝y├╝kl├╝k taslad─▒lar. B├Âylece;

ÔÇťHid├óyet kar┼č─▒l─▒─č─▒nda sap─▒kl─▒─č─▒ sat─▒n ald─▒lar ve ticaretleri k├ór etmedi, do─čru yolu da bulamad─▒lar.ÔÇŁ (el-Bakara, 16)

─░stedikleri n├╗ra kar┼č─▒ g├Âzleri k├Ârle┼čti. Kulaklar─▒ sa─č─▒rla┼čt─▒.

Her biri k├╝├ž├╝ld├╝k├že k├╝├ž├╝ld├╝. Al├žald─▒k├ža al├žald─▒. S─▒f─▒rla┼čt─▒. Acziyetin en a─č─▒r─▒na d├╗├ž├ór oldu. Biri topal bir sivrisine─če yenildi. Biri yerin dibine ge├žti. Biri suda bo─čuldu.

Onca ak─▒l ve zek├ólar─▒na ra─čmen ahmakl─▒─č─▒n sembol├╝ ve h├╝srana u─črayanlar─▒n ibret dolu k├Ât├╝ ├Ârnekleri oldular. Ard─▒ndaki gafiller de, ondan ibret alaca─č─▒na felsef├« yorumlarla ayn─▒ yolu takip ettiler.

B├Âylece ┼čeytan─▒n kurdu─ču HakkÔÇÖa itiraz ve isyan, ┼čerre ise kabul merkezli bir felsefe okulu ve ekol├╝ devam etti. Akl─▒ kullanma masumiyeti i├žinde; onu gurur, kibir ve ├ós├«lik batakl─▒─č─▒na d├╝┼č├╝rme gafleti, ayn─▒ yolda ilerleyen gafillerin felsefesi oldu.

Asl─▒nda; felsefe, sadece bir d├╝┼č├╝nme tarz─▒. Akl─▒ kullanmaya y├Ânelik bir d├╝┼č├╝nce harman─▒. Ancak malzemesi ak─▒l oldu─ču i├žin onu oldu─čundan daha y├╝ksek bir noktaya ├ž─▒karan ve ├ódeta putla┼čt─▒ran yakla┼č─▒m─▒ dolay─▒s─▒yla kendi kendini t─▒kayan bir tarz vaziyetinde.

S─▒n─▒rlar─▒ i├žinde kalabilse, bu kadar zararl─▒ olmazd─▒.

├ç├╝nk├╝ ancak hududu i├žinde ak─▒l, b├╝t├╝n maharetini ortaya koyar. ├ç├╝nk├╝ 220 volt enerji ile ├žal─▒┼čan m├╝kemmel bir cihaz, 2500 volt ile ├žal─▒┼čt─▒r─▒ld─▒─č─▒ anda ├žal─▒┼čmaz h├óle gelir. ─░┼čte felsefenin en b├╝y├╝k ├ž─▒kmaz─▒ bu dengeye ri├óyet edememesi. Akl─▒ tabi├« s─▒n─▒rlar─▒n─▒n d─▒┼č─▒na ├ž─▒kar─▒p onu infil├ók ettirmesi. Bu y├╝zden filozofun s├Âzl├╝k m├ón├ólar─▒ndan biri de; ┬źDinsiz, sap─▒k fikirli, itikats─▒z┬╗ ┼čeklinde tespit edilmi┼čtir.

Ak─▒l i├žin bu tarifin ├žukuruna d├╝┼čmek b├╝y├╝k bir tehlike.

Bu bak─▒mdan ─░sl├óm; akl─▒, tabi├« s─▒n─▒rlar─▒ ve ger├žek├ži dairesi i├žinde de─čerlendiren bir tefekk├╝r sistemi kurmu┼čtur.

Yani ─░sl├óm tefekk├╝r├╝, akl─▒n yarat─▒l─▒┼č ger├že─čine en uygun olan─▒ ortaya koymu┼čtur. B├╝t├╝n m├╝kemmelli─čini kendi kayna─č─▒ndan yani vahiyden alan bir tefekk├╝r ve ya┼čay─▒┼č sistemidir bu.

├ľz├╝nde;

ÔÇťRab olarak All├óhÔÇÖa, din olarak ─░sl├ómÔÇÖa, ras├╗l olarak Muhammed jÔÇÖe inan─▒p r├óz─▒ olan kimse; cenneti hak eder.ÔÇŁ (M├╝slim, ─░m├óre, 116) had├«s-i ┼čer├«fi vard─▒r.

Bu temel ├╝zerinde yeti┼čen ─░sl├óm b├╝y├╝klerini d─▒┼č d├╝nyadaki felsef├« ba┼čka tesirler alt─▒nda kalm─▒┼č g├Âstermek, ─░sl├óm tefekk├╝r├╝n├╝ ya bilmemek ya da ba┼čka bir gaflettir. Ya da c├╝zÔÇÖ├« akl─▒ tan─▒mamakt─▒r. Onu Hazret-i Mevl├ón├ó ne g├╝zel tarif eder:

ÔÇťC├╝zÔÇÖ├« ak─▒l ┼čim┼če─če, ┼čim┼ček par─▒lt─▒s─▒na benzer. ├çak─▒p hemen s├Ânen bir par─▒lt─▒ ile AfganistanÔÇÖdaki Vah┼č ┼čehrine gidilemez.

┼×im┼ček ─▒┼č─▒─č─▒ da zaten yol g├Âstermek i├žin de─čildir. Belki; ┬źA─čla, ya─čmur ya─čd─▒r!┬╗ diye buluta verilen bir emirdir.

Bizim akl─▒m─▒z─▒n ┼čim┼če─či de a─člamam─▒z i├žindir. Kendimizin f├ón├«li─čini, yoklu─čunu anlayarak, il├óh├« susuzlukta bek─ü bulmak, var olmak ├Âzlemi ile g├Âzya┼č─▒ d├Âkmemizdir.

├çocu─čun akl─▒; ┬źKitapla me┼čgul ol!┬╗ der. Fakat ├žocu─čun kendi kendine kitaptan bir ┼čey ├Â─črenmesi m├╝mk├╝n de─čildir.

Hastan─▒n akl─▒ da onu hekime ├žeker, g├Ât├╝r├╝r. Ama akl─▒ kendisine il├ó├ž olamaz.

All├óhÔÇÖ─▒n fazl─▒ ve keremine her bo┼čbo─čaz yol bulsa idi, Cen├ób-─▒ Hak bu kadar peygamber g├Ânderir mi idi?ÔÇŁ

Hi├ž ┼č├╝phesiz;

Ak─▒l tek ba┼č─▒na yeterli olsayd─▒, y├╝ce Allah insanlara say─▒s─▒z peygamber g├Ândermezdi. ├ç├╝nk├╝ onlara ihtiya├ž olmazd─▒. Fakat akl─▒n ger├že─či ba┼čka. Ak─▒l, hid├óyet i├žin tek ba┼č─▒na k├óf├« de─čil. Tek ba┼č─▒na kald─▒─č─▒nda o; y─▒─č─▒nla yanl─▒┼č─▒n, sap─▒kl─▒─č─▒n ve gafletin hizmetk├ór─▒. Nitekim insano─člu; akl─▒n─▒ kullanarak nice gar├óbetler i┼čliyor, zul├╝m makinas─▒ kesiliyor, her t├╝rl├╝ fesat├ž─▒l─▒─č─▒ yap─▒yor, hev├ó ve hevesine hatt├ó ineklere tap─▒yor, en a─č─▒r k├Ât├╝l├╝klere bula┼č─▒yor. Hepsinde hi├ž mant─▒k hatas─▒ yapmadan ├Âyle rez├óletler sergiliyor ki, pes!

Tek ba┼č─▒na;

Bir t├╝rl├╝ il├óh├« hakikatin kap─▒s─▒na ├ž─▒karm─▒yor.

Tarih boyu; sadece akl─▒ merkeze alarak ya┼čayan nice me┼čhurlar─▒n hayatlar─▒na bak─▒n; sonsuz kurtulu┼čun e┼či─činden ad─▒m atamam─▒┼člar.

Ak─▒l; insana o ad─▒m─▒ att─▒ramad─▒ktan sonra ne i┼če yarar? Gidilecek en do─čru hedefi belirleyemeyen ve ba┼čka yollarda insan─▒ ┼ča┼čk─▒n ┼ča┼čk─▒n dola┼čt─▒ran ak─▒l, ne kadar k─▒lavuzdur? Hele nefsin ve ┼čeytan─▒n y├óverli─čine soyunmu┼č bir ak─▒l, hangi faz├«lete ve g├╝zelli─če anahtar olabilir?

Vahiyden kopuk ak─▒lc─▒lar; iyi ve temiz bir gidi┼čat tuttursalar da, kendi kendilerine m├╝stakim olmalar─▒ imk├óns─▒z. Fakat onlar, bunu anlamad─▒lar. Bazen;

─░nsanlar─▒ vuslat m├«r├óc─▒na g├Ât├╝ren hakikat da─č─▒n─▒n ete─čine geldiler, fakat tan─▒yamad─▒lar, bilemediler. D├Ân├╝p ba┼čka vadilerde batakl─▒klara sapland─▒lar. F─▒rsat ├Ânlerine geldi─či anlarda fark edemedikleri i├žin ebed├« kurtulu┼č isimli u├ža─č─▒ ka├ž─▒rd─▒lar. Sonra ayn─▒ isimdeki treni de ka├ž─▒rd─▒lar. Sonra ayn─▒ isimdeki vapura da binemediler. B├Âylece cil├ól─▒ ak─▒llar─▒ onlar─▒ h├╝srana yuvarlad─▒.

─░l├óh├« vahiyden kopuk be┼čer├« d├╝┼č├╝nceler ve bilgi├žlikler, kitap kemirgenli─činden ba┼čka bir ┼čey de─čil. Muhammed ─░kbalÔÇÖin bir ┼čiirinden ┼čerh ile:

Bir gece vakti. K├╝t├╝phanede g├╝ve ile perv├óne (kelebek) konu┼čmakta. G├╝ve dertli ve ─▒st─▒rapl─▒:

ÔÇĺEy perv├óne! ┼×u raflarda kimlerin eserlerini sayfa sayfa hatmetmedim ki! ─░bn-i S├«n├óÔÇÖdan F├ór├ób├«ÔÇÖye nice kitaplar─▒ harf harf dola┼čt─▒m. L├ókin ├óh ┼ču hayat felsefesi! Onu bir t├╝rl├╝ kavrayamad─▒m. G├╝nlerimi ayd─▒nlatacak bir g├╝ne┼čim de yok. T├╝rl├╝ endi┼čeler i├žinde k─▒vran─▒p durmaktay─▒m. Muzdaribim. Peri┼čan─▒m.

Kanatlar─▒ yan─▒k perv├óne, a┼čk─▒n hayat s─▒rr─▒na dikkat ├žekti:

ÔÇĺG├╝ne┼č istiyorsan, kanatlar─▒n─▒ yak!

G├╝ve ┼ča┼č─▒rd─▒:

ÔÇĺNiye?

ÔÇĺGer├žek hasret bu. Bu hasretle z├óhir├« kanatlar yanar, yand─▒k├ža candaki muhabbet ├ž─▒rp─▒n─▒┼člar─▒ r├╗hu kanatland─▒r─▒r. Nihayet ruh kanad─▒yla g├Ân├╝ller vuslat m├«r├óc─▒na ula┼č─▒r.

Be┼čer├« akl─▒ ve d├╝┼č├╝nceyi kurtulu┼č sanarak hareket edenler kitap aralar─▒nda hayat─▒ kavrayamayan g├╝ve gibidirler. Hazret-i PeygamberÔÇÖin yoluna tam tesl├«miyeti ├Ânemsemeyi┼čleri y├╝z├╝nden t├╝rl├╝ endi┼čeler i├žinde k─▒vran─▒p dururlar. Peri┼čan bir ├Âm├╝r ya┼čarlar. Fakat Muhammed├« s├╝nnete g├Ân├╝l verenler ise perv├óne gibidirler. Kendileri fed├ó ederler ve ebed├« c├óna mazhar olurlar.

┼×eyh ├ľmer S├╝hreverd├« buyurur:

ÔÇť┼×u filozoflar─▒ ka├ž kez ikaz ettim. Onlara; ┬źSiz ─░bn-i S├«n├óÔÇÖn─▒n ┼×if├ó kitab─▒n─▒ ├Âl├ž├╝ yapt─▒n─▒z. D├╝┼č├╝nce ve hareket tarz─▒n─▒z hep ona g├Âre. Bu y├╝zden u├žurum kenar─▒na do─čru kay─▒yorsunuz!┬╗ dedim. Bu ikaz─▒ hafife ald─▒lar, de─čer vermediler. Umursamad─▒lar bile. Biz All├óhÔÇÖa s─▒─č─▒nd─▒k, o bize k├óf├« geldi. Ne yaz─▒k ki onlar Aristo d├«ni ├╝zere can verdiler. Bizler ├žok ┼č├╝k├╝r ki Muhammed -aleyhissel├óm-ÔÇÖ─▒n d├«n-i m├╝b├«ni ├╝zere hayat sahibiyiz.ÔÇŁ

─░nsan, suallerle dolu bir varl─▒k. Kuca─č─▒nda bol bol cevaplar olsun ister. Cevap ihtiyac─▒, insan─▒n aldanmaya en m├╝sait y├Ân├╝d├╝r. Hi├ž bilmedi─či bir meselede aldan─▒┼č─▒ ise tabi├« ki daha fazlad─▒r. Yol t─▒kansa ├Ândekine sorar:

ÔÇĺNe oldu?

ÔÇĺ─░leride b├╝y├╝k bir kaza olmu┼č, on ki┼či ├Âlm├╝┼č!

ÔÇĺVaay…

─░┼čte bu mal├╗mat, art─▒k onun i├žin bilgi olmu┼čtur. Cep telefonuna sar─▒l─▒r, etraf─▒na bunu anlat─▒r. Ald─▒─č─▒ bilgiye itimat etmeyip; ┬źKaza oldu─ču s├Âyleniyor, kaza olmu┼č!┬╗ ┼čeklinde de s├Âylese, bilgisi bundan ibarettir. Ard─▒nda olu┼čan trafik kuyru─čundan kendisine ayn─▒ suali sorduklar─▒nda ayn─▒ cevab─▒ verir. ├ç├╝nk├╝ da─čarc─▒─č─▒nda bu cevap vard─▒r. Var olan cevap, onun i├žin hakikat h├╝km├╝nde ve kullan─▒labilecek tek bilgi ├ž─▒k─▒n─▒d─▒r.

Fakat ya i┼čin asl─▒?

Her ┼čekilde olabilir. Belki yola kaya d├╝┼čm├╝┼čt├╝r. Belki k├Âpr├╝ y─▒k─▒lm─▒┼čt─▒r. Belki kaza da olmu┼čtur. Belki bir kontrol vard─▒r. Belki ter├Âristler yolu kapatm─▒┼čt─▒r. Belki b├╝y├╝k bir ara├ž bozulmu┼čtur. Belki ┼ču veya bu, muhtemel ne varsa onlardan biri meydana gelmi┼čtir.

Ay─▒klamak gerek.

Zann─▒ bilgiye d├Ân├╝┼čt├╝rmek, bilgiyi de belgeli bir ger├žek h├óline d├Ân├╝┼čt├╝rmek gerek.

D├╝nyev├« basit bir meselede insan─▒n h├óli bu iken; uhrev├«, sem├óv├«, r├╗h├« ve d├«n├« y├╝ce meselelerde nas─▒l olur? Tamamen acziyet. Bilmedi─či ve bilemeyece─či y─▒─č─▒nla ger├žek. Bu ger├že─či idrak etmeden felsef├« uydurmalarla bilgi ad─▒na l├ók─▒rd─▒ ├╝retenler hakk─▒nda Hazret-i Allah ┼č├Âyle buyurur:

ÔÇťOnlar─▒n bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece zanna uyarlar. Zan ise asla ger├že─či ifade etmez.

(Zanna uyup da o) Bizi anmaktan y├╝z ├ževirenlere ve d├╝nya hayat─▒ndan ba┼čka bir ┼čey istemeyenlere ald─▒rma!

Bu, onlar─▒n ula┼čt─▒klar─▒ bilginin seviyesini g├Âsterir. Do─črusu Rabbin; yolundan sapm─▒┼č olan─▒ pek iyi bilir, do─čru yolda olan─▒ da ├žok iyi bilir.ÔÇŁ (en-Necm, 28-30)

─░nsanlar, ne kadar ak─▒ll─▒ olursa olsun, ne kadar k├╝t├╝phane g├╝veli─či yaparsa yaps─▒n yine de All├óhÔÇÖ─▒n;

ÔÇť… Diledi─činden ba┼čka, OÔÇÖnun ilminden hi├žbir ┼čeyi kavrayamazlar…ÔÇŁ (el-Bakara, 255)

Say─▒s─▒z felsef├« t─▒kan─▒kl─▒klar sebebiyle s─▒rf bu hakikati idr├ók edemedi─či i├žin; insano─člunda y─▒─č─▒nla zanlar, ┼č├╝pheler, tart─▒┼čmalar, tarihten beri devam edip gidiyor. Kader meselesi ayr─▒ bir tart─▒┼čma, ruh meselesi, k─▒y├ómet meselesi ve daha nice meseleler hep tart─▒┼č─▒lma ve ┼č├╝phecilikler i├žinde. Ni├žin? ├ç├╝nk├╝ OÔÇÖnun diledi─činden fazlas─▒ insan─▒n kavrama alan─▒ i├žinde de─čil. ├ç├╝nk├╝ insana ├žok az ilim verilmi┼čtir. ├çok az ilimle elbette ki s─▒n─▒rlar─▒n─▒ a┼čan bilgiler hususunda t─▒kanmaktan ba┼čka bir netice elde edemez insan. Filozoflar da bu noktada; ┬źBiz t─▒kanmad─▒k!┬╗ ┼čeklinde kaba bir gururla sadece zan uyduran gafiller durumundad─▒r. ─░┼čin do─črusu Ziya Pa┼čaÔÇÖn─▒n dedi─či gibi;

─░dr├ók-i me├ól├« bu k├╝├ž├╝k akla gerekmez,
Z├«r├ó bu ter├óz├« bu kadar s─▒kleti ├žekmez!

Mal├╗m;

ÔÇťAll├óhÔÇÖ─▒n ilmi her ┼čeyi ku┼čatm─▒┼čt─▒r.ÔÇŁ (el-AÔÇśr├óf, 89)

Be┼čerin ilmi ise, yar─▒n ba┼č─▒na ne gelece─činden habersizdir!

Bu ger├žekten habersizlere ve idraksizlere Cen├ób-─▒ Hak, k─▒sa d├╝┼č├╝n├╝┼čl├╝ diyor. ┼×├Âyle buyuruyor:

ÔÇťK├Âr ile g├Âren, inan─▒p amel-i s├ólih i┼čleyenler ile k├Ât├╝l├╝k yapan bir de─čildir.

Ne kadar k─▒sa d├╝┼č├╝n├╝yorsunuz?

K─▒y├ómet g├╝n├╝ mutlaka gelecektir. Bunda ┼č├╝phe yoktur, fakat, insanlar─▒n ├žo─ču inanm─▒yor.

Rabbiniz buyurmu┼čtur ki: Bana du├ó edin ki du├ón─▒za ic├óbet edeyim. Bana kulluk etmeyi b├╝y├╝kl├╝klerine yediremeyenler al├žalm─▒┼č olarak cehenneme gireceklerdir!ÔÇŁ (el-M├╝ÔÇÖmin, 58-60)

K─▒sa d├╝┼č├╝n├╝┼č nelere m├ól oluyor. Her ┼čeyden ├Ânce akl─▒ ├Âld├╝r├╝yor; fikri, ┼čuuru ve idr├óki ├Âld├╝r├╝yor. Dolay─▒s─▒yla tefekk├╝r├╝ ├Âld├╝r├╝yor.

Tefekk├╝r ki, insan─▒n hayat─▒nda ancak belli sa─člam temeller ├╝zerinde ger├žekle┼čti─či ├Âl├ž├╝de ├žok k─▒ymetli. E─čer tefekk├╝r belli temel esaslar etraf─▒nda ger├žekle┼čtirilmezse o zaman b├╝y├╝k bir zarar─▒n ve yanl─▒┼č t─▒kanmalar─▒n i├žerisinde insan─▒ hel├ók eder. Zaten ustaca tefekk├╝r, bir ┼čeyleri d├╝zeltmek ve do─čru anlamak i├žindir. Onun yanl─▒┼č kullan─▒lmas─▒, tefekk├╝r ger├že─čine ayk─▒r─▒d─▒r. Fakat insan; bunu bilmedi─či zaman, tefekk├╝r├╝ hakikatlerden kopuk bir ┼čey gibi alg─▒l─▒yor ve onu ├žok yanl─▒┼č kullan─▒yor.

Oysa;

Hakikatlerden kopuk bir tefekk├╝r, hikmet de─čildir. Do─črulardan kopuk bir tefekk├╝r, d├╝┼č├╝nce de─čildir.

Tefekk├╝r├╝n do─čru ve faydal─▒ olmas─▒ i├žin en gerekli ┼čart, onun sa─člam bir teraziye sahip olmas─▒d─▒r. ┼×ayet sa─člam ve do─čru bir terazi olmazsa o zaman insan─▒n -t─▒pk─▒ freni olmayan bir araba gibi- nerede duraca─č─▒ belirsiz bir tehlike ve u├žurum ortas─▒nda hel├ók olmas─▒ ka├ž─▒n─▒lmazd─▒r.

Elbette ki

Tefekk├╝r, ├žok verimli bir melekedir; ancak onu farkl─▒ bir tuzak gibi kullanmak da, felsefenin en b├╝y├╝k ├ž─▒kmaz─▒d─▒r. Bu ├ž─▒kmaz i├žinde felsefe, tefekk├╝r├╝ ├žok yerinde kullanmak derdinde g├Âr├╝nse de asl─▒nda onu peri┼čan ediyor. Felsefe ad─▒na tefekk├╝r├╝n ve mant─▒─č─▒n peri┼čan edilmesi insan─▒ huzursuzlu─čun girdab─▒nda bo─čuyor.

H├ólbuki insan huzursuz olduktan sonra felsefe neye yarar? Hi├ž.

├érifler bilir ki; ├žilelerin i├žerisinde yo─črulmak ayr─▒ bir ┼čey, huzursuz olmak ayr─▒ bir ┼čeydir. ─░nsan bin bir ├žile i├žinde olabilir, ancak huzurun zirvesindedir. Fakat hi├žbir ├žile i├žinde olmad─▒─č─▒ h├ólde huzursuzlu─čun en dibinde peri┼čan olmak, ne ak─▒ld─▒r, ne mant─▒kt─▒r!

O hâlde;

D├╝nya ve ├óhireti anlamayan bir felsefe, akl─▒ kullanma hakk─▒na sahip de─čildir. Bu d├╝nyay─▒ anlamayan bir felsefe, do─čru bir d├╝┼č├╝nce sistemi de─čildir. ─░nsan─▒ il├óh├« ├žer├ževede anlamayan ve ├ž├Âzemeyen bir felsefe, asla ger├žek├ži ve faydal─▒ bir d├╝┼č├╝nce sistemi de de─čildir. Yani;

─░nsan─▒, s├╝rekli karma┼č─▒k h├óle getirmek ve onu da─č─▒n─▒k vaziyette peri┼čan etmek, asla d├╝┼č├╝nceyi ├žal─▒┼čt─▒rmak de─čil, bil├ókis insana d├╝┼čmanl─▒kt─▒r.

B├╝velek gibi i┼č g├Âren d├╝┼č├╝nce sistemi, ├žare de─čil derdin ta kendisidir. B├╝velek; mal├╗m, ─▒s─▒rd─▒─č─▒n─▒ ├ž─▒ld─▒rtan, kan emici bir sinek t├╝r├╝.

Ayr─▒ca;

Herkesi ve ├Âzellikle de ─░sl├óm tefekk├╝r├╝n├╝ felsefeden etkilenmi┼č g├Âstermek, son derece yanl─▒┼č bir tespit ve kompleksli bir davran─▒┼čt─▒r. Her bak─▒mdan asil ve kusursuz bir b├╝lb├╝l├╝n tutup da bir merkepten etkilendi─čini ve ├Ât├╝┼č├╝ne ├Ârnek ald─▒─č─▒n─▒ s├Âylemek, sadece tuhaf bir ceh├ólet l├ók─▒rd─▒s─▒d─▒r. En g├╝zel takv├ó ├Âzellikleri i├žinde ya┼čayan ─░sl├óm b├╝y├╝klerinin de ellerindeki hak d├«ne z─▒t mahiyette bir d├╝┼č├╝nce sisteminden etkilenmesi diye bir ┼čey de ayn─▒ ┼čekilde tuhaft─▒r; uydurmad─▒r, kas─▒tl─▒d─▒r. ─░sl├óm, kendi d├╝┼č├╝nce sistemine sahip mi de─čil? Bil├ókis noksans─▒z, tutarl─▒ ve muazzam bir d├╝┼č├╝nce sistemi var ─░sl├ómÔÇÖ─▒n. Yap─▒s─▒nda kendisiyle k─▒yas edilebilecek her ┼čeyden daha g├╝├žl├╝, daha tutarl─▒ ve m├╝kemmel seviyede, hem de rakipsiz ve tek. B├Âyleyken ba┼čkas─▒ndan, hele bir b├ót─▒ldan ak─▒l almak gibi bir d├╝┼č├╝nceye kap─▒ a├žar m─▒ ─░sl├óm? Asla!

├ťstelik;

Felsefe, ├╝zerinde ├žok oynanan bir kelime. Kimilerince a┼č─▒r─▒ bir p├óye verilen kimilerince de her tarafa ├žekilen ├ód├« bir sak─▒z gibi.

Bu kadar darmada─č─▒n olmu┼č bir d├╝┼č├╝nce sistemini merkeze almak ne kadar mant─▒kl─▒?

Kald─▒ ki;

D├«n├« bir otorite noktas─▒ ve ayar terazisi bulunmayan her d├╝┼č├╝nce sistemi, asl─▒nda y─▒─č─▒nla d├╝┼č├╝ncesizli─čin mahk├╗mu bir sistem olmaktan kurtulamaz. ├ç├╝nk├╝ herkesin bir tarafa ├žekti─či kontrols├╝z bir orta-mal─▒ h├ólindeki ilim, hi├žbir zaman s─▒n─▒rlar─▒ belli, oturakl─▒ ve dengeli bir ger├žek olu┼čturamaz. Olu┼čturamam─▒┼čt─▒r da zaten.

Bu vaziyette bir felsefenin b├╝velek tarz─▒ bir d├╝┼č├╝nce sistemi, ne kazand─▒r─▒r? Akl─▒ azg─▒nla┼čt─▒ran, dengesizle┼čtiren, herkesi hor g├Ârmeye kalk─▒┼čan ve sonra iradeyi bir zavall─▒ya ├ževiren b├╝velek tarz─▒ tefekk├╝r, insana de─čer mi katar, de─čer mi kaybettirir?

Hâsılı;

Tefekk├╝r├╝ kullanmak, akl─▒ yaratan ve ya┼čatan kudretin otoritesine teslim olarak d├╝┼č├╝n├╝┼č ile m├╝mk├╝nd├╝r. Akl─▒ yaratan ve ya┼čatanla kavga ederek onu verimli kullanaca─č─▒n─▒ sananlar; son derece zavall─▒, gafil ve ahmak kimseler olmaktan kurtulamam─▒┼člard─▒r.

Onlara bakarak Hazret-i Mevl├ón├ó ehl-i ├«m├óna ┼ču tembihte bulunur:

ÔÇťAkl─▒ ve zek├óy─▒ sat da, hayranl─▒─č─▒ sat─▒n al. ├ç├╝nk├╝ zeki olmak, ak─▒ll─▒ olmak bir zanna kap─▒lmaktan ib├órettir. H├ólbuki hayranl─▒k; Yarat─▒c─▒ÔÇÖn─▒n g├╝zelli─čini, kudretini, s─▒fat─▒n─▒ g├Ârmek, ┼ča┼č─▒r─▒p kalmakt─▒r.ÔÇŁ

Burada ifade etmeli ki:

─░sl├óm tefekk├╝r├╝nde be─čenilmeyen ak─▒l, ├óciz ve hata yuvas─▒ olan ak─▒l, eskimez tabirle akl-─▒ ma├ó┼č denilen ak─▒ld─▒r. Akl-─▒ me├ód denilen r├╗h├« ak─▒l, be─čenilmeyen akl─▒n d─▒┼č─▒ndad─▒r. ├ç├╝nk├╝ r├╗h├« ak─▒l, vahye teslim olmu┼č makbul olan bir ak─▒ld─▒r, i├žinde il├óh├« hayranl─▒k ve muhabbet dolu olan bir ak─▒ld─▒r.

Be─čenilmeyen akl─▒n ard─▒nda;

Nefs├óniyet var. ┼×eytan vesveselerine sahip ├ž─▒kmak var. Zul├╝m var, haks─▒zl─▒k var, isyan var, ahl├óks─▒zl─▒k var, sonunda da h├╝sran var. ├ék─▒bet cehennem var.

Be─čenilen akl─▒n ard─▒nda ise;

R├╗h├óniyet var. ─░l├óh├« iradeye tesl├«miyet ve inki┼čaf var. Ad├ólet var, itaat var, ahl├ók var. Hay─▒rl─▒ bir ya┼čay─▒┼č var. Sonunda da ebed├« kurtulu┼č var. Nihayet cennet-i ├ól├ó var.

Biri bo┼č felsefelerin fel├óketi, di─čeri ─░sl├óm tefekk├╝r├╝n├╝n bereketi.

Ne mutlu her iki dünyayı ihyâ edecek bereketli bir İslâm tefekkürüne nâil olabilenlere!