İSLÂM TARİHİNDE DİN ve DEVLET

YAZAR : Do├ž. Dr. Harun ├ľ─×M├ť┼× ogmusharun@yahoo.com

h_ogmus_yuzakidergisi_mart2016

─░sl├ómÔÇÖ─▒n siyas├« ve i├žtim├ó├« talepleri olan bir din oldu─ču bilinen, a├ž─▒k bir husustur.1 Hazret-i Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-; bir din m├╝belli─či oldu─ču kadar i├žtim├ó├« d├╝zenlemeler yaparak toplumu in┼ča eden, bu ├žer├ževede gerekti─činde sava┼ča ├ž─▒kan bir devlet ba┼čkan─▒ ve asker├« kumandan. O vefat etti─činde, din kem├óle ermi┼č bulunuyordu. Art─▒k onda herhangi bir eksiklik ve kusur yoktu. Ancak onun topluma y├Ânelik emir ve yasaklar─▒n─▒ uygulayacak, kendisini temsil eden sivil ve asker b├╝rokratlar atayarak ─░sl├óm DevletiÔÇÖni y├Ânetip s─▒n─▒rlar─▒n─▒ koruyacak, zek├ót ve di─čer vergileri toplay─▒p ├╝mmetin maslahat─▒na uygun ┼čekilde harcayacak, Cuma ve bayram namazlar─▒n─▒ k─▒ld─▒racak veya k─▒ld─▒racak olan kimseleri tayin edecek, m├ór├╗fu emredip m├╝nkeri yasaklayacak ve bu i┼či yapmak ├╝zere bilgili ve ehliyetli memurlar atayacak, ┼čer├«at h├╝k├╝mleriyle ├želi┼čmeyecek ┼čekilde i├žtim├ó├« d├╝zenlemeler yapacak, b├╝t├╝n bu i┼člerde ehliyetli ve g├╝venilir ki┼čilerle dan─▒┼čarak (: ┼č├╗r├ó) karar verecek y├Âneticilere (: ul├╝ÔÇÖl-emr) ihtiya├ž vard─▒. Yani son peygamber olan Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin AllahÔÇÖtan vahiy alarak d├«n├« emir ve yasaklar getiren peygamberlik y├Ân├╝ bir daha doldurulmamak ├╝zere son bulmu┼č, ancak devlet ba┼čkanl─▒─č─▒ ve y├Âneticili─či ile ilgili y├Ân├╝ bo┼č kalm─▒┼čt─▒. D├╝zenli bir sosyal hayat ya┼čayabilmeleri i├žin m├╝sl├╝manlar─▒n; kendi i├žlerinden yeti┼čkin ve r├╝┼čt├╝n├╝ ispatlam─▒┼č, ilim, ad├ólet ve ehliyet sahibi, toplumun deste─čini alm─▒┼č g├╝├žl├╝ y├Âneticiler ├ž─▒karmalar─▒ bir zaruretti. ─░┼čte genellikle ┬źhal├«fe┬╗ ad─▒ verilen, ancak ┬źimam┬╗, ┬źem├«ruÔÇÖl-m├╝ÔÇÖmin├«n┬╗, ┬źem├«ruÔÇÖl-m├╝slim├«n┬╗ vb. lakaplar da verilen y├Âneticiler bu zaruretin neticesi olarak ├ž─▒km─▒┼čt─▒r. Demek ki, ├Ânemli olan y├Âneticinin lakab─▒n─▒n ne oldu─čundan ziyade vas─▒flar─▒d─▒r. Nitekim ilk hal├«feler say─▒lan bu vas─▒flara sahip, bu vazifeyi toplum deste─čiyle ├╝stlenmi┼č kimselerdi. Bu sebeple hulef├ó-i r├ó┼čid├«n (r├╝┼čt├╝n├╝ ispatlam─▒┼č hal├«feler) lakab─▒yla h├ólen tebc├«l edilirler.

Hicr├« 40ÔÇÖtan sonra iktidara gelen Mu├óviye bin Eb├« S├╝fyanÔÇÖla (├Â. 60) birlikte y├Âneticilik, ver├ósete ba─članarak saltanata d├Ân├╝┼čt├╝r├╝lm├╝┼čt├╝r. ─░darenin bir hanedana mahsus oldu─ču bu us├╗lde; istenen evsafa sahip olmayan ve halktan yeterince destek almayan kimseler y├Ânetici olabilmekte, bu ise isti┼č├óreden uzak ve halktan kopuk bir tarz-─▒ siyasete yol a├ž─▒p zul├╝m ve fes├óda sebep olabilmektedir. Nitekim fiiliyatta da ├Âyle olmu┼č; ├ľmer bin Abdilaz├«z, Yusuf bin Ta┼čf├«n, N├╗reddin Zengi, Sal├óhadd├«n Eyy├╗b├« vb. ├žok az say─▒da ┼čahsiyet d─▒┼č─▒nda bu sistemde genellikle ┼č├╗r├ón─▒n ihmal edildi─či bir keyf├«lik ve istibdat h├ókim olmu┼čtur. Mu├óviye bin Eb├« S├╝fyan, Abd├╝lmelik bin Mervan, Eb├╗ CaÔÇśfer el-Mans├╗r, Harun er-Re┼č├«d, III. Abdurrahman, Gazneli Mahmud, Tu─črul Bey, Alparslan, Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim, Kanun├« Sultan S├╝leyman gibi asker├« ve siyas├« deh├ólar yan─▒nda; bilgisiz, ehliyetsiz, zevk u saf├ó d├╝┼čk├╝n├╝, hatt├ó ak─▒l ve temyizden yoksun sultanlar da g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r. Bu sistem; y├Ânetici se├žimindeki karga┼čay─▒ ├Ânl├╝yor g├Âr├╝nmesi bak─▒m─▒ndan bir ├žare gibi sunulsa da, zaman zaman b├╝y├╝k taht kavgalar─▒na ve kan d├Âk├╝lmesine de sebep olmu┼čtur.

┼×├╝phesiz bu kusurlar─▒yla saltanat, -a├ž─▒k├ža yasaklanmasa bile- ─░sl├ómÔÇÖ─▒n r├╗huyla ├Ârt├╝┼čen bir sistem de─čildir. ├ç├╝nk├╝ zul├╝m ve fes├óda arac─▒ k─▒l─▒nmaya m├╝sait yap─▒s─▒, ancak sultan─▒n ad├ólet ve hakk─üniyete ├žok s├ód─▒k olu┼čuyla ├Ânlenebilmektedir. Bu da -yukar─▒da belirtti─čimiz ├╝zere- fiilen pek az ger├žekle┼čebilmi┼čtir. Bununla birlikte ─░sl├óm tarihinde saltanat─▒n h├ókim oldu─ču ├ža─člar, gayr-─▒ ─░sl├óm├« olarak nitelenemez. Saltanatlar─▒n─▒ keyf├«lik ve istibdatlar─▒n─▒n arac─▒ k─▒lan sultanlar devrinde dah├« zul├╝m kol gezse bile ┼čer├«at h├╝k├╝mleri b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de uygulanm─▒┼č, ─░sl├óm ├╝lkelerinin s─▒n─▒rlar─▒ korunmu┼čtur.

─░lk ─░sl├óm ├ólimlerinin, saltanat sisteminin ta┼č─▒d─▒─č─▒ menf├«liklere;

┬źEhven-i ┼čer tercih olunur.┬╗ kaidesince hikmetli bir yakla┼č─▒m sergiledikleri s├Âylenebilir. ├ç├╝nk├╝ ├╝mmetin bir y├Âneticisinin olmas─▒ zarurettir. Bu y├Ânetici ideal ├Âl├ž├╝lerde olmuyorsa, olam─▒yorsa;

┬źBir ┼čeyin tamam─▒ elde edilemiyorsa b├╝t├╝n├╝yle terk edilmez.┬╗ kaidesi gere─čince olabildi─či ├Âl├ž├╝lerde kabul edilmeli ve m├╝kemmelle┼čtirilmesi y├Ân├╝nde ├žaba sarf edilmelidir. Saltanata ge├žilen ilk as─▒rda MaÔÇśbed el-C├╝hen├« (├Â. 80), Amr el-Maks├╗s, Gayl├ón ed-Dima┼čk├« gibi zulme itiraz edip ┼čehid edilen z├óhidlere mukabil; kel├ómdan tefsir ve tasavvufa kadar de─či┼čik sahalarda otorite olarak sayg─▒ g├Âr├╝p benimsenen Hasan el-Basr├«ÔÇÖnin (├Â. 110) tutumunu buna ├Ârnek verebiliriz.

Hasan el-Basr├«; ba┼člatt─▒─č─▒ ilim hareketinin zarar g├Ârmemesi i├žin, Emev├« saltanat─▒na do─črudan bir tav─▒r almamakla birlikte y├Âneticileri d├«n├« ilke ve erdemlerden taviz vermeksizin ikaz etmekten de geri durmam─▒┼čt─▒r.2 Saltanatlar─▒na d├«n├« bir me┼čr├╗iyet kazand─▒rmak i├žin kadercilik ve cebriyeyi yaymaya ├žal─▒┼čan Emev├« sultanlar─▒na reddiye olarak yaz─▒lm─▒┼č kaderle ilgili bir ris├ólenin de ona ait oldu─ču ileri s├╝r├╝l├╝r.

Tamamen sultanlar─▒n arzu ve heveslerine uygun hareket edenler olmakla birlikte, sonraki ├ólimlerin ekseriyeti de Hasan el-Basr├«ÔÇÖnin ├žizgisini takip etmi┼čtir. ├ça─č─▒nda B├ót─▒n├«-─░sm├ó├«l├«lerÔÇÖe kar┼č─▒ verilen m├╝cadelenin entelekt├╝el saflar─▒nda en ba┼č─▒ ├žeken ─░mam Gaz├ól├« (├Â. 505), BaybarsÔÇÖ─▒ kelle koltukta uyaran ─░zz bin Abdissel├óm (├Â. 661), fikirleri sebebiyle defalarca hapsedilip zindanda vefat eden ─░bn-i Teymiyye (├Â. 728) bu hususta akla gelen isimlerden baz─▒lar─▒d─▒r. Abb├ós├« hal├«fesi Eb├╗ CaÔÇśfer el-Mans├╗rÔÇÖun zul├╝mlerine me┼čr├╗iyet arac─▒ olmak endi┼česiyle; kad─▒ olmak istemedi─či i├žin hapsedilen ─░mam Eb├╗ Hanife (├Â. 150), benzer sebeplerle eziyet g├Âren ─░mam M├ólik (├Â. 179), MuÔÇśtezileÔÇÖnin KurÔÇÖ├ón hakk─▒ndaki g├Âr├╝┼člerini kabul etmedi─či i├žin i┼čkenceye u─črayan Ahmed bin Hanbel (├Â. 242) gibi daha sal├óbetli bir tav─▒r sergileyenler de olmu┼čtur. Ancak genel olarak bak─▒ld─▒─č─▒nda ─░sl├óm tarihi boyunca din ve devlet ili┼čkisi ┼ču ┼čekilde hul├ósa edilebilir:

D├«ni ├Â─čretip anlatan ulem├ó; onun d├╝┼čmanlar─▒na kar┼č─▒ korunup uygulanmas─▒nda gerekli olan ├╝mer├ó ile ad─▒ konulmam─▒┼č bir ittifak kurmu┼č, bu sayede devlet d├«ni korumu┼č, din de devleti diri ve dinamik tutmu┼čtur. Ger├žekten de d├«nin ilkelerinin b├╝t├╝n├╝yle ihmal edildi─či zamanlarda devlet y─▒k─▒lm─▒┼č, devletin d├╝┼čt├╝─č├╝ End├╝l├╝s ve Sicilya gibi co─črafyalarda ise bir s├╝re sonra d├«ne de meydan verilmemi┼čtir. Tarih boyunca din ve devlet, -├óte┼č├«n ed├«bimiz merhum S├╝leyman NazifÔÇÖin bir yaz─▒s─▒nda dedi─či gibi- minarenin ┼čerefesine as─▒lm─▒┼č bir bayrak gibi birbirini tamamlam─▒┼čt─▒r.
____________________________
1 Daha ├Ânceki say─▒larda ne┼čredilen birka├ž yaz─▒m─▒zda belirtti─čimiz ├╝zere ─░sl├ómÔÇÖ─▒n bu ├Âzelli─či, m├╝sl├╝manlar─▒n dinlerinin ilkelerinden taviz vermeden ba┼čkalar─▒yla birlikte bar─▒┼č i├žerisinde ya┼čamalar─▒na m├óni de─čildir.
2 Hasan el-Basr├« ve onun gibi ba┼čka ├ólimlerin Emev├« y├Âneticilerine yapt─▒klar─▒ de─či┼čik ikazlara, ─░mam Gaz├ól├«ÔÇÖnin ─░hy├óu Ul├╗miÔÇÖd-d├«n ad─▒ndaki eserinin el-emr biÔÇÖl-m├ór├╗f veÔÇÖn-nehy aniÔÇÖl-m├╝nker adl─▒ b├Âl├╝m├╝nde geni┼č yer verilmektedir.