Emrolundu─čun Gibi DOSDO─×RU OL!

YAZAR : M. Ali E┼×MEL─░ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com

B├╝t├╝n peygamberler, ├Âm├╝rleri boyunca insanlara dosdo─čru olmay─▒ ├Â─črettiler. Hayatlar─▒, Hak yolunda dosdo─čru olman─▒n m├╝cadelesi i├žinde ge├žti.

Bu u─čurda her biri;

En dayan─▒lmaz ├žilelere, ─▒st─▒raplara ve musibetlere g├Â─č├╝s gerdi. Gerekirse can verdi. Kalbi delen d├╝nyev├« cazibeler kar┼č─▒s─▒nda da, en a─č─▒r zorluklar kar┼č─▒s─▒nda da onlar, istikametlerini asla bozmad─▒lar. Sadece emrolunduklar─▒ gibi ya┼čad─▒lar, ├Âyle ya┼čatt─▒lar.

Hazret-i Allah da onlar hakk─▒nda;

┬źNe g├╝zel kul!┬╗ ifadesini kulland─▒.

Ve;

Ne zaman insanl─▒k, emrolunan─▒ b─▒rak─▒p da kendi egosuna g├Âre tart─▒s─▒z bir hayat hevesine kap─▒larak d├«ni ve be┼čeriyeti bozsa; tekrar hid├óyet ve kurtulu┼č i├žin y├╝ce Mevl├ó, daima o g├╝zel kullar─▒ vazifelendirdi.

Son olarak;

Peygamberler Sultan─▒ Hazret-i Muhammed Mustaf├ó -sallall├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖi g├Ânderdi.

OÔÇÖna da;

Bir yanda a─č─▒r tazyikler, bir yanda cazip teklifler yap─▒ld─▒.

Maksat, OÔÇÖnu ┬źemrolundu─ču gibi dosdo─čru olmak┬╗tan vazge├žirmekti. En az─▒ndan, tevhid anlay─▒┼č─▒n─▒ de─či┼čtirmek ve d├«n-i m├╝b├«ni, a─čy├ór─▒n da i┼čine gelir h├óle d├Ân├╝┼čt├╝rmekti. ─░nan├žta tavizler koparmakt─▒.

Yani problem, inanmamak de─čildi. Aksine, inanc─▒ HakÔÇÖtan kopuk ve hev├óya ba─čl─▒ ┼čekilde keyfe uydurmakt─▒. Nefsinin istedi─či yalan yanl─▒┼č ┼čeyleri bile s─▒n─▒rs─▒z bir ┼čekilde kabul ettirmekti.

Bu b├ót─▒l kar┼č─▒s─▒nda Cen├ób-─▒ Hak ┼č├Âyle buyurdu:

ÔÇť(Ey Ras├╗l├╝m!) EMROLUNDU─×UN G─░B─░ DOSDO─×RU OL. ONLARIN HEVESLER─░NE UYMA!” (e┼č-┼×├╗r├ó, 15)

Sadece Hazret-i PeygamberÔÇÖe de─čil, herkese t├ólimat bu:

ÔÇť(Ey Ras├╗l├╝m!) Sen, beraberindeki tevbe edenlerle birlikte emrolundu─čun gibi dosdo─čru ol!..ÔÇŁ (H├╗d, 112)

Bu do─čruluk; HakkÔÇÖ─▒n emretti─či ve vahye uyan do─čruluk.

Hakk─▒yla do─čruluk.

Her hususta tam bir do─čruluk. ├Ämanda, ilimde, amel-i s├ólihte, vicdanda, ahl├ókta, ad├ólette, ticarette, mu├ómel├ótta, k─▒saca her ┼čeyde.

Be┼čer├« heveslere g├Âre de─čil, il├óh├« hakikate g├Âre do─čruluk.

Bu hususta Efendimiz;

ÔÇť(Ey Ras├╗l├╝m!) Hi├ž ┼č├╝phesiz ki Sen, peygamberlerdensin. S─▒r├ót-─▒ m├╝stak├«m / dosdo─čru yol ├╝zeresin…ÔÇŁ (Y├ós├«n, 3-4) beyan─▒yla m├╝eyyed.

Fakat beraberindekilerin de ┬źdosdo─čru olmas─▒┬╗n─▒ temin etmek vazifesi, EfendimizÔÇÖin sa├žlar─▒n─▒ a─čartm─▒┼čt─▒r.

Emrolundu─ču gibi dosdo─čru olmak prensibi ni├žin bu kadar m├╝him?

Çünkü;

Din, bu prensibin d─▒┼č─▒nda insan eline kald─▒─č─▒nda; o el, ├ólimse, bilgi kalemini keyfince kullanmak istiyor. Zengin ise, keyfince m├╝sriflik veya cimrilik yapmak istiyor. Mevki sahibi ise, keyfince h├╝k├╝m s├╝rmek istiyor. S├╝t satarken su katmaya kalk─▒┼č─▒yor. Nas─▒lsa her imk├ón, keyfe m├╝sait.

Misaller ├žok.

K─ürun. ├élimdi. Zenginlikle birlikte ┼č─▒mard─▒. Kendince i├žtihatlar yapt─▒, bilgi kalemini ├žarp─▒k kulland─▒. Sonra da yerin dibine ge├žti.

Oysa insano─čluna say─▒s─▒z nimetler veren Allah, ondan keyf├«lik de─čil keyfiyet istiyor.

┼×art ko┼čuyor:

Emrolundu─čun gibi dosdo─čru ol!

Riâyet edenleri müjdeliyor:

ÔÇťRabbimiz AllahÔÇÖt─▒r, deyip, sonra dosdo─čru yolda y├╝r├╝yenlere korku yoktur ve onlar ├╝z├╝lmeyeceklerdir.ÔÇŁ (el-Ahk─üf, 13)

Bu itibarla;

Hazret-i Peygamber EfendimizÔÇÖin ├╝sve-i hasene hayat─▒ ve tavsiyeleri, ├Âzetle ┬źemrolundu─ču gibi dosdo─čru olmak┬╗tan ibarettir.

S├╝fyan bin Abdullah ÔÇôradiyall├óhu anh- anlat─▒yor:

ÔÇťÔÇôEy All├óhÔÇÖ─▒n Ras├╗l├╝! Uyaca─č─▒m bir amel tavsiye et bana!ÔÇŁ dedim.

ÔÇťÔÇôRabbim AllahÔÇÖt─▒r, de; sonra da DOSDO─×RU OL!ÔÇŁ buyurdu.

ÔÇťÔÇôEy All├óhÔÇÖ─▒n Ras├╗l├╝! Benim hakk─▒mda en ├žok korktu─čunuz ┼čey nedir?ÔÇŁ diye sordum.

Eliyle dilini tuttu ve;

ÔÇťÔÇô─░┼čte ┼ču!ÔÇŁ buyurdu. (Tirmiz├«, Z├╝hd, 61)

Demek ki dosdo─čru olman─▒n yolundaki engellerden biri de dili muhafaza edememek. ├ç├╝nk├╝ dil e─črilince, din e─črilmeye ba┼čl─▒yor. Yani dilin sermayesi olan s├Âz bozulunca, ├Âz bozuluyor. ─░nsan do─čruluktan uzakla┼č─▒yor.

KurÔÇÖ├ónÔÇÖdan ├Ânceki b├╝t├╝n il├óh├« kitaplar s─▒rf bu sebeple tahrif oldu. Kul dahliyle kitaplar─▒n dili bozuldu, sonra ifade ve m├ón├ólar kar─▒┼čt─▒. Sonra bozuk sayfalar aras─▒nda; insanl─▒k, yolunu ┼ča┼č─▒rd─▒.

Onun i├žin Hazret-i Allah, il├óh├« kelimeleri tahrip edenleri, ┬źgazaba u─čram─▒┼člar┬╗ ve ┬źyoldan sapm─▒┼člar┬╗ olarak isimlendirdi. K─▒y├ómete kadar bizzat koruyaca─č─▒ son kitab─▒ olan KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n ilk s├╗resinde de ├Âncekilerin o merdud h├óllerine dikkat ├žekerek dosdo─čru yolu tarif etti. O tarifte, kul dahlinin olmad─▒─č─▒n─▒, sadece Hak emri ve hid├óyeti oldu─čunu vurgulamak i├žin, iki ├óyeti du├ó c├╝mlesi yapt─▒. Bununla, kullar─▒ belirleyici de─čil, isteyici makam─▒nda tuttu. B├Âylece kullar taraf─▒ndan ├╝retilen de─čil, Hak taraf─▒ndan emrolunan yolu idrak ve istek i├žinde bir tevhid ├«m├ón─▒ olu┼čturdu. En ├žok tekrar edilen du├ó bu oldu:

ÔÇť(All├óhÔÇÖ─▒m!) Bizi dosdo─čru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba u─črayanlar─▒nkine de─čil, sapm─▒┼člar─▒nkine de de─čil!..ÔÇŁ (el-F├ótiha, 6-7)

Her namaz─▒n her rek├ót─▒nda yapt─▒─č─▒m─▒z bu du├óy─▒, m├ón├ó ve mahiyetiyle idrake ve vird edinmeye hepimizin ihtiyac─▒ muhakkak. Fakat bilhassa, All├óhÔÇÖ─▒n kelimelerini tahrip y├╝z├╝nden gazaba u─čram─▒┼č ve sap─▒tm─▒┼č kimselerle ├ódeta ayn─▒ paralelde ayn─▒ gaflete d├╝┼čercesine dilleri e─črilmi┼č bilgi├žlerin ihtiyac─▒ daha ├žok.

├ç├╝nk├╝ bu hakikati bilmeyen bilgi├žlerin e─čri dilleri, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n ifadesiyle;

ÔÇťGayb─▒ ta┼člar gibi…ÔÇŁ (el-Kehf, 22) konu┼čuyor.

ÔÇť…All├óhÔÇÖ─▒n yolunu e─čri ve ├želi┼čkili g├Âstermeye ├žal─▒┼čmay─▒n.ÔÇŁ (el-AÔÇśr├óf, 86) ├óyetini umursamadan konu┼čuyor.

O bilgi├žlerden biri de;

ÔÇťYoksa i├žinizden Allah cih├ód edenleri ve sabredenleri BEL─░RLEMEDEN cennete girece─činizi mi san─▒yordunuz?ÔÇŁ (├él-i ─░mr├ón, 142) ├óyetine noksan bir l├╝gat yakla┼č─▒m─▒ etraf─▒nda, KurÔÇÖ├ón ile ├želi┼čen bir yoruma saplanarak -h├ó┼č├ó- All├óhÔÇÖ─▒n bilmedi─či ┼čeyler oldu─čunu s├Âyleme ceh├óletinde bulunuyor.

G├╝ya bu ├óyette Allah; bir kimsenin kiminle evlenece─čini -evlenene kadar- bilmedi─čini de s├Âylemi┼č oluyormu┼č!

Niye?

┬źBelirlemeden┬╗ ya da ┬źay─▒rt etmeden┬╗ ┼čeklinde T├╝rk├žele┼čtirilen kelimenin asl─▒ ┬źbilmek┬╗ diye. Buna g├Âre ┬źbilmedik├že┬╗ demeli imi┼č. B├Âyle deyince de All├óhÔÇÖ─▒n gelecekle ilgili hususlar─▒ bilmedi─či ortaya ├ž─▒k─▒yormu┼č!

Hey gidi hey!

Ku┼člardaki beyin bile bu gaflete g├╝l├╝p ge├žer.

Cahil bilgi├žlerden ba┼čka her ├«m├ón ehli, bilir ki;

S├Âz├╝ s├Âyleyen sonsuz ilim ve kudret sahibini tan─▒madan kelimelerle ceh├ólet oyunu oynamak, akl─▒ da kayd─▒r─▒r, aya─č─▒ da; ilmi de, ├«m├ón─▒ da.

Bir kere;

Kelimeler, l├╝gat i├žinde kuru m├ón├ódan ibarettir. Onlarda manevra canl─▒l─▒─č─▒, ancak c├╝mleye d├Ân├╝┼č├╝nce kendini g├Âsterir, devreye girer. B├Âylece hakikat ve mecazlar ekseninde nice derinlikler olu┼čur. Her birinde ger├žek, s├Âyleyenin kudretine g├Âre de as─▒l vurgusundad─▒r. Yani; ┬źSeni g├Âz├╝m bir yerden ─▒s─▒r─▒yor.┬╗ deyince, ─▒s─▒rm─▒┼čl─▒ktan bahsedilmez. Bal gibi anla┼č─▒l─▒r ki, tan─▒mak kastedilmekte.

┼×imdi;

Her ┼čeyi bilen kudret, bilme fiiliyle bir hakikati ifade ediyorsa; ondaki vurgu, kendisinin bilmedi─čini ifade olur mu? Kald─▒ ki bu kelimenin l├╝gat kullan─▒┼č─▒nda, bilgi├žlerin herh├ólde bilmedi─či ┼ču m├ón├ólar da var:

MesÔÇÖul tutmak. Mesel├ó, ├╝├ž ki┼čiye bir emanet veren kimse, i├žlerinden en iyi bildi─či kimseye der ki: ┬źBen onlar─▒ de─čil, seni bilirim…┬╗ Bu ifade, bilmedi─činden ├Â─črenmeyi de─čil, aksine bilgi sahibi oldu─čunu vurgulamakt─▒r.

Kabul etmek, tasdik etmek, onaylamak. Mesel├ó denir ki: ┬źOnu bunu bilmem! Bildi─čin gibi yap!┬╗ Burada da ┬źbilmem┬╗ ifadesi, bilgiyi ortaya koymaktad─▒r.

Hâsılı;

Kullar─▒n kurdu─ču c├╝mlelerde bile ┬źbilmem┬╗ vurgusunda bilmemek de─čil bilgi mevcudiyeti ├Âne ├ž─▒karken, her ┼čeyi bilen All├óhÔÇÖ─▒n bu husustaki kullan─▒m─▒na bilmeme ceh├óletini isnat, nas─▒l bir bilgi├žliktir?!.

Y├╝ce All├óhÔÇÖ─▒ tan─▒mamak, ancak bu kadar olur!

Yine de;

Ger├žekten biraz ilimle me┼čgul olan kimse bilir ki:

ALLAH İÇİN GAYB YOK!

O; her mevzuda oldu─ču gibi ilimde de m├╝te├ól, hayal ve idrak ├Âtesi.

├ç├╝nk├╝ Allah; insanlar gibi sonradan bilgi edinmeye muhta├ž bir varl─▒k de─čil, aksine b├╝t├╝n bilgileri ve ilimleri yaratan, tek, yeg├óne, noksans─▒z ve sonsuz kudret.

D├╝┼č├╝nmeli:

Bir kimse elli tane ilm├« form├╝l olu┼čtursa, bu form├╝ller kendisi i├žin gayb olur mu? Kendisine gizli sakl─▒ olur mu? Elbette olmaz. Fakat ba┼čkalar─▒ i├žin gayb m─▒d─▒r? Gaybd─▒r. ├ç├╝nk├╝ onlar bu form├╝lleri bilmiyorlar. Tahmin ederek bilmeleri de m├╝mk├╝n de─čil. L├ókin form├╝llerin sahibi; kimlere s├Âylerse, onlara da gayb de─čil. Tabi├«, s├Âylenmemi┼č kimselere yine gayb. Ancak hi├žbir ┼čekilde form├╝lleri olu┼čturan kimse i├žin gayb de─čil.

H├ól b├Âyleyken;

Her varl─▒─č─▒n─▒ en ince hususiyetlerine kadar bin bir hikmetle yarat─▒p ya┼čatan Hazret-i Allah, nas─▒l olur da onlar─▒ bilmez!

ÔÇťHi├ž yaratan bilmez mi? O, en ince i┼čleri g├Âr├╝p bilmektedir ve her ┼čeyden haberdard─▒r.ÔÇŁ (el-M├╝lk, 14)

ÔÇťGayb─▒n anahtarlar─▒ All├óhÔÇÖ─▒n yan─▒ndad─▒r. Onun i├žin gayb─▒ ancak O bilir. O, karada ve denizde ne varsa hepsini bilir. OÔÇÖnun ilmi d─▒┼č─▒nda bir yaprak dah├« d├╝┼čmez. Yerin karanl─▒klar─▒ i├žindeki tek bir tane, ya┼č ve kuru ne varsa hepsi apa├ž─▒k bir kitaptad─▒r (Levh-i mahfuzda, OÔÇÖnun ilmindedir).ÔÇŁ (el-EnÔÇś├óm, 59)

─░l├óh├« beyan, gayet a├ž─▒k:

All├óhÔÇÖa bilmedi─či hususlar isn├ód─▒, cahil bilgi├žlerin kendilerini hel├ók eden zann─▒ndan ibaret. O zann─▒ bilgi zannetmek de ayr─▒ bir ceh├ólet. Hangi hususta bilememek varsa, hepsi de ancak insana ait. Hele ki All├óhÔÇÖ─▒n bildirmedi─či bir ┼čeyi bilmesi, insan i├žin asla m├╝mk├╝n de─čil.

Delil i┼čte:

ÔÇťAllah, kendisinden ba┼čka hi├žbir il├óh olmayand─▒r. Diridir, KayyumÔÇÖdur. OÔÇÖnu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. G├Âklerdeki her ┼čey, yerdeki her ┼čey OÔÇÖnundur. ─░zni olmaks─▒z─▒n OÔÇÖnun kat─▒nda kim ┼čefaatte bulunabilir? KULLARIN, O; ├ľNLER─░NDEK─░LER─░ DE ARKALARINDAK─░LER─░ DE (YAPTIKLARINI DA YAPACAKLARINI DA) B─░L─░R. (OÔÇÖNA H─░├çB─░R ┼×EY G─░ZL─░ KALMAZ.) OÔÇÖNUN B─░LD─░RD─░KLER─░N─░N DI┼×INDA ─░NSANLAR OÔÇÖNUN ─░LM─░NDEN H─░├çB─░R ┼×EY─░ TAM OLARAK B─░LEMEZLER. OÔÇÖnun k├╝rs├╝s├╝, b├╝t├╝n g├Âkleri ve yeri ku┼čatm─▒┼čt─▒r. Onlar─▒ koruyup g├Âzetmek OÔÇÖna zor gelmez. O; y├╝cedir, b├╝y├╝kt├╝r.ÔÇŁ (el-Bakara, 255)

All├óhÔÇÖa dair bu il├óh├« ger├žek; kalbi de, akl─▒ da, r├╗hu da titretici ve sars─▒c─▒d─▒r. ─░nsan─▒n akl─▒, kalbi ve r├╗hundaki t├╝m bilinmez derinlikler; herkese gizli, hatt├ó kendisine de gizli ve me├žhul iken bile, Allah i├žin b├╝t├╝n a├ž─▒kl─▒─č─▒yla ├ó┼čik├ór ve mal├╗m.

Bu hakikat;

─░nsanda derin sars─▒nt─▒lar ve titreyi┼čler olu┼čturacak bir ger├žek. ─░l├óh├« kudret ├Ân├╝nde dosdo─čru olmaya y├Âneltici en do─čru ├«man disiplini. Akl-─▒ sel├«m ve kalb-i sel├«m sahipleri i├žin m├órifetullah ve tesl├«miyet a┼č─▒s─▒. Engin bir m├ón├ó ufku. Damlay─▒ derya h├óline getirme idraki. Fakat gafil kimseler i├žin darmada─č─▒n olduklar─▒ ve bilgili de olsalar ceh├ólete dalm─▒┼č nefislerinin hi├ž istemedi─či a─č─▒r bir hakikat. ┼×uursuzlar─▒n ka├žmaya ├žal─▒┼čt─▒klar─▒, ancak ka├žman─▒n imk├óns─▒z oldu─ču varl─▒k ve hayat s─▒rr─▒. G├╝nah ve yanl─▒┼člarla dolu oldu─čunda yapt─▒─č─▒n─▒n bilinmesini hi├ž istemeyen insano─čluna m├╝thi┼č bir darbe. ├ç├╝nk├╝ bilinmeleri, yakalanmalar─▒ demek olaca─č─▒ndan su├žlular, daima me├žhul kalman─▒n kavgas─▒ i├žindedirler. H─▒rs─▒z elbette bilinmeyi istemez. K─ütil de sakl─▒ kalman─▒n derdindedir. Bu, elbette imk├óns─▒z. Zira as─▒l h├ókim, her ┼čeyi biliyor.

Bilgiyi de yaratan, ├ž├╝nk├╝ O.

─░nsanlar─▒n ula┼čabildi─či ilimler, ancak OÔÇÖnun izin verdi─či kadar. Bu izinle sonsuz ilmin sadece bir noktac─▒─č─▒nda dola┼čarak g├Ârd├╝kleri bilgi ve ke┼čifle ┼č─▒maranlar, akl─▒ kabaranlar ve haddi a┼čanlar; gafletlerinden dolay─▒ cahil kal─▒rlar. Bilgi i├žinde bu ceh├ólet; il├óh├« l├╝tuf ve ilme kar┼č─▒ nank├Ârl├╝k do─čurur, ahmakl─▒k do─čurur, zul├╝m ve k├ófirlik do─čurur. Bilginin bu ceh├óletine s├╝r├╝klenenler, derya i├žinde susuzluktan ├Âlen kimseler gibidir.

─░l├óh├« haddi a┼čm─▒┼č her cahil bilgi├ž, ├Âzellik itibar─▒yla Firavun ve K─ürun gibilerle ayn─▒ karede yer al─▒r:

ÔÇť…Kendini be─čenmi┼č azg─▒n zorba…ÔÇŁ (ed-Duh├ón, 31)

Onlar─▒n ma─črur itirazlar─▒, hezeyanlar─▒ ve cehaletleri, sadece hakikati hor g├Ârmeye y├Ânelik bir bilgi├žlik ├ž─▒kmaz─▒d─▒r.

Bu ├ž─▒kmazda onlar;

├ťzeri kapal─▒ sinsi niyetlerin zorlama yorumlar─▒yla, bir ├óyetteki hakikati, di─čer ├óyetlere ters d├╝┼čecek ┼čekle sokmak i├žin u─čra┼č ve yar─▒┼č sergiliyorlar. KurÔÇÖ├ón i├žinde m├╝naka┼čalar do─čurmaya ├žal─▒┼č─▒yorlar. Kendi bilgi├žlikleri u─čruna bir ├óyeti ├žarp─▒tmak i├žin di─čer ├óyetleri hi├že sayanlar, tabi├« ki ┼ču had├«s-i ┼čer├«fi de belki kaale alm─▒yorlar:

ÔÇťKurÔÇÖ├ón hakk─▒nda m├╝naka┼ča, k├╝f├╝rd├╝r.ÔÇŁ (Eb├╗ D├óvud, S├╝nnet, 5)

Tîbî der ki:

ÔÇťHadiste yasaklanan m├╝naka┼čadan maksat, KurÔÇÖ├ón-─▒ Ker├«mÔÇÖin baz─▒ ├óyetlerini, di─čer baz─▒ ├óyetleriyle tekzibe kalk─▒┼čmakt─▒r.ÔÇŁ

Hele mevzu Allah ile alâkalı ise, durum daha ciddîdir.

Çünkü;

Allah hakk─▒nda ┼č├╝phe olu┼čturmak; bilgi de─čil, ink├ór i┼č├žili─či yapmakt─▒r.

All├óhÔÇÖ─▒ bilmeyen d├«ni ne bilir?

Nas─▒l cahillik ├╝retebilirim diye u─čra┼čan bilgi├žlerden, ilim erbab─▒ m─▒ olur?

K├ófirle de─čil de m├╝ÔÇÖminle kavgal─▒ olan kimse, nas─▒l bir ├«m├óna sahiptir? ┼×eytanl─▒klarla de─čil de, All├óhÔÇÖa dost olmayla kavgal─▒ olan bir kimse, nas─▒l bir niyet sahibidir? Y─▒─č─▒nla bozuk kitaplara de─čil de hakikat ├óbidesi y├╝ce KurÔÇÖ├ónÔÇÖa iftira atan bir kimse nas─▒l bir yap─▒dad─▒r? KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒ herkesin yanl─▒┼č anlad─▒─č─▒n─▒, ortam─▒ m├╝sait bulsa, neredeyse Hazret-i PeygamberÔÇÖin bile yanl─▒┼č anlad─▒─č─▒n─▒ s├Âylemeye kalk─▒┼čacak derecede, sadece kendisinin do─čru anlad─▒─č─▒n─▒ ifade k─▒l─▒f─▒ olu┼čturup da ├žarp─▒tmalar ├╝retmeye ├žal─▒┼čan bir kimse, ilim sahibi de─čil, ne k├Ât├╝ bir kuldur.

Efendimiz -sallall├óhu aleyhi ve sellem-‘in ifadesiyle;

ÔÇťBo┼č hayallere kap─▒l─▒p da b├Âb├╝rlenerek Keb├«r ve M├╝te├ól olan All├óhÔÇÖ─▒ unutan kul ne k├Ât├╝ bir kuldur! Zorba ve m├╝tec├óviz olup da Cebb├ór olan All├óhÔÇÖ─▒ unutan kul ne k├Ât├╝ kuldur! Gaflete dalarak g├╝l├╝p oynayan, kabirleri ve (yer alt─▒nda) ├ž├╝r├╝meyi unutan kul ne k├Ât├╝ kuldur! Ta┼čk─▒nl─▒k eden, azg─▒nl─▒k yapan, ba┼člang─▒c─▒n─▒ ve sonunu unutan kul ne k├Ât├╝ kuldur! Dindar g├Âr├╝n├╝p insanlar─▒ aldatarak d├╝nyev├« menfaatler pe┼činde ko┼čan kul ne k├Ât├╝ kuldur! ┼×├╝pheli ┼čeylerle d├«nini bozan kul ne k├Ât├╝ bir kuldur! H─▒rs ve tamah─▒ y├╝z├╝nden m├ósiyetlere s├╝r├╝klenen kul ne k├Ât├╝ kuldur! Hev├ó ve hevesin sapt─▒rd─▒─č─▒ kul ne k├Ât├╝ kuldur! D├╝nya mal─▒na kar┼č─▒ a┼č─▒r─▒ arzu ve istekleri kendisini zillete d├╝┼č├╝ren kul ne k├Ât├╝ bir kuldur.ÔÇŁ (Tirmiz├«, K─▒y├ómet, 17/2448; H├ókim, IV, 351/7885; Heysem├«, X, 234)

Efendimiz -sallall├óhu aleyhi ve sellem-, bir ba┼čka had├«s-i ┼čerifte de ┼č├Âyle buyurur:

ÔÇť─░nsanlardan ├Âyleleri vard─▒r ki, onlar hayra anahtar, ┼čerre de kilittirler. ├ľyleleri de vard─▒r ki, ┼čerre anahtar hayra kilittirler. All├óhÔÇÖ─▒n, ellerine hayr─▒n anahtarlar─▒n─▒ verdi─či kimselere ne mutlu! All├óhÔÇÖ─▒n, ┼čerrin anahtarlar─▒n─▒ ellerine verdi─či kimselere de yaz─▒klar olsun!ÔÇŁ (─░bn-i M├óce, Mukaddime, 19; Beyhak├«, ┼×uab, I, 455)

Yaz─▒k, ├Âyle bilgi├ž kullara! ├çok yaz─▒k, dilleri de dinleri de e─čri olan gafillere!

Elbette;

Ne mutlu emrolundu─ču gibi dosdo─čru olanlara!..