Ebedî Saâdete Ulaşmak İçin; İSTİKAMET ÜZERE OLMAK

B. Cahit ÖZDEMİR bcahit@hotmail.com İnsanın mâhiyeti ile alâkalı olarak, tefekkür ederek hakikati bulmaya çalışan filozoflar tarafından çok çeşitli şekillerde görüşler ortaya konulmuş ve insanlar bu fikirleri esas alarak mevzu üzerinde derinleşme gayreti göstermişlerdir. Bu fikirlerin bir kısmında da en yakın tür olan hayvanlar âlemine atıfta bulunulmaktadır. Hattâ bilgi çağı diye vasfedilen zamanımızda bile; dünyevî cereyanların mâneviyâta galebe çalması için tabu […]

Continue reading »

HAZRET-İ EBÛBEKİR -radıyallâhu anh-

ŞAİR : Ali AĞIR aliagir70@gmail.com Sahâbenin incisi, Hazret-i Ebûbekir… İkinin ikincisi, Hazret-i Ebûbekir… Gökte Kureyş halîmi, Yerde dürüst, samimî, Yetimlerin hâdimi, Hazret-i Ebûbekir… Takvâsı dağlar gibi, Güzel ahlâk sahibi, İslâm’ın ilk hatibi, Hazret-i Ebûbekir… İlk yetişkin müslüman, Cömertlikte bir umman, Ateşten âzâd olan, Hazret-i Ebûbekir… Rasûl’ün can yoldaşı, En üstün gönüldaşı, Mağara arkadaşı, Hazret-i Ebûbekir… Gönlü nurdan bir gülşen, Daim […]

Continue reading »

Nimetlerin Tefekkürü ve ŞÜKRETME MES’ÛLİYETİ

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi SORGU-SUAL VAR! Âyet-i kerîmede buyurulur: ثُمَّ لَتُسْـئَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعٖ۪يمِ “Sonra o gün (kıyâmet günü), nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?” (et-Tekâsür, 8) Elmalılı Muhammed Hamdi Efendi, bu âyet-i kerîmenin tefsîrinde şu ibretli kıssaya yer verir: Bu âyet-i kerîme nâzil olduğunda hiçbir şeyi olmayan muhtaç bir sahâbî ayağa kalkarak; “‒(Yâ Rasûlâllah!) Benim üzerimde (hesabı verilecek) nimetlerden […]

Continue reading »

Hakk’ın Hoşnutluğunu; KALBİ KIRIKLARIN YANINDA ARA…

YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi KAPIYA GELEN SARHOŞ Bir gün Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri’nin dergâhının kapısına, üstü başı kusmuk içinde bir sarhoş gelip dayandı. Tekkenin hizmetkârları, sarhoşluğundan dolayı bu adamı hışımla karşılayıp; “–Ne istiyorsun?” diye sordular. Dili dolaşık vaziyette cevapladı: “–Mevlânâ Hazretleri’ni göreceğim!” Hizmetkârlar adamı içeriye sokmadıkları gibi; “–Utanmıyor musun bu hâlinle bir de dergâh kapısına gelmişsin?!.” ve benzeri […]

Continue reading »