180. Sayı TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız, Putperestlik veya şirk denilince, gözümüzün önüne şu manzara gelebiliyor: Taştan, tahtadan putlar, karşısında eğilip kalkan basîreti bağlı garip tipler… Yani artık asırlar öncesinde kalmış iptidâî bir tablo. Kur’ân-ı Kerim’deki en mühim tâlimatlardan biri olan; “Şirk koşmayın!” ikazı ve İslâm’ın özü olan tevhid, peki, tarihte kalmış bir meseleden mi bahsediyor? Hayır!.. Meşhur tabirle, gardrop değiştiriyor, putlar da putperestler de… […]

ÜRYÂNA BÖYLE!..

Rıfat ARAZ rifat_araz@yahoo.com   Yâ Rab; bir aşk verdin, ben beni bildim; Eğildim «hak» diyen, Kur’ân’a böyle!.. Her lâhza sınandım, her nefes doldum; Dil oldum idrâke, iz‘âna böyle!.. Efkârım hâl oldu, inceden ince; Vahiyle can buldum, ölmeden önce!.. Çırpınan yüreğim her gün, her gece; «Tevhîdi» söylüyor, zamâna böyle!.. A «Kerîm»; kerem kıl, durulsun özüm; Huzûra gelmeye, ak olsun yüzüm!.. Bir […]

AİLEDE HUZUR TERBİYESİ

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi EVLÂTLARIN HAKKI Ömer bin Abdülazîz –rahmetullâhi aleyh–; devâsâ hudutlara ulaşan İslâm devletinin halîfesi olmasına rağmen, zühd ve riyâzat hâlinde yaşıyordu. Bir gün veziri kendisine şu teklifte bulundu: “–Efendim, «Beytülmâl»den aldığınız tahsisâtın kâfî gelmediği görülüyor. Biraz daha fazlasını emir buyursanız da bir kısmını ihtiyaten biriktirip vefâtınızdan sonra evlât ve torunlarınızın zarûrî ihtiyaçları için bıraksanız?!.” Halîfe şu […]

Global Kültür İstîlâsı Karşısında ŞAHSİYET KRİZİ

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com – seyri@yuzaki.com Moda oldu: ‒Benim kişiliğim bu! ‒Ben kendime şöyle bir şahsiyet profili seçtim. ‒Kendi kimliğimi ben böyle oluşturdum. Şahsiyet sahibi olmak çok güzel. Ancak bu güzelliği bahane edip de karakterleri bozmak çok kötü. Meselâ tahta parçası, hafifliğinden şikâyetle demir olmaya özenip ömrü boyunca bunu gerçekleştirmek için uğraşsa kendini inşâ mı etmiş, yoksa yapısını mahvetmiş mi […]

HALVET TALEBİ

Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Asıl adı Mehmed Şemseddin olan Akşemseddin Hazretleri, 1389 yılında Şam’da doğdu. Nesebi Hazret-i Ebûbekir -radıyallâhu anh-’a dayanır. İlk tahsilini babasından aldıktan sonra, Amasya ve Osmancık medreselerinde eğitim gördü. Tıp ve eczacılık ilminde kitap te’lif edecek kadar bilgiliydi. Zâhirî ilimleri ikmâl etmesine rağmen gönlündeki boşluğu dolduramayan Akşemseddin Hazretleri, devrin mürşid-i kâmillerini araştırdı ve Ankara’da ikamet eden Hacı […]

İNSANIN DÜNYA İLE İMTİHANI

B. Cahit ÖZDEMİR bcahit@hotmail.com İnsana, hikmetine binâen; hem dünya, hem de âhiret mekân olarak tahsis buyurulmuştur. Ancak ikāmet müddetleri birisinde ebedî, diğerinde ise onun yanında bir hiç mesâbesinde, bir anlık zaman müddetincedir. İnsana lutfedilen aklın îcâbı odur ki; her birine lâyık olduğu kadar kıymet verile. Buna işaret bâbında, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz; “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve […]

NASIL ÖLMEK İSTERSİN?

Zahit GENÇ genczahit@gmail.com Bugün günlerden cuma. Yeni taşındığım bu şehirde kılacağım ilk cuma namazı. Cami büyük, güzel, tertemiz. Kürsüde hocaefendi vaaz ediyor. Kulağım onda, gözüm cami içindeki yazılarda. Kubbedeki motifler, süslemeler, renkler çok nefis. Cenâb-ı Hakk’ın 99 ismi (güzel isimleri) sağ, ön ve sol tarafa çok güzel bir hatla, ince, uzun bir şerit şeklinde yazılmış. Vaiz efendi 30-40 kişilik cemaate […]

BİR YILDIZ AKTI

Dr. Halis Ç. DEMİRCAN cetindemircan2@hotmail.com.tr Senai Bey ile sohbet: –Hocam, Yahya Kemal üstâdın şu şiirini okuyunca bakın aklıma ne geldi? Önce şiiri okuyayım size: –Buyurun Senai Bey! “–Bir yıldız aktı, gök ve deniz sarmaşır gibi, Vuslatta ilk öpüşmeyi andırdı ansızın. Birden kamaştı gözlerimiz, baktık engine. Hulyâlı mâvilikte bu ânî parıldayış, Tek bir dakîka sürmedi, kayboldu, sır gibi. Sandık ki; uçtu […]

SÜRGÜN YERİ

TÂLÎ (Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI) Kendini kandırma gönül, sanma bu dünyâ kalıcı, İndirecek hükm-i kader, ömrüne keskin kılıcı! Olsa da dünyâ denilen süslü kadın câzibeli; Bir kocamış dul cadıdır, hamlede pek tecrübeli! Gafleti artırmak için allanıyor, pullanıyor… İlle de kandırmak için, her köşeden çullanıyor! Bir kerecik düşmeye gör, kör kuyudur pis kucağı, Canları nârıyla yakar, böyle tüter pis ocağı! Gün gelip […]

MEVLÂNÂ-5 HATAYI ÖRTEN GECE

M. Faik GÜNGÖR m.f.g.023@hotmail.com   Yâr’a yazdıklarını neyle süzdü Mevlânâ. «Ne olursan ol da gel!» güzel sözdü Mevlânâ. «Göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi» İçi ile dışı bir, tende özdü Mevlânâ. «Hatayı örten gece», öfkeye düşman ölü, Olmak için çabaydı; fikir, feyzdi Mevlânâ. Dil gönül perdesidir, hidâyete giden yol, Bu yol yolcularına, şaşmaz izdi Mevlânâ. Tevâzûda toprağı, misal edinenlere, […]

1 2 3 32