MESNEVÎ -6-

Z. Özlem ABAY o.abay@hotmail.com KALP DÂVÂMIZ Herkes kendi zannınca benim yârim oldu. / Ama kimse benim gönlümdeki sırları aramadı. Ney her ortamda iyi hâllilere de kötü hâllilere de konuşmakta, herkes nasibince faydalanmaktadır. İnsân-ı kâmil de böyledir. Onu her huydan insan dinler. Herkes kendi nasibince istifade eder. Lâkin derûnunda gizli olan feryâdına, çoğu insan âşinâ olamaz. Nâkıs insanlar ise sadece zâhirine […]

Continue reading »

ALLÂHU EKBER!

M. Nihat MALKOÇ mnm61mnm@hotmail.com   Kalbine nakşeyle Hakk’ın adını, Dilinden dökülsün: Allâhu Ekber! O’nun rahmetiyle süsle yâdını, Dilinden dökülsün: Allâhu Ekber! Sakın ha güvenme dünya varına, Çıkmak müşkül olur belki yarına, Düşme cehennemin kızgın nârına; Dilinden dökülsün: Allâhu Ekber! Tövbe eyleyiver, kalbin arınsın, Yüreğinde yalnız îman barınsın, Hem mâzîsin, hem hâl, hem de yarınsın; Dilinden dökülsün: Allâhu Ekber! Tahtıyla, tacıyla […]

Continue reading »

DİNLESİN SESİMİ YERLER ve GÖKLER

Sıkıntılı günler yaşıyoruz. Korona virüs sebebiyle bütün dünya ile birlikte yaşadığımız; acı dolu, endişe ve belirsizlik dolu günleri Rabbimiz’e sığınarak, sağlık şartlarına âzamî bir dikkatle uyarak, duâlara sarılıp, süreçten bir an önce selâmete erişmenin ümidini taşırken beklenmedik hâdiselere muhatap olduk. Önce dört yanımızı ateşler sardı. Ormanlarımız hâin ellerin tutuşturduğu yangınlarla kül oldu. Ermeni saldırılarına muhatap olan kardeş Azerbaycan, Karabağ’daki 30 […]

Continue reading »

UYAN!..

ŞAİR : FECRÎ (İbrahim BAZ) ibrahim.baz@hotmail.com Bu ne derin uykudur, asırlar geldi geçti, Ekmeğini el yedi, suyunu eller içti. Yüz yıl oldu başına vurur, garbın tokmağı, Bilmez olmuşsun artık, ne solu ne de sağı. Kaybolmuş istikamet, neresi kıblegâhın? Çıkmıyor artık sesin, ne figānın ne âhın. Bir kulak ver kalbine, nerden gelir ilhâmın, Nifak üflüyor iblis dünya olmuş merâmın. Din sanırsın […]

Continue reading »

AYAKLARI YERE DEĞMEYEN SORULAR

YAZAR : Hadi ÖNAL hadional23@gmail.com Hani bilinen gerçektir; ilkbaharda polen, yazda toz, sonbaharda yaprak, kışın da kar taneleri uçuşur havada. Ancak bu aralar dört mevsim, on iki ay, yirmi dört saat durmaksızın ayakları yere değmeyen sorular uçuşuyor havada. İster kabul edin ister etmeyin; ama «kar»ın, polenin, yaprağın hattâ sevimsiz de olsa tozun uçuşunu unutturdu bu serseri mayınlar gibi hava zerreciklerine […]

Continue reading »