RUBÂÎ
Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com «Kanmam» deme, her içkiye bir gün kanılır, Sarhoşken uzun bir süre insan yanılır, Lâkin daha âlâsını içsin hele bir, Evvelkisi hiçmiş diye derhâl ayılır…
Continue reading »Muhteşem Bir Mâzîden İhtişamlı Yarınlara…
Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com «Kanmam» deme, her içkiye bir gün kanılır, Sarhoşken uzun bir süre insan yanılır, Lâkin daha âlâsını içsin hele bir, Evvelkisi hiçmiş diye derhâl ayılır…
Continue reading »Hünkâr DAĞLI hunkardagli@gmail.com Dağa dağa kanat çırpar, hazır tetik kara gözler… Ancak yakışır bu kadar! Senin gibi yâra gözler… En yükseğin tepesinden süzüp geçer yeryüzünü, Tutmaz sevda hesabını, bakmaz itibara gözler… His ve şehvet arastası karışık bu bedestende, Yegâne sermaye midir; bedelli tüccara gözler?.. Tamamen sahiplenmek mesajıdır ışıkları, Bulunduğu meclislerde yürür iktidara gözler… Bahşettiği muştularda ürkek ceylân sıçraması, Sûz-i Dilârâ […]
Continue reading »CELİL (Halil GÖKKAYA) halilgokkaya@gmail.com Hazret-i Âdem’den bugüne kadar, Taşlarla doludur bizim yolumuz! Zirveye koşarken uçurumlar var, Kaşlarla doludur bizim yolumuz… Seyahat etmeyi ibâdet bilmiş, Geriye dönmeyi defterden silmiş, Hak rızâsı için fedâ edilmiş, Başlarla doludur bizim yolumuz… Her bir adım ömrümüzü delse de, Kör şeytanlar aklımızı çelse de, Eninde sonunda bahar gelse de, Kışlarla doludur bizim yolumuz… Nedir kardaş, bu […]
Continue reading »Bekir ÇİÇEK Eğer sorar isen; «Hak dostu kimdir?» Bil ki ey dost, o bir kâmil insandır… Mânevî dertlere hâzık hekimdir, Rûhumuza şifâ kalbe dermandır… Dostlarını Mevlâ namazdan seçer, Yakınlığın yolu secdeden geçer, İstiğfarla dolu hemen her seher, Yöneldiği taraf kurb u Rahman’dır… Fena-fillâh olan Rabbânî özle, Kalbin ihlâsını taşıyan sözle, Mübârek nazarlı nûranî yüzle, Görülünce Hakk’ı hatırlatandır… Kur’ân’a Sünnet’e uygun […]
Continue reading »Abdullah GÜLCEMAL abdullah_gulcemal@hotmail.com Pandora kutusundan yapılan yayına bak, Körkütük kürsüler de konuşan Sayın’a bak!.. Bağnazlık ve yobazlık iliğine işlemiş, Hebâ olan yılların gününe, ayına bak!.. Kimlere servet sağman, kime yokluk, yoksulluk, Acı gözyaşı düştü, taksimde payına bak!.. Merhametten nasipsiz, kinden, kibirden mamûl, Yürüyen heykellerin enine, boyuna bak!.. Sofrasına oturup bir besmele çekilmez Yediği ekmeğine, içtiği suyuna bak!.. Aldatmasın yılanla, çıyanın […]
Continue reading »Ahmet ARSLAN arslanahmet52@hotmail.com Birer birer dökülüyor; sararan, Yeşil renkler, dilleniyor gördün mü? Yere düşer, çürüyüp de kararan, Ölü toprak, şenleniyor gördün mü? Çekirdeğin çırpınması, cefâdan, Sabır hâli, özündeki vefâdan! Minnet borcu; unutulur sefâdan, Vefâsızlık, ünleniyor gördün mü? İnsanoğlu; çocukluğu üstlendi, Gençliğinde çiçek açtı, süslendi, Deli yürek, en sonunda uslandı. Olgun hâli ballanıyor, gördün mü? Yanaşmadım yanına hiç, kaygıyla Kabul ettim, […]
Continue reading »
Kıymetli Okuyucularımız, Sokaklar; şehrimizin aynası… İbretle bakan gözler; kaldırımlara yansıyan gölgelerden, cemiyetin umumî manzarasını okuyabilir. Sokaklar; toplumun damarları… Hâzık bir hekimin, nabız dinleyerek hastalığı teşhis ettiği gibi, toplumun dertlerinden mes’ûliyet ve ıstırap duyan her insan; sokakların nabzından bir memleketin rahatsızlıklarını tespit edebilir. Bugün sokaklarımızdan, maddî ve mânevî feryatlar yükseliyor. Bilhassa mânevî sefâlet… Mânevî açlık… Mânevî yokluklar… Hürriyet var! İffet yok… […]
Continue reading »
YAZAR : Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi BİR TEK YAPRAKTA DÎVANLAR İnsan ile âlem arasında büyük benzerlikler ve nisbetler vardır. Nitekim kâinatın âlem-i kübrâ (makrokozmos); insanın ise, onun her şeyiyle küçük bir kopyası olan âlem-i suğrâ (mikrokozmos) olduğu dile getirilir. Bunun sebebi, âlemin insanın imtihanı için yaratılmış olması ve kâinattaki her şeyin insanın hizmetine âmâde kılınmasıdır. Her şey, tedâîleriyle, tefekkür ettirdikleriyle […]
Continue reading »
Hüdâyî ÜSKÜDARLI O günden; Yûnus Dede’nin «nasipli» dediği günden itibaren Şevket’te büyük değişmeler ve gelişmeler başladı. Orhan, gözlerine inanamıyordu. Bir yandan kendi tattığı güzellikleri Şevket’le paylaşıyor, bir yandan da onu kalbî ve fikrî olarak da takviye edici şekilde çalışmalar yapıyordu. Müsait bir gün, İstanbul’un mânevî iklimlerini dolaştırdı. Nasipli Şevket, her gittiği yerde daha bir hayranlık ve uyanış içinde gönül dünyasını […]
Continue reading »
Ömer OKUDAN okudan@yuzaki.com “Medâin’in beyaz köşklerini görüyorum! Sizler kisrânın saltanatını yıkacak, hazinelerini ele geçireceksiniz!”1 Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in Hendek gününde ashâbına vermiş olduğu bu müjdenin hakikati; hicretin on beşinci senesi Muharrem ayında, Allâh’ın lutfuyla zâhir oldu. Medâin’in fethiyle kisrânın mülkü artık müslümanların elindeydi. Ufka bakan Medineliler, şafakla beraber Sel’ Dağı tarafından Beşîr İbnu’l-Hasâsiyye -radıyallâhu anh-’ın komutasında, fetih müjdesiyle birlikte hazineye ait […]
Continue reading »