76. Sayı Takdim

Kıymetli Okuyucularımız,

Sokaklar; şehrimizin aynası…

İbretle bakan gözler; kaldırımlara yansıyan gölgelerden, cemiyetin umumî manzarasını okuyabilir.

Sokaklar; toplumun damarları…

Hâzık bir hekimin, nabız dinleyerek hastalığı teşhis ettiği gibi, toplumun dertlerinden mes’ûliyet ve ıstırap duyan her insan; sokakların nabzından bir memleketin rahatsızlıklarını tespit edebilir.

Bugün sokaklarımızdan, maddî ve mânevî feryatlar yükseliyor.

Bilhassa mânevî sefâlet… Mânevî açlık… Mânevî yokluklar…

Hürriyet var! İffet yok… Maddiyat var! Merhamet yok! Gençlik var, enerji var! Yiğitlik yok, kahramanlık yok! Kaldırımların emzirdiği annesiz çocuklar… Karanlık gölgelerin eğittiği babasız çocuklar… Ekranlardan beslenip, gazetelerin üçüncü sayfalarına düşen fâcialar… Selde sürüklenen kütükler gibi, deryaya değil, gayyâya doğru ziyan olup giden çınarlar…

Âhlar… Vahlar… Eyvahlar…

Bütün bu çığlıkları duymamak yahut duyup da sükûta gömülmek ise bir başka vicdan feryâdı…

Çünkü bu dertler üzerinde çözümler üretmek için, önce bu feryatları işitmeli…

Bu sebeple, okullarımızın tatile gireceği, gençlerimizin uzun bir «tatil» döneminde sokakların kucağına düşeceği Haziran ayında dosya konumuzu bu sese ayırdık:

Kaldırımlardan, Sessiz Çığlıklar…

SOKAKLARIN FERYÂDI…

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ; ecdadımızın sokaklarının, güler yüzlü, şefkat ve merhamet kapılarına açıldığını; günümüzde ise dışı temizlenen sokakların içlerinin kirlendiğini belirttiği başyazıda; çareyi sokağın hakkını vermek olarak gösteriyor ve feryatlar hâlinde soruyor:

“Şimdi, gerçek garipleri kim duyacak? Yeni yetişen taptaze yavrucaklara güzellikleri kim gösterecek? Onları kim şekillendirecek? Yavrulardaki tertemiz duyguları, kirli bir dünyanın tasallutundan kim kurtaracak?”

Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi; «Mânevî Feryatların Yükseldiği Âhirzaman Sokaklarında Bir Mü’minin Nesil Endişesi»ni, Kâinâtın Fahr-i Ebedîsi ve ashâbından misaller, ehl-i kitaptan derslerle kaleme aldı.

Mustafa KÜÇÜKAŞCI; nasihatnamelerden beyitlerle, insana iyiyi, güzeli, hakikati söylemenin, telkinin edebiyattaki yerine temas etti. Ayla AĞABEGÜM; pratik ve müşahhas çözüm teklifleriyle gençliğin, internet, işsizlik, israf gibi belâlardan korunmasının yollarını ele aldı. Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ; Ömer Hayyâm’ın rubâîlerindeki rindâne söyleyişin, sefâhate davet değil, fânîliği idrâke çağrı olduğunu misallerle işledi. Aynur TUTKUN, gençliğin sağlam bir karakter kazanması için gereken ihtimama; H. Kübra ERGİN, geçmişten bugüne kitleleri uyuşturmakta kullanılan medya gücüne dikkat çekti. Burhan Cahit ÖZDEMİR, gençliğin tehlikelerden korunmasında ortamın önemini yazdı. Ahmet ZİYLAN, bilgi ve fayda irtibatını hâtıralarıyla anlattı. Asım UÇAROK ise, âhirzamanın lâbirent misali karışık ve karanlık sokaklarında, cennetin yolunu bulduracak navigasyon cihazını tanıttı.

Sahâbeden Sa‘d bin Ebî Vakkās, Ümm-i Umâre ve oğlu Abdullah -radıyallâhu anhüm-; bir menkıbesiyle Bâyezîd-i Bistâmî, hayırları ile Âdile Sultan, fetih sonrasında yaptıklarıyla Fatih Sultan Mehmed Han, tevâzuuyla Tiryaki Hasan Paşa tarih ve karakter bölümlerimizden sîmâlar…

Ve şiirler… Feryatları duyan ve çığlıkları seslendiren… Mânevî dertlere, mânevî ilâçlar terkip eden mısralar…

Acı feryatların değil, neşeli kuş cıvıltılarının, bereketli arı vızıltılarının, haşmetli gülbangların duyulduğu sokaklar dileğiyle…

Yüzakıyla…