D├ÄN─░N ─░K─░NC─░ KAYNA─×I…

YAZAR : Mustafa As─▒m K├ť├ç├ťKA┼×CI tali@yuzaki.com

m_kucukasci_yuzakidergisi_nisan2016
Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed Mustaf├ó -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-, bize ─░sl├ómÔÇÖ─▒ getirdi. ─░sl├óm, Hazret-i ├édemÔÇÖden beri binlerce peygamberin insanl─▒─č─▒ davet etti─či hak d├«nin ad─▒. Son d├«nin de ad─▒.

Peygamberler; ┬źras├╗l: El├ži┬╗ ve ┬źneb├«: Haberci┬╗dirler.

Y├╝ce All├óhÔÇÖ─▒n t├ólimatlar─▒yla ├╝mmetlerini ir┼čad ve ─▒slah ederler. Her biri AllahÔÇÖtan vahiy al─▒r fakat her biri vahiy olarak ├╝mmetlerine tebli─č edecekleri mukaddes bir kitab─▒ tel├ókki etmez. Demek ki vahiy iki t├╝rl├╝d├╝r:

Kavimlere tebli─č edilen suhuf, Tevrat, Zebur, ─░ncil adlar─▒yla bildi─čimiz vahiyler, bir de peygamberin vazÔÇś ve in┼ča etti─či dinde Cen├ób-─▒ HakÔÇÖtan ald─▒─č─▒ t├ólimatlar.

Mesel├ó, Y├ókub -aleyhissel├óm- o─čullar─▒na diyor ki:

ÔÇťAllah kat─▒ndan (ald─▒─č─▒m vahy ile), sizin bilemeyece─činiz ┼čeyleri biliyorum.ÔÇŁ (Y├╗suf, 86)

Kendisinin mukaddes bir kitab─▒ tel├ókki etti─čine dair elimizde hi├ž bilgi yok.

O─člu Y├╗sufÔÇÖta da kendisinde de var olan r├╝ya tabiri ilmini de yine Allah ├Â─čretti. (Y├╗suf, 22, 101) Bu da ├╝mmete tebli─č edilmeyen bir vahiy; vahy├«, led├╝nn├« bir ilim. Yine Hazret-i Y├╗sufÔÇÖun karde┼čini yan─▒nda al─▒koyma pl├ón─▒n─▒ Cen├ób-─▒ Hak;

ÔÇťBiz ├Â─črettik.ÔÇŁ (Y├╗suf, 76) buyuruyor.

Yani peygamberlerin, Cen├ób-─▒ HakÔÇÖtan ald─▒klar─▒ vahyi; sadece ├╝mmete tebli─č etmekle vazifeli olduklar─▒ kitap vasf─▒ndaki ├óyetlerden ibaret g├Ârmek do─čru de─čildir. Bizzat KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n ├╝sl├╗bu bile bu hakikati ifade eder. ├ç├╝nk├╝ KurÔÇÖ├ón, eldeki makbul tek delil olsa idi; onda namaz, zek├ót ve benzeri d├«nin zarur├« bir├žok mevzunun tafsil├óts─▒z bir ┼čekilde b─▒rak─▒lmamas─▒ gerekirdi. Baz─▒lar─▒, KurÔÇÖ├ónÔÇÖda;

ÔÇťBiz KitapÔÇÖta hi├žbir ┼čeyi eksik b─▒rakmad─▒k.ÔÇŁ (el-EnÔÇś├óm, 38) ├óyet-i ker├«mesini, KurÔÇÖ├ónÔÇÖda d├«ne dair her ┼čeyin var oldu─ču m├ón├ós─▒nda al─▒p, s├╝nnete gerek olmad─▒─č─▒ neticesine varmaya ├žal─▒┼č─▒yorlar. H├ólbuki ibarenin siy├ók─▒ (├Âncesi ve sonras─▒), buradaki kitab─▒, levh-i mahfuz olarak anlaman─▒n daha do─čru oldu─čunu ifade ediyor. Elmal─▒l─▒ bu hakikati ifade ettikten sonra ┼čunu da il├óve ediyor:

ÔÇťBu b├Âyle oldu─ču gibi KurÔÇÖ├ónÔÇÖda da be┼čeriyyetin muhta├ž bulundu─ču del├óil ve tek├ólif-i il├óhiyyeden hi├žbir m├╝himme terk ve ihmal edilmemi┼č, hepsi icmalden tafs├«le veya tafsilden icm├óle giden bir bey├ón-i bed├«ÔÇś ile muhkem ve m├╝te┼č├óbih suver-i muhtelife z├óhir veya haf├« del├óil ve i┼čar├ót i├žinde tezk├«r ve iht├ór olunmu┼čtur.ÔÇŁ

Yani her ┼čey varsa da; kimi m├╝cmel, kimi haf├«, kimi sadece i┼čaret ┼čeklinde vard─▒r. Mesel├ó; namaz, zek├ót, oru├ž, hac gibi ib├ódetler, icm├ólen yer alm─▒┼čt─▒r. Tafsil├ót─▒ Hazret-i PeygamberÔÇÖe inzal edilen di─čer vahye, yani s├╝nnete b─▒rak─▒lm─▒┼čt─▒r. Yani KurÔÇÖ├ón;

ÔÇťPeygamberÔÇÖe itaat edin.ÔÇŁ buyurmakla, vahy-i gayr-i metluv (namazlarda til├óvet olunmayan, KurÔÇÖ├ón h├órici vahiy, s├╝nnet) t├ólimatlar─▒ da icm├ólen ihtiv├ó etmi┼č olur.

Bu nizam; anayasa, kanunlar, t├╝z├╝kler, t├ólimatlar… ┼čeklindeki resm├« d├╝zenlemelerin silsilesi misaliyle de anla┼č─▒labilir. Kimse; ┬źBeni sadece anayasa ba─člar.┬╗ diyemez. Anayasa kanunlara, kanunlar t├╝z├╝klere, t├╝z├╝kler de s─▒radaki d├╝zenlemelere uyulmas─▒ h├╝km├╝n├╝ ihtiv├ó ederler.

Peygamberler kendilerine itaat edilsin diye g├Ânderilmi┼čtir. (en-Nis├ó, 64) Bu itaatin, sadece getirdi─či vahye oldu─čunu d├╝┼č├╝nmek do─čru de─čildir. Peygamber toplumunun ├Ânderidir ve neyi emrediyorsa ittib├ó etmek gerekir.

Ash├ób-─▒ kir├óm─▒n PeygamberimizÔÇÖe itaat ve ba─čl─▒l─▒─č─▒ bu ┼čekilde idi. Elbette PeygamberimizÔÇÖin m├╝d├óhil olmad─▒─č─▒, ses ├ž─▒karmad─▒─č─▒ bir saha da vard─▒ ki, bu da o ┼čeylerin mubah oldu─čunu EfendimizÔÇÖin takrir etmesi yani onaylamas─▒ m├ón├ós─▒nda yine d├«nin sahas─▒ndayd─▒. Dolay─▒s─▒yla peygamber, kavminin her ┼čeyiyle ilgilenir.

Selm├ón-─▒ F├óris├« -rad─▒yall├óhu anh-ÔÇÖa bir m├╝┼črik biraz da alayl─▒ bir ed├ó ile ┼č├Âyle dedi:

ÔÇôG├Âr├╝yorum ki dostunuz Muhammed; size her ┼čeyi, ama her ┼čeyi, hatta hel├óya nas─▒l oturaca─č─▒n─▒z─▒ bile ├Â─čretiyor?

Hazret-i Selmân, gayet ciddî bir edâ ile;

ÔÇťÔÇôEvet, ger├žekten de ├Âyle…ÔÇŁ diye onu tasdik ettikten sonra Hazret-i PeygamberÔÇÖin tuvalet ├ód├ób─▒yla ilgili tavsiyelerini s─▒ralad─▒. (bkz. M├╝slim, Tah├óret, 57-58; nakleden Riy├óz├╝ÔÇÖs-S├ólih├«n ┼×erhi)

Demek ki, Hazret-i Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin KurÔÇÖ├ón tebli─či haricindeki d├«n├« t├ólimatlar─▒n─▒n da dinden, d├«nin temel kaynaklar─▒ndan oldu─ču reddedilemez bir hakikattir.

S├╝nnetin ┬źl├╝z├╗mu┬╗nu kabul eden, etmek zorunda kalan ki┼či bu kez yakla┼č─▒m─▒ de─či┼čtirerek bir ba┼čka itiraz─▒ ├Âne s├╝rer:

S├╝nnetin s├╝b├╗tu.

Bug├╝n muhtelif mahfillerde; ÔÇťHadisler ne zaman yaz─▒ld─▒? ┼×u kadar zaman sonra yaz─▒ld─▒ ise, nas─▒l korundu?ÔÇŁ tarz─▒nda ┼č├╝pheler ilk─ü ediliyor.

H├ólbuki, yukar─▒da ispatlanan KurÔÇÖ├ón ve S├╝nnetÔÇÖin ayr─▒lmazl─▒─č─▒ ve k─▒y├ómete kadar bir daha yeni bir peygamber ve kitap gelmeyece─či hakikatleri birlikte d├╝┼č├╝n├╝ld├╝─č├╝nde, KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n da S├╝nnetÔÇÖin de il├óh├« bir muhafaza ile korunmas─▒n─▒n aklen zarur├« oldu─ču anla┼č─▒l─▒r.

PeygamberimizÔÇÖin en ├žok ├╝zerinde durdu─ču ┬źinsan yeti┼čtirme┬╗ gayretinin bir sebebi de, bu muhafazan─▒n ihtiya├ž duyaca─č─▒ insan kadrosunu var etmekti.

S├╝nnet hem h├ól ile hem k─ül ile hem de yaz─▒yla nakledildi. ─░sl├óm ash├ób-─▒ kiram taraf─▒ndan titizlikle ya┼čan─▒yordu. Zaten hadislerin sah├óbe ve t├óbi├«n nesilleri aras─▒ndaki nakillerinin arka pl├ónlar─▒na bakt─▒─č─▒n─▒zda, bu tatbikatlar─▒n izleriyle kar┼č─▒la┼č─▒rs─▒n─▒z. Mesel├ó; sah├ób├« abdest alm─▒┼č, t├óbi├«n bir soru sormu┼č, sah├óbe ┼čahit oldu─ču had├«si nakletmi┼čtir vb.

Namaz, oru├ž, sadaka, hac, umre gibi ib├ódetler olsun; yeme-i├žme, al─▒┼čveri┼č, nik├óh, tal├ók, cihad vb. hayat─▒n i├žinde hep devam eden mu├ómeleler olsun; ya┼čan─▒yordu ve ya┼čanarak da aktar─▒l─▒yordu. B├╝y├╝k m├╝ctehid sah├ób├«ler; bulunduklar─▒ ┼čehirlerde valilik, kad─▒l─▒k ve m├╝ft├«lik yap─▒yorlard─▒. Mescidlerde halkalar h├ólinde evl├ótlar─▒na, talebelerine ve mevl├ólar─▒na; ┬źKitap ve hikmet┬╗i nakletmeye b├╝y├╝k ehemmiyet veriyorlard─▒.

S├Âzl├╝ nakil yine ├žok m├╝him bir yer tuttu. Bu sahadaki ├žal─▒┼čmalarda, PeygamberimizÔÇÖin husus├« yeti┼čtirdi─či suffe ash├ób─▒n─▒n, Hazret-i ├éi┼če ve Hazret-i Ali gibi yak─▒nlar─▒n─▒n ├žok riv├óyetlerde bulundu─čunu unutmamak gerek. Bunlar bu sahada m├╝tehass─▒s idiler. Hadisler rastgele, hat─▒rda kald─▒─č─▒ kadar─▒yla de─čil, bu vazife i├žin husus├« yeti┼čtirilmi┼č sah├ób├«lerin ihtimaml─▒ ├žal─▒┼čmalar─▒yla nakledildiler. Bu ┼čekilde yeti┼čtirilmemi┼č olduklar─▒n─▒ bilenler de, ┬źbilgi bulan─▒kl─▒─č─▒┬╗ meydana getirmemek i├žin bilhassa riv├óyet ├žal─▒┼čmalar─▒ndan uzak durdular. ├ç├╝nk├╝ onlara verilen t├ólimat da bu idi.

Hadislerin yaz─▒lmad─▒─č─▒ tenkitlerine gelince; evvel├ó unutmamal─▒ ki, o devirde yaz─▒ tek├óm├╝l├╝n├╝ tamamlamam─▒┼čt─▒, yaz─▒ imk├ónlar─▒ da mahdut oldu─ču i├žin ezber her zaman yaz─▒dan ├╝st├╝n tutulmaktayd─▒. Sadece KurÔÇÖ├ón ve hadis de─čil, bug├╝n elimizde olan c├óhiliyye ┼čairlerinin d├«vanlar─▒ gibi k├╝lliyatlar da ezber ile nakledildi. Elbette d├«nin iki ana kayna─č─▒na g├Âsterilen ihtimam ├žok daha y├╝ksek idi.

Hadisler ezberlenmesine ra─čmen ayr─▒ca yaz─▒ld─▒. Elimizde sah├óbe asr─▒na uzanan sahifeler mevcut.1

Yine fukah├ón─▒n ├žal─▒┼čmalar─▒ ve mezheblerin kurulu┼ču, hadis tedvin asr─▒ndan ├Âncedir ve bu da hadislerin riv├óyetinin ne kadar canl─▒ ve aktif bir mekanizma i├žinde y├╝r├╝d├╝─č├╝ne bir ba┼čka delildir. M├ólik├« MezhebiÔÇÖnin kurucusu ─░mam M├ólik, Mescid-i Nebev├«ÔÇÖnin fak├«hi ve muhaddisidir ve MuvattaÔÇÖ adl─▒ hadis kitab─▒n─▒ o tedvin etmi┼čtir. ─░mam ┼×├ófi├«, onun yan─▒na talebeli─če gelmeden ├Ânce MuvattaÔÇÖ─▒ ezberler. Bu da ezberin d├Ânemin ilm├« ├žal─▒┼čmalar─▒ndaki rol├╝n├╝ g├Âsteren g├╝zel bir anekdottur. Ayn─▒ ┼×├ófi├«, daha sonra da ─░m├óm-─▒ ├ézamÔÇÖ─▒n talebesi ─░m├óm-─▒ MuhammedÔÇÖin talebesi olacakt─▒r. ─░m├óm-─▒ ├ézamÔÇÖ─▒n da bir m├╝snedi vard─▒r. Eb├╗ Han├«feÔÇÖnin ├╝├ž├╝nc├╝ nesilden hocas─▒ Abdullah ─░bn-i MesÔÇś├╗d -rad─▒yall├óhu anh-ÔÇÖt─▒r. B├Âyle zincirlerde ilim z├óy├« olabilir mi? Ki onlar─▒n ilim yolundaki fed├ók├órl─▒klar─▒, gayretleri ve titizliklerine y├╝zlerce cilt eserin ┼čahitli─či dururken?

B├╝t├╝n bunlardan sonra; ┬źNerede bir hadis g├Âr├╝rseniz, al─▒n ├óyet gibi ona ├«m├ón edin, direkt onunla amel edin!┬╗ demi┼č olmuyoruz. ├ç├╝nk├╝ biliyoruz ki hadisler bir ar┼čivdir. S─▒hhat, del├ólet ve istinbat a├ž─▒s─▒ndan ─░sl├óm ilimleri sahas─▒nda ├žal─▒┼čan herkes i├žin g├Âz ard─▒ edilemeyecek bir ar┼čiv. Bir kaynak.

S─▒hhat a├ž─▒s─▒ndan farkl─▒ farkl─▒d─▒r, ├ž├╝nk├╝ her hadis ayn─▒ sa─člaml─▒kta intikal etmemi┼čtir. Fakat intikalin sicili elimizdedir. Buh├ór├« ve M├╝slim, tamamen sahih hadislerdir. Di─čer eserler sadece sahihleri bir araya getirmeyi gaye edinmemi┼čtir. ─░├žinde hasen, zay─▒f vb. riv├óyetler de yer alabilir.

Del├ólet a├ž─▒s─▒ndan her hadis ayn─▒ de─čildir. Kimi mensuh olabilir. (Yani sonras─▒nda gelen bir ├óyet veya ba┼čka bir hadis ile h├╝km├╝ kald─▒r─▒lm─▒┼čt─▒r.) Kimi hadisler, izah ve teÔÇÖvil gerektirebilir. (Husus├« ┼čartlarda yahut husus├« bir vurguyla ifade edilmi┼čtir, tahsis edilmi┼čtir vb.)

─░stinbat a├ž─▒s─▒ndan da her hadis ayn─▒ de─čildir. ─░stinbat / h├╝k├╝m ├ž─▒karma; yani biz m├╝kelleflere farz, vacib, s├╝nnet, mekruh, haram gibi bir h├╝k├╝m bildirme i┼či ictihad meselesidir. ─░ctihad i├žin ─░sl├ómÔÇÖ─▒n delil ve kaynaklar─▒n─▒n tamam─▒na vukuf ve r├╝suh gerekir. Kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒m─▒z bir hadisle, hele terc├╝mesiyle kendi kendimize amel edemeyiz; bu hususta fukah├óya, m├╝ft├╝lere, ilmih├óllere m├╝racaat ederiz.

Halk i├žin okuyup n├╗r-i n├╝b├╝vvetle hid├óyetlenmek, ├Â─č├╝t ve nasihat i├žin, Riy├ózuÔÇÖs-S├ólih├«n tarz─▒ derlemeler ve ┼čerhleri tercih edilmelidir. Diyanet ─░┼čleri Ba┼čkanl─▒─č─▒nca haz─▒rlanan ve internetten de istifadeye sunulan Hadislerle ─░sl├óm da bu m├ón├óda gayet g├╝zel bir eserdir.2

Hemen hepsi terc├╝me edilen di─čer k├╝lliyatlar─▒n ise ┼čuurlu bir ┼čekilde okunmas─▒ icap eder. ├ç├╝nk├╝ mutfak malzemesidir. Ay─▒klanmam─▒┼č, soyulmam─▒┼č, do─čranmam─▒┼č malzemelerin yemek h├óline gelmesi bir ustal─▒k ve i┼člem zaman─▒ ister. Halk i├žin bir yemek, bir form├╝l, bir ilmih├ól h├óline getirilmemi┼čtir.

Fakat internet ve bilgi ├ža─č─▒nda art─▒k; ÔÇťOkumay─▒n!ÔÇŁ demenin bir esprisi kalmad─▒. Halk okumasa da hadis mu├ór─▒zlar─▒; yaz─▒larda, videolarda bu ar┼čivde bulduklar─▒ izah gerektiren malzemeleri g├╝ndeme getirip, insanlar─▒ hadislerden so─čutma gayretke┼čli─čini izh├ór ediyorlar.

Bunun da bir faydas─▒ oluyor. Hemen cevaplar─▒ da ne┼črediliyor. M├╝dafaalar, reddiyeler kaleme al─▒n─▒yor, videolara ├žekiliyor. O h├ólde, sa─čl─▒kl─▒, d├╝zg├╝n bilgiye; sa─člam itikatl─▒, s├ólih ki┼čiler vas─▒tas─▒yla ula┼č─▒labilece─či unutulmamal─▒d─▒r.

Hadis, zorlu bir ilim oldu─ču i├žin her ├ólim bu ilimde vuk├╗fiyet sahibi olamam─▒┼čt─▒r. ┬źFez├óil-i aÔÇśm├ól gibi sahalarda uydurma hadisten zarar gelmez.┬╗ gibi gev┼ček bir anlay─▒┼č da i┼čin i├žine girince bilhassa vaaz-nasihat tarz─▒ eserler, uydurmalarla dolmu┼čtur. Fakat bu durum; d├«nin ├Âz├╝n├╝, itikat ve amel hususlar─▒ndaki temel eserleri tehdit etmemi┼čtir. Uydurmalar hususunda ikaz edici bir literat├╝r dah├« te┼čekk├╝l etmi┼čtir. Ancak g├╝n├╝m├╝zdeki gibi kuvvetli ne┼čir vas─▒talar─▒ olmad─▒─č─▒ i├žin; i┼čin do─črusunu tamim edebilmek, her yere ula┼čt─▒rabilmek ge├žmi┼čte m├╝mk├╝n olmam─▒┼č, birbirine g├╝venerek, eserlerine bu as─▒ls─▒z s├Âzleri dolduranlar─▒n varl─▒─č─▒ da uydurmalar─▒n menf├« ve haks─▒z bir ┼č├Âhrete ula┼čmas─▒na sebep olmu┼čtur.

M. ├ékif, uydurmac─▒l─▒─č─▒ telÔÇÖin ederken, bunun s├╝nnet ve ┼čer├«ata zararlar─▒n─▒n alt─▒n─▒ ├žizer:

Bak─▒n ne h├óle getirmi┼č ki cehlimiz d├«ni:
Hur├ófeler b├╝r├╝m├╝┼č en temiz men├óbiini.
De─čil hak─üik─▒ ┼čerÔÇśin, bug├╝n, bed├«hiyyat
Bil├ó-m├╝n├óka┼ča ikr├ór olunmuyor… Heyhat!
Kit├óbÔÇÖ─▒, S├╝nnetÔÇÖi, icm├ó─▒ kald─▒r─▒p att─▒k;
Havâssı maskara yaptık, avâmı aldattık.
Y─▒k─▒p ┼čer├«ati, bamba┼čka bir bin├ó kurduk;
Neb├«ÔÇÖye atf ile binlerce herze uydurduk!
O h├óli buldu ki c├╝rÔÇÖet: ┬źYec├╗zu fiÔÇÖt-terg├«b…┬╗
Karâr-ı erzeli fetvâ kesildi!.. Hem ne garîb,
Had├«si vazÔÇś ediyorken sev├ób uman bile var!
Sev├ób─▒ var m─▒ imi┼č, bir zaman gelir, anlar!
Cih├ón─▒ titretiyorken nid├ó-y─▒; ┬źMen kezebe…┬╗
─░┼čitmiyor mu, nedir, bir bak─▒n ┼ču b├«-edebe:
Lis├ón-─▒ p├ók-i Neb├«ÔÇÖden yalanlar uyduruyor;
S─▒k─▒lmadan da; ┬źSev├ób i┼čledim.┬╗ deyip duruyor!
D├╝┼č├╝nmedin mi girerken ┼čer├«atin kan─▒na?
Cinâyetin kalacak zanneder misin yanına?
Sevâb ümîd ediyor ha! Deyin ki nâmerde:
┬źSev├ób─▒ sen g├Âreceksin huz├╗r-i mah┼čerde!┬╗3

Yani ├ékifÔÇÖin ┼čik├óyeti; hur├ófelerden, uydurma hadisleri yayarak, d├«nin as─▒l kaynaklar─▒ olan Kitap ve S├╝nnetÔÇÖin buland─▒r─▒lmas─▒ndand─▒r. Yoksa devrimizdeki hadis mu├ór─▒zlar─▒ gibi, s├╝nnetin tamamen g├╝venilmez oldu─čunu iddia etmek de─čildir.

├ékifÔÇÖin ┼čik├óyet etti─či h├ól bug├╝n sosyal medya gibi ortamlarda devam etmekte. Ge├ženlerde internette yay─▒ld─▒─č─▒n─▒ g├Ârd├╝─č├╝m bir yaz─▒da, fil├ón tarihe denk getirilerek bir kerrede; ┬źD├Ârt y├╝z senelik namaz─▒n kazas─▒!┬╗ yap─▒laca─č─▒ndan bahsediliyor ve bu iftira PeygamberimizÔÇÖe isn├ód ediliyordu. KurÔÇÖ├ón-─▒ Kerim; namaz─▒n ┬źmevkut: vakitli, vaktinde ed├ó edilmesi gereken┬╗ bir ib├ódet oldu─čunu (en-Nis├ó, 103) bildirirken, Peygamberimiz;

ÔÇťÔÇôAll├óhÔÇÖ─▒n en ho┼čnut oldu─ču amel hangisidir?ÔÇŁ su├óline;

ÔÇťÔÇôVaktinde k─▒l─▒nan namazd─▒r.ÔÇŁ (M├╝slim, ├Äm├ón, 137) cevab─▒n─▒ verirken, senedsiz, as─▒ls─▒z ve bir ┼či├« z├ót─▒n uydurmas─▒ olan4 b├Âyle bir ┬źkolayl─▒k┬╗ av├óm─▒n ho┼čuna gidiyor ve kolayca yay─▒l─▒yor.

Fakat bunun payla┼č─▒ld─▒─č─▒ yerde hemen; ┬źKayna─č─▒ nedir?┬╗ diye soran bir ┬źyorum┬╗a rastlad─▒m ki, bu da devrimizde ┬źhalk┬╗ kesiminin de ┼čuurland─▒─č─▒na i┼čaret idi.

┼×airin;

Diyorum: ┬źSebep ne bu ─▒zd─▒r├óba?┬╗
Diyorlar: ┬źK├╝l olmaz ate┼č yanmadan
Denizler durulmaz dalgalanmadan!┬╗

dedi─či gibi, bu ├žalkant─▒lar, durulmaya da vesile olabilmektedir.

Bir tarafta b├╝t├╝n hadis k├╝lliyat─▒n─▒ reddedenler, di─čer tarafta en olmad─▒k ┼čeyleri hadis diye piyasaya s├╝renler… Bu ├žalkant─▒lar bizi, sahih, do─čru ve sa─člam olan orta noktada birle┼čtirmeye vesile olur in┼č├óallah.

Devrimiz; her ne kadar ├óhirzaman olmas─▒ hasebiyle, fitne-fes├ód─▒n ve sapt─▒r─▒c─▒ ├ólimlerin cirit att─▒─č─▒ bir devirse de, bir ba┼čka cilvesiyle, ilmin do─črusunun ve sa─člam─▒n─▒n da kolayca elde edilebildi─či bir zamand─▒r. Yeter ki biz ehl-i s├╝nnet veÔÇÖl-cem├óat ├žizgisinden inhiraf etmeyen, sapmayan ├ólimlere, as─▒ls─▒z riv├óyetlere de─čer atfetmeyen m├╝r┼čidlere kulak kesilelim, g├Ân├╝l verelim.

__________________________

1 http://kitaplar.ankara.edu.tr/dosyalar/pdf/695.pdf

2 http://hadislerleislam.diyanet.gov.tr/

3 Menâbi: Menbâlar, kaynaklar.
Bed├«hiyy├ót: ─░spat gerektirmeyen apa├ž─▒k ger├žekler.
VazÔÇś etmek: Uydurmak.
Yec├╗z├╝ fiÔÇÖt-ter─č├«b: ÔÇť(Uydurma hadis riv├óyeti halk─▒, hay─▒rl─▒ amellere) ra─čbetlendirmek i├žin c├óizdir.ÔÇŁ ┼čeklindeki do─čru olmayan fetv├ó.
Men kezebe: ÔÇťKim bile bile bana yalan isn├ód ederse, cehennemdeki yerine haz─▒rlans─▒n.ÔÇŁ (Buh├ór├«, Enbiy├ó, 50) me├ólindeki had├«sin ilk kelimeleri.

4 http://www.sorularlaislamiyet.com/soru/265381/ramazan-ayinin-son-cumasi-kilinan-4-rekat-namaz-400-senelik-kaza-namazina-denk-midir.html