EfendimizÔÇÖden:┬áL─░DERL─░K ve ─░DAREC─░L─░K D├ťSTURLARI

YAZAR : H. K├╝bra ERG─░N hkubraergin@hotmail.com

h_kubra_ergin_yuzakidergisi_subat2016

├ťlkemizin g├╝ndeminde uzunca bir s├╝reden beri anayasa de─či┼čikli─či ve ba┼čkanl─▒k sistemi konular─▒ ├╝zerine tart─▒┼čmalar yap─▒l─▒yor. Ba┼čkanl─▒k sisteminin diktat├Ârl├╝─če hatt├ó padi┼čahl─▒─ča yol a├žaca─č─▒ iddias─▒ dillendiriliyor.

Bizim gen├žli─čimizde mar┼č ve ezgiler s├Âyler; ┬źAnayasa KurÔÇÖ├ón!┬╗ derdik. B├╝y├╝d├╝k il├óhiyat fak├╝ltesinde okutulan ders kitab─▒nda;

ÔÇťAnayasa; bir devletin idare ┼čeklini, hangi organlarla ve hangi usulle y├Ânetece─čini, bu organlar─▒n nas─▒l te┼čekk├╝l ettirilip denetlenece─čini belirleyen temel yasad─▒r. KurÔÇÖ├ón bir anayasa de─čildir. KurÔÇÖ├ón-─▒ Kerim bir idarede bulunmas─▒ gereken hukuk, ad├ólet, insanlar─▒n ─▒slah─▒ i├žin gerekli tedbirlerin al─▒nmas─▒ gibi ahl├ók├« nitelikleri bildirir.ÔÇŁ diyordu.

Elbette bu bir ─░sl├óm ├╝lkesinin anayasa ve yasalar─▒n─▒n, KurÔÇÖ├ón h├╝k├╝mlerinden ba─č─▒ms─▒z olabilece─či m├ón├ós─▒na gelmez. Ama ├Âte yandan bir ger├žek de var; bug├╝n kanunlar─▒nda ─░sl├óm ahk├óm─▒n─▒ uygulad─▒─č─▒n─▒ ileri s├╝ren ├╝lkelerin bir├žo─čunda ─▒rk├ž─▒l─▒k, bask─▒c─▒l─▒k, sorgulanamayan yetkilerin kullan─▒m─▒, yolsuzluk, adam kay─▒rmac─▒l─▒k ve hayat─▒n her sahas─▒nda ad├óletsizli─čin sebep oldu─ču moral bozuklu─ču var. Y├Ânetim bozuklu─ču; ├╝lkede herkesin ├žal─▒┼čarak, ├╝reterek, hak etti─čini kazanmas─▒na engel oluyor ve bu da ─░sl├óm ├óleminin her alandaki gerili─činin en ├Ânemli sebeplerinden birini te┼čkil ediyor.

Bug├╝n d├╝nya ├╝zerinde altm─▒┼ča yak─▒n, halk─▒n─▒n ├žo─čunlu─ču m├╝sl├╝man olan tam ba─č─▒ms─▒z devlet mevcut. Bunlar─▒n her biri, kraliyetten tek partili diktat├Ârl├╝─če, yar─▒ ba┼čkanl─▒ktan parlamenter sisteme, farkl─▒ siyas├« sistemlerle idare ediliyor. ├ťz├╝c├╝ olan ┼ču ki; halk─▒ m├╝sl├╝man olan ├╝lkelerin hi├žbirinin idarecilerinde, Peygamber Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin idarecilik hayat─▒nda sergiledi─či ├╝st├╝n nitelikleri g├Âremiyoruz. Bu sebeple ─░sl├ómÔÇÖda idarenin ad─▒ndan ├žok, niteliklerinin ├Ânem kazand─▒─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝nmek de pek├ól├ó m├╝mk├╝n.

Peygamber EfendimizÔÇÖin y├Âneticili─čine bakt─▒─č─▒m─▒z zaman, ger├žekten de b├╝y├╝k bir ba┼čar─▒ g├Âr├╝yoruz. Bug├╝n, liderlik ve idarecilik sanat─▒n─▒ inceleyen ilim adamlar─▒n─▒n; ┬ź─░yi bir liderin vas─▒flar─▒ nelerdir?┬╗ ┬ź─░yi bir idareci nas─▒l olur?┬╗ sorular─▒na verece─či cevaplar─▒, PeygamberimizÔÇÖin hayat─▒nda en y├╝ksek ├Ârnekler h├ólinde g├Ârebiliyoruz.

Meselâ akıllı bir adam;

ÔÇť─░yi bir lider; halk─▒n─▒n ├Ân├╝nde y├╝r├╝yen, onlara ├Ârnek oland─▒r. Kendiniz yapmad─▒k├ža bir ┼čeyi s├Âylemekle ba┼čkalar─▒na yapt─▒ramazs─▒n─▒z. ├ç├╝nk├╝ bir ipi iterek hareket ettiremezsiniz, ancak ├žekerek istedi─činiz tarafa g├Ât├╝rebilirsiniz.ÔÇŁ demi┼č. Efendimiz -aleyhissal├ót├╝ vessel├óm-ÔÇÖ─▒n hayat─▒nda tam da bunu g├Âr├╝r├╝z. Allah Ras├╗l├╝; insanlara emretti─či ┼čeyleri en y├╝ksek seviyede kendisi yapm─▒┼č, ailesine t├ólim ve tatbik etmi┼č, sonra halk─▒na ├Ârnek olarak ├Â─čretmi┼čtir.

Peygamber Efendimiz; insanlar─▒ bir vazifeye ├ža─č─▒raca─č─▒ zaman, onlarla isti┼č├óre ederek ve kendisi en b├╝y├╝k fed├ók├órl─▒klar─▒ yaparak g├Ân├╝ll├╝ kat─▒l─▒mlar─▒n─▒ sa─člam─▒┼čt─▒r. Mesel├ó Bedir Harbi ├Âncesinde, Peygamberimiz ash├ób─▒yla isti┼č├óre yapt─▒. Sah├óbenin ileri gelenleri, Ras├╗lull├óhÔÇÖ─▒n karar─▒ ne olursa olsun r├óz─▒ olduklar─▒n─▒ ifade ettiler. Nihayet SaÔÇśd bin Mu├óz -rad─▒yall├óhu anh-;

ÔÇťBize ┼ču denizi hedef g├Âsterip dalsan biz de SenÔÇÖinle dalar─▒z, hi├žbirimiz geride kalmaz.ÔÇŁ diyerek ash├ób─▒ co┼čturdu. Ertesi g├╝n b├╝y├╝k bir zafer kazan─▒ld─▒. (─░bn-i Hi┼č├óm, S├«re, II, 267)

Bug├╝n y├Âneticilik tecr├╝belerinin ara┼čt─▒r─▒l─▒p ilm├« kurallara ula┼č─▒lmas─▒ neticesinde g├Âr├╝l├╝yor ki; y├Ânetmek sadece baz─▒ emirler vermek, kurallar koymak, yapt─▒r─▒mlar tatbik etmekten ibaret bir i┼č de─čil. ─░darecilik sanat─▒; y├Ânetilenlerin g├Ân├╝ll├╝ kat─▒l─▒m─▒n─▒ sa─člamay─▒, kendilerini o beraberli─čin bir par├žas─▒ olarak hissettirmeyi de ihtiv├ó ediyor.

┼×├╝phesiz her kurulu┼čun idaresinin kendine mahsus vas─▒flar─▒ vard─▒r. Mesel├ó bir orduyu y├Ânetmek, kesinlik ve itaat ister. Ama bir okulun, bir ┼čirketin, bir belediyenin idaresi daha farkl─▒d─▒r. Bunlarda y├Ânetici; birtak─▒m g├Ârevlendirmelerde bulunduktan sonra, o i┼čin nas─▒l yap─▒laca─č─▒n─▒ art─▒k i┼čin ehline b─▒rak─▒r. ├ç├╝nk├╝ idarecinin her bir i┼čin inceliklerini bilmesi m├╝mk├╝n de─čildir. ─░┼čini iyi yapt─▒─č─▒ s├╝rece, her vazifeli kendi i┼čini en iyi bildi─či ┼čekilde yapar. Burada y├Âneticiye d├╝┼čen; hedef g├Âstermek, motive etmek, ba┼čar─▒y─▒ takdir edip ba┼čar─▒s─▒zl─▒k sebeplerini sorgulamak ve problemleri ├ž├Âzmektir.

Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, devaml─▒ ash├ób─▒n─▒n aras─▒ndad─▒r. Onlarla g├Âr├╝┼če, dan─▒┼ča kararlar verir. Hazret-i ├éi┼čeÔÇÖnin;

ÔÇťOÔÇÖnun ahl├ók─▒ KurÔÇÖ├ón idi.ÔÇŁ buyurdu─ču Peygamberimiz, RabbimizÔÇÖin;

ÔÇť─░dare i┼čleri hususunda onlarla isti┼č├órede bulun!ÔÇŁ (├él-i ─░mr├ón, 159) emrine itaat eder, kendisine vahiyle emredilmemi┼č konular─▒, ash├ób─▒yla g├Âr├╝┼čerek karara ba─člard─▒. ├élimlerden ─░bn-i Kesir;

ÔÇť─░sti┼č├óre et!ÔÇŁ emrinin hikmetini a├ž─▒klarken;

ÔÇťB├Âylece insanlar, yapt─▒klar─▒ i┼člerde daha ┼čevkli olurlar.ÔÇŁ demektedir. (─░bn-i Kes├«r, Tefs├«r, 2, 142)

├çocuk ya┼č─▒ndan itibaren PeygamberimizÔÇÖin hizmetinde bulunan ve OÔÇÖnu en yak─▒ndan tan─▒yan Hazret-i Enes -rad─▒yall├óhu anh-;

ÔÇťAsh├ób─▒yla isti┼č├óreye ri├óyette Hazret-i Peygamber gibisini g├Ârmedim.ÔÇŁ demi┼čtir. (Tirmiz├«, Cih├ód, 34)

Peygamberimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- bir had├«s-i ┼čer├«finde ┼č├Âyle buyuruyor:

ÔÇť─░darecileriniz hay─▒rl─▒lar─▒n─▒zdan, zenginleriniz c├Âmertlerinizden olur ve i┼čleriniz de aran─▒zda isti┼č├óre ile y├╝r├╝rse yerin ├╝st├╝ sizin i├žin yerin alt─▒ndan daha hay─▒rl─▒d─▒r.ÔÇŁ (─░bn-i Kes├«r, en-Nih├óye FiÔÇÖl-Fiten 1, 24)

Peygamberimiz isti┼č├óre meclislerinde; herkesin fikrini serbest├že ifade etmeleri i├žin te┼čvik eder, kendi g├Âr├╝┼č├╝ne z─▒t g├Âr├╝┼čler ortaya koymaktan ├žekinmemeleri i├žin ┼č├Âyle derdi:

ÔÇť…┼×unu bilin ki; ben de bir insan─▒m, s├Âylediklerimde isabet de ederim, hata da ederim. Ben vahiy gelmeyen hususlarda sizden biriniz gibiyim.ÔÇŁ (Heysem├«, MecmauÔÇśz-Zev├óid 1, 178; 9, 46)

Peygamberimiz sah├óbe-i kir├óm─▒na; bu ┼čekilde s├Âz hakk─▒ verdi─či i├žin, onlar da hakk─▒nda vahiy inmemi┼č konularda Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin g├Âr├╝┼č├╝nden farkl─▒ g├Âr├╝┼č ileri s├╝rmekten ├žekinmemi┼člerdi. Peygamberimiz; bilhassa herkesi ilgilendiren, sava┼č, bar─▒┼č gibi hususlar s├Âz konusu oldu─čunda izlenecek us├╗l konusunda herkesin g├Âr├╝┼č├╝n├╝ rahat├ža s├Âyleyebildi─či bir meclis tertiplerdi. Bu meclislerde bazen Hazret-i Selm├ónÔÇÖ─▒n hendek kaz─▒lmas─▒ fikrini ortaya atmas─▒ gibi, ├žok faydal─▒ g├Âr├╝┼čler de ileri s├╝r├╝l├╝rd├╝.

Peygamber EfendimizÔÇÖin hayat─▒nda isti┼č├órenin farkl─▒ uygulamalar─▒n─▒ g├Ârmek m├╝mk├╝nd├╝r. Peygamberimiz baz─▒ hususlar─▒ sadece ash├ób─▒n─▒n se├žkinleriyle ba┼č ba┼ča g├Âr├╝┼čm├╝┼čt├╝r. ├ç├╝nk├╝ baz─▒ isti┼č├óreler; ancak o mevzuyu iyi bilen, bilgi ve tecr├╝beye sahip ki┼čilerle g├Âr├╝┼č├╝ld├╝─č├╝ zaman sa─čl─▒kl─▒ neticeye ula┼čt─▒r─▒r. Hazret-i ├ľmer -rad─▒yall├óhu anh, PeygamberimizÔÇÖin isti┼č├óre i├žin Hazret-i Eb├╗bekir ile bir├žok geceler boyu ba┼č ba┼ča kal─▒p g├Âr├╝┼čt├╝─č├╝n├╝ bildirir. Kendisinin de bazen b├Âyle g├Âr├╝┼čmelere i┼čtirak etti─čini anlatm─▒┼čt─▒r. (H├ókim, el-M├╝stedrek 2, 227)

Buradan da anl─▒yoruz ki, isti┼č├órenin muhakkak geni┼č kat─▒l─▒ml─▒ bir meclisle yap─▒lmas─▒ gerekmez. Bazen konunun uzman─▒ olmayan, konuyla ilgili tecr├╝besi olmayan ki┼čilerin de kat─▒ld─▒─č─▒ meclislerde sa─čl─▒kl─▒ bir karar almak m├╝mk├╝n olmaz. Hisleriyle hareket eden ├žo─čunluk, ilimle hareket eden az─▒nl─▒─ča galip gelebilir. Bu sebeple bazen dan─▒┼čma meclislerini, sadece akl─▒ eren birka├ž ki┼čiyle tertiplemek daha verimli olur.

Peygamberimiz i┼čleri y├╝r├╝t├╝rken en fazla Hazret-i Eb├╗bekir ve Hazret-i ├ľmer ile isti┼č├óre ederdi. Sah├óbe-i kiram onlara; ┬źPeygamberÔÇÖin vezirleri┬╗ derdi. Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- de;

ÔÇťMuhakkak ki benim yer ehlinden iki vezirim, g├Âk ehlinden de iki vezirim vard─▒r. Yer ehlinden iki vezirim Eb├╗bekir ve ├ľmer -rad─▒yall├óhu anh├╝m├ó-, g├Âk ehlindeki vezirim ise Cibril ve Mik├óilÔÇÖdir -aleyhimessel├óm-.ÔÇŁ (Tirmiz├«, Men├ók─▒b, 44) buyurmu┼čtur.

Peygamberimiz o ikisinin yan─▒ s─▒ra; Hazret-i Ali, Hazret-i Osman, Hazret-i Talha, Hazret-i Z├╝beyr, SaÔÇśd ─░bn-i Ub├óde, Hazret-i ├ťseyd ─░bn-i Hudayr, Hazret-i SaÔÇśd ─░bn-i Mu├óz ve Mu├óz ─░bn-i Cebel -rad─▒yall├óhu anh├╝m ecma├«n-ÔÇÖin de aralar─▒nda yer ald─▒─č─▒, daha geni┼č bir dan─▒┼čma meclisi te┼čkil ederek g├Âr├╝┼člerini dinlerdi.

Sah├óbe-i kir├óm─▒n hayatlar─▒ndan sahneleri okudu─čumuzda, onlar─▒n delikanl─▒l─▒k ├ža─č─▒ndaki ├žocuklar─▒n─▒ dah├« bu isti┼č├óre meclislerine g├Ât├╝rd├╝─č├╝n├╝ g├Âr├╝yoruz. ─░sti┼č├óre meclisleri, gen├žler i├žin bir mektep vazifesi g├Âr├╝r. Bu meclislerde herkesin kendi g├Âr├╝┼č├╝n├╝ nas─▒l mant─▒kl─▒ bir ┼čekilde izah etti─čini, kar┼č─▒s─▒ndakinin g├Âr├╝┼č├╝n├╝ sayg─▒yla dinledi─čini, kar┼č─▒ ├ž─▒kacak olsa bile g├╝zel bir ├╝sl├╗pla itiraz─▒n─▒ dile getirdi─čini g├Âr├╝r. ─░lk zamanlar; sadece dinleyip us├╗l ve ├ód├ób─▒ ├Â─črenen gen├ž, zaman i├žinde kendisi de bu mecliste fikir beyan etme hevesi duyar ve o da ak─▒ll─▒ca g├Âr├╝┼čler ├╝retmeye ├žal─▒┼č─▒r.

─░sl├ómÔÇÖdaki isti┼č├óre anlay─▒┼č─▒; kaba saba, ├žo─čunlu─ča dayanan demokrasi gibi de─čildir. ─░sti┼č├órelerde esas gaye ve niyet, daima All├óhÔÇÖ─▒n r─▒z├ós─▒na en uygun olan─▒ ortaya koymak ve tatbik etmek olmal─▒d─▒r. Bu niyet olmazsa; isti┼č├óre meclisleri, nefislerin birbirini ayartmas─▒na da sahne olabilir. Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n dikkat ├žekti─či gibi:

ÔÇťAk─▒l, bir ba┼čka ak─▒lla ├žift oldu mu; ─▒┼č─▒k ├žo─čald─▒, yol belirdi demektir.

Fakat nefis, bir ba┼čka nefisle sevindi mi; karanl─▒k artar, yol belirsiz olur.ÔÇŁ

Bu sebeple isti┼č├óreler, liderler i├žin ba─člay─▒c─▒ de─čildir. Gerekirse y├Ânetme sorumlulu─ču ├╝stlenmi┼č olan lider; a─č─▒rl─▒─č─▒n─▒ koyar, do─čru olan karar─▒ uygular ve herkes de hakl─▒ olan emre itaat eder. ─░lim sahipleri de bu hususta ├╝mer├óya yard─▒mc─▒ olur, yol g├Âsterir. Allah Te├ól├ó buyuruyor ki:

ÔÇť─░yilik ve takv├ó hususunda yard─▒mla┼č─▒n, g├╝nah ve d├╝┼čmanl─▒k yolunda yard─▒mla┼čmay─▒n. AllahÔÇÖtan korkun, ├ž├╝nk├╝ All├óhÔÇÖ─▒n cezas─▒ ├žetindir.ÔÇŁ (el-M├óide, 2)

Tam m├ón├ós─▒yla ─░sl├óm├« bir idare ┼čekline bir t├╝rl├╝ ula┼čamay─▒┼č─▒m─▒z belki de, bu yolda ─░sl├óm├« usul ve nebev├« ahl├óka yeterince sar─▒lmam─▒zdan kaynaklanmaktad─▒r. Ne dersiniz?