MUHAMMES

ŞAİR : Muvakkit-zâde Muhammed Pertev

Sakın gezme zarar kasdıyla halka sin sin ol sin sin,
Ki zîrâ eylemez âzürde, akrepler dahî cinsin.
Eğer cân incitirsin «cins»in, insandan değil, cinsin.
Velî ister isen insân-ı kâmil şânına densin,
Ne sen bir kimseden incin, ne senden kimse incinsin…

Ne şûm et bülbülün derdin, ne nevk-i hârdan incin,
Ne gayrın yârine meyl eyle ne agyârdan incin,
Ne sen bir kimseden âh al, ne âh u zârdan incin.
Ne halkın gadrine sa‘y eyle ne gaddârdan incin,
Ne sen bir kimseden incin, ne senden kimse incinsin…

Hemen her şahs-ı nâdân ile bir yerde olup bitme,
Uyup zemmâm u bed-gûyâ mesâvî bahsine gitme,
Görüp görmezlenip tergeç uyûb-i halkı fâş etme.
Senin de incinir kalbin, kulûb-i nâsı incitme,
Ne sen bir kimseden incin, ne senden kimse incinsin…

Cihâna îtibâr etme olursan da cihan-dîde,
Sülûk-i râh-ı âmîzişden eyle dâmenin çîde,
Çekil künc-i ferâğ-ı vahdete budur pesendîde.
Ne sen rencîde ol, senden ne olsun kimse rencîde,
Ne sen bir kimseden incin, ne senden kimse incinsin…

Benî nev-i beşerden çün gerek mülhid gerek mü’min,
Gerek sâlih gerek tālih gerek sûfî gerek müdmin,
Ne isen hüsn-i hulka verziş eyle rütbe-i mümkin.
Hele bu mısraı Pertev ferâmûş eyleme lâkin,
Ne sen bir kimseden incin, ne senden kimse incinsin…

âzürde eylemek: İncitmek.
sülûk-i râh-ı âmîziş: İnsanlara
karışma yolunu tutmak.
bed-gû: Aleyhte bulunan
münafık, dedikoducu.
cihân-dîde: Dünyayı
gezip görmüş, tecrübeli.
eyle dâmenin çîde: Eteğini topla.
ferâmûş eylemek: Unutmak.
künc: Köşe.
mesâvî: Fenalıklar, kötülükler.
müdmin: Bağımlı, içki içen.
nevk-i hâr: Dikenin ucu.
pesendîde: Rağbet edilen.
tālih: Yaramaz, faydasız.
verziş eylemek: Çalışmak, âdet edinmek.
zemmâm: Yerici, dedikoducu.

vezni: mefâîlün / mefâîlün / mefâîlün / mefâîlün