S├ľYLETEN ALLAH… ─░MT─░HAN EDEN ALLAH…

Ahmet Z─░YLAN

Kafay─▒ ve kalbi huzurlu, s├╝k├╗net ve sel├ómet i├žinde tutmak…

─░nsan─▒n s─▒hhati ve sa├ódeti bu…

Fakat ├žo─čunlukla g├╝nl├╝k hayat─▒n hayhuyu i├žerisinde de─čmeyecek ┼čeyler i├žin geriliyoruz, sinirleniyoruz, kafam─▒z─▒n ve kalbimizin huzurunu ka├ž─▒r─▒yoruz. Trafikte; ┬źO ge├žti, ben ge├žecektimÔÇŽ┬╗ gibi basit ├žeki┼čmeler, aile hayat─▒nda, i┼č hayat─▒nda; ┬źO ┼č├Âyle dedi, bu b├Âyle yapt─▒ÔÇŽ┬╗ t├╝r├╝nden anlams─▒z tart─▒┼čmalar…

Bunlar i├žin insan─▒n kalp ve kafa sel├ómetini bozdu─čuna de─čer mi?

De─čmez elbette…

G├╝n├╝m├╝zde imk├ónlar ilerlemi┼č… Makineler, motorlar, bilgisayarlar ├ža─č─▒nday─▒z. ─░nsan b├╝y├╝k bir kudrete h├╝kmedebiliyor. Fakat insan ayn─▒ insan… Hatt├ó d├╝ne g├Âre daha ├žok insan var… Daha kalabal─▒k ┼čehirler… Daha yo─čun trafik, daha girift m├╝nasebetler…

─░nsanlar─▒n oldu─ču yerde daha tahamm├╝ll├╝, daha sab─▒rl─▒ olmazsak s├╝rekli; yayg─▒n tabirle strese, yani sinir gerilimine maruz kal─▒r─▒z.

Her derdimize ├žare g├Âsteren, bizi olgun insanlar h├óline getirmek isteyen Cen├ób-─▒ Allah; bu konuda da bize e─čitim f─▒rsatlar─▒ vermi┼č. Hac h├ót─▒ralar─▒ ├žer├ževesinde en ├žok bunu g├Ârd├╝m. Cen├ób-─▒ Hak; hac adl─▒ o b├╝y├╝k organizasyonda, o dev bulu┼čmada insana ├že┼čit ├že┼čit tecr├╝beler ya┼čat─▒yor.

M├óneviyat dolu bir yerdesin… En mukaddes yerler… Sen de haz─▒rs─▒n. ─░b├ódet arzusu ve ┼čuuruyla dopdolusun. Do─čdu─čun g├╝n gibi g├╝nahs─▒z olma f─▒rsat─▒yla; mebr├╗r, makbul bir hac ed├ó edebilmek istiyorsun.

Ancak seninle birlikte y├╝z binlerce insan daha var. Seninle ayn─▒ hedefe giden, ayn─▒ sokaklarda y├╝r├╝yen, ayn─▒ ib├ódet mahallerinde bulunan… Y├╝z binlerce… Hepsi senin k├╝lt├╝r├╝nden de de─čil…

Kimisi Arap, kimisi Acem, kimisi Afrikal─▒, kimisi Endonezyal─▒, kimisi M─▒s─▒rl─▒…

Kimisi k├Âyl├╝, kimisi ┼čehirli…

Kimisi ilk defa k├Ây├╝nden ├ž─▒km─▒┼č. Yol yordam bilmiyor. Kimisi nahif, nazik…

Kimisi cahil… Kimisi ├ólim…

Huylar, tabiatlar, al─▒┼čkanl─▒klar…

─░ster istemez kar┼č─▒ kar┼č─▒ya geliyorsun. O, aya─č─▒na bas─▒yor; bu, tavafta omuz vuruyor; beriki, servis otob├╝s├╝nde itekliyor; ├Âteki, olmad─▒k yerde s─▒k─▒┼č─▒kl─▒─ča sebebiyet veriyor.

Sabretmekten ba┼čka ├žare yok…

Cen├ób-─▒ Allah, b├╝y├╝k bir harman yeri haz─▒rlam─▒┼č… Ayn─▒ tarihler i├žerisinde, bug├╝n milyonlara varan insan mahdut mek├ónlarda bulunacak… Kimseye; ┬źNiye geldin?┬╗ diyemezsin… Hi├žbir yer sana ait de─čil… Sen de Rahm├ónÔÇÖ─▒n misafirisin, karde┼člerin de…

Sabretmekten ba┼čka ├žare yok…

K─▒zacak ├žok ┼čeyle kar┼č─▒la┼čabilirsin. O pistir, ┼ču kabad─▒r, beriki d├╝┼č├╝ncesiz… Fakat senin b─▒rak bunlara k─▒z─▒p m├╝dahale etmeyi, bunlar─▒ akl─▒ndan ge├žirmen bile do─čru de─čil!.. Sen ya ihraml─▒s─▒n, ya mukaddes beldede hacc─▒ beklemektesin yahut hacc─▒n─▒ ed├ó etmi┼č d├Ân├╝┼č haz─▒rl─▒─č─▒ndas─▒n. Her h├ól├╝k├órda kazanmakla birlikte kaybetmemek imtihan─▒ da veriyorsun. K─▒zamazs─▒n. ├ľfkeyle a─čz─▒ndan bir k├Ât├╝ s├Âz ├ž─▒ksa, sevaplar gibi o k├Ât├╝l├╝k de y├╝z binle ├žarp─▒lacak… Hacc─▒n makbul olmazsa ├žekti─čin onca zahmet de bo┼ča gidecek…

Sabretmekten ba┼čka ├žare yok…

Sabr─▒ ├Â─črenmekten ba┼čka ├žare yok…

Hacc─▒ ve me┼čakkatlerini b├Âyle g├Ârmek l├óz─▒m. Hacc─▒ bize farz k─▒lan Cen├ób-─▒ Allah; orada o izdiham─▒ ya┼čatarak, bize mah┼čeri d├╝┼č├╝nd├╝r├╝yor, acziyeti tatt─▒r─▒yor, tev├ózuu ya┼čat─▒yor ve sabr─▒ ├Â─čretiyor.

Hac ve umre yolculu─čunda bu s─▒rdan dolay─▒ mutlaka me┼čakkatler olur. Hatt├ó hocalar─▒m─▒z dikkatimizi ├žekiyor. Hazret-i Peygamber, ba┼čka ib├ódetlerden farkl─▒ olarak hac ve umrede;

ÔÇťY├ó Rabb├« bana hacc─▒ / umreyi kolayla┼čt─▒r. Benden kabul eyle.ÔÇŁ buyurmu┼č. Zorluklar─▒ oldu─ču i├žin il├óh├« yard─▒m─▒n ib├ódetimizi m├╝yesser k─▒lmas─▒n─▒ niyaz ediyoruz.

Bundan dolay─▒ hac boyunca, herkes birbirine sab─▒r tavsiye eder.

┬źNiye bu b├Âyle oluyor?┬╗

┬źNiye ┼ču ┼č├Âyle oluyor?┬╗

Bunlarla, hele o m├╝b├órek ve mukaddes yerlerde g├Ânl├╝ ve sinirleri yorman─▒n hi├ž m├ón├ós─▒ yok. ├ç├╝nk├╝ o sorular─▒n cevab─▒ belli:

─░mtihan i├žin…

O aksakl─▒k, problem, terslik, aksilik gibi g├Âr├╝nen ve hep birilerinin su├žuymu┼č gibi nefsimize yans─▒yan ┼čeylerin Mutlak F├óili belli:

Cenâb-ı Allah!..

K├óinatta, h├ódisatta hi├ž tesad├╝f yok, hepsinde bin bir hikmet gizli… Fakat hac ve umrede bu hakikat ├žok daha belirgin…

Bu hakikati ├žok iyi anlad─▒─č─▒m ve hissetti─čim bir hac h├ót─▒ras─▒:

─░mam-Hatip Lisesi m├╝d├╝r├╝ Mustafa G├ľZ├ťB├ťY├ťKÔÇÖle 1991 senesinde hacda birlikteydik. Ayn─▒ otelde kal─▒yor, namazlara birlikte gidip geliyorduk. Mustafa Hoca, koca bir lisenin m├╝d├╝r├╝… Arap├žas─▒ var, d├«n├« ilmi var. ─░l├óhiyat Fak├╝ltesi mezunu. Fakat hacca ilk defa geliyor.

─░darecilik mesle─či; tabi├« olarak h├╝kmetmekten, h├╝kmedebilmek de biraz azametli olmaktan ge├žiyor. Kadrosundaki elliyi bulan ├Â─čretmen, onlarca s─▒n─▒f dolusu y├╝zlerce ├Â─črenci, art─▒ personel… B├╝t├╝n bunlar─▒ koordine i├žerisinde ├žal─▒┼čt─▒rmak, ba┼čar─▒ya ula┼čt─▒rmak, otoriteyi sa─člamaktan ge├žiyor. Bu da biraz ├žat─▒k ka┼čtan… Biraz heybetli olmaktan… G├Ârd├╝─č├╝ eksiklikleri dile getirecek, a├ž─▒k├žas─▒ f─▒r├ža atacak… Sesini y├╝kseltecek… Mecbur, talimatlar verecek. S├Âz├╝n├╝ ge├žirebilmek i├žin de ekseriya sertlik g├Âstermek mecburiyetinde kalacak.

├ço─ču idarecide bu sertlik, bu ele┼čtiricilik, bu m├╝kemmeliyet├žilik karakter h├óline de geliyor. ─░darecilik d─▒┼č─▒ndaki hayat─▒nda da her ┼čey, istedi─či gibi olsun istiyor. Normal hayatta da etraf─▒ndaki eksikliklere tahamm├╝l edemiyor.

Mustafa Bey de bu m├ón├óda m├╝kemmeliyet├ži, titiz bir insan…

Bir g├╝n Mescid-i Har├ómÔÇÖ─▒n kap─▒lar─▒ndan birinden i├žeri girdik, 15-20 metre gittikten sonra avluda bir safa oturduk. Hen├╝z ortal─▒k sakindi, sa─čdan-soldan gelenler vard─▒. Yava┼č yava┼č doluyordu. Bakt─▒m Mustafa Bey; durmadan bir ┼čeyler m─▒r─▒ldan─▒yor:

┬ź┼×unlar niye ┼č├Âyle?┬╗

┬źBunlar niye b├Âyle?┬╗

┬źNiye d├╝zg├╝n oturmuyorlar?┬╗

Titiz adam… Hep nizam, intizam istiyor. K├Ât├╝ bir ┼čey istemiyor ama s├╝rekli tenkit h├ólinde.

Dedim ki:

Bak, Mustafa Bey; sana bir hikâye anlatayım.

Bizim Antepli bir arkada┼č─▒m─▒z vard─▒. Hem┼čehrim, meslekta┼č─▒m Abd├╝lkadir BAYDAR… Onun ba┼č─▒ndan ge├žen ger├žek bir hik├óye…

Bir g├╝n Abd├╝lkadir Bey; ├╝zerinde Arap k─▒yafeti, ba┼č─▒nda onlar─▒n ├Ârt├╝s├╝ oldu─ču h├ólde, Mescid-i HaramÔÇÖda kalabal─▒k bir safta bir yer bulmu┼č oturmu┼č. ├ľyle s─▒k─▒┼č─▒k ki, saflar─▒n aras─▒ ancak yar─▒m metre imi┼č… Eline de bir KurÔÇÖ├ón-─▒ Kerim alm─▒┼č ba┼člam─▒┼č okumaya. Hi├ž kimseyle konu┼čmam─▒┼č, tek ba┼č─▒na…

O s─▒rada bir adam gelmi┼č, ├Ân safla aras─▒ndaki bo┼člu─ča, yani secde edece─či yere oturuvermi┼č. Bizimki; ┬źYahu niye oturdun, burada oturacak yer mi var? Nereye secde edece─čiz, ne yapaca─č─▒z, sen buraya nas─▒l oturursun?┬╗ dememi┼č. KurÔÇÖ├ón okumaya devam etmi┼č.

Ancak oturan adam, rahat durmam─▒┼č. ┼×├Âyle bir oturu┼čunu d├╝zeltmi┼č, Abd├╝lkadir Beyi d├Ârt parmak arkaya itivermi┼č.

Yine ses yok.

Biraz sonra bir hareket daha… Biraz sonra biraz daha derken, o oturan adam Abd├╝lkadir Beyi saftan ├ž─▒karm─▒┼č, kendisi safa girmi┼č.

Abd├╝lkadir Bey yine ses etmemi┼č.

Yerini alan adam da bir T├╝rk hac─▒s─▒ym─▒┼č. Abd├╝lkadir Bey hi├žbir ┼čey dememi┼č fakat, etraf─▒ndaki T├╝rk hac─▒lar─▒ sabredememi┼č ve demi┼čler ki:

ÔÇťBak arkada┼č─▒m. ┼×u yapt─▒─č─▒n harekete sen r├óz─▒ olur muydun? Sen bunu bir T├╝rkÔÇÖe yapsayd─▒n, o, seni kald─▒rd─▒─č─▒ gibi d├Ârt saf ├Âteye f─▒rlat─▒rd─▒! Bu yapt─▒─č─▒n i┼č mi?ÔÇŁ

Me─čer, k─▒yafeti sebebiyle Abd├╝lkadir Beyin T├╝rk oldu─čunu anlamam─▒┼člar. Hi├ž ses ├ž─▒karmad─▒─č─▒ i├žin anlamalar─▒ da m├╝mk├╝n olmam─▒┼č. Abd├╝lkadir Bey diyor ki:

ÔÇťOnlar bunu s├Âyledikten sonra ben hi├ž memleketimi belli etmedim. Hi├ž sesimi ├ž─▒karmad─▒m.ÔÇŁ

Ne g├╝zel bir sab─▒r tims├óli olmu┼č. ├ťstelik yap─▒landan hi├ž incinmemi┼č de…

Bu hâdiseyi anlattıktan sonra Mustafa Beye dedim ki:

ÔÇťBurada ne yap─▒l─▒rsa yap─▒ls─▒n. B├Âyle bir haks─▒zl─▒─ča bile maruz kalsan, sabretmekten ba┼čka ├žare yok…ÔÇŁ

Bu s├Âzleri Cen├ób-─▒ Mevl├ó s├Âyletmi┼č. ├ç├╝nk├╝ az sonra anlatt─▒─č─▒m─▒z mevzunun bir benzerini de biz ya┼čad─▒k…

Etraf─▒m─▒zdaki saflar iyice doldu. Art─▒k yer kalmad─▒. Namaz saati yakla┼čt─▒k├ža sa─čdan soldan gelen cemaat ├žaresizlik i├žinde bak─▒n─▒yor, saflar─▒n ortas─▒na dal─▒yor. Bakt─▒k, bizim memleketten, k├Âyl├╝ oldu─ču han─▒m─▒n─▒n ┼čalvar─▒ndan belli bir kar─▒-koca dald─▒lar bizim saf─▒n ortas─▒na… Bir o tarafa bak─▒n─▒yorlar, bir bu tarafa… Ne yapacaklar─▒n─▒ bilmez h├óldeler… Bizim Mustafa Hoca sinirli bir ┼čekilde ├ž─▒k─▒┼čt─▒:

ÔÇťHele ba┼čkalar─▒ yap─▒yor! Sana ne oluyor, ├╝stelik de T├╝rkÔÇÖs├╝n! Han─▒m─▒n─▒n elinden tutmu┼čsun, bir o tarafa gidiyorsun, bir bu tarafa gidiyorsun. Ge├žip bir kenara otursana!..ÔÇŁ

O k├Âyl├╝ de d├Ând├╝ dedi ki:

ÔÇťBak sen de T├╝rkÔÇÖs├╝n, bana T├╝rk├že hitap ediyorsun. Bana; ┬źKarde┼čim b├Âyle yap, ┼č├Âyle yap!┬╗ diyece─čin yerde, ba─č─▒r─▒yorsun. Ben ne yapaca─č─▒m─▒ ┼ča┼č─▒rm─▒┼č─▒m. Bana bir ┼čey tarif et de, ben onu yapay─▒m. ┬źKarde┼čim ┼čuraya git, han─▒m─▒n─▒ da ┼čuraya koy. Yak─▒n bir yere otur.┬╗ de bana.ÔÇŁ

O ├Âyle deyince ben de ┼č├Âyle durdum.

Bu k├Âyl├╝ dedi─čimiz adam ne g├╝zel bir ders vermi┼čti. Hem de koca ─░mam Hatip Lisesi m├╝d├╝r├╝ne ders vermi┼čti.

Fakat Mustafa Beyin siniri ge├žmemi┼čti. ├ľfkesi yine durmad─▒.

Namaz saati geldi. Tam k─ümet getirilirken, y├╝z kilonun ├╝zerinde iki tane M─▒s─▒rl─▒ geldi. Biri Mustafa Beyin, di─čeri de yan─▒ndakinin ├Ân├╝ne oturdular. Secde etmek i├žin b─▒rak─▒lan yer zaten yar─▒m metre. O aray─▒ doldurdular. Ben de di─čer taraf─▒nday─▒m, fakat benim ├Ân├╝me oturmad─▒lar. ─░├žimden diyorum, benim ├Ân├╝me otursalar daha iyiydi. Ben bir ┼čekilde idare ederdim. ├ľyle bir zamanlama ki, m├╝naka┼ča etmeye bile vakit olmad─▒. Namaza duruldu. Onlar da durdu, biz de durduk.

Ben hayretler i├žindeyim. Tam burnundan soluyan, uza─č─▒ndaki intizams─▒zl─▒klara bile sinirlenen, daha biraz ├Ânce bir k├Âyl├╝ adamla tart─▒┼čan Mustafa Hocan─▒n ├Ân├╝ne bu adamlar─▒ kim yollad─▒? Daha az evvel, b├Âyle bir misali konu┼čmu┼čken… Sanki durumu bilen bir ki┼či husus├« yollad─▒… Sanki de─čil, bilhassa ├Âyle… Hepimizi bilen Cen├ób-─▒ Allah yollad─▒…

Akl─▒m da tak─▒ld─▒. Namaz bitince ne olacak? O s─▒k─▒┼č─▒kl─▒kta Mustafa Bey, ancak M─▒s─▒rl─▒ adam─▒n s─▒rt─▒na secde edebildi. Hoca zaten sinirliydi, bu M─▒s─▒rl─▒lar ├╝st├╝ne biber ekti!

─░kindi namaz─▒yd─▒. D├Ârt rek├ót bitti. Sel├óm verildi.

Ben kavga m─▒ edecekler, a─č─▒z dala┼č─▒ m─▒ olacak, diye beklerken, ne oldu biliyor musunuz? Bunlar aya─ča kalkt─▒lar, birbirlerine bir sar─▒ld─▒lar. Hem o M─▒s─▒rl─▒ a─čl─▒yor, hem Mustafa Bey a─čl─▒yor… H├╝ng├╝r h├╝ng├╝r a─čl─▒yorlar.

Sonra sordum:

ÔÇťÔÇôMustafa Hocam orada ne oldu?ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôNe olsun? Hi├ž sorma! Adama bir k─▒zd─▒m, bir k─▒zd─▒m; ┬źYahu bula bula benim ├Ân├╝m├╝ m├╝ buldun be adam?┬╗

Birinci rek├ótta k─▒zg─▒nl─▒─č─▒m, har├óretim zirveye ula┼čt─▒.

─░kinci rek├ótta d├╝┼č├╝nmeye ba┼člad─▒m.

├ť├ž├╝nc├╝ rek├ótta; ┬źBunlar basit de─čil s─▒rl─▒ h├ódiseler, bana ders oluyor, imtihan ediliyorum.┬╗ dedim. Akl─▒m ba┼č─▒ma geldi, d├Ârd├╝nc├╝ rek├ótta adama beni imtihan ederek yola getirdi─či i├žin te┼čekk├╝r etmeye karar verdim.

Namaz bitince adama; ┬źSana ├žok te┼čekk├╝r ederim.┬╗ dedim.

Adamca─č─▒z da; benim ├Ân├╝me oturdu─ču, benim namaz k─▒lma ┼čeklimi bozdu─ču i├žin benden ├Âz├╝r dilemek i├žin haz─▒rlanm─▒┼č;

┬źKarde┼čim, ba┼čka yer bulamad─▒m, mecbur kald─▒m senin ├Ân├╝ne oturmaya. Senin namaz k─▒lma ┼čeklini bozdum, hakk─▒n─▒ hel├ól et!┬╗ dedi. Ben de;

┬źSen bana insan oldu─čumu hat─▒rlatt─▒n. M├╝d├╝rl├╝k fil├ón ikinci rek├ótta bitti, bana insan oldu─čumu hat─▒rlatt─▒n.┬╗ diye a─člad─▒m.ÔÇŁ

Dedik ki orada her ┼čey, her h├ódise bamba┼čka s─▒rlarla dolu… O M─▒s─▒rl─▒lar─▒n geli┼či tesad├╝f olabilir mi? Hoca da bunun bir tesad├╝f olmad─▒─č─▒n─▒ anlad─▒─č─▒ i├žin, b├Âyle duyguland─▒ ve k─▒zaca─č─▒ yerde adama te┼čekk├╝r etti. Sonra bana d├Ând├╝ ve dedi ki;

ÔÇťSen bana iyi ki, o hik├óyeyi anlatt─▒n. O hik├óyen beni d├╝┼č├╝nd├╝rd├╝. Kendime gelmeme sebep oldu.ÔÇŁ

Bizi de s├Âyleten Mevl├óm─▒z…

Her ┼čeyi RabbimizÔÇÖden bilmeli… Sabretmeli, sabretmeli, sabretmeli…

─░nsan ┼č├Âyle bir durup d├╝┼č├╝nmeli…

K├óbeÔÇÖye varm─▒┼čs─▒n. Beytull├óhÔÇÖa baka baka namaz k─▒lma lutfuna eri┼čmi┼čsin. Ne b├╝y├╝k ikram, ne b├╝y├╝k ziyafet… Bunun ┼č├╝kr├╝nden ba┼čka hi├žbir ┼čey d├╝┼č├╝nmemek gerekirken; ┬ź┼×u niye ┼čuraya oturdu, bu niye buraya sokuldu!┬╗ diye hiddetlenmek olur mu? Kim, gitti─či misafirlikte, kalabal─▒ktan ┼čik├óyet edebilir?

Arkada┼č─▒n─▒n omzuna de─čil de, yere secde etsen daha m─▒ makbul olacak? O ki┼čiyi kovalasan, ├žaresiz b─▒raksan K├óbeÔÇÖnin sahibi r├óz─▒ m─▒ olacak?

Sadece o mukaddes yerlerde mi lâzım bu tefekkür?

Trafikte, piyasada, evde, i┼čte, okulda… Her g├╝n sinirlendi─čimiz, ├╝z├╝ld├╝─č├╝m├╝z, gerildi─čimiz onca h├ódise k─▒zmaya de─čecek ┼čeyler mi? ├ço─ču nefs├ón├«, en├óniyet dolu ├žeki┼čmeler…

Nas─▒l olur da o benim ├Ân├╝me direksiyon k─▒rar!

O kim oluyor da, benim s─▒ram─▒ gasp ediyor!

Fil├ónca ne hakla ┼čunu yapar! Ve s├óire…

Hep benlikten kaynaklanan ┼čeyler…

Sabretmeli, her m├╝┼čk├╝l├╝ sab─▒rla, teenniyle, temkinle h├ólletmeli…

Durup d├╝┼č├╝nmeli…

├ľfkeyi, hele nefsin galeyan─▒n─▒ i┼čin i├žine kar─▒┼čt─▒rmamal─▒…

Me┼čhur k─▒ssay─▒ bilirsiniz.

Hazret-i Ali -kerramall├óhu vecheh├╗-; harp esnas─▒nda d├Âv├╝┼čt├╝─č├╝ bir k├ófirin i┼čini tam bitirecekken, adam Hazret-i AliÔÇÖnin m├╝b├órek y├╝z├╝ne t├╝k├╝r├╝vermi┼č. Bunun Hazret-i Ali; ÔÇťBen seninle Allah i├žin vuru┼čuyordum. ┼×imdi ise i┼čin i├žine nefsim girdi!ÔÇŁ diyerek adam─▒ b─▒rakm─▒┼č.

Nefsimiz i┼čin i├žine girerse her ┼čeyi berbat eder… Yi─čitli─či, ├žirkin bir intikam manzaras─▒na ├ževirir. Hacc─▒ da, umreyi de, namaz─▒ da, zek├ót─▒ da berbat eder, riy├ók├órl─▒─ča, kibre, kendini be─čenmi┼čli─če, minnete d├Ând├╝r├╝r…

Nefsi ve benli─či bir tarafa b─▒rak─▒p; ┬źKarde┼čim!┬╗ diyebildi─čimizde ise her ┼čey g├╝zelle┼čir, her yer mukaddesle┼čir.

├ľfkelenilecek h├óller yok mu?

Cahil, kaba-saba, sahtekâr, vurdumduymaz insanlar yok mu?

Var… Fakat k─▒zmaya, sinirlenmeye, ├Âfkeyle k├Ât├╝ s├Âzler s├Âylemeye, yanl─▒┼č─▒n ├╝st├╝ne yanl─▒┼čla gitmeye hakk─▒m─▒z yok… ├ťstelik ├Âfke, ba┼čta bize zarar getiriyor. ├ľfkelendi─čimiz ki┼čiye de ne bir zarar verebiliyor, ne de onu yanl─▒┼č─▒ndan kurtarabiliyor.

Ne demi┼čler:

├ľfkeyle kalkan zararla oturur. ├ľfkede ak─▒l olmaz.

├ľfkeyle hareket etmenin insan─▒ nas─▒l zarara soktu─čuna bir keresinde bizzat ┼čahit oldum.

Seneler ├Ânce AntepÔÇÖte ┼×─▒hcan denilen semtin d├Ârt yol a─čz─▒nday─▒z. Bir kamyon, geri geri gelip sa─č taraftaki yola devam edecek. ┼×of├Âr geri geri geliyor, muavin de; ÔÇťGel, gel!..ÔÇŁ diye yard─▒mc─▒ olmaya ├žal─▒┼č─▒yor. Fakat muavinin hi├ž dikkat etti─či yok. Sanki bo┼ča ba─č─▒r─▒yor. ├ľyle ki, kamyon geri geri gelirken neredeyse yoldan ge├žen bir kamyona vuracakt─▒. Halk hep beraber; ┬źHoop! Hop!┬╗ diye ba─č─▒rd─▒lar, ┼čof├Âr ├ón├« bir fren yapt─▒, durdu. Fakat ├žok ├Âfkelendi, muavini yan─▒na ├ža─č─▒rd─▒; ÔÇťDikkat etsene!ÔÇŁ diye ba┼člad─▒, ├žok a─č─▒r k├╝f├╝rler etti. Fena h├ólde ha┼člad─▒.

┼×of├Âr sinirli, muavin sinirli… ┼×of├Âr yine ge├žti direksiyona… Yine muavin gel, diyor; o geri geri manevra yapmaya ├žal─▒┼č─▒yor. Fakat muavin toparlayamad─▒, yine ┼čuursuzca; ┬źGel, gel!┬╗ diye seslenmeye devam etti. Bu seferde bir taksiye tam vuracakken, halk yine; ┬źHop, hop, hoop!┬╗ deyip durdurdu.

Bu sefer, ┼čof├Âr indi, muavini yan─▒na ├ža─č─▒rd─▒. Surat─▒na iki tokat indirdi:

ÔÇťUlan sen benim ba┼č─▒m─▒ bel├óya m─▒ sokacaks─▒n! Dikkat etsene…ÔÇŁ deyip, bu kez ikisinin de ├Âfkesi iki kat─▒na ├ž─▒km─▒┼č vaziyette, ┼čof├Âr yine direksiyona ge├žti. Muavinin akl─▒ zaten ba┼č─▒nda de─čildi, o kadar k├╝f├╝rden sonra, bir de tokatlar─▒ yemi┼č vaziyette, yine hi├ž d├╝┼č├╝nmeden; ┬źGel, gel!┬╗ demeye koyuldu. Yani hi├žbir ┼čey de─či┼čmedi. Kamyon geri geri geldi. Bu sefer halk─▒n ikaz etmesine de kalmadan, arkadan ge├žen bir at arabas─▒na bindirdi. At y─▒k─▒ld─▒, yaraland─▒. At arabas─▒ parampar├ža oldu. ┼×of├Âr ├Âfkesinden sa├ž─▒n─▒-sakal─▒n─▒ yoldu; ancak olan olmu┼čtu.

├ľfkenin ├╝st├╝ne ├Âfkeyle gidilmez. O an, ┼čeytan s├╝rekli daha da ├Âfkelendirecek ┼čeyler telkin eder. Ak─▒l ortadan kaybolur.

H├ólbuki yap─▒lacak ┼čey; ├Âfkeyi yutmak, elini, dilini tutmak, sakinle┼čmek… Efendimiz de ├Âyle buyuruyor: ÔÇť├ľfkeli ki┼či ayaktaysa otursun, oturuyorsa uzans─▒n.ÔÇŁ ÔÇťAbdest als─▒n.ÔÇŁ ÔÇťO vaziyette karar vermesin, h├╝kmetmesin!ÔÇŁ

En ba┼čta ki┼či ├Âfkelenmeyecek. Kendine sab─▒r telkin edecek. Onu yenmenin yolunu arayacak.

Ecdat ne yapm─▒┼č? Sinirlendi─činde bile zikre sar─▒lm─▒┼č… ┬źFes├╝bh├ónallah!┬╗ demi┼č! All├óhÔÇÖ─▒n azametine s─▒─č─▒nm─▒┼č, ┬źL├ó havle!┬╗ ├žekmi┼č, All├óhÔÇÖ─▒n g├╝├ž ve kudretine iltic├ó etmi┼č. Yani du├ó etmi┼č… ├ľfkeyi bile hay─▒rl─▒ bir ┼čekilde de─čerlendirmi┼č…

Bir ba┼čka h├ót─▒ra… ├ľfkeyi du├ó ile hayra y├Ânlendirmek ile ilgili:

Bir g├╝n arkada┼člarla arabada gidiyoruz. Siyah bir otomobil, birden ├Ân├╝m├╝ze k─▒rd─▒. Olduk├ža tehlikeli bir hareket…

Bir arkada┼č─▒m─▒z ├Âfkelendi:

ÔÇťÔÇôVay namussuz, terbiyesiz, al├žak! Adam bizi ezecek yahu!..ÔÇŁ dedi.

Ben de dedim ki:

ÔÇťÔÇôSen benim a─čabeyimsin ama bir ┼čey hat─▒rlatay─▒m. Ke┼čke b├Âyle s├Âv├╝p sayaca─č─▒na; ┬źY├ó Rabbi, bu adam─▒ ak─▒lland─▒r, akl─▒n─▒ ba┼č─▒na getir!┬╗ deseydin.ÔÇŁ

Ba┼č─▒m─▒za gelen bir h├ódisede kar┼č─▒m─▒zdaki haks─▒z…

Haks─▒zl─▒k demek zul├╝m demek… Atalar─▒m─▒z derler ki:

ÔÇťZalimin zulm├╝ne bakma, ├Âmr├╝n├╝n k─▒sal─▒─č─▒na bak.ÔÇŁ

Zalimin ├Âmr├╝ k─▒sa olur. Onun i├žin zalim, bir yerde muhakkak il├óh├« adaletin duvar─▒na toslar. Onun i├žin biz o il├óh├« adalet tecell├«sinin bizim elimizden olmas─▒n─▒ istemeyiz. Bel├ós─▒n─▒ bizim vas─▒tam─▒zla bulmas─▒n─▒ arzu etmeyiz. Bu sebeple b├Âyle bir durumda k─▒zaca─č─▒m─▒za, beddu├ó edece─čimize veya sinirlenece─čimize;

ÔÇťY├ó Rabb├«! Bu zalimi ─▒slah eyle! Bunun akl─▒n─▒ vard─▒r, onu ak─▒lland─▒r!ÔÇŁ diye du├ó etmeliyiz.

─░nsanlar ├žo─ču kez; ├Âfkelendiklerinde ferahlamak, sinirlerini bo┼čaltmak i├žin s├Âv├╝p sayar, veya beddu├ó ederler. H├ólbuki bunlar insan─▒n ├Âfkesini daha da art─▒r─▒r.

Du├ó etmek ise, insan─▒ ger├žekten ferahlat─▒r.

K─▒zmak, ├Âfkelenmek, s├Âv├╝p saymakta yanl─▒┼č olan bir nokta da ┼ču: Hep kendini hakl─▒ g├Ârmek! Yine benlik… Yine gurur…

H├ólbuki, anlatt─▒─č─▒m─▒z h├ódisedeki Mustafa Hocan─▒n d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝ gibi ┼č├Âyle de tefekk├╝r etmeyi bilmeliyiz:

Belki de biz bu davran─▒┼č─▒ hak ettik. Kim bilir biz ne yapt─▒k, nas─▒l bir h├óldeydik ki, bize Cen├ób-─▒ Allah b├Âyle bir adam─▒ musallat etti…

Hattâ daha ileri gidelim:

Birisi kalk─▒p bize bir tokat vursa ┼č├Âyle d├╝┼č├╝nmeli:

ÔÇťBunda bir hikmet olmal─▒. Niye bu adam, durup dururken bana tokat vurdu?ÔÇŁ

Bu ince bir muhasebe…

Tabi├« her ┼čey dengesinde…

H├ódise, zulme boyun e─čmek raddesine de gelmeyecek… Bahsetti─čimiz sab─▒r ve tahamm├╝l ├Âl├ž├╝s├╝; m├╝sl├╝manlar─▒n, karde┼člerin aras─▒nda olacak. Zulme kar┼č─▒, haks─▒zl─▒─ča kar┼č─▒ hakk─▒ tutup kald─▒racak irade ve cesaret elbette, yine bir m├╝sl├╝man─▒n boynunun borcu… Sab─▒r diye y├╝celtti─čimiz duygu, cesaretsizlikten gelirse, o sab─▒r de─čil miskinliktir, acziyettir.

Sesini ├ž─▒karamad─▒─č─▒n i├žin de─čil, ├Âfkeni yutma faz├«letini g├Âsterdi─čin i├žin susarsan o sab─▒rd─▒r.

Cen├ób-─▒ Allah; hac ve umreyi hakk─▒yla ed├ó edip, g├╝nahlar─▒ndan tamamen ar─▒nan, affedilen ve ├Âmr├╝n├╝n kalan─▒nda da, sab─▒rla, tev├ózu ile, s├ólih amellere devam ile o k─▒vam─▒ koruyabilen kullar─▒ndan eylesin!..

├ém├«n…