Kalb-i Selîm Nimeti TAKVÂ ELBİSESİ 2

YAZAR : Osman N├╗ri TOPBA┼× Hocaefendi

KURTULU┼×UN SIRRI

Cen├ób-─▒ Hak, m├╝him bir h├ódiseye dikkatlerimizi ├žekmek i├žin KurÔÇÖ├ón-─▒ Az├«m├╝┼č┼č├ónÔÇÖ─▒n baz─▒ ├óyetlerinde biz kullar─▒na yemin ├╝sl├╗buyla hitap eder. Yaratt─▒─č─▒ harika bir varl─▒─č─▒n, ya da bir mevzunun ├╝zerine dikkati yo─čunla┼čt─▒r─▒r. Baz─▒ s├╗relerde bu yeminlerin say─▒s─▒ mevzunun ehemmiyetine g├Âre artar.

Mesel├ó Cen├ób-─▒ Hak, ┼×ems S├╗resiÔÇÖne tam yedi yemin ile ba┼člam─▒┼čt─▒r. Hilkat harikalar─▒; g├╝ne┼č, ay, g├╝nd├╝z-gece, sem├ó, arz ve nefs ├╝zerine tam yedi il├óh├« kasemden sonra Cen├ób-─▒ Hak bize, i├ž ├ólemimizdeki m├╝cadele ve kavgay─▒ bildirmi┼č ve kurtulu┼čun yeg├óne yolunu g├Âstermi┼čtir:

ÔÇťÔÇŽHer bir nefis ve onu d├╝zenleyene, ona hem f├╝c├╗ru (AllahÔÇÖtan uzakla┼čt─▒ran k├Ât├╝l├╝kleri), hem de takv├óy─▒ (All├óhÔÇÖa yak─▒nla┼čma yolunu/vuslat─▒) ilham edene yemin olsun ki, i├ž ├ólemini temizleyen, onu ar─▒nd─▒ran fel├óha ermi┼čtir. Onu temizlemeyen, g├╝nahlarla ├Ârten ise fel├ókete u─čram─▒┼čt─▒r.ÔÇŁ (┼×ems, 7-10)

├éyet-i ker├«melerde buyuruldu─ču gibi insano─člunun nefsinde, bir tarafta nefsan├« arzular ve f├╝cur, bir tarafta ise takv├ó vard─▒r. Bir tarafta ├žamura saplanmak isteyen nefs, bir tarafta g├Âklere kanat a├žmak isteyen ruh vard─▒r.

Bu hususa temas eden Mevlânâ Hazretleri de buyurur ki:

ÔÇťEy Hak yolcusu! Ger├že─či ├Â─črenmek istiyorsan; Musa da, Firavun da ├Âlmediler; bug├╝n senin i├žinde ya┼č─▒yorlar, senin varl─▒─č─▒na gizlenmi┼čler, senin g├Ânl├╝nde sava┼člar─▒na devam ediyorlar! Bu sebeple birbirine d├╝┼čman bu iki ki┼čiyi kendinde araman gerekir!ÔÇŁ

─░┼čte insano─člunun i├žinde duran bu d├╝┼čmandan korunmas─▒n─▒n yolu olan takv├ó, hayat─▒n her merhalesinde, ├Âmr├╝n her ├ón─▒nda elzemdir.

Fahr-i K├óinat Efendimiz de, ├╝mmetine misal olarak dualar─▒nda Cen├ób-─▒ HakÔÇÖtan kendisine takv├ó bah┼četmesini ┼č├Âyle niyaz ederdi:

ÔÇťAll├óhÔÇÖ─▒m! Nefsime takv├ós─▒n─▒ ver ve onu tezkiye et! Sen onu en iyi tezkiye edensin. Sen onun vel├«si ve Mevl├óÔÇÖs─▒s─▒n.ÔÇŁ (M├╝slim, Zikir, 73)

M├╝ÔÇÖmin, nefsiyle olan m├╝cadelesini sadece belli cephelerde de─čil ancak b├╝t├╝n cephelerde s├╝rd├╝r├╝rse fel├óha kavu┼čabilir. Yani ├«mandan ibadetlere kadar, hayat─▒m─▒z─▒n temelini olu┼čturan her meselede takv├ó ├Âl├ž├╝leri i├žinde ya┼čamak zarur├«dir.

Buna g├Âre her ┼čeyden ├Ânce bizim i├žin gerekli olan din├« zaruret;

ÎMANDA TAKVÂ

E─čer ├«manlar takv├ó ile mayalanmazsa, ki┼činin amellerinde bir├žok bozukluklar devam eder. Sonra da ├«man zay─▒flay─▒p faydas─▒z bir h├óle gelir. Cehalete ve hur├ófeye teslim olur. Bu bak─▒mdan ├«manda takv├ó son derecede m├╝himdir.

├Ämanda takv├ó, evvel├ó tevhidi koruyabilmekle ba┼člar. -Sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- Efendimiz: ÔÇťKimin son nefesi (h├ólisan) kelime-i tevhid olursa cennete girer.ÔÇŁ (H├ókim, M├╝stedrek, I, 503) buyuruyor.

Peki, tevhid nas─▒l korunacak?

Bunun i├žin ├Ânce kelime-i tevh├«di tam olarak idrak etmelidir. Yani ┬źl├ó il├óhe┬╗ denildi─činde kalpten il├óhlar ├ž─▒kar─▒lacak ki, kalpte cemal├« s─▒fatlar tecell├« etsin. ├ç├╝nk├╝ kalp peri┼čan bir h├ólde, pasakl─▒ fikirlerin tasallutu alt─▒ndayken, bo┼č felsefelerin girdab─▒nda ve ├ž─▒kmaz sokaklar─▒nda iken onda cemal├« s─▒fatlar zuhur etmez. Dolay─▒s─▒yla ├Âncelikle kalpten menf├« hislerin, menf├« huylar─▒n ve menf├« al─▒┼čkanl─▒klar─▒n silinmesi ┼čartt─▒r.

Cen├ób-─▒ Hak: ÔÇťEy Peygamber! Hev├ó ve hevesini il├óh h├óline getirenleri g├Ârd├╝n m├╝?..ÔÇŁ (Furkan, 43) buyurarak, kalpte yer eden menf├« hislere, isteklere kulluk etmenin tehlikesine i┼čaret etmektedir.

G├Ân├╝l temizli─činin ve tezkiye-i nefsin bu derece m├╝him olmas─▒n─▒n sebebi, kalbin ├«mana merkez olmas─▒ itibar─▒ylad─▒r. Yani ├«man─▒n merkezi kalptir. ├ç├╝nk├╝ ├«man─▒n his ve k├Âk├╝, kalp topra─č─▒nda ye┼čerir. Onun i├žin ├«man─▒n kalpte derinle┼čmesi zarur├«dir. Bu sebepledir ki ├«man edileni tasdik, zihinden de─čil kalpten istenmi┼čtir. Zira k├óinattaki muamm├ólar, s─▒rlar; ak─▒lla de─čil, kalbin seviyesine g├Âre ├ž├Âz├╝l├╝r. Derin hakikatler kalp ile ke┼čfedilir. Mevl├ón├ó Hazretleri buyurur:

ÔÇťDinin sonsuz derinli─čini idrak m├╝mk├╝n de─čildir. Ona ancak uyan─▒k bir kalp ile hayran olunabilir.ÔÇŁ

Bin bir hakikatin ke┼čfine pencere a├žan kalpler de ger├žekte s─▒rlar dolu bir ├ólemdir. Kalbin bir h├ólden bir h├óle de─či┼čebilen vasf─▒ dolay─▒s─▒yla dinin en zor meselesi inan├ž/├«man meselesi olmu┼čtur. Kalbin bu hususiyeti hakk─▒nda Peygamber Efendimiz:

ÔÇťKalp, r├╝zg├órlar─▒n ├ž├Âlde bir sa─ča bir sola savurdu─ču ku┼č t├╝y├╝ gibi ┼čekilden ┼čekle girer.ÔÇŁ (─░bn M├óce, Mukaddime 10; Ahmed, IV, 408, 419) buyurmu┼člard─▒r.

Nitekim kalpler kayd─▒─č─▒nda ├«manlar da peri┼čan olacakt─▒r.

O h├ólde ├«man─▒ muhafaza i├žin kalbi takv├ó ile muhafaza etmek gerekmektedir.

Bu muhafazada bilhassa dikkat edece─čimiz husus ┼ču olmal─▒d─▒r;

TAV─░Z VE YANLI┼× MEY─░L YOK

├Äman hi├žbir tavizi ve ehl-i ├«man olmayanlar ile f├ós─▒klara meyletmeyi kabul etmez. ├ç├╝nk├╝ kalp, hususiyeti gere─či muhabbet duydu─ču kimselerin tesiri alt─▒ndad─▒r. Nitekim Cen├ób-─▒ Hak; ÔÇťSak─▒n (kendi hayat─▒n─▒ ziyan eden) zalimlere meyletmeyin, yoksa size ate┼č dokunurÔÇŽÔÇŁ (H├╗d, 113) buyurmak s├╗retiyle m├╝ÔÇÖmin bir kimsenin, g├Ânl├╝n├╝ zalim ve f├ós─▒k kimselerin muhabbetinden uzak tutmas─▒ gerekti─čine dikkat ├žekmi┼čtir.

Unutmamal─▒ ki; Kalbimizde Cen├ób-─▒ Hak, kendisine hi├žbir ortak istemiyor. ├ç├╝nk├╝ tevh├«din ortakl─▒─ča asla tahamm├╝l├╝ yoktur. Hev├ó, heves de ortak olmayacak, f├ós─▒k ve zalimlere meyil gibi ba┼čka ┼čeyler de ortak olmayacak. Allah korusun, hele din d├╝┼čman─▒na, ─░sl├ómÔÇÖa muhalif kimselere muhabbet beslemek, kalbe b├╝y├╝k bir leke ve zarar verir.

İmam Gazâlî Hazretleri:

ÔÇťGayr-─▒ m├╝slimlerle zihn├« akrabal─▒k, zaman i├žinde kalb├« akrabal─▒─ča d├Âner. Bu kalb├« yak─▒nl─▒k da ki┼činin hel├ókine sebep olur.ÔÇŁ buyurmaktad─▒r.

Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin bu husustaki ikazlar─▒ da son derecede m├ónidard─▒r:

ÔÇťF├ós─▒k bir kimse methedildi─činde Cen├ób-─▒ Hak gazaplan─▒r ve bu davran─▒┼č sebebiyle arz sars─▒l─▒r.ÔÇŁ (Beyhak├«, ┼×uab, IV, 230)

ÔÇťM├╝naf─▒─ča ┬źefendi┬╗ demeyin. E─čer onu efendi sayacak olursan─▒z, Aziz ve Celil olan Rabbinizin gazab─▒n─▒ ├╝zerinize ├žekmi┼č olursunuz.ÔÇŁ (Eb├╗ D├óv├╗d, Edeb 83; Ahmed, V, 346)

Bu hususta ┼ču had├«s-i ┼čerif, temel ├Âl├ž├╝y├╝ vermekte ve b├╝y├╝k bir tehdidi ihtiva etmektedir:

┬źB─░R KAVME BENZEYEN, ONLARDANDIR.┬╗*

├Ämanda takv├ó ve kalbi muhafaza hususunda dikkat edilmesi gereken bu hakikat o kadar ├Ânemlidir ki Efendimiz 10 Muharrem orucunda, m├╝ÔÇÖminlere, ayn─▒ g├╝n oru├ž tutan Ben├« ─░sr├óilÔÇÖe muhalefet etmelerini, bir g├╝n evveli veya sonras─▒yla beraber oru├ž tutmalar─▒n─▒ emretmi┼čtir.

B├Âylece Peygamber Efendimiz, bir ─░sl├óm ┼čahsiyeti/─░sl├óm karakteri bina edip onu muhafaza etmemizi i┼čaret buyurmaktad─▒r. Buna riayet; ├«man─▒m─▒z─▒n, kalb├« durumumuzun bir icab─▒d─▒r.

Onun i├žin ├«man─▒ korumakta takv├óya fevkal├óde dikkat edece─čiz. Kalbin kaymas─▒, ekmek kesen bir insan─▒n b─▒├ža─č─▒ yanl─▒┼čl─▒kla atardamar─▒na kayd─▒rmas─▒ gibidir. M├╝dahale edilmedi─činde, ki┼či kan kayb─▒ndan ├Âlecektir. Kalbin yanl─▒┼č ki┼čilerle ├╝lfet etmesinin de ├Ân├╝ne ge├žilmedi─či takdirde kalp, s├ófiyetini kaybederek karanl─▒klara g├Âm├╝l├╝r.

V├╝cutta en h├╝r uzuv kalptir. ─░nsan, her uzvuna h├╝km├╝n├╝ ge├žirebilirken, kalp bunun d─▒┼č─▒ndad─▒r. ├ç├╝nk├╝ kalpte, rastgele her h├╝km├╝ dinleyen bir irade yoktur.

Bu durumda gayr-i ir├ód├« tesirlere dikkat etmek, ayr─▒ bir ehemmiyet arz etmektedir. Cen├ób-─▒ Hak Tevbe S├╗resiÔÇÖnin 119. ├óyetinde; ÔÇťEy ├«man edenler! AllahÔÇÖtan ittik─ü edin…ÔÇŁ buyurduktan sonra, yanl─▒┼č tesirlerden muhafazan─▒n yolunu ┼ču il├óh├« ferman ile g├Âstermi┼čtir:

SÂDIKLARLA BERABER OLUN!

─░nsan kelimesi ┬ź├╝ns, ├╝nsiyet┬╗ k├Âk├╝ ile de irtibatl─▒d─▒r. Yani ├╝nsiyet kurmak, ├ževresiyle ├╝lfetten tesirler almak, insano─člunun ├Âz├╝nde vard─▒r. O h├ólde kimlerle ├╝nsiyet kuraca─č─▒m─▒za dikkat etmek, maruz kalaca─č─▒m─▒z m├╝spet-menf├« tesirlerin ┼čuur ve idraki i├žinde bulunmak zarur├«dir. ├ç├╝nk├╝ bu tesirlere dikkat etmemek, kalbe kazand─▒r─▒lan takv├ó k─▒vam─▒n─▒ zaafa u─črat─▒r veya al─▒r, g├Ât├╝r├╝r.

Takv├óy─▒ korumak i├žin insan─▒n menf├« enerjilerden kalbini muhafaza edip, daima pozitif enerjiler i├žinde olmas─▒ gerekmektedir. ├ç├╝nk├╝ kalpten kalbe ak─▒┼člar vard─▒r. G├Âz├╝n bile nazar dedi─čimiz bir titre┼čimi, bir enerji nakli var. Kalbinki ise ondan ├žok daha fazla…

─░nsan; fizikteki birle┼čik kaplar nazariyesinde oldu─ču gibi s├ód─▒klarla beraber oldu─čunda s├ód─▒kla┼č─▒r, zalimlerle beraber oldu─čunda ise zalimle┼čir. Onun i├žin s├ód─▒kl─▒─č─▒ muhafaza ancak s├ód─▒klarla birlikte olmak ve s├ód─▒klarla b├╝t├╝nle┼čme neticesindedir.

B├óyez├«d-i Bist├óm├«ÔÇÖye m├╝racaat eden bir dervi┼č:

ÔÇťÔÇôBeni All├óhÔÇÖa yakla┼čt─▒racak bir amel tavsiye et.ÔÇŁ deyince B├óyezid -kuddise sirruh-, ona ┼ču nasihatte bulunmu┼čtur:

ÔÇťÔÇôAll├óhÔÇÖ─▒n vel├« kullar─▒n─▒ sev! Sev ki, onlar da seni sevsinler. Onlar─▒n g├Ânl├╝ne girmeye ├žal─▒┼č! ├ç├╝nk├╝ Allah, o ├óriflerin kalplerine her g├╝n ├╝├ž y├╝z altm─▒┼č defa nazar eder. Onlardan birinin kalbinde senin ad─▒n─▒ g├Âr├╝rse, seni ba─č─▒┼člar!..ÔÇŁ

Sah├ób├«yi sah├ób├« yapan, onlar─▒n her daim Ras├╗lullah EfendimizÔÇÖin sohbetinde bulunarak, OÔÇÖnun m├╝barek g├Ân├╝l ├óleminden r├╗h├óniyet almalar─▒ ve nebev├« bir feyiz ile m├╝zeyyen olmalar─▒d─▒r. Zaten sah├ób├« ve sohbet kelimesi de ayn─▒ k├Âkten gelmektedir. Ayn─▒ k├Âkteki bu iki m├ón├óy─▒ kendisinde mezceden ash├ób-─▒ kiram, fizik├« ve kalb├« beraberlikte EfendimizÔÇÖin r├╗h├ón├« dokusundan nasipler alarak zirveler h├óline gelmi┼č ve bu s├╗retle asr-─▒ saadetten g├╝n├╝m├╝ze bir faziletler medeniyeti intikal etmi┼čtir.

S├ód─▒klarla beraberli─čin insana neler kazand─▒raca─č─▒na dair S├ód├« ┼×├«r├óz├« ┼č├Âyle buyurur:

ÔÇťAsh├ób-─▒ KehfÔÇÖin k├Âpe─či, s├ód─▒klarla beraber oldu─ču i├žin b├╝y├╝k bir ┼čeref kazand─▒. N├óm─▒ KurÔÇÖ├ón-─▒ Ker├«mÔÇÖe ve tarihe ge├žti.ÔÇŁ

Mevl├ón├ó Hazretleri de bununla ilgili olarak ┼č├Âyle buyurmu┼čtur:

ÔÇťO k├Âpek, Ashab-─▒ KehfÔÇÖin dostlu─čunu se├žti─či, onlarla beraber bulunman─▒n zevkine vard─▒─č─▒ i├žin, ma─čaran─▒n kap─▒s─▒ ├Ân├╝nde k─▒y├ómete kadar ├žanaks─▒z-├ž├Âmleksiz, rahmet suyunu i├žip merhamet yeme─čini yer durur.ÔÇŁ

Ancak bu incelik kavranmaz da insan s├ód─▒klarla beraber olmay─▒ terk eder ve f├ós─▒klardan uzak durmazsa, kalp k├Ârle┼čmeye ba┼člar. B├Âyle bir g├╝ruh ve topluluktan bir tane ak─▒ll─▒/idrak ve basiret sahibi adam ├ž─▒kmaz. Nitekim L├╗t -aleyhissel├óm- bir peygamber oldu─ču h├ólde kavminin o ahl├óks─▒zl─▒─č─▒ndan kaynaklanan o menf├« enerjiler kar┼č─▒s─▒nda m├╝┼čkil durumda kalm─▒┼č ve onlar─▒n i├žinden kendisini anlayacak kimseler bulamam─▒┼č, neticede; ÔÇťÔÇŽ─░├žinizde firaset sahibi, akl─▒ ba┼č─▒nda bir adam da m─▒ yok!?.ÔÇŁ (H├╗d, 78) diye feryat etmi┼čtir.

Di─čer taraftan Tahrim S├╗resi 10. ├óyette Hazret-i N├╗hÔÇÖun kar─▒s─▒ ve Hazret-i L├╗tÔÇÖun kar─▒s─▒n─▒n o peygamberlerle de─čil de f├ós─▒klarla g├Ân├╝l birli─či i├žinde olmalar─▒ndan dolay─▒ cehennemlik olduklar─▒ bildirilmektedir. Yani onlar─▒, peygamber kar─▒s─▒ olmak bile azaptan kurtaramam─▒┼čt─▒r. G├Âr├╝ld├╝─č├╝ gibi s├ód─▒klarla beraber olan bir k├Âpek bile KurÔÇÖ├ón├« ifade kazan─▒rken aksi durumda olan peygamber han─▒mlar─▒ bile hel├ók olmu┼čtur.

Bu itibarla ├«manda takv├ó, s├ód─▒klar─▒n azald─▒─č─▒ ┼ču ├óhirzamanda daha fazla ehemmiyet kazanm─▒┼čt─▒r.

Çünkü îman, âhirzamanda;

ELDE KOR TUTMAK G─░B─░

Had├«s-i ┼čerifte buyurulur:

ÔÇť┼×iddetli bir ┼čekilde yakla┼čan fitne sebebiyle vay insanlar─▒n h├óline! Ki┼či m├╝ÔÇÖmin olarak sabahlar da ak┼čam k├ófir oluverir. Bir tak─▒m insanlar dinlerini k├╝├ž├╝c├╝k bir d├╝nya menfaati kar┼č─▒l─▒─č─▒nda de─či┼čtiriverirler. ─░┼čte ├Âyle zamanda dinine s─▒k─▒ca sar─▒lan ki┼či, elinde kor ate┼či tutan kimse gibidir.ÔÇŁ (Ahmed, II, 390; Ayr─▒ca bkz. M├╝slim, ├Äman, 186; Tirmiz├«, Fiten, 30/2196)

KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde pek ├žok yerde ├«man ile beraber mutlaka s├ólih amel de zikredilmi┼čtir. ├ç├╝nk├╝ ├«man n├╗runun f├ónusu ibadetlerdir. Bu sebeple takv├ón─▒n ikinci m├╝him mertebesi de;

İBADETTE, BİLHASSA NAMAZDA TAKVÂ

Yarat─▒l─▒┼č sebebimiz olan ibadet yani All├óhÔÇÖa kullu─čumuz, gafletten ne kadar uzak ├«f├ó edilebilirse takv├óya o kadar yakla┼č─▒lm─▒┼č olur. ─░nsan─▒, ancak her t├╝rl├╝ gafletten uzakta ve HakkÔÇÖ─▒n r─▒z├ós─▒n─▒ kazanmak yolunda yap─▒lan bir ibadet kemale erdirebilir.

Mesel├ó namaz─▒ ┼čekil olarak biliyoruz. Fakat namaz─▒n esas hikmet taraf─▒ Cen├ób-─▒ Hak ile m├╝l├ókatt─▒r. Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖa madd├« ve m├ónev├« ihtiya├žlar─▒m─▒z─▒ arz etmemiz i├žin lutfedilmi┼č bir m├╝l├ókat.

L├ókin bizim namaz─▒m─▒z ne derecede HakkÔÇÖ─▒n istedi─či ve tarif etti─či bir namaz? ├éyette;

ÔÇťÔÇŽNamaz, fah┼č├ódan / ├žirkinliklerden ve m├╝nkerden / k├Ât├╝l├╝klerden al─▒koyarÔÇŽÔÇŁ (Ankebut, 45) buyuruluyor. Bizim namaz─▒m─▒z b├Âyle mi?

Cen├ób-─▒ Hak, kulunun aln─▒n─▒n secdeye gelirken kalbinin de kendisine bir vuslat h├óli i├žinde olmas─▒n─▒ arzu ederek: ┬źSecde et ve yakla┼č!┬╗ (Alak, 19) buyurmaktad─▒r. Secdelerimiz acaba hangi k─▒vamda?

Aile hayat─▒m─▒z─▒n, ticaret hayat─▒m─▒z─▒n, memuriyet hayat─▒m─▒z─▒n h├óli bizim nas─▒l namaz k─▒ld─▒─č─▒m─▒z─▒n ├ódeta r├Ântgenini g├Âsterir. Namaz e─čer fayda vermiyorsa, kalp birtak─▒m galatlarla doluysa Cen├ób-─▒ Hak ├Âyle ki┼čiler hakk─▒nda; ÔÇťYaz─▒klar olsun o namaz k─▒lanlara!ÔÇŁ (M├óun, 4) buyuruyor.

Yine KurÔÇÖ├ón-─▒ Kerim, namaz─▒ muhafaza etmek, namazda devaml─▒ olmak ve namazda hu┼č├╗ i├žinde olmak hususlar─▒na dikkatimizi ├žekiyor. F─▒khen namaza ba┼člamadan ├Ânce nas─▒l madd├« ve m├ónev├« bir taharete, abdest almaya ihtiya├ž varsa kalben de bir hu┼č├╗ya ihtiya├ž var.

Hu┼č├╗ÔÇŽ

Kalbin duyarl─▒ h├óle gelmesi… Kimin huzurunda oldu─čumuzun fark─▒nda olmak… Peygamber Efendimiz ┼č├Âyle buyurmu┼člard─▒r:

ÔÇťÔÇŽAllah Te├ól├ó, hu┼č├╗ dolu, h├╝z├╝nl├╝, merhametli, insanlara hayr─▒ ├Â─čretip All├óhÔÇÖa itaat etmeye ├ža─č─▒ran her kalbi sever.ÔÇŁ (Deylem├«, I, 158)

Yine -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- Efendimiz namazda iken sakal─▒yla oynayan birisini g├Ârd├╝:

ÔÇťBak─▒n e─čer ┼ču ki┼činin kalbi hu┼č├╗ h├ólinde olsayd─▒ ├óz├ólar─▒ da hu┼č├╗ i├žinde olurdu.ÔÇŁ (Ali el-M├╝ttak├«, VIII, 197/22530) buyurdu.

─░badette takv├óya bir ba┼čka misal;

ORUÇTA TAKVÂ

Oru├ž bir riy├ózat, yani hel├ólleri asgar├«de kullanma h├óli. Yar─▒m g├╝n hel├óllerden mahrum kalmak.

Oru├žta takv├ó k─▒vam─▒, orucu b├╝t├╝n hayata yayg─▒nla┼čt─▒rmakla olur. Yani b├╝t├╝n ├Âmr├╝ bir riy├ózat h├ólinde ya┼čayabilmekle, oburluktan, ifratlardan ka├ž─▒nabilmekle, haramlardan ve ┼č├╝phelilerden uzak durmakla…

Oru├ž ki insana, yar─▒m bardak suya, bir dilim ekme─če muhta├ž oldu─čunu anlat─▒yor. Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖa muhta├ž oldu─čunu insana bir kez daha hat─▒rlat─▒yor. ─░badette takv├óya ula┼čan kimse, orucundan i┼čte bu hisseleri al─▒r. Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n verdi─či nimetlerin kadrini d├╝┼č├╝n├╝r; muhta├žlara merhameti, a├žlara ┼čefkati ve ac─▒mas─▒ artar. Bu art─▒┼č─▒n neticesi de infaka yans─▒r. G├Ân├╝lden bir infakaÔÇŽ Bilir ki All├óhÔÇÖ─▒n kabul edece─či vermenin ┼čart─▒;

İNFAKTA TAKVÂ

─░nsan; infak─▒nda, mal─▒ndan harcamas─▒nda; ┬źBu mal asl─▒nda kimindir?┬╗ ┼čuurunda olacak. Mahl├╗kata H├ól─▒kÔÇÖ─▒n nazar─▒yla, rahmet ve ┼čefkat nazar─▒yla bakacak bir k─▒vama gelecek.

─░nfakta takv├ó i┼čte bu.

Kom├╝nistler; ┬źMal toplumundur.┬╗ kapitalistler de; ┬źMal fertlerindir.┬╗ derken ─░sl├óm ise; ┬źMal All├óhÔÇÖ─▒nd─▒r. Kul ancak emanet├židir. Her ┼čey kulun tasarrufuna ge├žici olarak emanet edilmi┼čtir.┬╗ demekte ve hakk─▒ teslim etmektedir. Bu ├Âl├ž├╝de emanet├žinin ne israf etmeye ne de cimrilik etmeye hakk─▒ vard─▒r.

─░nfakta takv├ón─▒n ├Âl├ž├╝s├╝ ÔÇťÔÇŽSadakalar─▒ Allah al─▒rÔÇŽÔÇŁ (Tevbe, 104) ├óyet-i ker├«mesini hat─▒rdan uzak tutmamakt─▒r. Kimseden iltifat, al├óka beklemeden, ┼č├Âhretten uzak durarak, nefsi araya sokmadan ┬ź / lill├óh/ y├ó Rabb├« senin i├žin┬╗ diyerek… ─░┼čte sadaka ve zek├ótta takv├ó ├Âl├ž├╝s├╝.

Kullar─▒ndan infakta takv├óya ve nezaket ├Âl├ž├╝lerine riayet etmelerini isteyen Cen├ób-─▒ Hak, ├óyet-i ker├«mede buyurur:

ÔÇťÔÇŽSadakalar─▒n─▒z─▒ ba┼ča kakma ve eza etmekle bo┼ča ├ž─▒karmay─▒n!..ÔÇŁ (Bakara, 264)

Burada Cen├ób-─▒ Hak, infak eden kimselerin nas─▒l bir takv├ó edebi g├Âzetmeleri gerekti─čini a├ž─▒k├ža vurgulamaktad─▒r. EbuÔÇÖl-Leys Semerkand├« Hazretleri buyurur:

ÔÇť─░nfak hususunda asl─▒nda veren kimsenin alan kimseye kar┼č─▒ b├╝y├╝k bir te┼čekk├╝r edas─▒ i├žinde olmas─▒ gerekir. ├ç├╝nk├╝ veren, alan kimse vesilesiyle d├╝nya ve ├óhiretteki bir├žok iptil├ólardan, musibetlerden ve s─▒k─▒nt─▒lardan kurtulmu┼č olacakt─▒r; hepsinden daha m├╝himi All├óhÔÇÖ─▒n r─▒z├ós─▒n─▒ kazanacakt─▒r.ÔÇŁ

Bu itibarla muhterem pederim Musa TOPBA┼× -kuddise sirruh-, sadaka ve infak hususunda nezaket ve edebe son derece hassasiyet g├Âsterir ve alan kimselerin mihnet alt─▒nda kalmamalar─▒n─▒ temin i├žin zarflar─▒n ├╝zerine itina ile;

ÔÇťMuhterem ÔÇŽÔÇŽÔÇŽ. Efendi, kabul buyurdu─čunuz i├žin te┼čekk├╝r ederiz.ÔÇŁ ifadesini yazarak, il├óh├« r─▒z├óya vesile oldu─ču i├žin muhatab─▒na kar┼č─▒ samim├« bir g├Ân├╝l te┼čekk├╝r├╝ i├žinde olurdu.

Cen├ób-─▒ Hak, infak edebindeki bu takv├ó h├ólini hepimize ihsan eylesin, ├óm├«nÔÇŽ

Daha evvel ifade etti─čimiz gibi takv├ó b├╝t├╝n ibadetlerin ├Âz├╝nde bulunmas─▒ gereken il├óh├« bir maya gibidir. Bu bak─▒mdan her ibadette ilk aranacak ├Âzellik o olmal─▒d─▒r.

Zek├óttan sonra mal├« ibadetlerden biri olan hac da, ayn─▒ ┼čekilde bu ├Âl├ž├╝ler ─▒┼č─▒─č─▒nda mebrur h├óle gelir. Bu bak─▒mdan her hac─▒ya gereken as─▒l sermaye; bedenin, me┼čakkatler alt─▒nda ihram i├žinde iken; g├Ânl├╝n de HakkÔÇÖ─▒n r─▒z├ós─▒n─▒ kazanmak do─črultusunda incelik ve zarafet i├žinde olmas─▒d─▒r.

HACDA TAKVÂ

Hac, hem mal├« hem de beden├« y├Ân├╝ bulunan yorucu bir ibadettir. Fakat m├╝ttak├« bir kulun hacc─▒nda, beden ve maldan ba┼čka r├╗hun orada olmas─▒, oradan bir ┼čeyler almas─▒ l├óz─▒md─▒r.

Kefene benzeyen ihram ile ge├žirilen o birka├ž g├╝nden sonra kefen iklimini hi├žbir zaman unutmamak da zarur├«. ┼×eytan─▒ ta┼člarken, Hazret-i ─░brahim -aleyhissel├óm-ÔÇÖ─▒n fedak├órl─▒─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝nmek gerekli. Ayn─▒ ┼čekilde hayat─▒n her safhas─▒nda s├ólih amellerle ┼čeytan─▒ ta┼člamay─▒ unutmamal─▒. ÔÇť / E├╗zu bill├óhi mineÔÇÖ┼č-┼čeyt├ónirrac├«mÔÇŁ l├ófz─▒ndaki hikmeti ya┼čamal─▒.

Yine; ÔÇťHacda refes yok, f─▒sk yok, cidal yok!ÔÇŁ buyuruluyor. F─▒ska, All├óhÔÇÖtan uzakla┼čt─▒racak ┼čeylere; cidale, m├╝cadele ve kavgaya meyil olmamal─▒. Bunlar─▒ b├╝t├╝n hayat─▒m─▒za te┼čmil edebilmek ise hacda takv├óya erebilmenin neticesidir.

Hacda ya┼č bir dal─▒ koparmak da yok, avlanma da yok. Hatt├ó avc─▒ya av─▒ g├Âstermek de yok. B├Âylece nezaket, zarafet, incelik, hassasiyet, merhamet, ┼čefkat kazanmak ve bunlar─▒ hayat─▒n her safhas─▒na yayg─▒nla┼čt─▒rabilme e─čitimi var.

Dolay─▒s─▒yla namaz, oru├ž, zek├ót ve hac gibi b├╝t├╝n ibadetlerde takv├ó ufkunu ger├žekle┼čtirmek, ihl├ós ve samimiyet, belli bir zaman i├žin de─čil her vakit kalbimizin de─či┼čmez vasf─▒ olmal─▒d─▒r.

B├Âyle de─čilse kalp takv├ó derecesine varamam─▒┼č demektir. O zaman kul, kendinde ┼ču engellerin bulunup bulunmad─▒─č─▒ a├ž─▒s─▒ndan nefsini muhasebe etmelidir:

TAKV├éYI ZEDELEYEN ├ť├ç ENGEL

Birincisi; kibirdir, en├óniyet i├žinde olmakt─▒r. All├óhÔÇÖ─▒n verdi─či istidatlar─▒, kabiliyetleri kendine izafe etmektir. ┼×eytan gibi, Firavun gibi, K─ürun gibi ┬źBen!..┬╗ demektir.

Nitekim Hac─▒ Bayr├óm-─▒ Vel├«ÔÇÖnin ifadesiyle kibir, bele ba─članm─▒┼č ta┼č gibidir. Onunla ne y├╝z├╝l├╝r ne de u├žulur.

─░kincisi; pintiliktir, hasisliktir. Zaman ay─▒rmakta, g├╝c├╝n├╝ kulluk ve hizmette kullanmakta, yard─▒m etmekte k─▒sacas─▒ her ┼čeyde cimri davranmakt─▒r. Bilinmelidir ki; ┬źCennet c├Âmertlerin, cehennem ise cimri ve pinti kimselerindir.┬╗ (Hazret-i Ali)

├ť├ž├╝nc├╝s├╝; ham├ókat yani ahmakl─▒kt─▒r. ─░nsan─▒n ├óhireti b─▒rak─▒p d├╝nyay─▒ tercih etme gafletine d├╝┼čmesi yani sonsuzu verip ├ón─▒ almas─▒ ancak ham├ókattir.

Takv├ón─▒n zedelenmesi mevzuuyla al├ókal─▒ olarak EfendimizÔÇÖin ┼ču had├«s-i ┼čerifleri ne kadar m├ónidard─▒r:

ÔÇť├ľyle bir zaman gelecek ki, ┼ču ├╝├ž ┼čeyden daha k─▒ymetli hi├žbir ┼čey olmayacak:

Birincisi: Hel├ól para. ─░kincisi: C├ón u g├Ân├╝lden karde┼člik. ├ť├ž├╝nc├╝s├╝: Kendisiyle amel edilecek s├╝nnet-i seniyye.ÔÇŁ (Heysem├«, I, 172)

Hel├ól para kazanmak da, samim├« karde┼člik de b├╝t├╝n├╝yle s├╝nnet ile amel etmek de ancak istikametli ve d├╝zg├╝n bir mu├ómel├ót ile m├╝mk├╝nd├╝r. Nas─▒l ├«man─▒ muhafaza i├žin ibadet gerekiyorsa, ibadet huzuru i├žin de mu├ómel├ótta istikamet ve adalet ┼čartt─▒r. Bu sebeple takv├ón─▒n bir ba┼čka merhalesi;

MUÂMELÂTTA TAKVÂ

Mu├ómel├ótta takva bir m├╝ÔÇÖminin ferd├« ve i├žtima├« saadeti i├žin gerekli b├╝t├╝n hasletlerde fevkal├óde bir hassasiyet i├žinde olmas─▒d─▒r.

Meselâ;

Merhamette takv├ó: Merhamet; sende olan─▒, onda olmayana, y├óni mahruma ikram etmendir. Di─čer bir ifadeyle, merhamet, ba┼čkalar─▒n─▒n mahrumiyetini tel├ófi i├žin onlar─▒n yard─▒m─▒na ko┼čmakt─▒r.

Merhamet; m├╝ÔÇÖmine d├╝nyada vicdan huzuru, ├óhirette ise ebed├« saadet m├╝jdesidir. Ac─▒yabilmek, All├óhÔÇÖ─▒n b├╝y├╝k bir l├╝tfudur. Zira ac─▒mak, merhametin mahsul├╝d├╝r. Ac─▒yan, c├Âmerttir, m├╝tev├óz─▒d─▒r, hizmet ehlidir, vicdan sahibidir.

D├╝┼č├╝nmek icap eder ki: ÔÇťBen sa─člam─▒m o niye, sakat ve kimsesiz veya mahrum?ÔÇŁ Cevap olarak demelidir ki: ÔÇťAllah Te├ól├ó onu sana emanet etti. Seni onunla imtihan etmektedir. Zira m├╝ÔÇÖmin, m├╝ÔÇÖmine zimmetlidir.ÔÇŁ ─░┼čte ─░sl├óm├« ┼čuur budur.

Bu sebepten kul s├╝rekli; ┬źBen ne kadar merhametliyim?┬╗ muhasebesi i├žinde olmal─▒d─▒r. Zira merhamet ├«man─▒n lezzetidir. Cen├ób-─▒ Hak, KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde esm├ó-i h├╝sn├ós─▒ i├žerisinde en ├žok Rahman ve Rahim esm├ós─▒n─▒ bildirerek kullar─▒ndan da merhamet vasf─▒yla kemal derecesinde m├╝cehhez olmalar─▒n─▒ istemi┼čtir.

Mevl├ón├ó Hazretleri de insano─člunun merhamet etme ve merhamet edilme noktas─▒ndaki h├ólini had├«s-i ┼čeriften ilhamla ┼č├Âyle mizan ediyor:

ÔÇťKendinden a┼ča─č─▒lara merhametli ol ki, senden yukar─▒da olanlar da sana merhametli olsunlar.ÔÇŁ

Âlemlere Rahmet -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz;

ÔÇťNefsim kudret elinde olan All├óhÔÇÖa yemin ederim ki, birbirinize merhamet etmedi─činiz m├╝ddet├že cennete giremezsiniz.ÔÇŁ buyurunca sah├óbe-i kiram evl├ót ve yak─▒nlar─▒na herkesin g├Âsterdi─či merhameti kastederek dediler ki:

ÔÇťÔÇôY├ó Ras├╗l├óllah! Hepimiz merhametliyiz.ÔÇŁ

Bunun ├╝zerine Allah Ras├╗l├╝:

ÔÇťÔÇô(Benim kastetti─čim) merhamet, sizin anlad─▒─č─▒n─▒z ┼čekilde yaln─▒zca birbirinize olan merhamet de─čildir. Bil├ókis b├╝t├╝n mahl├╗kata ┼č├ómil olan merhamettir, (evet) b├╝t├╝n mahl├╗kata ┼č├ómil merhamet!..ÔÇŁ (H├ókim, IV, 185/7310)

Hakikaten Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- Mekke fethine giderken yavrular─▒n─▒ emziren bir k├Âpe─če merhamet g├Âstererek orduyu kar┼č─▒ yoldan ge├žirmi┼čtir. Yuvas─▒ yak─▒lan kar─▒ncalar─▒ g├Âr├╝nce merhamet tu─čyan─▒ i├žinde ├ódeta feryat ederek; ÔÇťBu yuvay─▒ kim yakabilir? Yakmak ki All├óhÔÇÖa mahsustur.ÔÇŁ buyurmu┼čtur.

Merhametin g├Ân├╝lde iyice yerle┼čmesi i├žin eri┼čmemiz gereken mertebe ise;

ÎSAR KIVAMI

Merhametin bir merhale ├Âtesi ise ├«sar yani kendinden kopar─▒p verme hasletidir ki bu merhametin tecell├«sindeki zirvedir. Cen├ób-─▒ Hak, kulunda bu h├óli g├Ârmekten ├žok memnun olur. Nitekim muhacirleri kendilerine tercih ederek m├╝stesna bir ├«sar misali sergileyen ensar─▒ Hak Te├ól├ó KurÔÇÖ├ón-─▒ Ker├«mÔÇÖinde methetmi┼čtir:

ÔÇťDaha ├Ânceden MedineÔÇÖyi yurt edinmi┼č ve g├Ân├╝llerine ├«man─▒ yerle┼čtirmi┼č olan kimseler, kendilerine g├Â├ž edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolay─▒ i├žlerinde bir rahats─▒zl─▒k hissetmezler. Kendileri zaruret i├žinde bulunsalar bile onlar─▒ kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimrili─činden korunursa, i┼čte onlar kurtulu┼ča erenlerdir.ÔÇŁ (Ha┼čr, 9)

Merhamette ve ├«sarda takv├ó, insan─▒ b├Âyle y├╝ce iltifatlara mazhar k─▒lar. Hak dostlar─▒n─▒n da en m├╝him vas─▒flar─▒ndan biri merhamet noktas─▒nda, hep ba┼čkas─▒n─▒ tercih ederek, nefsin tuzaklar─▒ndan korunmalar─▒, bu hususta da daima takv├ó ├╝zere olmalar─▒d─▒r.

Ubeydullah Ahrar Hazretleri anlat─▒yor:

ÔÇťBir adam geldi:

┬źÔÇôA├ž─▒m, beni doyur.┬╗ dedi. O esnada benim de karn─▒m a├žt─▒. Fakat elimde yard─▒mda bulunacak bir para yoktu. O fakiri al─▒p bir a┼č├ž─▒n─▒n yan─▒na gittim:

┬źÔÇôParam yok. L├ókin ┼ču ba┼č─▒mdaki sar─▒k temizdir. ─░┼čine yarar, onunla tabaklar─▒ kurulars─▒n. Sar─▒─ča kar┼č─▒l─▒k ┼ču a├ž insana bir lokma ekmek ver.┬╗ dedim. O da bir tabak yemek verdi. Ba┼č─▒nda bekledim. Benim de karn─▒m a├ž olmas─▒na ra─čmen onu doyurdum. Sonra sar─▒─č─▒m─▒ ├ž─▒kard─▒m, koydum. A┼č├ž─▒ almak istemedi ama:

┬źÔÇôYok, ben sana s├Âz verdim, al bu sar─▒─č─▒.┬╗ dedim ve b─▒rakt─▒m.

Sonra Allah bana imk├ónlar verdi. ├çok zengin oldum. ├çiftli─čimde iki bin i┼č├ži ├žal─▒┼č─▒yordu. Bu ┼čartlar i├žinde de iki-├╝├ž hastan─▒n bak─▒m ve tedavisini ├╝stlendim. Onlara bak─▒yordum. ├ľyle bir h├ól oldu ki, onlar altlar─▒na ka├ž─▒rmaya ba┼člad─▒lar. Ben birka├ž testi su getiriyordum, onlar─▒n altlar─▒n─▒ y─▒k─▒yordum. Sonra o hastal─▒k bana ge├žti.

Ben yine onlara hizmet etmeye devam ettim.ÔÇŁ

Ne muazzam bir ├«sar ve merhamet tablosu… Onlar ÔÇť / ─░hsanda bulunun!ÔÇŁ (Bakara, 195) emrine ittib├ó eden, c├╝mle mahl├╗kat ile mu├ómel├ót─▒nda takv├ó ├žizgisinden ayr─▒lmayan, ihsan ├╝zere olan k├ómil insanlard─▒r. ─░┼čte mu├ómel├ótta takv├ón─▒n ├Âz├╝;

İHSANDA TAKVÂ

Cen├ób-─▒ Hak, KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde 190 k├╝s├╗r yerde muhtelif kal─▒plarda ┬źihsan┬╗a yer vererek bir m├╝ÔÇÖminin i├ž d├╝nyas─▒n─▒n, d─▒┼č d├╝nyas─▒n─▒n, i┼činin, mesle─činin, her h├ól ve hareketinin k─▒saca her ┼čeyinin ihsan ├╝zere, en g├╝zel s├╗rette olmas─▒n─▒ istemektedir.

Di─čer bir m├ón├óda ihsan, kulun, il├óh├« kameran─▒n mur├ókabesi alt─▒nda oldu─ču ┼čuurunda olmas─▒d─▒r. ─░hsanda takv├ó her ad─▒m─▒ bu kalb├« ┼čuur ile atmakt─▒r.

Velh├ós─▒l bir m├╝ÔÇÖminin her h├óli ÔÇť / ecmel (en iyi), / ekmel (en m├╝kemmel) ve / ahsen (en g├╝zel)ÔÇŁ ├Âl├ž├╝leri i├žinde olmal─▒d─▒r.

Bu da tevekkül ve teslimiyette takvâ ile mümkündür.

Tevekk├╝l ve tesl├«miyette takv├ó ise; m├╝ÔÇÖminin, d├╝nyada f├ón├«lere g├Âsterdi─či teslimiyet ile Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖa teslimiyetini daima mukayese etmesidir. ├ç├╝nk├╝ Cen├ób-─▒ Hak, nas─▒l bir m├╝ÔÇÖmin kalbi istedi─či hususunda ┼č├Âyle buyurmaktad─▒r:

ÔÇťM├╝ÔÇÖminler ancak o kimselerdir ki; Allah an─▒ld─▒─č─▒ zaman kalpleri ├╝rperir. OÔÇÖnun ├óyetleri kendilerine okundu─ču zaman (bu) onlar─▒n ├«manlar─▒n─▒ art─▒r─▒r. Onlar sadece Rablerine tevekk├╝l ederler.ÔÇŁ (Enf├ól, 2)

Yâ Rabbî!

Hem ├«man─▒m─▒z─▒ hem de b├╝t├╝n amellerimizi takv├ó harc─▒ ile g├╝├žlendir. Takv├óm─▒z─▒ SenÔÇÖin r├óz─▒ oldu─čun k─▒vamda eyle! ─░sminle y├╝rekleri titreyen, ├óyetlerinle ├«manlar─▒ artan ve ancak Sana tevekk├╝l eden m├╝ÔÇÖmin kullar─▒ndan eyle!

Âmîn!..

* Ebû Dâvûd, Libâs, 4/4031